Konu:Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:26
Tarih:09/12/2013


SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Devletin vermesi gereken eğitim, güvenlik hizmetlerinden sonra en önemli hizmet sektörü sağlıktır. Tabii, sağlık çalışanları, Millî Eğitim Bakanlığının personelinden sonra Türkiye'de en fazla yoğunluğun bulunduğu bir Bakanlık.

AKP hükûmetleri döneminde bir "değişim, gelişim, dönüşüm" gibi sihirli kelimelerin arkasında bakanlıklar, devletin yapısı içinden çıkılmaz, akıl almaz bir hâle dönüştü. Genel müdürlüğü alıyor grup başkanlığı yapıyor, işte, şube müdürlüğü kalkıyor, hastaneler "Kamu Hastaneleri Birliği" ismini alıyor, aile hekimliği getiriliyor.

Değerli milletvekilleri, hangi kurum olursa olsun temeli insandır. Eğer çalışan personelin moral ve motivasyonu eksik olursa verimlilik olmaz. Sağlık Bakanlığına baktığınız zaman, hekiminden diğer çalışan sağlık personeline kadar bir sürü sorunlar yumağı hâlinde. Hekimlerin almış oldukları destekler, aile hekimlerinin almış olduğu maaşla devlet kadrosunda çalışanların almış olduğu maaş arasındaki farklılıklar, döner sermayeden aldıkları payların farklılığı... Hekim merkezli kurulmuş olan bu Bakanlığın onun arkasındaki bir büyük sağlık ordusunun varlığını görmezden gelip onlara uydurmaya çalışan bir sistem.

Düşünebiliyor musunuz, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bir hemşire beni arıyor "Vekilim, on dört senedir hastanenin bir biriminde çalışıyorum, on dört senedir." diyor.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Uzmanlaşmış.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - "Yoruldum, bıktım, bittim. Allah rızası için, kaç defa müracaat ettim, beni buradan bir başka yere verin. Yeniden bir şeye başlayayım, kendimi yenileyeyim." diyor ve aldıramıyor kendini, on dört senedir bir hastanenin bir biriminde çalışıyor.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Uzmanlaşmış işte.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Tabii ki, o noktada uzman olur da bir başka yerde uzmanlığını değerlendirin. Yani, öğretmeni düşünün, eğitim yöneticilerini düşünün, dört senede beş senede bir yer değiştirirler. Çünkü orada biter görüşü, oraya verebileceği herhangi bir şeyin kalmadığını görür zaman içerisinde insan. Kendini yeniler bir başka yere gittiğinde. Dahası, isteğinin yerine getirilmesinin, statüsüne uygun bir başka yere verilmesinin de değerlendirilmesi gerekir.

Sağlık çalışanlarının eksiklerinin tamamlanması için Bakanlık, ülkenin her tarafından şimdi "sağlık meslek liseleri" adı altında yeni okullar açtırıyor. Özel sektör, insanlar inanılmaz paralar yatırıyorlar. Gezdiğim okullar var. Önüne gelen mi bu okulları açıyor, ülkenin ihtiyacı nedir, bilerek mi yapılıyor?

Doktor sayısının, hekim sayısının azlığından bahsediliyor ve başka ülkelerden hekim getirmenin düşünceleri basında yer alıyor. "Üniversite sayımız 170'i buldu." deniyor ama "bir müdür, bir mühür" anlamında eğitim fakülteleri sürekli açılıyor. Bir devletin planlaması yapılır, on sene, yirmi sene, elli sene sonrası ihtiyaçları nedir, ne kadardır diye; ona göre devlet kendine bir çekidüzen verir, bir yol haritası çizer.

Tıp fakültelerinin tabii ki maliyetinin yüksekliği, vakıf üniversitelerinin açılmasındaki zorluk göz önüne alınarak, işin kolay yönüne kaçıp ülkenin ihtiyacının üstünde insan yetiştirmek daha sonra istihdam konusunda bir tıkanıklığa yol açmaktadırlar. Bunun önlenmesi için Bakanlığın, gerekirse bu üniversitelere destek vererek, altyapı desteği vererek, kredi vererek, devlet üniversitelerinden destekleyerek hekim yetişmesi konusunda bir planlamanın içerisine de girmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığının, ülkenin her tarafında insanlarımıza güler yüzlü hizmetin götürülebilmesi... "Ücretsiz sağlık hizmeti" dendiği hâlde insanlardan yeniden ücret alınması, vekillere "yatak yok", işte, "muayene edilmiyor", "ameliyat edilmiyor" şeklinde şikâyet telefonlarının değerlendirildiği bir dönemdeyiz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)