Konu:Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04/02/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 65'inci maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin başlığı "ayrımcılık" yani buradaki madde, engellilere ayrımcılık yapılamaz, engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılık yapılamaz. Buradaki "özel tedbirler" yerine "tüm tedbirler" diyoruz.

Tabii, engellilik her insanın başına gelebilecek bir olaydır. Onun için, devletin sosyal görevi gereği bütün engelli vatandaşlara onların yaşam biçimlerini kolaylaştıracak her türlü kolaylığın sağlanması lazım ama bu Hükûmetten bir şey beklenmez.

Bakın, ben burada bir soru sordum, tümü üzerinde. Buradaki bakan makamında oturan kimseye dedim ki: "Sizin o oturduğunuz binayı kimden kiraladınız?" Önce cevap vermedi. Bayraktar Holdingden kiralamışlar. Fatma Şahin'e sormuştum. Bina sahibi önce Sağlık Bakanlığına gidiyor, diyor ki: "Ben bu binayı size ayda 300 bin liraya kiraya vereyim." Sağlık Bakanlığı diyor ki: "Hayır, ben bunu kabul etmiyorum." Ama sonradan geliyor Fatma Şahin, bunu 1 trilyon 200 milyar liraya kiralıyor. Arkasında kim var? Tabii Abdullah Gül var. Aslında bu binanın olduğu yer Atatürk Orman Çiftliği. Bunu nasıl bu Bayraktar Holding yaptı? Ne yaptığını biliyoruz. Biz zaten Abdullah Gül'ün bazı davranışlarını biliyoruz. Kendisi altı buçuk senedir Atatürk Köşkü'nde -hazır- oturması lazımken orada oturmuyor -herhâlde Atatürk'ün gölgesinden korkuyor- Hariciye Köşkü'nde oturuyor ve Hariciye Köşkü'nde de, Hariciye Bakanı için de ayda 60 bin liraya Kayserili birisinin belki 20 bin lira aylık kira etmeyecek binasını tutuyor. Tabii, bu da böyle. Şimdi, arkadaşlar, yani öyle keyfî işlemler yapılıyor ki!

Şimdi, bu bakanlık... Önce bir kanun hükmünde kararnameyle bütün bakanlığı feshetti, 81 tane il müdürünü açığa aldı. Araştırmacı kadrosunda bunların her biri 5 bin lira para alıyor arkadaşlar. Ama tam maaşla emekli şimdi bütün o şeyleri. 300'ün üzerinde şube müdürünü açığa aldılar, her biri 3.500-4.000 lira maaş alıyor fakat hepsi dışarıda, boş geziyor. Genel müdürlerini açığa aldılar, genel müdür yardımcılarını açığa aldılar. Böyle bir devlet olur mu arkadaşlar?

Şimdi, neden yapıyorlar biliyor musunuz? Kendi yandaşlarını getiriyorlar, 1'inci derece kadroyu veriyorlar, onları ondan sonra o kadrolarda o mükteseple çalıştırıyorlar, devletin trilyonları gidiyor.

Şimdi, bu bakanlıkta mesela 50'nci Yıl Yetiştirme Yurdu var. Orayı kapattılar. 50'nci Yıl Yetiştirme Yurdunu kapatıyorlar ama gidip Antalya otellerinde... Aşağı yukarı ayda bir 900 personeli oraya gönderiyorlar. Anlaştıkları birtakım seyahat acenteleri var, o acentelere muazzam paralar ödüyoruz. Burada kendisine söylüyoruz, cevap vermiyorlar.

Ayrıca, Keçiören'de Atatürk'ün hediye ettiği büyük bir arsa vardı, bu arsayı getirdiler TOKİ'ye verdiler. TOKİ Saray'da bunlara küçük binalar yaptı, o trilyonluk arsaları getirdiler, peşkeş çektiler.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ben bu iktidar zamanındaki kadar devlet malını peşkeş çeken bir iktidar görmedim.

Ya şimdi, sevgili milletvekilleri, bakın, şimdi, ATV ve Sabah gazetesinde... Suçüstü yakalanmış Tayyip Bey, ses bantları var. Binali Yıldırım'a diyor ki: "Git, şu, şu, şu müteahhitlerden şu kadar para al." E, yanlışsa gidelim, araştıralım yani hakikaten 630 milyon dolar alınmış mı, alınmamış mı?

CELAL ADAN (İstanbul) - Alındı, alındı, merak etme.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, bu, ATV ve Sabah gazetesinin alınmasını ben biliyorum. Eskiden bu Çalık'a alınırken, arkadaşlar, Halk Bankasından 375 milyon dolar verildi, Vakıflar Bankasından 375 milyon dolar verildi, teminatı alınmadı. Bunun 350 milyon doları da Katar'dan geldi. Ben burada, kürsüde, çıktım, dedim: "Ya, bu Hükûmet, arkadaşlar, bir bakıyorsun Başbakan, ondan sonra bakanlar ikide bir Katar'a gidiyor. Yahu, bu Katar'da ne var?" Sonra çıkageldi Katar'dan 350 milyon dolar, bu ATV ve şey için geldi; bu 350 milyon Katar'ın parası değil, Türkiye'den oraya bavulla taşınıp gönderilen paralar. Bunları ben söyledim arkadaşlar burada. Şimdi, bu kadar yolsuzluğu çıkmış...

Ya, arkadaşlar, biz neyi uyguluyoruz, ne kanun çıkarıyoruz? Şimdi, hâkim yargılama görevini yapmıyor, savcı suçluyu getirip ifadesini alamıyor, polis suçluyu yakalayıp getirmiyor. Devlet tevessuh etmiş, devlet diye bir şey yok ve siz, yahu, nasıl kabul ediyorsunuz? Arkadaşlar, başka bir zaman olsa bunun günahı altından, bunun vebali altından kalkamazsınız. Nasıl oluyor da yani bu kadar yolsuzluk yapılıyor ve hâlâ siz burada tutuyorsunuz, savunuyorsunuz? Ya, Halk Bankasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)