Konu:AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:57
Tarih:05/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Tasarı'nın 108'inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının içindeki hükümler, ne yazık ki Hükûmetin bundan sonra İnternet'e keyfî sansür uygulaması sonucunu doğurabilecek hükümler taşımaktadır ve bu, ne yazık ki bizi ve diğer muhalefeti çok endişelendirmektedir. Peki, Hükûmet buna niye ihtiyaç duymaktadır? Çünkü Hükûmet, son dönemde bir paralel yapıyla karşı karşıya olduğunu iddia etmektedir. Değerli arkadaşlar, ben ana muhalefet partisinin milletvekiliyim ve paralel falan değilim, gayet dik olarak da iktidara yüklenen bir milletvekiliyim. Bu anlatacaklarım da paralelle alakalı değil, sizin bilmeniz için anlatıyorum.

Son dönemde Sayın Başbakan bir televizyon kanalı yöneticisini arıyor ve bu televizyon kanalı yöneticisinden muhalefet lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin sözlerinin alt yazıda bile verilmemesini istiyor. Şimdi, ben bu olayın biraz size geri planını anlatayım, nasıl bu hâle geldiğimizi anlatayım: Değerli arkadaşlar, bu kanal, maden işlerinde ve enerji işlerinde faaliyet gösteren bir şirkete ait kanal. Şimdi, hatırlıyor musunuz, 12 Eylül 2010'da bir referandum yapılmıştı, tam o referandumun öncesinde, Çayırhan diye kömür madenleri var, bu Çayırhan kömür madenlerinde bu grup bir termik santral kuruyor ve bu grup oradaki kömür madenlerini almak istiyor. Hükûmet ilk olarak ihaleye çıkarıyor bu kömür madenlerini, yapması gerekeni yapıyor. O sırada bu grup panik oluyor çünkü kömür madenleri ihaleye çıkarılırsa onu bir başka grup alabilir ve ekonomik olarak zora girebilir, tam referandumun öncesinde ve bu referandum sırasında, aniden, bu Habertürk gazetesinden Bekir Coşkun işten çıkarılıyor. Bekir Coşkun işten çıkarıldığı gibi de bu gazete sizin ve bugün "paralel" dediğiniz yapının "Evet" kampanyasını destekler bir faaliyete girişiyor ve referanduma üç gün kala bir belgesel yapıyor; bu belgesel müzik eşliğinde resmen "Evet" oyu istiyor değerli arkadaşlar. Ve siz yüzde 58'le "Evet" oyu çıkarıyorsunuz bizim bütün mücadelemize rağmen -ki bugün çok pişman olduğunuzu görüyorum- ve bu kömür madenleri bu sefer ihalesiz olarak bu şirkete veriliyor değerli arkadaşlar. İmtiyaz kapsamına alınıyor, olmaz bir şekilde bu şirkete veriliyor kömür madenleri.

Bununla kalmıyor, bunun yanında bir Sarıyar Barajı var. Bu Sarıyar Barajı'ndan da 17 milyon metreküp su çekiyor bu şirket ve böyle su çekmesinin imtiyazda bir kapsamı yok arkadaşlar.

Olay bununla bitmiyor, siyasi rekabetimiz sizinle devam ediyor: Bu gazeteyi ve televizyonu elde tutmak için başka işlemler yapılıyor. Ne yapılıyor mesela? Şırnak'taki asfaltit madenlerimiz bu grubun termik santrallerine tahsis ediliyor değerli arkadaşlar.

Ama en acısı ne, biliyor musunuz? Elbistan madenleri veriliyor bu gruba ve Elbistan madeninde siz öyle bir sözleşme yapıyorsunuz ki bu grup, hiçbir güvenlik önlemi almadan Elbistan madeninde kazılar yapmaya başlıyor. Kazılar yaptığı sırada çatlaklar oluşuyor, sismik hareketler başlıyor, belli ki maden göçecek, buna rağmen, işçilerini aşağı indiriyor, göçük oluyor ve 11 işçi göçük altında kalıyor, 9'unun hâlâ cesedi çıkarılamadı. Yargılama isteniyor ama Enerji Bakanı izin vermiyor değerli arkadaşlar. Enerji Bakanı bunun yargılanmasına, o 9 masum maden işçisiyle ilgili olayın yargılanmasına izin vermiyor.

Olaylar bununla bitmiyor, trona madenlerinin özelleştirmesi var bu grupla ilgili olarak. Olaylar bununla bitmiyor arkadaşlar, bir oyuncağı bile ihaleyle satan TMSF, Show TV ve Akşam'ı ihalesiz olarak bu gruba veriyor ve bu grupla hiç ilgisi olmadığını bildiğimiz bir beyefendi, bu gruba genel yayın koordinatörü olarak atanıyor. Ondan sonra Başbakan, Fas'tan arıyor "Alt yazı bile geçmesin." diyor.

Değerli arkadaşlar, bu, demokrasinin artık son noktasına geldiğimizi gösteriyor. Muhalefet olarak bize hiçbir şans bırakmıyorsunuz. Devlete çöktünüz, medyaya çöktünüz, sesimizi duyurabileceğimiz hiçbir şey kalmadı. Dumanla mı haberleşecek muhalefet? Posta güvercini mi göndereceğiz biz kendi seçmenlerimize?

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Daha önce siz mi çökmüştünüz?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Biz daha önce çökmedik değerli arkadaşım, bu çok ucuz bir yaklaşım.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Siz söylüyorsunuz, "çökme" diyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ne zaman... Biz en son 1970'li yıllarda iktidar olduk. Biz iktidar olsak bu ülke bu hâlde olmazdı. Ne yazık ki sizin zihniyetiniz olduğu için bu ülke daha böyle. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bugün bu yüzden, trafikten tutun yolsuzluklara kadar berbat bir ülkede yaşıyoruz, bu sağ zihniyet yüzünden. Rica ediyorum çünkü siz bakın, bir laf atıyorsunuz hiç diğerini düşünmüyorsunuz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)