Konu:2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Nedeniyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:16/12/2013


2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK ve Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığının bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Buraya gelirken günlerdir telefonlarla, maillerle, emekliler bir duyurularını dile getirmek istiyorlar. "Hükûmet bizi unuttu, siz unutmayın, kürsüden hatırlatın. Emekliler zor durumda, ay başına ulaşamıyorlar. Bu mağduriyetimizi gidersinler, bu bütçede bize de pay versinler." diye, dileklerini yerine getiriyorum.

Değerli milletvekilleri, TÜBİTAK bütçesine baktığımızda, öyle bir kurum ki TÜBİTAK, sapla samanın birbirine karıştığı, hesabın içinden çıkılmadığı, karmakarışık bir kurum hâline gelmiş. Bunu ben demiyorum, bunu Sayıştay diyor. Gönderdiği raporunda madde madde, kalem kalem belirlemiş, nezaket buyurmuş, incelik buyurmuş, bunları da hata olarak belirtmiş. 43 milyar, 2 milyar, 825 bin, 7 milyar 344 bin, 1 milyar 702 bin, 8 milyar 968 bin... Ne diyor? "Ankara Başkanlık Hizmetleri binasının yeniden değerlendirilmesine ait muhasebe kayıtlarının hatalı ve eksik yapılması suretiyle, binalar hesabından 67.070, yeniden değerlendirilme farkları hesabından 44 bin, giderler hesabından 882 bin, birikmiş amortismanlar hesabından olmak üzere..." diyerek 43 milyon tutarında hataya yol açıldığını rakam rakam belirterek bu kuruma olumsuz değerlendirme raporu vermiş Sayıştay. Bunu neyin üzerine tekrar konuşuyoruz, nasıl bu, Genel Kurula geliyor, Sayın Bakanın yine takdirine, değerli milletvekillerinin takdirine sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu, TÜBİTAK ve TÜBA denilen Türkiye Bilimler Akademisinin ortak özelliği bilim. Bilim, hür ortamda, bilim adamları marifetiyle üretildiği takdirde, ülkeye ve insanlığa hizmet eder. Önceleri Başbakanlığa bağlı olan bu kurum, daha sonra, Türkiye'de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlanarak bu kurum içerisinde görevini yürütmektedir. Bilim ile ilgilenmesi, araştırma ve geliştirme yapması gereken bu kurumlar, maalesef, politik kadrolaşmalara mahkûm edilmiştir.

93 yılında, bilimsel, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum olarak kurulan TÜBA'nın bünyesinde bir bilim kurulunun olması ve bu bilim kurulunun akademisyenlerinin, bilim adamlarının kendi yaptıkları seçim sonucunda oluşması, özerkliğini sağlayacaktı. Hükûmet, TÜBA'ya müdahale ederek, kanun hükmünde bir kararname çıkararak 150 kişilik bilim heyetini 300 kişiye çıkarmış, bunun üçte 1'ini TÜBİTAK'tan, üçte 1'ini YÖK'ten, geri kalan üçte 1'ini de bilim adamlarının kendi aralarından seçerek oluşturdukları bir kurum hâline getirmiş.

YÖK ve TÜBİTAK, Hükûmetin kontrolüne girmiş kurumlardır Dolayısıyla, doğrudan doğruya, bilim kurulunu Hükûmetin emrine vermiş olmakla TÜBA'nın bilimsel özerkliği yok edilmiş olmaktadır. Bu sebeple, 2011 yılında yapılan bu uygulamanın sonucu, TÜBA'dan 69 üye istifa etmiştir. Avrupa Ulusal Bilimler Akademileri Federasyonu, Cumhurbaşkanımıza, yapılan işin bilime hakaret olduğunu ifade eden mektup göndermiş ve biz, Avrupa'da uyguladığımız bilim politikaları sebebiyle protesto edildik.

TÜBİTAK, bilim alanında devletimizin ve milletimizin gurur duyduğu kurumların başındaydı ancak bugün, bu niteliğini giderek yitirmektedir. Siyasi etkinin izlerini TÜBİTAK yönetiminde görmek mümkündür. Daha önce, TÜBİTAK'ın 14 üyeli yönetiminin 10'unun Başbakan tarafından atanması sağlanmıştı. Atamaların isabetini anlamanız açısından bir örnek vermek istiyorum. TÜBİTAK İnternet sitesinde bir öz geçmişten bahsediliyor. Kişi, lise çağlarında bir firmaya giriyor Perşembe Pazarı'nda. O firmayla çalışarak aynı zamanda okuyup kimya mühendisi oluyor, kimya eğitimi alıyor ve bu firmayı uluslararası bir firma hâline getiriyor. Hani bilimsel özelliği, hani yazdığı bir eser, nerede bilimle ilgili bir altyapısı? Bu kişi bilim kuruluna alınıyor. İşletmeciliğiyle, müteşebbis özelliğiyle bir başka yerde değerlendirilecek bu kişi, maalesef TÜBİTAK üyesi olarak bugün görev yapmaktadır.

TÜBA'ya TÜBİTAK'tan ve YÖK'ten atanan kişilere bakıyoruz. 19 kişinin tek bir uluslararası makalesi yok. YÖK'ün atadığı kişilerden 20'si akademik yayınlarda hiç aktif olmamış. Öte yandan, atamalarda da âdeta alay eder gibi, eski YÖK Başkanı TÜBİTAK listesinden, eski TÜBİTAK Başkanı YÖK listesinden TÜBA'ya üye olarak atanıyor. Dahası, daha önce asosiye üyesi olan kişiler yine aynı yere atanarak alay eder mahiyette bir atama sergileniyor.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi aklaştırdığı kurumlar gibi, bilimi de aklaştırmak istiyor! Aklaştırdı da ne oldu? İyiye mi gitti? Başarı mı elde ettik? Uluslararası ölçümlerde Türkiye daha iyi bir noktaya mı geldi? İsterseniz bunları bir değerlendirelim.

