Konu:2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Nedeniyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:28
Tarih:11/12/2013


2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA EDİP SEMİH YALÇIN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşülmesi dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, Cumhurbaşkanı cumhurun yani halkın başkanıdır, millî iradenin en yüksek düzeydeki temsilcisi ve ordularımızın da başkomutanıdır; Türk milletinin birliğini ve bütünlüğünü, dirlik ve düzenini temsil eder. O bakımdan, Cumhurbaşkanı, halkın birliğini ve dirliğini korumakla mükelleftir.

Etnik farklılıkları öne çıkararak milletimizi parçalara ayırmak için hayata geçirilen bütün adımlara öncelikle karşı çıkması gereken makam Cumhurbaşkanlığıdır. Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan yıldızlar milletimizin kurduğu 16 büyük devleti temsil etmektedir. Tarihte Türk devletleri sadece millî kültür temeli üzerine bina edilmemişler, aynı zamanda yeryüzüne nizam verme iddiası ve ülküsüne dayalı bir medeniyet inşasına yönelmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de milletimizin çağdaş medeniyet inşa projesinin bizce son uygulamasıdır.

Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisinin de başıdır, millî irade o makamda temerküz eder. Türkiye Büyük Millet Meclisi ise yerel farlılıkları bir arada yaşamaya engel teşkil etmeyen, Anadolu insanının bin yıl boyunca sınanmış ortak kültür değerleriyle yoğurulduğu bir kurumdur.

Son günlerde devamlı söylenegelen ve 1920 ruhundan bahsedilirken bu yıl da Ankara'da toplanan farklı etnik kökenlere mensup bütün unsurların Türk milleti şemsiyesi altında toplandığı katiyetle unutulmamalıdır. O dönemde bütün vekiller gerek içeride gerekse dışarıda "Türk milleti" adıyla anılmışlar, alt kimlikler hiçbir şekilde ayrılık sebebi olmamıştır. Ortak hedefleri, Anadolu topraklarında yeni bir millî birlik projesini hayata geçirmek, Türk milletinin egemenlik haklarını kazanmak ve bağımsız bir Türk devleti kurmak olmuştur. Üstelik, bu hedefe giden yolun haritası son Osmanlı Parlamentosunda çizilmiştir. Son Osmanlı Parlamentosunda Musul ve Kerkük dâhil olmak üzere, bugünkü Anadolu ve Trakya topraklarında yaşayan insanların kader birliği etmesi kararı alınmıştır. O dönemde de birtakım ayrılıkçı unsurlar ortaya çıkıp dönemin küresel güçlerinin istediği doğrultuda Birinci Meclise isyan etmişlerdir. Ancak ve neticede bölücülük prim yapmamış, millî irade daima galip gelmiştir. Bugün de konjonktürü fırsat bilen bölücüler dünden daha güçlü şekilde ayrılıkçı taleplerini dile getirmektedirler. Bölücü terör örgütü ve onun temsilcileri "bölgesel özerklik" adı altında uydu bir devlet kurma hülyalarını, maalesef, tekerrür ettirmektedirler. Bu cesareti bizce onlara AKP iktidarının politikaları vermiştir. Çünkü, AKP, maalesef, son açılım uygulamalarıyla cumhuriyetin temel normlarını değiştirme sevdasındadır. Mevcut siyasi iktidar, vatandaşlarımızı kaderde, kıvançta ve tasada ortak bir millet olma azminden geri döndürmek ve suyu tersine akıtmak için maalesef gayret sarf etmektedir. Hatırlanacağı üzere, bir süre önce, Sayın Başbakanın PKK'ya verilen tavizlere meşruiyet kılıfı geçirebilmek için "İlk Meclisin ruhuna geri döndük." demesi bu bapta değerlendirilmelidir. Başbakan Erdoğan'ın ne demek istediği bugünlerde bizce daha iyi anlaşılmaktadır. Aslında Sayın Erdoğan, ilk Meclisin ruhuna Fatiha okumuştur.

