Konu:Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı yasanın 67'nci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlarım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, gene bu saatte bir torba yasa görüşüyoruz. İşte, demokrasilerin torbaya sıkıştırıldığı, özgürlüklerin paketlendiği, sizin üçüncü ustalık döneminden neyi kastettiğinizi 17 Aralık operasyonu ve Gezi olayları sonrasında çok çok iyi anladık.

Bakın, biz, dün birçok milletvekili arkadaşımla birlikte Kayseri'deydik. Kayseri'de Ali İsmail Korkmaz'ın duruşmasını izlemeye gittik. Şimdi, sizlerden bir şey rica edeceğim, çok basit bir şey, Sayın Bakan, bunu sizden de isteyeceğim: Birkaç saniye olsun gözünüzü kapatın değerli milletvekilleri ve kendinizi Ali İsmail Korkmaz'ın annesinin ya da babasının yerine koyun ya da -o iğrenç kamera görüntülerini hepimiz izledik- kendi çocuğunuzun ya da çocuğunuz yoksa eğer kendi yakınınızın, çok sevdiğiniz birisinin ya da kendinizin aynen Ali İsmail Korkmaz gibi sopalanarak, dövülerek öldürüldüğünü bir canlandırın zihninizde. Ne hissediyorsunuz?

Bakın, ben bir siyasetçi olarak bu emri verenlerden ve o sivil insanlardan, eline fırıncı sopalarını alarak, oklavaları alarak o gencecik 19 yaşındaki fidanı dövenlerden ve onları o dövmeye teşvik eden dili kullanan siyasi iktidardan utanıyorum. Bakın, ben bir siyasetçi olarak bundan utanıyorum, sizlerin de utandığını umut ediyorum. Ha, ben şunu bilemem: Sayın Başbakan size baktığında hanginizi tuzluk, hanginizi karabiberlik olarak tanımlıyor, bunu bilemem ama ben size baktığımda insan görüyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) O yüzden eğer siz gerçekten insansanız, eğer ben doğru görüyorsam o zaman bir vicdana da sahip olduğunuzu varsaymak zorundayım. Eğer bir vicdanınız varsa o zaman sizin Ali İsmail Korkmaz'ın annesini arayıp en azından bir başsağlığı dilemenizi bekliyoruz arkadaşlar. Mehmet Ayvalıtaş'ın ailesini aramanızı bekliyoruz, Ethem Sarısülük'ün ailesini aramanızı bekliyoruz, Medeni Yıldırım'ın ailesini aramanızı bekliyoruz, Ahmet Atakan'ın ailesini aramanızı bekliyoruz.

Bu gencecik insanlar demokrasi uğruna öldüler, bakın, özgürlük haklarını kullandılar onlar. Dün siz gene bu duruşmayı izlemek için gelen 5 bin civarındaki gencin seyahat özgürlüğünü de engellemeye çalıştınız. Onların şehre girmesini engellemeye çalıştığınızda o mizah gücü olan gençler ne yaptılar biliyor musunuz? Otobüslerin önüne bir kâğıt astılar, "İHH ve MİT'E aittir." diye. Böylelikle içeri daha rahat girebiliriz, aranma yapılmadan girebiliriz, dediler.

Dün Ali İsmail'in annesi salonda ne dedi biliyor musunuz: "Oğlumu kaybettiğim için çok üzgünüm ama bari dövülerek değil de mermiyle öldürülseydi o zaman daha az acı çekerdi hiç değilse." Bakın, ben bunları duydukça utanıyorum, siz hiç mi utanmıyorsunuz? Hiç mi bunlarla ilgili olarak vicdan azabı duymuyorsunuz?

Berkin Elvan -benim oğlumla aynı yaşta- ekmek almak üzere sokağa çıktı ve iki yüz otuz beş gündür komada. Bakın, bu çocuk komada ve arayıp da biriniz ona geçmiş olsun demedi, biriniz bir duruşmaya katılmadı. Yarın Mehmet Ayvalıtaş'ın katillerinin duruşması var. 12 Mayısta Ali İsmail Korkmaz'ın bir sonraki duruşması var. Sizleri buradan hem bu aileleri aramaya, onlara başsağlığı dilemeye hem de aynı zamanda bu duruşmaya katılmaya davet ediyorum. Çünkü, eğer biraz vicdanınız varsa eğer gerçekten de insansanız, o zaman bunu yapmanızın beklenilmesi en doğru şey. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Çünkü siyaset gönül işidir arkadaşlar, bakın siyaset gönül işidir. Siz, dün o gencecik çocuklar polis şiddetiyle ölürken "Destan yazıyor." dediğiniz polislere bugün ne oldu da "Haşhaşi" diyorsunuz ha? O gencecik çocuklar oralarda dövülürken, gaz bombalarına maruz kalırken sizin ödüllendirdiğiniz, prim verdiğiniz o polisler bugün ne oldu da kötü oldu? O dönemde onca insan ölürken sadece 1 polisi görevden aldınız; bugün 3 bakanın oğlu yolsuzluk olaylarına...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Nazlıaka.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ...karıştıktan sonra 6 bin polisin yerini değiştirdiniz. Ne oldu ha? Bize bunları açıklamak zorundasınız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)