Konu:Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:30/01/2014


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 46'ncı maddesinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii, devletlerin her büyük deneyimi sonucunda o devletteki, yönetimdeki bozuklukları telafi etmek için aklıselim sahibi insanlar çalışmış; dünyada yolsuzluğun, hırsızlığın önlenmesi için acaba nasıl kurallar koyabiliriz, nasıl kurallar getirirsek o ülkedeki, işte, kamu harcamaları isabetli yapılabilir, yolsuzluk yapılamaz şeklindeki geliştirilen kurallar, birçok devlette, medeni devletlerde, bunlar, devletin yasalarında yer almış. Bu, bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinin de yasalarında yer almış ama AKP'nin iktidara gelmesiyle beraber, dürüst bir yönetimin yapılmasından, maalesef, partinin yönetimini elinde tutan, iktidarını elinde tutan insanlar rahatsız olmuş. "Ne yaparız?" Demişler ki: "Ya, biz niye dürüst yönetelim, mademki bize bu halk oy veriyor, istediğimiz kaynakları istediğimiz gibi kullanabiliriz."

Şimdi, öyle bir şey var ki kanun diye bir şey yok. Devletin savcısı, devletin Başbakanı olan kişinin oğlunu şüpheli sıfatı ile mahkemeye davet ediyor, "Çete kurmaktan dolayı, gayrimeşru yollara sapmaktan dolayı gelsin ifade versin." diyor. O gün, o Başbakanlık makamında oturan kişi, o çocuğunu mahkemeye göndermiyor, alıyor yanındaki makam arabasına, gezdiriyor ve millete de gösteriyor, "Ey millet, sen yoksun, ben seninle alay ediyorum! Ey hâkim, sen yoksun; ey savcı, sen yoksun; ey polis, sen yoksun, ben seninle alay ediyorum! " diyor. Bu ne demektir? Türkiye Cumhuriyeti devletinin yok olduğu demektir. Yani, Türkiye Cumhuriyeti devletinde artık hukuk devleti yok, eşkıyalık başlamıştır. Şimdi, hukuk uygulanmıyorsa eşkıyalık başlamış demektir. Yani, eşkıyalığın başladığı bir dönemde, bir yönetimde kanun çıkarsanız ne olacak, çıkarmasanız ne olacak?

Bu Kamu İhale Kanunu'ndan niye rahatsız oldunuz da bu kadar değişiklik yaptınız? Bakın, iki gün önce Halk Bankasının hesaplarını inceledik. Arkadaşlar, bir firmaya 575 milyon dolar vermişler; bir firmaya. Ne yapmışlar biliyor musunuz? Hazinenin arazilerini kefil almışlar, teminat almışlar. Efendim, şahsi şeyler alınmış burada... Bir tanesi: 2 katrilyon lira para batırılmış Halk Bankasında. Soruyoruz alt komisyon üyeleri olarak: "Ya, peki, siz bu hazinenin arazilerini niye buradan teminatla aldınız?" Ses yok. "Ya, siz İran'la ne ticareti yaptınız?" Ses yok. "Ya, siz İran'la ne alıp sattınız?" Ses yok. "Altın alım satımını nasıl yaptınız?" Ses yok.

Şimdi, beyler, bakın, arkadaşlar yani siz bize kızıyorsunuz, sizlerin de vicdanlı insanlar olarak düşünmeniz lazım. Ya, 575 milyon dolar bir firmaya veriliyorsa -işte, alt komisyon başkanımız da orada- bundan teminat alınmıyorsa o ayakkabı kutularındaki -tabii, bu 1 firma değil, 58 firma- 4,5 milyon doların nereden geldiği ortaya çıktı.

Yani, şimdi, beyler, bakın, hepimiz bu devletin insanlarıyız, bu halkın haklarını korumak zorundayız. Eğer bir memlekette hukuk yoksa, hırsızlık almış yürümüşse, bu hırsızlığı eğer birileri koruyorsa, eğer bunu tahkik eden savcılar ve hâkimler görevden alınıyorsa o zaman biz neyin peşindeyiz, niye konuşuyoruz burada arkadaşlar, niye konuşuyoruz? Ya, bizim yerimize siz çıkın... Ben inanıyorum ki eğer şu sıralarda Cumhuriyet Halk Partisi olmasaydı, siz olsaydınız -çünkü ben otuz küsur sene burada siyaset yaptım- siz bu Cumhuriyet Halk Partilileri bu salona sokamazdınız. Yahu hırsızlık yapan adamın savunucusu olur mu arkadaşlar? Hırsızı tahkik eden savcıyı görevden alan, polisi görevden alan kişinin bu salona girme hakkı var mıdır? Buraya gelen bakan neyi savunuyor? Buraya gelen komisyon neyi savunuyor?

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen sözlerinize dikkat edin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben sözlerime dikkat ediyorum, sen sözüne dikkat et, tamam mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sen evvela orada neyi temsil ediyorsun?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Ben görevimin gereğini yerine getiriyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) - Fezlekeleri niye getirmiyorsun?

BAŞKAN - Buyurun, yerinize geçin, süreniz bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Fezlekeleri getir bak. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi hırsızları korumak mı? Bakanlarla ilgili gelen fezlekeleri geri göndermek mi?

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler..

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan lütfen...

BAŞKAN - Bitti ama süresi bitti Sayın Grup Başkan Vekili, süre bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi bakın... Cemil Çiçek'le ilgili size bir olay anlatayım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Genç, süreniz bitti. Lütfen yerinize geçer misiniz?

KAMER GENÇ (Devamla) - Cemil Çiçek ne yaptı biliyor musun? Kendi damadına partiden bir iş aldı, 1 katrilyon 900 milyon lira... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 300 milyar liraya sattı.

BAŞKAN - Sayın Genç...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Genç, lütfen...

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir kalemde kendisine 1,5 trilyon lira kâr elde etti.

BAŞKAN - Sayın Grup Başkan Vekili lütfen, idare amirinden lütfen...

Malik Ecder Bey, rica ediyorum... Sayın İdare Amirimiz lütfen...

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) - Sayın Genç...

KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam, konuşmamı bitireyim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Niye rahatsız oluyorsunuz ya? Tehdit mi ediyorsunuz bizi?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sayın Başkan, makamınıza...

BAŞKAN - Terbiyesine bıraktım.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ne diyorsun?