Konu:ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:47
Tarih:15/01/2014


ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 522 sıra sayılı Yasa Teklifi'nin tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Ben, şimdi, gideceğim, gazetelere bir ilan vereceğim: "Ey azılı katiller, ey azılı hırsızlar; avukata mı ihtiyacınız var? Hemen Mustafa Elitaş'ı seçin. Çünkü onun kadar hırsızları, katilleri, böyle çok rahatlıkla savunacak bir avukat bulamazsınız." (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALEV DEDEGİL (İstanbul) - Utanmazsın sen!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, biraz önce burada dedi ki: "Efendim, Erdoğan Bayraktar dedi ki..."

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Uyuz bir dille konuşmaya devam ediyor Sayın Başkanım.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bir susun da nereye getireceğimi bilin.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Provokatör!

KAMER GENÇ (Devamla) - "Erdoğan Bayraktar dedi ki: 'Benim hukuka uygun olarak yaptığım imar tadilatlarının talimatını Başbakan verdi.'" Ya, bak, Mustafa, gel bir iddiaya girelim, eğer Erdoğan Bayraktar'ın ifadesinde "Benim hukuka uygun olarak yaptığım imar tadilatları" ifadesi varsa ben milletvekilliğinden istifa edeyim, eğer "hukuka uygun imar tadilatları" ifadesi yoksa sen edebilir misin? Edersen... Bak, yani, şimdi, şu kürsünün bir asaleti var, bu kürsüye çıkan insanların doğru konuşması lazım.

SITKI GÜVENÇ (Kahramanmaraş) - Sen doğru konuş önce, sen. Sen konuş önce doğruyu.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, onun için, burada, yani gerçekten hayret ediyorum ya. Yani, arkadaş, insanlar eskiden, birtakım yolsuzluklar yaptıkları zaman, şey ettikleri zaman derlerdi ki: "Ar damarı çatlamış." Şimdi ar damarı yok ya insanlarda, hayret ediyorum, ar damarı kaybolmuş. Her şey çıkıp söyleniyor buradan.

Şimdi, bakın, beyler, biz bu kanunları niye çıkarıyoruz? Ya, kanunlar uygulanmak için şey edilir. Kanunları uygulayacak kimdir? Mahkemelerdir. Şimdi, Anayasa'mızın 2'nci maddesi ne diyor? "Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir."

Şimdi, hukuk devleti ne demek? Yani, kuvvetler ayrılığı ilkesi demek. Dolayısıyla, çıkan kanunların, yürütmenin yaptığı işlemlerin yargı denetimine tabi olması demektir.

Şimdi, burada ne yapıyor? Bakın, Tayyip Erdoğan'ın oğlu...Var veya yok... 17 Aralık olayından sonra bir soruşturma açılıyor. Soruşturma açılınca Tayyip Erdoğan diyor ki: "Bize komplo kurdular." Kim komplo kurdu? "Biz Türkiye'yi uçuracaktık, dünyanın lider ülkelerinden yapacaktık, işte birileri bize, bir lider ülkesi yapmamak için komplo kurdular." diyor. Ne komplosunu kurmuşlar? "Efendim, bakanlarımızın yaptığı yolsuzlukları bulmuşlar, hırsızlıkları bulmuşlar, ondan sonra... Ee, bu hırsızlıkları, yolsuzlukları niye buluyorsunuz ya? Bak, biz yine hırsızlık, yolsuzluk yapalım ama Türkiye'yi de uçuracağız yani çağın en ilerisine götüreceğiz." Ya, böyle bir mantık olur mu arkadaşlar!