Değerli arkadaşlar, hakikat şudur: Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinde ittifak eden bir meclistir. Birinci Meclis, Türk milletini tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı var olma davası için Ankara'da toplananların adresidir. Bunun en açık delili merhum Mehmet Akif'in İstiklal Marşı'dır. Sayın Başbakan ise bu gerçeklere rağmen "Kürdistan'daki kardeşlerimi selamlıyorum." diyerek ağzındaki baklayı çıkarmış, bağımsız bir Kürt devletinin yoluna ihanetten, maalesef, asfalt döşemiştir. Bölücü terör örgütü ve uzantıları da bu yoldan ilerlemektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin idari taksimatı bellidir. Tekraren ifade ediyoruz ki Türkiye topraklarının bütünlüğünün garantisi millet iradesi ve bu iradenin dayanağı olan yasalardır. Uygulayıcılar millet iradesine ve yasalara tabi olmak zorundadırlar.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye'de hâlen yürürlükte olan bir Anayasa vardır, yenisi yapılıp Meclisin ve milletin onayından geçirilmediği sürece mevcut Anayasa yürürlüktedir. Devlet gemisini yürütenler bu Anayasa'ya uymakla mükelleftir. Hükûmet bu Anayasa'ya göre icraat yapmak mecburiyetindedir. Aksi takdirde, iktidar, meşruiyetini kaybeder. İktidar, meşruiyetini sadece milletten aldığı oylardan değil, Anayasa'ya ve yasalara yani hukuka riayetten alır.

Demokrasinin kökü hepinizin bildiği "demos"tur yani halktır. "Demos"u yani halkı parçalara ayırarak uygulanabilir evrensel standartta bir demokrasi henüz keşfedilmemiştir. Kaldı ki hükûmetlerin anayasa ve yasalara uymadığı bir ülkede kaos kaçınılmazdır. Kaos ise ayrışma ve yıkım getirir. Nitekim, AKP'nin sözde demokratikleşme adı altında bölünme paketi bunun en açık, en bariz delilidir. Bazı mahfillerin meşruiyet kazandırmaya çalıştığı ve bugünlerde daima ve sıkça söz edilen özerk yapılanma girişimleri ise açıkça bölücülüktür ve suçtur. İlk aşamada federatif yapıya zemin hazırlamayı amaçlayan bu kalkışma, birtakım yasakların kaldırılması ve demokratikleşme çerçevesinde değerlendirilemez. Böyle bir suçun Meclis çatısı altında işlenmesi AKP Hükûmetinin Türkiye'yi nereye getirdiğinin resmini vermektedir. Oslo görüşmeleri sırasında kapalı kapılar arkasında PKK'ya verilmiş sözler karşılığında Anadolu topraklarının hayalî nitelendirmelerle bölünmesine katiyetle izin verilemez. Türkiye'yi özerk bölgelere ayırma teşebbüsü, bu anlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine gölge düşürür.

Çok saygıdeğer milletvekilleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun dört bir yanı Türk kültür ve medeniyetinin abidevi eserleriyle doludur. Sadece Ahlat'taki Selçuklu eserlerinin varlığı bile özerk devlet hayallerinin suniliğini ve sahteliğini anlatmaya yeterlidir. Bütün bu kültür ve medeniyet değerleri hem oradaki halkın hem de bütün Türkiye'nin ortak mirası, malı ve vatanıdır. Bu anlamda düşünüldüğünde Türk toplumunu oluşturan unsurları birbirinden ayırmak sakıncalıdır, milletin birliğine ve dirliğine kastetmek anlamına gelir. Dolayısıyla, "Türkiye kürdistanı" lafzını kullanırken bu Meclis çatısı altındaki bütün değerli milletvekili arkadaşlarımızın çok iyi düşünmesi ve bunun nerelere gideceği hususunu ince bir şekilde takdir etmesi gerekir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)