Konu:Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç Ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:4
Birleşim:52
Tarih:24/01/2014


BARTIN MİLLETVEKİLİ YILMAZ TUNÇ VE 77 MİLLETVEKİLİNİN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünkü çalışmanın sonuna doğru gelmiş bulunuyoruz. Çalışma biterken biraz farklı bir değerlendirme yapmak istiyorum sizlere.

Şeyh Edebali'ye atfedilen bir söz vardır: "En büyük zafer nefsini yani kendini tanımaktır." Bütün siyasal sistemlerin, bütün ekonomik sistemlerin temelinde insan nefsi, o nefsin istekleri vardır dersek yanlış olmaz. Siyasetteki güç talebinin, ekonomik büyümenin, zenginliğin, refahın, bütün bu kavramların temelinde yer alan, temelinde yatan insan nefsinin istekleri ve hatta o nefsin doyumsuzluğudur. Bu kavramlar yani siyasetteki güç talebi, güçlü olma isteği, büyüme, refah, zenginlik gibi kavramlar eğer kurallar adil ise insanlara mutluluk getirir; kurallar adil değil ise, o ülkenin yönetimi eğer adil değil ise bütün bunlardan kaos çıkar. Şimdi bizim Türkiye'de yaşadığımız tablo budur. Eğer konu demokrasi ise, konu bir ülkenin yönetimi ise elbette "insan nefsinin terbiye edilmesi" dediğimiz kavram, o nefsin doyumsuz isteklerinin önüne geçilebilmesi demek demokraside hukukun üstünlüğünü sağlamakla mümkün olur. Eğer bir ülkede demokrasi var ise, kuvvetler ayrılığı var ise, insan hakları ve özgürlükler güvence altında ise o ülkede kurallar adil demektir, o ülkede kaos çıkmaz. Siyasal gücü elinde bulunduranlar, ülkeyi yönetenler demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, insan haklarından güç alıyor ise ortada problem yok, sorun yok demektir.

"Daha demokratik bir yargıyı yaratma adına kuvvetler ayrılığını yok ediyorum." derseniz buradan hiçbir şey çıkmaz.

Paralel devlet iddialarıyla mücadele etmek... Eğer paralel devlet var ise bunu lütfen söyleyin, anlatın, neyse bu devlet, Parlamentoyu bilgilendirin ama bununla da hukuk içinde mücadele edin.

Şimdi, siyasette kontrolsüz bir güç talebi var, yargıyı kendi kontrolüne almak isteyen bir Hükûmet var. Bu son derece yanlış. Buradan demokrasinin çıkması mümkün değildir. Hangi yasa dışı oluşumla mücadele edecek olursanız olun hukuk içinde mücadele edeceksiniz.

Şimdi, siz, binlerce polisi tayin ettiniz. Hükûmet, binlerce polisi tayin etti. Ben merak ediyorum, bu binlerce polis hangi suçu işlemiştir de tayin edilmiştir? Bir kamu görevlisinin tayin edilebilmesi bir idari soruşturmaya bağlıdır. Bir soruşturma yapılır, bu soruşturma sonucunda o kişinin suç işlediği, disiplin suçu işlediği sonucuna varılır ve o kişiyi tayin edersiniz. Bu kış kıyamette birçok polisi, polis müdürünü bir ilden alıp bir başka ile tayin ediyorsunuz. Bunların eşleri var, okula giden çocukları var. Bu çocuklar okul değiştirecek, bu insanlar şehir değiştirecek. Bunları bu şekilde bir yerden öbür yere alıp tayin etme hakkınız yok. Soruşturma yaparsınız, suçlu bulursanız bunları tayin edersiniz. Bütün bunları yanlış bulduğumu sizlere ifade etmek istiyorum.

Devlete hukuk devleti olma niteliğini kazandıran "hukukun üstünlüğü" ilkesidir. Devlete hukuk devleti olma niteliğini kazandıran "hukukun üstünlüğü" ilkesi, yönetimi bağlar, hükûmeti bağlar -yani hükûmeti yöneten, yönetenleri yöneten hukukun kendisidir- herkesi bağlar, yargıçları bağlar, vatandaşları bağlar, bürokrasiyi bağlar ama yönetenler, hükûmet, hukukun üstünlüğüne saygı göstermezse o ülkede kaos çıkar.

Bir kaos kanunudur bu. 21'inci maddeden sonra bunların görüşülmeyecek olmasını, HSYK düzenlemelerine ara verilecek olmasını olumlu buluyorum. İnşallah, bu yanlış maddelere, bu yanlış düzenlemelere Parlamento bir daha dönmek zorunda kalmaz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)