Konu:2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:17/12/2013


2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanlığının bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Maliye Bakanlığının bütçesiyle ilgili konuşmaya başlamadan önce, bugün sabah bütün gazetelerde ve medya kuruluşlarında okuduğunuz üzere, Türkiye'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasının başlatıldığı...

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Yolsuzluklar bitmişti hani?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) -...bu kapsamlı yolsuzluk soruşturması kapsamında, üç bakanın çocuklarının gözaltına alındığı, tanınmış bazı iş adamlarının gözaltına alındığı ve Halk Bankası Genel Müdürü dâhil, bazı bürokratların gözaltına alındığı bilgileri basında yer almaktadır.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Biz hiç kimsenin gözaltına alınmasıyla ilgili sevinmeyiz. Umuyorum ki herkesin hakkını, hukukunu koruyacak bir süreç işler ve yine umuyorum ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bu soruşturma, birtakım grupların siyasi çatışmaları içerisinde birbirlerine şantaj olarak kullanılmaz ama bu ülkenin onlarca yıldır süren en önemli problemi olan yolsuzluk ve yetim hakkının yenilmesine engel olacak bir süreç başlar diye düşünüyorum. Ben eminim ki şu an Parlamentoda bulunan dört parti de yetimin hakkının yenilmesi, gelir ve kaynak dağılımının bozulması, insanların emeklerinin sömürülmesi konusunda gayret gösterecek tüm adli ve idari görevleri siyasal olarak destekleyecektir ve yine umuyorum ki iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, bu süreci doğru dürüst götürebilmesi amacıyla yargı ve emniyet organlarına gerekli her türlü desteği yapacaktır.

Değerli milletvekilleri, bugün İstanbul'da başlayan yolsuzluk süreci, bizim için yeni bir süreç değil. Biz yolsuzlukların olduğunu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü tutuklamalardan öğrenmedik. Yaklaşık iki buçuk yıldır, bu kürsüde, bugünkü tutuklama konuları da dâhil olmak üzere, Türkiye'nin millî gelirini düşüren, Türkiye'de kaynak dağılımını bozan, Türkiye'de ezilenin hakkını devlet eliyle ezenlere transfer eden sistemi anlatmaya çalıştık.

Bugün bunun kilit kurumlarından biri olan Maliye Bakanlığının bütçesi üzerinde konuşacağız ama Maliye Bakanlığının bir bütçesi yok, en azından Sayıştay öyle diyor. Sayıştay şöyle diyor: "Bana bütçesini ispat edemedikleri için, bana rapor ve tabloları gönderemedikleri için ben görüş bildiremedim." Şimdi, Maliye Bakanlığı nasıl bir bakanlık? Sadece kendi hesabını değil, bütün devletin hesabını tutması gereken bir bakanlık ama Sayıştay yani anayasal denetim kuruluşu, bu Bakanlığın bir hesabının olmadığını söylüyor. Aslında bu Bakanlığın bir hesabı ve bütçesi var ama Sayıştaya hesap veremiyor ve bunun arkasında, çok karanlık, çok korkutucu, bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturmadan daha ağır iddialar var değerli arkadaşlar. Çünkü, bu görmüş olduğunuz Maliye Bakanının, bağlı ve ilgili kuruluş olan Gelir İdaresi Başkanlığının "vergi uzlaşması" diye bir silahı var. Buna "silah" diyorum çünkü bu, bir hukuki enstrüman olarak kullanılmıyor değerli arkadaşlar ve Sayıştayla ilgili sorun da bu silahın haksız kullanılması iddiasıyla ilgili ortaya çıkıyor. Sayıştay, anayasal kurum olarak her türlü gizli bilgi, belgeyi görme hakkına sahip olan, devletin bütün işlemlerini denetleme hakkına sahip olan Sayıştay, bu vergi uzlaşmalarını incelemek istiyor. Öncelikle küçük mükelleflerin vergi incelemesini, vergi uzlaşmasını Sayıştaya inceletiyorlar ancak ne zaman ki büyük mükelleflerin vergi uzlaşmalarını incelemek istediğinde Sayıştay, bu bilgi ve belgeler Sayın Bakan ve bürokratları tarafından Sayıştaya verilmiyor. Daha sonra öğreniyoruz ki, bize gönderilmemiş olan gizli Sayıştay raporundan, Sayıştayda budanmadan önceki hâlinden öğreniyoruz ki Sayıştaya makro rakamlar veriliyor. Sayıştaya verilen makro rakamlar da bu ülkedeki çürümeyi göz önüne koyuyor çünkü Sayıştaydaki uzlaşmalara ilişkin tespitler şunu söylüyor: Küçük mükelleflerle yapılan vergi uzlaşmalarında küçük mükelleflerin beli kırılmış. Bu küçük mükelleflerin vergilerinin yüzde 90'ı bu mükelleflerden zorla alınmış. Ancak, Maliye Bakanlığının merkezinde kurulan ve 3 milyon lira ve fazlası vergiyi inceleyen, büyük mükellefleri inceleyen Vergi Uzlaşma Komisyonu'nda vergilerin yüzde 90'ı silinmiş değerli arkadaşlar, vergi cezalarının tamamı silinmiş değerli arkadaşlar.

Daha sonra, Maliye bürokratları içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisinin atadığı dürüst muhafazakâr bürokratlar bize bir ihbar dilekçesi gönderiyor. Bu, 4 sayfalık bir ihbar dilekçesi. Bu ihbar dilekçesinin içerisindeki yazılış üslubundan, baktığınızda, içeride bütün konulara vâkıf bürokratların yazdığı anlaşılıyor ve bu ihbar dilekçesi şunu söylüyor: "Bu, Türkiye'de deprem etkisi yaratacak şiddette, muhafazakâr geçinen bürokratlara dair bir ihbardır."

