Konu:Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç Ve 77 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:4
Birleşim:52
Tarih:24/01/2014


BARTIN MİLLETVEKİLİ YILMAZ TUNÇ VE 77 MİLLETVEKİLİNİN; BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatırlayınız, bundan birkaç sene önceydi, Galataport ihalesi gündeme geldiğinde Sayın Başbakan bir açıklama yapmıştı. Bugün anlıyoruz ki o açıklama Başbakanın kişisel siyasi tarihinin en doğru saptamasıydı. Ne demişti Sayın Başbakan? "Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim." Evet, Sayın Başbakan gerçekten de bu ülkeyi pazarladı; içeride ve dışarıda pazarladı. O bunu yaparken biz "Yapmayın, bu ülke hepimizin, yediğiniz, pazarladığınız, pare pare sattığınız bu ülkede çocuklarımızın da hakkı var, böyle devam ederse çocuklarınız sizden utanacak." dedik. Ama, şimdi, görüyoruz ki o gencecik çocukları, o gencecik insanları, kendi çocuklarınızı da bu kirli çıkarların içine sokmuşsunuz; yolsuzlukların, kirli ilişkilerin, çıkar gruplarının ortasına kendi çocuklarınızı da atmışsınız. Bizler şimdi anlıyoruz ki siz kendi çocuklarınıza dahi acımamışken bu ülkeye mi acıyacaksınız? Artık herkes bütün çıplaklığıyla görmeye başladı. Sizler on bir yıldır devlet değil, şirket yönetmişsiniz. Bu ülke, tam da Başbakanın o söylemde söylediği gibi sayenizde pazarlana pazarlana, satıla satıla can çekişmeye başlayan bir ülkedir. Bunun müsebbibi sizlersiniz, bu günaha hâlâ AKP sıralarında oturan sizler ortaklık etmektesiniz. Sizler, bu ülkede dökülen her damla gözyaşının sebebisiniz. Çevrenizdekilerle, çocuklarınızla, eniştelerinizle, yandaş iş adamlarınızla, bu ülkeyi, bu hâle getirdiniz. Bunun günahı ve vebali sizin boynunuzadır ve hesabı en kısa sürede, hiç merak etmeyin en kısa sürede sorulacaktır.

AKP Hükûmetinin ülkeyi götürmek istediği noktayı görmek için müneccim olmaya gerek yok. Tarih, bu Hükûmetin istediği devlet tarzının örnekleriyle doludur. Sizler bu coğrafyada bir Nazi devleti yaratmaya çalışıyorsunuz. Alman Nazi devletinin yaptığı gibi, kendi yurttaşlarınıza büyük yalanlar söylüyorsunuz. Büyük yalanları sıklıkla söyleyip, tekrar ediyorsunuz, insanları boş hayallerle kandırıyorsunuz. Tıpkı Nazilerin Adalet Müşaviri Doktor Hans Frank'ın yargıçlara seslendiği gibi sesleniyorsunuz. Sizin istediğiniz devlette, tıpkı Nazi devletinde olduğu gibi, hukukun bağımsızlığı yoktur. Hans Frank, Nazi yargıçlarına sesleniyordu, onlara diyordu ki: "Vereceğiniz her kararda kendinize önce şunu sorunuz: Yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi?" Siz de kendi yargıçlarınıza aynı şeyi söylüyorsunuz ve onlara diyorsunuz ki: Vereceğiniz her kararda kendinize önce şunu sorunuz: "Yerimde Başbakan olsaydı ne karar verirdi?"

Adalet isteyenlerin peşine düşüp hırsızları aklama yarışına girdiğinizden beri artık meşruiyetiniz kalmamıştır. Sizler, adaleti katlediyorsunuz ve hepsinden acısı bu yoksul halkın parasını çalanlara "dur" demiyor, onların yanında yer alıyorsunuz. Bütün Türkiye bağırıyor, her yerde bağırıyor: "Hırsız var!" diyor. Biz de buradan bir kez daha bağırıyoruz, bütün ülkeyle birlikte bağırıyoruz: Evet, hırsız var! Hırsız var ve bu hırsızlar maalesef sayenizde devlet güvencesinde. Ama, artık bitti, artık sizin Nazi devletinizin sonu geldi.

Önce Enver Paşa'nızı Orta Doğu'ya sürüp, yüz binlerce insanın kanının akmasına aracı oldunuz. Dünyanın gözünün içine baka baka hâlâ Suriye'de terörist gruplara silah gönderiyorsunuz. O terörist grupların canlı bombaları devleti tehdit eder hâle gelmiş durumda. Dışarıda devletin itibarını sıfırladınız, içeride zaten meşruiyeti kalmamış ve yalnızca yıkmak istediği demokratik sistemin kendisine verdiği avantajları kullanıp bir Nazi devleti yaratmaya çalışan partiniz kaldı.

MUZAFFER ÇAKAR (Muş) - Millet niye size inanmıyor?

MÜSLİM SARI (Devamla) - Ama artık bitti, artık saltanatınız bitti. Önce yerel seçimlerde sonra genel seçimlerde o sandığa gömüleceksiniz

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Süre bitti.

MÜSLİM SARI (Devamla) - Ve siz gömülürken "Sizi tasmalarınızdan kurtardık." dedikleriniz de yanınızda olmayacak, sizi kurtaramayacak. Bu suça ortak olan herkes er ya da geç adalet karşısına geçip hesap verecek. Sizi o zaman adaletten kimse kurtaramayacak. Çünkü "Ananı da al git." dedikleriniz analarıyla, kardeşleriyle, çoluk çocuğuyla kapınıza dayandılar. Onlar bedel istiyorlar. Onlar çiğnenen haklarını, verilmeyen adaleti, dökülen kanlarının diyetini istiyorlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)