Konu:AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:57
Tarih:05/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 5651 sayılı Kanun'un 8'inci maddesiyle ilgili önergede söz aldım; erişimin engellenmesi. Bu, düşünce özgürlüğüne getirilen bir sınırlama. Bu maddeyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kararı var: Yıldırım-Türkiye kararı. Bu Yıldırım-Türkiye kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 8'inci maddeyle ilgili olarak söylenecek her şeyi söylemiş zaten, onun için ben o kararı biraz anlatmak istiyorum.

Ahmet Yıldırım'ın bir İnternet sitesi var ve mahkeme kararıyla bu İnternet sitesi kapatılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 8'inci maddenin sözleşmeye ne kadar uygun olduğunu, hukuka ne kadar uygun olduğunu inceliyor. Bunu yaparken şuna bakıyor: Bir kere, yasadan doğuyor mu bu sınırlama, yasadan kaynaklanıyor mu? Evet, yasadan kaynaklanıyor ama bu yetmiyor. Bu yasa bir hukuk devletinde olması gereken bir yasa mıdır, değil midir, ona bakıyor. Buna bakarken şu hususları dikkate alıyor. Bir kere, diyor ki: "Burada TİB'e, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına çok geniş yetkiler veriliyor, çok geniş bir takdir yetkisi veriliyor ve bu yetki hiçbir zaman sınırsız olmamalı, bunun sınırları belli değil kanunda." Ondan sonra "Bilinçsiz kavramlar kullanılıyor kanunda, 5651 sayılı Kanun'da ve 8'inci maddede. Örneğin 'yayın' deniyor, 'İnternet yayını' İnternet yayını her türlü yayını kapsıyor, bunun başı sonu belli değil." diyor. Bu belirsizlik mahkemeyi tedirgin ediyor ve "Mahkeme bu kararı verirken menfaatler dengesine bakmadan, 'Acaba hangi menfaat daha üstündür?' diye böyle bir tartma yapmadan bu kararı vermiş." diyor ve "Hukuk devletinde olması gereken nitelikler bu yasada yok." diyor. Nedir o nitelikler? İşte, efendim "Yasanın öngörülebilir olması -yani o yasadan ne gibi sonuçlar doğacağının öngörülebilir olması- açık olması, erişilebilir olması gibi hukuk devleti kriterleri bu yasada yok." diyor ve bütün bu nedenlerle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin düşünce özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesinin ihlaline karar veriyor ve efendim, 7.500 euro manevi tazminata mahkûm ediyor Hükûmeti.

Bundan sonra Türk Hükûmetinin yükümlülüğü nedir? Türk Hükûmetinin yükümlülüğü şudur: Bir kere, 7.500 euroyu ödemesi gerekir; bu, bir. Ama bu yetmez, aynı zamanda, bu ihlale yol açan nedeni ortadan kaldırması gerekir Türk Hükûmetinin. Bu neden nedir? 8'inci maddeyi o şekilde yeniden yazmalı ki artık 8'inci maddenin uygulanmasından sözleşmenin ihlali çıkmasın yani 8'inci maddede iyileştirme yapması gerekir. Böyle bir iyileştirme mi yaptı Türkiye? Hayır, 8'inci maddenin kapsamını genişletti, 8'inci maddede mahkeme kararı olmaksızın TİB'in resen vereceği erişimin engellenmesi kararının kapsamı genişletildi ve 8'inci maddeye de dokunmadı bunun dışında. Bunun sonucu şu olacaktır: Şimdi, kararın uygulanmasından sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine gelecektir bu ve Bakanlar Komitesi oradaki Türk Büyükelçisine soracak, diyecek ki: "Ey Büyükelçi, senin devletin bu kararı uygulamak için ne yaptı? Kanunda değişiklik yaptı mı?" Büyükelçi ne diyecek orada? "Evet, kanunda değişiklik yaptı ama sizin söylediğiniz gibi değil, tam tersi yönünde değişiklik yaptı. Yani düşünce özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü büsbütün sınırlayan değişiklikler yaptı." Bunu söylemek zorunda kalacak. Bu, tabii, Türkiye'nin başına dertler açacak, Türkiye'nin üzerindeki baskıyı artıracak Avrupa Konseyinde. Bu kanunu değiştirmediğiniz sürece, 8'inci maddeyle ilgili iyileştirme yapmadığınız sürece oradaki vidalar yavaş yavaş sıkıştırılmaya başlayacak, bir karar kabul edilecek, denecek ki: "Bu maddeyi değiştir." Dışişleri Bakanlığına mektup yazılacak ve giderek artan böyle bir müeyyideler uygulamasına geçilecek eğer bu kararı uygulamazsa Türkiye. Yani içinde bulunduğumuz durum şu bu getirilen kanun değişiklikleriyle: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5651 sayılı Yasa'nın sözleşmeye uygun olmadığına karar vermiş, bu yasada düzeltmeler yapılmasına, sözleşmedeki kriterlere uygun bir hâle getirilmesine karar vermiş. Biz bunun tam tersini yapıyoruz, sözleşmedeki ifade özgürlüğünü engelleyici unsurları artırıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIZA TÜRMEN (Devamla) - Bu, tabii, Türkiye'nin yükümlülükleriyle ve Anayasası'yla da bağdaşmıyor.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)