Konu:Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:06/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sayılı Yasa Teklifi'nin -veya tasarısının- 115'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, her zaman söylüyorum, kanun çıkarmanın bir anlamı yok. Türkiye'de hukuk yok, Türkiye'de adalet yok. Türkiye'de devlet çökmüş. Devletin çöktüğü, hukukun işlerlik kazanmadığı, yargının sözü olmadığı bir memlekette kanunu niye çıkarıyoruz?

Tayyip Erdoğan'ın oğlu, örgüt üyesi olmaktan, çete kurmaktan dolayı şüpheli sıfatıyla mahkemeye çağrılıyor. Tayyip Erdoğan, bunu, savcılığa göndermiyor, "Ben göndermem." diyor, "Bu hâkimlere, savcılara ben güvenmem." diyor.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Yalan!

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Ayıp! Ayıp!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, ben, bakın, 17 Nisan 2008 tarihinde burada bir konuşma yapmışım bu ATV ve Sabah'ın alınmasıyla ilgili. Biliyorsunuz, o zaman, bu ATV ve Sabah'ın alınmasıyla ilgili 375 milyon dolar Halk Bankasından, 375 milyon dolar da Vakıflar Bankasından alındı. 350 milyon dolar da Katar'dan geldi. "Yahu, bu Katar nerede kardeşim?" dedim. O zaman ki bu Hükûmetin -burada çok sıraları boş- 18 tane bakanı, Başbakan Katar'a gidiyorlar. Dedim ki: "Yahu, Katar'ın parası değil, bunlar Türkiye'den parayı götürdüler oraya, oradan getirdiler." Şimdi, ATV ile Sabah'ı satmışlar. Peki, Katar'ın hissesi ne oldu? Onu bir sorun Bakana, açıklayın. Çıksın buradaki bu sağır Hükûmet, bir açıklasın.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, ben, İzmir adayına "Dolar Ali" diyorum. Dolar Ali Yıldırım gitmiş, o kendi Bakanlığından 630 milyon dolar salma almış. Şimdi, 630 milyon dolar salma alan bir Hükûmetin... Yani, arkadaşlar, biliyorsunuz, yüzde 10 kâr etse 6 milyar 300 milyon lira bunların kârı olması lazım, değil mi? Şimdi bu 6 milyar 300 milyon dolar kime gidiyor?

Şimdi, arkadaşlar, bakın şurada elimde Ziraat Bankasının şeyi var. Bodrum'da 687 dönümlük araziyi Bodrum Turizme veriliyor. Bodrum Turizm kim, biliyor musun? Bu Tayyip Erdoğan'ın gidip de aileyle beraber kaldığı Rixos Otelinin sahipleri ve Cengiz İnşaatın. Hemen buraya sattıktan -180 milyon dolar, bakın 180 milyon dolar- üç gün sonra gidiyorlar Ziraat Bankasından alıyorlar. Buyurun, makbuzu da burada. Şimdi, işte, hani bugün gazetelerde var ya, Cengiz Holdinge gitmişler, 100 milyon dolarını almışlar getirmişler.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, biraz önce Sayın Celal Adan burada konuştu. Ya, dedi ki: "Arkadaşlar, bakın bu memlekette, bakın bu Meclis bu hâliyle yürüyemez, bu kadar yolsuzluk altına batmış bir Meclis yürüyemez burada." Onun için, gelin bu pisliği temizleyelim. Ortada bir lağım var, bu lağımın oluşturduğu bir bataklık var, bu bataklığa batan bir Hükûmet var. Bu Hükûmeti bu lağım bataklığından nasıl çıkaracağız arkadaşlar? Gelin, bunu bir temizleyelim. Bunu temizlemedikten sonra bu memleketin geleceği karanlık. Bu memlekette artık Hükûmete kimsenin şeyi kalmamış.

Şimdi "paralel hükûmet" diyor Tayyip Erdoğan. Arkadaşlar, bir devlette polis, asker, hâkim, bürokrat o devletin temel unsurudur hükûmet geçici unsurudur. Şimdi, hükûmet dört yılda bir geliyor; dört yılda bir gelen hükûmet eğer hırsızlık yapıyorsa, o savcının da, o hâkimin de, o polisin de görevi o hırsızlık yapan hükûmeti yakalamaktır. Burada paralel devlet yok. Hırsızlık yapıyor hükûmet, yolsuzluk yapıyor hükûmet, ondan sonra polis rapor tutuyor, savcı takibat yapıyor. Buna "paralel hükûmet" demek için aptaloğluaptal olmak lazım yani. Böyle bir şey denir mi ya? Ya, devlet korunuyor, devleti korumak zorundadır bu bürokratlar. Şimdi, Tayyip Erdoğan ikide bir diyor ki "Efendim, ben yolsuzluk yapacaktım, yolsuzluklarımı bunlar çıkardılar ortaya." E, tabii ki çıkaracaklar ya. Şimdi, senin şeylerini dinlemişlerse, yolsuzluklarını ortaya çıkarmışlarsa bu polisleri, bu savcıları tebrik etmek lazım, alnından öpmek lazım. "Yok efendim, bunlar paralel hükûmet." diyor. Ya paralel devlet, paralel devlet olan sensin. Sen devleti talan etmişsin, yok etmişsin; ondan sonra da diyorsun ki: "Benim yolsuzluklarımı, hırsızlıklarımı ortaya çıkaranları ben hizaya getireceğim."

Beyler, dünyada en ilkel kafalı hiçbir insanda böyle bir düşünce tarzı olamaz yahu. İlkel kafadan olan o insanlar... Böyle bir düşünce tarzı olamaz ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, böyle bir konuşma olabilir mi, böyle bir üslup olabilir mi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir ilkel düşünce olabilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - "Ben yolsuzluk yapacağım, efendim beni dinlemeyeceksiniz." diyor.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu dinlemeyi özel aile işlerinde değil...

BAŞKAN - Teşekkürler.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ha yolsuzluklarla ilgili dinleme, buyurun serbest edelim. Eğer yapılan dinlemeler yolsuzlukları ortaya çıkaracaksa bunları savunalım ama karı koca arasındaki ilişkiler... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tamam canım, niye sizi rahatsız ediyor? Niye sizi rahatsız ediyor? Rahatsız olmayın ya!

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam peki.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)