Ülkelerin birbirleriyle kıyaslanmasında ve rekabet edebilme yeteneklerinin belirlenmesinde ülkelerin bu faaliyetlerini dikkate alan bazı uluslararası göstergeler bulunmaktadır. Bu göstergelerin yaygın olanlarından birisi, bilim, teknoloji, yakınlık ve yararlanma endeksidir. Dünya Ekonomik Forumunca geliştirilen, "Ağyapılar İçinde Olmaya Hazırlık Endeksi" denilen AHE'ye göre, yıllara göre ülkemizin yerine ilişkin gelişmeleri incelendiğinde 2001-2002 döneminde dünya sıralamasında 41'inci sırada yer alan ülkemiz 2008-2009 döneminde 61'inci sırada, 2009-2010 döneminde 69'uncu sırada, 2010-2011 döneminde 52'nci sırada yer almaktadır.

Bu verilere göre, Türkiye, on yıllık AKP iktidarları döneminde bilim ve teknoloji altyapısıyla AR-GE faaliyetleri açısından 2002 yılına göre tam 10 sıra gerilemiştir. Hükûmet her fırsatta ülkemizin 16, 17'nci büyük ekonomiye sahip olduğunu belirtse de, yine, Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, kişi başına düşen millî gelir açısından ikinci grup ülkeler arasında yer alan ülkemiz, dünya sıralamasında 2002 yılında 46'ncı sırada yer alırken, Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Endeksi 2012-2013 verilerine göre kişi başına düşen millî gelir sıralamasında 59'uncu sırada yer alarak 13 sıra gerilemiştir.

Son olarak, ülkemiz, on yılda bilim ve teknoloji alanında uluslararası yarışma gücü açısından ekonomik gücüne göre 5 sıra daha geride kalmıştır. Bu da ülkemizin sahip olduğu ekonomik gücün AR-GE faaliyetlerine hak ettiği payı ayırmadığını göstermektedir.

Dünya Ekonomik Forumunun hazırladığı Küresel Rekabet Raporu 2012 verilerine bakıldığında ise ülkemiz 142 ülke arasında ancak 72'nci sırada yer alabilmiştir. Bu rapora göre ülkemiz 5 kategoride gelişmiş ülkeler düzeyinde, 4 kategoride gelişmişliğe yakın, 3 kategoride ilerleme düzeyinde, 8 kategoride de gelişmişlik düzeyine oldukça uzaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, bilim ve teknolojide olması gereken yerde değildir. Bunun sebebi, AKP iktidarının çarpık eğitim politikaları, TÜBA, TÜBİTAK gibi kurumları -diğer kurumlara yaptığı gibi- ele geçirme çabalarıdır; ehil, liyakatli, bilimsel birikimi, kariyer ve eserleri olan kadrolar yerine yandaş gayretlerin neticesidir. Üniversitelerden mezun on binlerce bilişim öğretmeni bulunduğu hâlde, okullarda bilişim derslerine 100 saatlik eğitimle öğretmenler girmektedir. Böyle bir altyapı içerisinde ülkenin yetiştirdiği insanlar varken, öğretmenler varken, bilişim öğretmenleri kadrolara atanmak için sıra beklerken sırf günü kurtarmak adına yapılan bu çalışmaların, bilimsel faaliyetlere katkısını sizlerin takdirlerine sunuyorum. Bu sebeple, bu vesileyle de şubat atamasında bilişim öğretmenlerine kontenjan verilmesinin mutlaka çok önemli olduğunu arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bilime egemen olup bilimi, teknolojiyi üreten bir ülke durumuna gelmek zorundayız. Bu kurumda çok değerli bilim adamları çok önemli çalışmalar yapmaktalar. Bu yetiştirdiğimiz, TÜBİTAK'taki bu önemli insanları, maalesef, devletimiz bu insanları koruyamamakta, onlara sahip çıkamamaktadır. Kripto uzmanı 3 TÜBİTAK görevlisi Çanakkale-Gelibolu yolu üzerinde 2004 yılında şaibeli bir kaza neticesinde hayatlarını kaybetmişlerdir. TÜBİTAK'ta ulusal güvenlikle ilgili stratejik bir görev yapan bir yüzbaşı ve iki mühendis, Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili gizli şifreler üzerinde çalışan bu görevliler, yeni geliştirdikleri bir askerî cihazı denemek için Çanakkale'ye gidiyorlardı. Kazayı köylüler savcılığa haber veriyor, savcıdan önce bir araç geliyor, aracın içerisinde arama yapıyor ve gidiyorlar. Neyin alındığı, kimlerin bu kazaya sebep olduğu... Arkadan çünkü iki araç arasında onu ezerek bu insanları katlediyorlar. Bunun ötesinde, tıpkı uçak tanıtım sistemlerinin millîleştirilmesi konusunda ASELSAN'daki üç mühendisin intihar süsü verilerek katledilişi gibi. Bunların da, bildiğiniz gibi, ABD güdümlü elektronik sistemlerin kontrol dışı bırakılması çalışmalarını yürüten, onların hâkimiyetinden çıkarıp bu hâkimiyeti millîleştiren cihazları ortaya koymuş üç değerli insanımızın, Ankara'nın değişik yerlerinde intihar süsü verilerek "Binasının altıncı katından, yedinci katından atladı." gibi senaryolarla ölümlerine sebep olundu.

Bütçenin hâli budur. TÜBİTAK'ın ve TÜBA'nın hak etmediği yerde olduğunu ifade ediyorum.

Bütçenin ülkemize hayırlar getirmesi dileklerimle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)