Konu:AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:57
Tarih:05/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 5651 sayılı Kanun'la getirilmek istenen değişiklik tekli2lerinin amacı çok açık. Yolsuzluk iddialarının İnternet'te dolaşmasını engellemek, yolsuzluk iddialarını soruşturmak yerine boğmak amacına yönelik. Bunu anlıyorum fakat bunu yapanlar, bunu yazanlar bu değişikliklerin dış dünyadaki, uluslararası alandaki etkilerini hiç düşünmemişler, bu değişiklik tekliflerinin Türkiye'nin başını ne gibi belalara sokacağını hiç hesaplamamışlar, öyle gözüküyor.

Ben burada, çok kısaca, değişiklik tekliflerinin yol açtığı insan hakları ihlallerine değinmek istiyorum çünkü bir insan hakları ihlalleri kümesi ve Anayasa'nın ihlali kümesi var bu tekliflerde.

Örneğin, birincisi: Erişim Sağlayıcıları Birliği kuruluyor. Bu Erişim Sağlayıcıları Birliğine üyelik zorunlu tutuluyor. Ücret ödemek zorunlu tutuluyor, "Üye olmayan, faaliyette bulunamaz" deniyor. Efendim, bu, Anayasa'nın dernek kurma özgürlüğüyle ilgili 33'üncü maddesine aykırıdır. Orada "Hiç kimse üye olmaya zorlanamaz" denmektedir. Aynı şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dernek kurma özgürlüğüyle ilgili 11'inci maddesine de aykırıdır.

Bunun yanında, içerik sağlayıcı, yer sağlayıcılar, TİB'in talep ettiği bütün kişisel verileri TİB'e vermekle yükümlü tutulmaktadır. Bu bilgiler, bu kişisel bilgiler TİB'e verilirken bireyin, kullanıcının bundan haberi bile yok, böyle garip bir durum. Bu gibi bilgilerin TİB'e verilmesi, özel yaşamın gizliliğinin ihlalidir, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8'inci maddesi, Anayasa'nın 20'nci maddesinin ihlalidir.

Şimdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına baktığınız zaman, kişisel verilerin korunması o kadar önemlidir ki izin olmadan kişisel verilerin toplanması da özel yaşama bir müdahaledir. Ondan sonra, toplama haklı olsa bile bunun saklanması, özel yaşama ayrı bir müdahaledir. Bütün bunları bir tarafa bırakın, toplanma, saklanma bir tarafa, özel verilerin üçüncü bir kişiye verilmesi, ayrı bir insan hakları ihlaline yol açar.

Üçüncü olarak, yargı kararı olmadan erişimin engellenmesi, TİB kararları üzerinde denetim olmaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesinin ihlalidir, Anayasa'nın 26'ncı maddesinin ihlalidir. Tasarıda kullanılan belirsiz ifadeler, "Efendim, işte, erişimin engellenmesi, benzeri yöntemler kullanılarak da yapılabilir." Nedir bu benzeri yöntemler, belli değildir. "Yok efendim, aynı mahiyette yayınlar TİB tarafından yasaklanır." Hangi mahiyetteki yayınlar, belli değildir. "Alternatif erişim yolları" Bu alternatif erişim yolları nedir, belli değildir. Bu gibi belirsiz ifadelerin kullanılması, kanunu, hukuk devletinde sahip olması gereken özelliklerden yoksun kılmaktadır. Bu da düşünce özgürlüğünün bir başka ihlalidir.

Sulh ceza mahkemesine yetkiler verilmektedir. Efendim, "Erişimin engellemesi kararına karşı başvuruya yirmi dört saat içinde, duruşma yapmadan karar verir." Ondan sonra "Özel yaşamın ihlali iddiasıyla erişimin TİB tarafından engellenmesine karşı kırk sekiz saat içinde başvurulur." Bütün bunlar, efendim, karşı tarafın görüşleri alınmadan sulh ceza mahkemesi karar vereceği için ve duruşma yapılmadan karar vereceği için adil yargılama hakkının ihlalidir.

TİB'e sınırsız yetkiler verilmekte, ifade özgürlüğü, özel yaşam hakkı ihlal edilen kişilere başvurulacak hukuk yolu bulunmamaktadır. Bu, Anayasa'nın, etkili başvuru yolunun bulunmamasıyla ilgili 40'ıncı maddesinin ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin etkili bir iç yargı yolu bulunmasına ilişkin 13'üncü maddesinin ihlalidir. Yani bütün bunlardan gördüğünüz gibi, bir ihlaller yumağı vardır.

En son olarak Freedom House'un geçenlerde açıkladığı bir rapor vardır, o da şöyle diyor: "Bu değişiklik teklifleri, yargı kararı olmaksızın devlet memurlarına web sitelerini kapatma yetkisini veriyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ağır bir ihlali niteliğindedir. Hükûmet, ifade özgürlüğüne karşı saldırıları tırmandırıyor." Dış dünyadan görünüş budur.

Teşekkür ederim, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)