Konu:İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, (2/1093) Esas Numaralı 19.4.1990 Tarihli Ve 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Önergesi
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:14/01/2014


İSTANBUL MİLLETVEKİLİ UMUT ORAN'IN, (2/1093) ESAS NUMARALI 19.4.1990 TARİHLİ VE 3628 SAYILI MAL BİLDİRİMİNDE BULUNULMASI, RÜŞVET VE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ'NİN DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, az önce, Değerli Genel Başkan Yardımcımız Sayın Umut Oran konuşmasını bitirirken Peygamber Efendimizin bir hadisinden bahsetti, ben de oradan devam edeyim. Biliyorsunuz, Peygamberimiz diyor ki: "Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa affetmem, kızım Fatıma bile olsa." Dolayısıyla hiç kimsenin, şu andaki, sizlerin, Hükûmetin değerli üyeleri ya da çocukları herhâlde Peygamberin ciğerparesi, biricik evladı Fatıma'dan daha değerli değil. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, gerek beşerî hukuk açısından gerekse ilahi hukuk açısından hakikaten devlet malı, beytülmal çok hassas olarak kabul edilmiş, bir emanet gibi görülmüştür; bunun için de beytülmale el uzatmak aslında o ülkede yaşayan bütün fakir fukaranın, yoksulun, öksüzün gözyaşına ortak olmaktır.

Hırsızlık yapmak değil mesele arkadaşlar; hırsızlık yapmayabilirsiniz ama yapılan bir hırsızlığın üstünün örtülmesini istiyorsanız o da hırsızlığa ortak olmaktır. "Var mıdır, yok mudur hırsızlık 17 Aralık operasyonuyla ilgili çıkan?" derseniz size bir şey söyleyeyim, size bir tüyo vereyim, yol göstereyim: Şu anda, 3 bakan hakkında toplam 504 sayfa fezleke, 27 klasör dosya, bütün deliller, bütün konuşmalar, bütün belgeler Adalet Bakanlığında, bir adım ötenizde. Sizin, iktidarın milletvekili olarak bunu öğrenmek hakkınızdır, gidin bir bakın, bir kapağını açın o dosyanın, görün ve vicdanen rahatsanız, deyin ki: "Arkadaş, biz rahatladık." Ama rahat değilseniz, o dosyaların buraya gelerek bu bakanlar hakkında Anayasa'nın 100'üncü maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını sizin istemeniz gerekiyor, bizden önce sizin istemeniz lazım.

Ya, arkadaşlar, bakın, birçoğunuzu tanıyorum, iktidar partisinden arkadaşlar pırıl pırıl, tertemiz insanlar. Birileri hırsızlık, yolsuzluk yapıyorsa siz niye bunun ceremesini çekesiniz? Sizin buna itiraz etmeniz lazım. Yani birçoğunuzun oturduğu ev, kullandığı araba bile 700 bin lira etmezken, bir bakana 700 bin liralık, Patek Philippe marka, efendim 5101G model, özel olarak getirilen...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Marka söyleme.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - ...Zürih'ten beğenilen, Sayın Bakana getirilen, Ankara Esenboğa Havalimanı'nda gece saat yarımda teslim edilen, ertesi gün özel kalemi tarafından teşekkür edilen bir şey oluyorsa, sizin, gidip bu adamların yüzüne tükürmeniz lazım. "Ayıptır, utanın, koskoca Türkiye Cumhuriyetinin bakanı olmuşsunuz, yakışıyor mu size hırsızlık, yolsuzluk! sizin demeniz lazım, bizden önce sizin demeniz lazım. Bu mesele, arkadaşlar, "iktidar, muhalefet" meselesi değil, hakikaten değil. Bu bir duruş meselesidir. Yani önemli olan, böyle durumlarda safınızı belirlemektir, duruşunuzu netleştirmektir. Yani "Efendim, ben, vicdanen rahatım." Vicdanen rahat olamazsınız, benim bu konuşmamdan sonra vicdanen rahat olamazsınız. Vebal altındasınız. Gidip bakacaksınız, inceleyeceksiniz ve bunu isteyeceksiniz.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, son günlerde "Sağlam irade" afişleri görüyoruz billboardlarda. "Sağlam irade" hırsızlığın, yolsuzluğun üstünü örtmeye çalışmak değildir, bunların önünü açmaktır. O zaman biz, sağlam irade deriz, o zaman saygı duyarız. Meşhur bir söz vardır: "Nerede bir şaşalı yaşam, lüks yaşam, zenginlik görürseniz bilin ki orada bir yoksulun, bir öksüzün gözyaşı vardır." Dolayısıyla, hepiniz, bu içinden geçtiğimiz süreçte, bu yüce Meclisin her ferdi sorumludur. Kamu malına el uzatmamak vicdani bir görevdir, insani bir görevdir; aynı zamanda, milletvekili sıfatının gerektirdiği bir görevdir diye düşünüyorum.

Bakın, bir söz vardır: "Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun." Bunu demeniz gerekiyor artık. "Kim efendim, kim yapmış?" Kim yapmış, kim yapmamış bırakın arkadaşlar; savcının önünü açın, savcının elini kolunu bağlamayın, araştırılsın. Sadece savcıda da değil iş; bakın, iş başa düştü, iş size düştü. Anayasa'nın 100'üncü maddesini açın okuyun. Dolayısıyla, Meclisin sorumluluğu vardır. Suç işlediği iddia edilen bakanlarla ilgili bir araştırma komisyonu kurulsun -kıyamet kopmaz ki, geçmişte de kuruldu- bir bakalım var mıdır, yok mudur. O komisyonda da siz olacaksınız çoğunlukta. Yani, siz gelin, görün, delilleri siz değerlendirin, bu bakanlar Yüce Divana gitsin mi, gitmesin mi buna siz karar verin. Ama "Efendim, hayır. Birileri dedi ki ben kefilim." Olmaz arkadaşlar, olmaz. Dolayısıyla, sizi bu teklif vesilesiyle uyarma görevimi yaptım.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)