Konu:Chp Grubunun, Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü Ve 21 Milletvekili Tarafından Tekirdağ'ın Çorlu İlçesinde Yapılması Planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi İle İlgili İşlemlerin İncelenmesi Ve Tesisin Çevreye Olası Olumsuz Etkilerinin Araştırılması Amacıyla 8/10/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 15 Ocak 2014 Çarşamba Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:47
Tarih:15/01/2014


CHP GRUBUNUN, TEKİRDAĞ MİLLETVEKİLİ EMRE KÖPRÜLÜ VE 21 MİLLETVEKİLİ TARAFINDAN TEKİRDAĞ'IN ÇORLU İLÇESİNDE YAPILMASI PLANLANAN KATI ATIK BERTARAF TESİSİ İLE İLGİLİ İŞLEMLERİN İNCELENMESİ VE TESİSİN ÇEVREYE OLASI OLUMSUZ ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA 8/10/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 15 OCAK 2014 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu önergenin aleyhinde söz aldım ama lehinde konuşacağım.

Çevre, bize emanet edilen, geleceğimize, gelecek nesillere temiz, düzenli, tertipli ulaştırmamız, teslim etmemiz gereken bir emanet. Emanete hıyanet etmeme gibi millî kültürümüzün, inancımızın bize vermiş olduğu bir terbiye var. Bunu her düzeyde, her şekilde korumak adına her kurumun, her kuruluşun, her yetkilinin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir. Gelişen teknolojinin getirmiş olduğu yeni tesislerle çevremizin farkına varmadan kirlendiğini, zaman içerisinde "Ne yapacağız?" telaşı içerisine düştüğümüzü maalesef, üzülerek görmekteyiz.

Ülkemiz 7.333 kilometre uzunluğunda sahile sahip bir ülke. Dünyada sahil uzunlukları itibarıyla en önde gelen ülkelerin başındayız, en önde gelen ülkelerden biriyiz. Üç yanı denizlerle çevrili -bundan önceki önergede bahsedildiği gibi- Anadolu'nun her tarafına yayılmış, gerçekten çok güzel göllerimizle bir dünya cennetinde yaşamaktayız. Ancak insanlar bilmedikleri hususlarda ya suskun kalırlar ya da deli cesaretine sahip olurlar. Ülkede biz bu kaynaklarımızı öylesine deli dolu tüketmekteyiz ki gözümüzün önünde işin farkında olan kişiler çaresizlikle "Ne yapacağız?" telaşına düşmekteler.

Ege Denizi, Akdeniz nispeten genel kirliliğin etkisi altında. Ancak bir Marmara Denizi'miz var ki bizim, göl, iç göl gibi; bütün çevre illerin pisliklerinin, atıklarının içine akıtıldığı, atık tesislerinin belediyelerin eline, kontrolüne verilerek onların inisiyatifine terk edildiği, enerji borcunu ödemediği için, arızasını zamanında gidermediği için arıtmayı çalıştırmayarak denize deşarj ettiği öyle bir ortamda yıllardan beri koca İstanbul'un pisliği Marmara'ya akarak Marmara'nın balık ve deniz altı dokusunu perişan etti, deniz altı bir balçık durumunda. Artık, önceden Erdek'in kıyılarında dalarak denizin dibinde seyir, deniz altından çeşitli böceklerin toplanması noktasında bu kaynakları kaybettik. Şimdi, yüzer su üstü balıklarının hayatiyetini sürdürdüğü ama dip balıklarının artık yaşayamaz hâle geldiği bir noktadayız. Bu, denizi bilmememizden, bu kaynakları koruma noktasında gereken tedbiri almamamızdan kaynaklanmaktadır.

Balıkesir'in hem Marmara'da hem Ege'de sahili bulunmaktadır; Kaz Dağı gibi çok büyük bir tabiat harikasını içinde, Çanakkale'yle birlikte, bulunduran bu bölgemizde Marmara'daki bu kirliliğin etkisiyle turizmde büyük bir düşme olduğu gibi, balıkçılıkta da büyük kayıplar yaşanmakta. Yıllardan beri borçlanarak denize yatırım yapan balıkçılarımız, ekmeğini Akdeniz'e inerek açık denizlerde aramak zorunda kalmaktadırlar. Bunda hem çevre kirliliği, çevre konusunda gerekli tedbirin alınmaması hem de bilinçli balıkçılığın yapılamaması sebeptir.