Ben, bunu Sayın Maliye Bakanına defaaten sordum. Sayın Maliye Bakanına kamu ihalelerini de sordum. Sayın Maliye Bakanı, önce beni Bakan Yardımcısına gönderdi. Herkesin bilmek hakkı olan, sadece milletvekillerinin değil, Ayşe teyzenin, Osman amcanın, hepsinin bilmesi gereken kamu ihaleleriyle ilgili bilgiyi alamadım. Bakan Yardımcısına gittim, beni çocuk gibi oyaladı. Kamu İhale Kurumunun Başkanına gittim, sanırsınız cumhurbaşkanı edasıyla, vermek zorunda olduğu bilgileri bana vermedi. Bu Kamu İhale Kurumunda yasayla yapılan yolsuzlukları, yasa çıkarılarak yapılan yolsuzlukları bu kürsüde anlattım. Ben bunların tamamını Maliye Bakanına sordum değerli arkadaşlar, şimdi bu kürsüden soruyorum. En son, baktık çare yok, Twitter'dan sormaya başladık. Benim gibi yüzlerce kişi Maliye Bakanına bu ağır soruları sorduğunda, Sayın Maliye Bakanı Twitter'dan kedi resmi gönderiyordu. Şimdi biz burada Maliye Bakanıyla karşı karşıyayız. Sayın Maliye Bakanına soruyorum: Sayıştay denetçileri, sizin Bakanlığınızın ilgi alanında olan -siz "bağımsız" diyorsunuz, bağımsızlığını da anlatırım ben size- vergi uzlaşmalarını incelemek istedi mi? Siz bu vergi uzlaşmalarını Sayıştay denetçilerinin incelemesine açtınız mı? Eğer "gizli", "vergi gizliliği", "vergi mahremiyeti" gerekçesini ortaya koyuyorsanız, Ankara'daki küçük mükellefleri niye Sayıştaya incelettiniz? Bu vergi mükellefiyetindeki gizlilik, mahremiyet, sadece, AKP'nin çok yakınındaki ihale baronları için mi vardır? Buradaki ihbar mektubu ne diyor biliyor musunuz? Dört şirketin adını vermiş, bu dört şirketin tamamı ihale baronu ve buradaki bürokrat -diğer bürokratlar bu konuşmayı naklediyor- diyor ki: "Siz bazı uzlaşmalarda rakamın sıfırlanmasının veya yüzde 90 oranında düşürülmesinin sebebimucibini anlayamazsınız. Burada ulvi amaçlar vardır, bu ulvi amaçlara zarar vermemek gerekiyor."

Sayın Bakan, ihale baronlarının vergisinin silinmesindeki ulvi amaçlar nedir acaba? Ve sayın bürokratlar, sizin "ulvi amaçlar" diye sildiğiniz, vergi cezasını sıfıra indirdiğiniz iş adamı, bugün gidin, 90 trilyona "Falcon 5X" marka bir uçak almış, İstanbul-New York arasında kesintisiz uçabiliyor. İşte, o ulvi amaçlarla, o iş adamı uçuyor!

Bir başka iş adamının vergi cezası sıfırlanmış, vergi borcu yüzde 90 oranında silinmiş değerli arkadaşlar. Kim bu firma? Ankara'da, hatırlar mısınız Kılıçdaroğlu ile Gökçek arasındaki sayaç tartışmasını? İşte, o sayaçları, başta Gökçek olmak üzere, AKP'li belediyelere fahiş fiyatlarla sattığı iddia edilen firma. (CHP sıralarından alkışlar) Ve bu firmayla alakalı, yine bürokratlar kendi arasında konuşurken şunu söylüyor, diyor ki: "(...) cemaatine üretmiş olduğu her sayaç başına çok ciddi tutarlarda yardım yapmaktadır. Bu yardımı gözetmek gerekir. (...) cemaatine tabi olan üst düzey bürokrat ise -bir üst düzey, en üst düzey bürokratın adını veriyor- bundan başkası değildir."

Değerli arkadaşlar, cemaatler Allah'a ulaşmak üzere bir araya gelmiş, tarikatlar ona giden bir yol olarak kabul edilir. Hiçbir tarikat, hiçbir cemaat, yüzyıllardır Türkiye'de var olan cemaat, burada vergi uzlaşmalarında haksız ceza silmek için yoktur değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Kul hakkı!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Haram olsun!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Hiç kimse, kul hakkını yemek üzere, yetim hakkını yemek üzere, vergilerimizi yağmalamak üzere bir araya gelemez. Ben eminim ki burada adı geçen cemaatler de buna isyan edecektir, çünkü hiç kimsenin temiz duygularını, kolunda 400 bin dolarlık saat olduğu iddia edilen bürokratlar -bu çakma da olabilir, çakmaysa da ayıptır- bu şekilde kullanmamalıdır değerli arkadaşlar ve Maliye Bakanı, TOKİ Bakanı, Enerji Bakanı, zamanında gelip bu Meclisi bilgilendirmiş olsaydılar bu konuda, biz, bu belgeli iddialarımızı -bu bir iddia, elimdeki mektup, onu söylüyorum, belgeleri de var ama- bilgilendirmiş olsaydı, bugün Türkiye ekonomisi bu hâlde değildi.

Bugün bütün milletimizin geleceği, bu yolsuzluklar dolayısıyla karanlık bir tehdit altındadır. Bize düşen, bütün parlamenterlere düşen, bu yolsuzluklarla sonuna kadar mücadele etmek, bedelini eğer -benim partim de dâhil- ödemesi gereken varsa, bizlerin içine de girmiş olanlar varsa, herkese ödeterek bu ülkeyi temizlemektir.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)