Şimdi, onurlu, şerefli insanlar kendisiyle ilgili, hele Hükûmet makamında oturan insanlar kendisiyle ilgili bir soruşturma varsa, bir yolsuzluk iddiaları varsa çıkar "Arkadaşlar, benim alnım temizdir, benim en ufak çekineceğim bir şey yoktur. Buyurun, işte açıyorum hakkımdaki soruşturmayı, bakanlıklardan istifa ediyorum -ya, hayat bir günlük değil ki arkadaşlar- ben de Başbakanlıktan istifa ediyorum. Arkadaşlar, ben hırsızlığı, yolsuzluğu kendi onuruma yedirmiyorum dolayısıyla istifa ediyorum. Buyurun, soruşturmayı yapın ey hâkimler, ey savcılar." Ondan sonra giderim, aklanırım gelirim, çıkarım bu yüce milletin karşısına. "Arkadaşlar, bakın, bana iftira attılar, benim arkamda en ufak bir yolsuzluk yok, en ufak bir hırsızlık yok. İşte, ben de aklandım, geldim." derse biz de burada çıkarız kendisini tebrik ederiz. Hakikaten ya, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Başbakanına böyle iftira olur mu? Ama, şimdi ne yapılıyor? Oğlu, bakın, bir imar planının tasdiki için -gazetelerde yani dinlemeye takılan şeylerde- 200 trilyon lira civarında kendi vakfına bağışta bulunması için telefon konuşmaları var. 200 trilyonluk liralık, 20 dönümlük arazi kendi oğlunun vakfına tahsis edildi mi? O içeriye alınan Sarraf'ın... Kendi oğlunun vakfına 3 milyon dolar verildi mi?

Şimdi, arkadaşlar, bakın, son zamanlarda, Tayyip Erdoğan, devletin bütün hazine arazilerini, 1 metrekare dahi bir hazine arazisini satmak için illa Tayyip Erdoğan'ın muvaffakatine bağladı. Şimdi, bize deniliyor ki yani doğru mudur, yanlış mıdır bilmiyorum. Arkadaşlar, elin ağzı çuval ağzı, diyorlar ki: "Her hazine arazisinin satılmasında Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan -tabii, onun da aile yönetimi var- buraya muhakkak bazı bağışlar gitmiş.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Doğru söylemiyorsun, yalan söylüyorsun ya! Ayıp ya! Vallahi ayıp ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, doğru, yanlış bilmiyorum arkadaşım.

Hayır, hayır... Doğru, yanlış, ben bilmiyorum, yanlış da olabilir. E, bir soruşturma açalım, bakalım. Hakikaten bu ...(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Olur mu öyle şey ya! Hep küfür hep hakaret.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...Tayyip Erdoğan TÜRGEV vakfına ne kadar bağışta bulunulmuş, kimler bağışta bulunmuş, ihale alanlar var mıdır, yok mudur? Bunları bir araştıralım arkadaşlar yani bundan niye...

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Müteahhit değil ki o ya, vakıf o.

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer alnınız aksa, eğer hakikaten bir temizlik, bir şey yoksa söyleyelim.

Şimdi, Zorlu Holding İstanbul'da 86 bin metrekarelik kaçak inşaat yapmış, diyorlar ki: "Bu kaçak inşaatı meşrulaştırmak için Bilal Erdoğan'a 2 tane dükkân vermiş. Ya, doğru mu, yanlış mı?

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Çok ayıp ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunları araştıralım. Arkadaşlar, ben "doğru" demiyorum, diyorum ki: "Alnı açık olanlar bunların soruşturulmasından çekinmez."

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Senin için de çok şeyler söylüyorlar.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, ben de diyorum ki: Keşke Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanı, bakanları temiz olsa, hırsızlık şaibelerinden kurtulsa -bizim devletimiz ya- bu devletimizi temsil eden Hükûmetin eğer alnı açık olursa, temiz olursa biz bununla gurur duyarız arkadaşlar.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Zaten bu Hükûmet öyle, öyle.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Sen değil mi, sen!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bizim kimseye iftira miftara attığımız yok. Ama, şimdi siz ne yapıyorsunuz? Savcıyı...

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) -Bu Hükûmet, öyle bir Hükûmet.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, öyle deme. Bak, dersen... Şimdi bakın, siz hırsızları koruyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Öyle bir Hükûmet, ak bir Hükûmet. Sen doğru konuşmuyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, nasıl? Tayyip Erdoğan, savcı oğlunu ifadeye çağırıyor, oğlunu savcıya göndermiyor; ondan sonra alıyor makam arabasına gezdiriyor, mahkemeye diyor ki "Ey mahkeme, seni bilmem, ben seni takmam ya, sen kimsin!" savcıya "Ben seni takmam." diyor. İstanbul Emniyet Müdürü diyor ki: "Ben, savcının ifadeye çağırdığı kişileri yakalayıp götürmem."

