Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:13/02/2014


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 546 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 8'inci maddesi üzerinde verilen önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, mevcut, getirilen 8'inci madde ile 7'nci madde içerik olarak birbirinin aynısı; biri subay ve astsubaylara ilişkin, asker kişilere ilişkin bir düzenleme, diğeri ise memurlara ilişkin.

Burada madde içeriğinde "...en az yüzde 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar mazeret izni verilir." şeklinde bir ibare var. Bizim vermiş olduğumuz önergede ise bu yüzde 70'lik özürlülük oranını yüzde 50'ye indiriyoruz. 10 günlük mazeret izninin ise 15 güne çıkarılmasına ilişkin bir önergemiz var. Bunu yüce heyetinizin takdirlerine sunuyorum.

Ama bundan önce, madde içeriğinden önce de bu kanunun getirmiş olduğu düzenlemenin bir torba kanun olması nedeniyle, kanunların aslında genel nitelikleri içerisinde yer alan anlaşılabilir olması, ulaşılabilir olması ve öngörülebilir olmasıyla ilişkin hususlar, ne yazık ki torba kanunun içerisindeki bir düzenleme olduğu için gözden kaçıyor.

Bakın, size bir örnek vereyim: Burada daha önceden, benim üyesi olduğum Anayasa Komisyonundan geçen yurt dışı Türklere ilişkin Seçim Kanunu'nun görüşülmesi sırasında, orada da 298 sayılı Kanun'da yani seçim suçlarına ilişkin, iki yıllık zaman aşımının altı aya indirilmesine ilişkin bir kanun maddesi vardı. Biz ona ilişkin itirazlarımızı da ileri sürdük yani bir anlamda kanunu anladık, öngördük ve ulaştık kanuna. Buna ilişkin itirazlarımız o tarihte yapmış olduğumuz görüşmelerde Hükûmet ve komisyon tarafından dikkate alındı. Ama daha sonra, aradan iki ay geçtikten sonra -bunu daha önce yine bu Meclis kürsüsünde ifade etmiştim- ben arka sıralarda oturuyordum, baktım ki bir torba kanunun içerisine 298 sayılı Kanun'u getirip koydular. Ben bakana sordum: Buradan kaç kişi yararlanıyor, bu şekildeki bir düzenlemeden? Ona ilişkin rakamlar elime geçti. Bu nedenle, burada ifade ettiğimiz olay şu: Yani bir kanunun öngörülebilir olması, ulaşılabilir olması ve anlaşılabilir olması için bizim anladığımız bir hukukçu tekniği içerisinde kanunun temel yasa olarak görüşülmesi gerekir ama bunu ne yazık ki bir istisna hâlinden çıkardınız, yeni yasama döneminde, 24'üncü Yasama Döneminde bir kural hâline getirdiniz.

Değerli arkadaşlarım, bu biraz önceki vermiş olduğumuz önergemizin haricinde de bu yasanın başka kişiler açısından da, başka kesimler açısından da mutlaka uygulanması gerektiğini düşünüyorum, neden? Bakın, böyle bir uygulamayı biz asker kesimine yapıyoruz. Memurlara ilişkin bu uygulamaları gerçekleştiriyoruz ama aynı statü içerisinde olan 657 sayılı 4/B ve 4/C konumunda olan kişiler açısından öngörmüyoruz. Yani bu ülkede bir 4/C'li kesimin olduğunu, 4/B'li kesimin olduğunu kabul etmek zorundayız değerli arkadaşlarım. Bunlar bugünkü adıyla çağdaş köleler. Bakın, aynı statü içerisinde olan, aynı hukuki konuma sahip olan kişiler, maaş ve ücretler açısından derin eşitsizlikler yaşamaktadırlar. Hiçbir iş güvenceleri yok. Kendi bulundukları konum itibarıyla birçok eşitsizlikler yaşıyorlar. Onlara bir de getiriyoruz, bu 7'nci ve 8'inci maddedeki konumu ekliyoruz. Eğer -bu 7'nci ve 8'inci maddedeki, özellikle 7'nci maddede- onların içerisine 4/B ve 4/C'lileri eklersek inanıyorum ki bunların normal yaşamda yaşadıkları haksızlıkları bir ölçüde gideririz, bunların yaşadıkları mağduriyetleri bir ölçüde gideririz.

Bakın, 4/C'liler neler yaşıyorlar değerli arkadaşlarım: 4/C'lilerin iş güvenceleri yok. Kim "Var." diyorsa yanlış söylüyordur değerli arkadaşlarım. Özlük ve sosyal haklarına ilişkin de problemler var, bu konuda da ciddi problemler var. Her türlü platformda, ta Parlamentonun önüne gelene kadar bu şeylerini gideriyorlar. Bu konuda araştırma önergeleri veriyoruz, soru önergeleri veriyoruz ama ne iş güvencelerine ilişkin ne de özlük ve sosyal haklarına ilişkin herhangi bir ilerleme sağlanamıyor değerli arkadaşlarım.

4/C'lilerin ve 4/B'lilerin nasıl bir durumu varsa -özellikle 4/C'lilerin- aile yardımından yararlanamıyorlar. Bunlar sanki başka ülkenin vatandaşları, başka tanrının çocukları. Bunlar aynı zamanda giyecek yardımlarından da yararlanamıyorlar. Bunların haricinde, bunların görevde yükselme gibi bir durumları da yok. On iki ay bunları neden çalıştırmıyoruz değerli arkadaşlarım?

O nedenle, maddede vermiş olduğumuz önergenin içerisinde biz diyoruz ki: Bu şekildeki yüzde 70 oranının yüzde 50'ye indirilmesinin yanında, on günlük bu iznin, yani on günlük mazeret izninin yanında, on günlük dinlenmenin yanında, bunu on beş güne çıkartmanın yanında bir statü olarak da son fıkraya 4/B'lileri veya 4/C'lileri eklediğimiz zaman sanıyorum ki hakkaniyet açısından ve hukukun genellik ilkesi ve eşitlik ilkesi açısından iyi bir şey yaparız diye düşünüyorum.

Muhtemelen bunları oylarınızla reddedeceğinizi biliyorum, önergemizi kabul etmeyeceğinizi biliyorum ama tarihe bir not düşmek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tutanakları açısından, ileride 4/C'lilerin mağduriyetleri ortaya çıkarsa öngörülmesi açısından tarihe not düşüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)