Zaman içerisinde görmekteyiz balık tutma yasaklarının başladığı tarihleri, belirli gruplar gelerek, bakanlıklar üzerine baskılar yaparak, bu süreyi uzatmakta, değiştirmekte, balık havyarlıyken balık tutulmasına sebep olmakta; belirli bir süre için, belirli kişilerin para kazanmasına göz yumulup boyun eğilmesi, bunlara göz yumulması neticesinde aslında millî bir kaynağımızın, bütün milletimizi ilgilendiren bir besin kaynağının yok olmasına sebep olmaktayız. Bunda bilhassa Tarım Bakanlığının çok ciddi tedbirler alması gerekmekte, bu gibi noktalarda daha titiz davranması gerekmektedir.

Yunanistan'la komşu olmamız hasebiyle bu anlamda çok tuhaf yasak tarihleri bulunmakta. Bizde balık yasağı başladığında Yunanistan'da, karşıda balık tutma serbest bırakılıyor, onlarda yasaklandığında bizde serbest bırakılıyor; aynı iklim, aynı deniz. Bunu bilimsel, akademik seviyede, üniversiteleri de bu işin içerisine katarak, bu tarihler konusunda çevre ülkelerle ortak platformlar oluşturup bir millî politika takip edilmesi gerekmektedir. Türkiye gibi 10 ülkeyi doyurabilecek bir zenginliğimiz, kaynağımız var; bu yanlış davranışlarımız, politikalarımız yüzünden, bilinçsiz avlanma yüzünden ve çevredeki kirliliği önlememe, göz yumması bakımından bu kaynaklarımız heba olmaktadır.

Önergenin, tabii ki çevre kirliliği noktasında... Kurulan tesisler şehirlere yakın olması dolayısıyla büyük bir kirliliğe yol açmakta; aynı şekilde, Balıkesir ilinde de, Bursa bölgesinde bu tarz, tesisler bulunmakta. Bu noktada, Meclisin aracılığıyla açılacak bir araştırma önergesiyle konunun daha detaylı araştırılıp tedbir alınması ülkemizin millî menfaatine olacaktır. Bu anlamda önergeyi destekliyoruz.

Denizin ve çevresindeki bitki örtülerinin, ormanın, bahsettiğim gibi, Kaz Dağları ve Marmara Denizi'nin etrafındaki önceden çok daha fazla olan orman dokusunun yıllar itibarıyla yok olması çeşitli... Bilhassa Çanakkale bölgesinde yangınların tedbirlerinin alınmayarak yangın çıkması, oradaki orman dokumuzun kaybolmasına sebep olmakta.

Geçtiğimiz gülerde Çan ilçesine gittim. Çanakkale-Çan arasında, ana yolun kenarında hemen bitkiler başlıyor. Bir koruma alanı, atılacak bir sigaranın etkisiz kalabileceği bir mesafenin bulunmadığı, bunun tedbirinin alınmadığı, buna dikkat edilmediği öyle bir ortam. Yine, Çan-Yenice, Yenice-Balya hattı tamamen orman yangınlarına, olabilecek yangına davetiye çıkarır mahiyette, tedbirin alınmadığı, gerekli çalışmanın yapılmadığı bir şekilde yer almakta. Bunlar gelecek nesillere, ormanlarımızın ve çevremizin düzenli, tertipli teslimi noktasında üzerimize düşen görevleri yapmadığımızı göstermektedir. Araştırmanın detaylı olarak açılması ve konunun ülkenin her tarafında, genelinde incelenerek değerlendirilmesi ülkemizin menfaatinedir.

Denizlerimizin, bilhassa Akdeniz'in İtalya, Fransa sahillerinde turistik amaçlı dalma noktasında çok ciddi gelirler elde etmekteler. Görebildikleri hemen hemen hiçbir şey yok diyebilirim köpek balığı yavrularının dışında. Daldıklarında, deniz altında bir Ege'nin zenginliğinden çok uzak bölgelerde çok ciddi gelirler elde etmekteler. Hâlen var olan bu kaynaklarımız iyi değerlendirildiği takdirde ülkemize iyi bir gelir sağlanacak, turizmimiz artacak, denizcilik, yelkencilik noktasında ülkemiz bir cazibe merkezi hâline gelecektir.

Bu anlamda, önergenin kabulünü Milliyetçi Hareket Partisi olarak destekliyoruz. Çevrenin korunmasının, denizlerimizin korunmasının, dağlarımızın korunmasının bir millî görev olduğu bilinciyle hareket edileceğini düşünerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)