Şimdi, beyler, hukuk var mı ortada, devlet kalmış mı? Devlet tevessuh etmiş. Şimdi, eğer emniyet yakalanması için savcılık tarafından çıkarılan emirleri yerine getirmezse o devlet diye bir şey yok ki!

Peki, ne olacak şimdi? Şimdi, savcı adamları çağırıyor, "Bu suçlu. Getirin bir ifadesini alayım." diyor. "Ben getirmem." diyor. Peki, o zaman nasıl olacak arkadaşlar? Ya, nasıl olacak, bir söyleyin bakalım. Ben cahilsem bana söyleyin, deyin ki: "Bu doğru."

Şimdi, bakın, Bülent Arınç diyor ki: "Efendim, bu HSYK Kanunu Anayasa'ya aykırı değil." Şimdi, Bülent Arınç eğer fikir namusunu taşısa bu lafları etmez.

Arkadaşlar, gerçekten, ya, şimdi birbirimizden farkımız yok.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Bizim senden farkımız var, sen farklısın! Sakın ha!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, bu çatı altında yaşayan herkesin asgari dürüst olması lazım, asgari insan haysiyetini taşıması lazım, asgari fikir namusunu taşıması lazım.

E, şimdi, burada fikir namusunu taşıyan, haysiyetli olan kişiler... Yani, eğer hâkimler, savcılar tamamen Adalet Bakanı Bekir Boz'un emrine verilirse... Peki, bu Bekir Boz'u ben tanıyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Saygısızlık yapma, saygısızlık yapma!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani bu Bekir Boz ne yapacak? Bunların hepsini getirecek, istediği adamları istediği yere verecek, ondan sonra soruşturma yapmayacak.

Ya, bugün, arkadaşlar, bakın, Türkiye yok ortada, Türkiye Cumhuriyeti devleti yok, Türkiye'de hukuk denilen bir şey yok. Anayasa'nın 2'nci maddesi fiilen ortadan kaldırılmıştır. Ben olsam...

Bakın arkadaşlar, hepimiz bu memleketin insanlarıyız. Yahu, aklın yolu birdir yani bir devlette yargı kaldırılırsa, ondan sonra her şey bir kişinin emrine göre eğer yönlendirilirse o devlette hak olur mu, adalet olur mu, hak arama yolları olur mu? Onun için, bakın, çok facia bir durumdayız. Sizin yöneticileriniz cinnet getirmiş ya! Cinnet getirmeyenler, böyle yollara teşebbüs etmez.

Arkadaşlar, Tayyip Erdoğan ne diyor? "Bu hâkimler" diyor, "bu savcılar" diyor, "bu mahkemeler" diyor, "Ben, bunlara güvenmem ki." diyor, "Ben, nasıl bunlara adamlarımı teslim edeyim?"

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Siz daha ağırını diyorsunuz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dedi mi, demedi mi? Yahu, dedi mi, demedi mi? Ne dedi?

Ondan sonra, peki, eğer Tayyip Erdoğan bu mahkemelere, bu hâkimlere, bu savcılara güvenmiyor da adamlarını teslim etmiyorsa şu gün hapishanelerde yatan 150 bin insanın o zaman isyan edip hemen çıkması lazım arkadaş. Yani "Tayyip Erdoğan'ın kendi adamları bu mahkemeye itibar etmeyip yargılanmıyorsa o zaman arkadaş, ben de burada yatamam çünkü bu mahkemeler beni yargıladı." diyorlar.

Yani, bakın, ben sizin vicdanlarınıza göre danışmanızı istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir günlük devlet değildir, iktidar da bir günlük devlet değildir.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Hani yargı bizim arka bahçemizdi!

KAMER GENÇ (Devamla) - Size düşen bir şey, hemen iktidardan çekilmeniz veyahut da Tayyip Erdoğan'ı alıp yerine bir başka arkadaşı içinizden Başbakan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - ...yapmanız ve kısa zamanda aklanmanız.

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Allah Allah! Sen karışma ona, sen karışma!

KAMER GENÇ (Devamla) - Aklandıktan sonra millete bunun hesabını vereceksiniz.

Evet, teşekkür ederim.