Konu:2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Nedeniyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:29
Tarih:12/12/2013


2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü üzerine söz aldım.

Kısa adıyla TODAİE 12 milyon 633 bin lira bütçeyle bağlanmış bu yıl. Bütçe raporlarının üçüncü cildinde sayfa 1.427'de yasal hükümlerin bir özeti verilmiş. Sayın Bakan Faruk Çelik'in bütçe sunuş konuşmasında, Komisyonda yaptığı konuşmada bu kurumla ilgili 38 sözcük ve 5 rakam telaffuz edilmiş. Şimdi, biraz önce burada Genel Kurula sunum metnini aldım, burada da TODAİE -epeyce kalın bir kitap- yalnızca bir sayfa bahse konu edilmiş.

Öyle görünüyor ki çok önemli değil Çalışma Bakanlığı içerisinde TODAİE'nin yeri. Gerçekten öyle mi diye düşündüm ve şu verilere bakınca öyle olduğuna karar verdim. TODAİE, 1952-2002 yılları arasında Başbakanlığın ilgili kurumu. 2002 yılında AKP iktidara gelir gelmez bir değişiklik yapılmış ve İçişleri Bakanlığının ilgili kurumu hâline getirilmiş. Bu ancak 2007'ye kadar sürdürülebilmiş. 2007'de tekrar İçişleri Bakanlığından alınıp eski yerine, Başbakanlığa bağlanmış. 2011 yılında Başbakanlıktan alınıp Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kurumu yapılmış. Yani Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarihinde TODAİE geçmişi 2013 yılı itibarıyla yalnız iki yıl. Öyle görünüyor ki Devlet Personel Başkanlığıyla beraber TODAİE yani kamuya hizmet veren bu kurum, piyasa emek hizmetini düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında eğreti kalmış. Eğreti kalır çünkü bunca zaman Başbakanlığa bağlı olmasının çok açık nedenleri vardı. TODAİE özel sektöre hizmet vermez. TODAİE kamu kurumlarına yönetici yetiştirir. Kamu yönetimi okullarına kamu yönetimi hocası yetiştirir. Kamu yönetimi için eleman yetiştirme görevi üstlenmiştir. Kamu yönetimine Türkiye ve yakın coğrafyası olarak Orta Doğu genelinde hizmet vermek üzere kurulmuştur. TODAİE'nin yasasında herhangi bir değişiklik yapılmış değildir özel sektöre hizmet versin diye. Öyle görünüyor ki, piyasada emek yönetimiyle ilgili olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kamunun personel yönetimini yönlendiren bu kurumu benimseyememiş, görevinin tanımı itibarıyla benimseyebileceğini de sanmıyorum. Sanırım Bakanlığın sunuşunda TODAİE'nin bu kadar az yer almasını açıklayıcı temel faktör böyle bir şey ancak şunu söylemek gerekir: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kamu personelini yöneten Devlet Personel Başkanlığını ve TODAİE'yi acaba niye bünyesine aldı? Bu, Sayın Faruk Çelik'le ilgili bir değişiklik değil yanılmıyorsam, bir önceki Çalışma Bakanıyla ilgili bir değişiklik. AKP, artık terk ettiğini sandığım bir kamu yönetimi reformu peşine düşmüştü. O reformun bir yönü de kamu yönetim sistemini özel sektörleştirmek idi. Bu hedefin bir parçası olarak kamuya yönetici yetiştiren TODAİE ile kamu personel sistemini yöneten Devlet Personel Başkanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının içine alındı ve orada piyasa iş gücü yönetiminin ilkelerine uyan bir kamu personel yönetimi yaratma hedefi güdüldü. Yani bu, TODAİE'nin ve Devlet Personel Başkanlığının ve eşyanın tabiatına aykırı ama Hükûmet tarafından bir zamanlar benimsenmiş bir politikanın sonucudur. Bu politika sonuçsuz bir politikadır. İster kabul edelim ister etmeyelim, kamu hizmeti piyasa hizmetinden başka bir şeydir. O nedenle, farklı yönetici tipi, farklı memur tipi gerektirir. Bizim elimizde bu evrensel genellemeyi doğrulayan çok güncel bir gelişme var, yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ilgili bir gelişme. 1988 yılıydı, o zamanın hükûmeti 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/A maddesinde, memurlar maddesinde birkaç değişiklik yaptı. Yardımcı hizmetler sınıfı fıkrasına "Bu sınıftaki personelin hizmetleri hizmet alımı yoluyla gördürülebilir." cümleciği yerleştirildi. O zaman, kapıcıların ve odacıların çokluğundan yakınılmıştı. Bu hükümle beraber 1988 yılında, daha sonra "Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfının gördüğü kimi işler de hizmet alımı yoluyla yaptırılabilir." diye genişleyen hükümle beraber bugün yaşadığımız büyük krizin ortasına düştük.

1988'de başlayan bu basit değişiklik kamu yönetiminde taşeronlaşmanın ilk adımıydı. 1988'de kamu hizmetinin hizmet alımı usulüyle gördürülebileceği yolundaki değişiklik genişledi, genişledi, genişledi ve kamu yönetimi norm kadro cenderesine de sokularak günümüzde 600 bin kamu taşeron işçisine, 400 bin civarında da özel sektör taşeron işçisine bizi taşıdı. 600 bin taşeron işçisi demek, insanca ücret almayan, ücreti zamanında ödenmeyen, yıllık izin hakkını kullanamayan ve -flaş gelişme- kıdem tazminatından yoksun bırakılan kişi demek. Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanlığının raporlarında var, kamu sektöründe taşeron olarak çalışanlar kıdem tazminatının ödenmemesi nedeniyle taşeronu dava ettiler ve aynı raporda söyleniyor ki 1 milyar lira tutarında bir acil ödeme yükümüz var ama benzerleri itibarıyla kamuda hesap yapılırsa miktar 9 milyar lira. Kamuda alınacak her karar özel sektör için de emsal olur. Kamu her zaman özel sektörün önündedir ve öncüsüdür. Asıl mesele kamunun 9 milyar lirayı ödeme sıkıntısı değil belki, asıl mesele, özel sektörün 400 bin taşeron işçisinin talep edebileceği kıdem tazminatı meselesinde. Öyle bir noktaya gelindi ki "Kamu hizmeti ile piyasa hizmeti arasında fark yoktur, biz TODAİE'yi de, Devlet Personel Başkanlığını da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı eliyle yönetiriz. Kamuyu artık özel sektör gibi göreceğiz ve öyle yöneteceğiz." düşüncesi iflas etmiştir. Taşeronlaşma kamuda özelleştirmenin bir türüdür. Demek ki Türkiye'de 1988 yılında başlanan taşeronlaştırma yoluyla özelleştirme iflas etmiştir. Emek sömürüsüne dayanan hiçbir hizmetin kamu hizmeti olamayacağı yalnızca Türkiye'de değil bütün dünyada en az iki yüz yıldan beri çok iyi bilinir.

Bizim önerimiz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünü ve Devlet Personel Başkanlığını özgürleştirmesidir. Onların yeri Başbakanlıktır ve onların çalışma zihniyetinin piyasa zihniyetiyle değil ancak kamu hizmeti zihniyetiyle var edilebileceğini görmek gerekir.

Ve son bir talep, Sayın Bakan da gelişmelerin aktörlerinden birisi olduğu için...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Hangi Bakan?

BİRGÜL AYMAN GÜLER (Devamla) - Türkiye'nin seçim sistemine bu yanlışı yaptırmayın. Sayın Bakanlar, adaysanız eğer belediyelere istifa edin, istifanızı bekliyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)