Konu:TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ARŞİV ALANINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
Yasama Yılı:4
Birleşim:23
Tarih:28/11/2013


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ARŞİV ALANINDA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 421 sıra sayılı, Azerbaycan'la yapılan, bölgenin tarihini değiştirecek, bölgedeki bütün dengeleri değiştirecek, enerji politikalarımızı değiştirecek bir anlaşma üzerine konuşacağımızı söyleyecektim ama böyle bir anlaşma üzerine konuşmayacağım. Çünkü, normalde teknik bir detay olan ve bütün bir katma protokol içerisinde halledilebilecek bir anlaşmayı AKP önümüze bir metin hâlinde getirmiş, iki saattir üzerinde konuşuyoruz, sonra "Meclis tıkanıyor." diyorlar bize. Oysaki bütün bu anlaşmalar, teknik anlamda eksiklik varsa da giderilebilir, birleştirilip tek bir anlaşma hâline getirilebilirdi ama tıpkı hizmete açılan, mesela dere üzerine bir korkuluk yapılıyor, işte "1.176 tane tesis açtık." deniliyor ya, o dere korkuluğu nasıl bir tesisse bu da öyle bir uluslararası anlaşma. Bizim Meclis gündeminde, Meclisin, seçilmiş milletvekillerinin üzerinde konuşacağı konu bu mu? Hayır, değil.

Şimdi, burada Sayın Ali Babacan var diye bu Mecliste üzerinde konuşmamız gereken bir konuyu açacağım ben size. Açacağım konu, cumhuriyet tarihinin en yüksek miktarlı bir kamu bankasındaki batık kredisi, cumhuriyet tarihi döneminde batmış en yüksek miktarlı kredi. Ben bu kredileri denetlemekte olan KİT Komisyonunun üyesiyim. Kredi, Ziraat Bankası tarafından verilmiş.

İstanbul'da bir alışveriş merkezine öncelikle bir özel banka 120 milyon avro tutarında bir kredi veriyor ve kredinin geri ödemesinde sorun çıkıyor. Sonra, ne hikmetse, bu kredi, faizi özel bankadan çok daha düşük olmak kaydıyla Ziraat Bankası tarafından devralınıyor. Sadece devralınmakla kalmıyor, 120 milyon avroluk kredi 270 milyon avroya çıkıyor yani Ziraat Bankası, İstanbul'un göbeğinde kentsel sorunları çok artıracak bir şekilde bir alışveriş merkezine 270 milyon avro kredi veriyor. Peki, bu Ziraat Bankasının temel fonksiyonu ne? Çiftçimizi korumak, çiftçimizi finanse etmek. Çiftçimiz kan ağlarken, çiftçimiz finansman bulamazken, çiftçimiz yabancı şirketlere ezdirilirken Ziraat Bankamız gidiyor 270 milyon avroyu özel bankada batmak üzere olan bir kaynağa yatırıyor, değil mi? Peki, daha sonra ne oluyor? Ziraat Bankası bu konuda istihbarat raporu düzenliyor. İstihbarat raporu diyor ki: "Bu kredi bu koşullarda bu projeye verilirse bu kredi batar." İstihbarat raporu aynen bunu söylüyor. Ondan sonra, üç ay sonra aynı tarih, sayıyla istihbarat raporu değiştiriliyor, yeni bir istihbarat raporu yazılıyor, diyor ki: "Bu kredi batmaz." Ondan sonra, bu kredi kullandırılıyor değerli arkadaşlar ve ne oluyor? Cumhuriyet tarihinin en yüksek miktarlı kredisi 670 trilyon olarak batık hesabına geçiyor, firmanın iflası isteniyor ve firma iflas ediyor. Sonra ben -muhalefet milletvekiliyim- bunu bir buçuk sene önce basın açıklamasıyla duyuruyorum, diyorum ki: "Ziraat Bankasında bu şekilde çok önemli bir kredi batabilir, böyle bir risk vardır." Ve Sayın Ali Babacan, makamından -sözlü de cevap vermiyor Sayın Ali Babacan- yazılı bir açıklama yapıyor, diyor ki: "İddialar doğru değildir." Tipik olarak söylüyorum, ne söylesek yalandır, iftiradır, doğru değildir!

Şimdi Ali Babacan orada, ben Ali Bey'e soruyorum: Ali Bey, bu kredi battı mı? Bu kredi battı. Bu istihbarat raporu var mı? Var. Değiştirildi mi? Değiştirildi. Bu genel müdür görevden alındı mı? Ki, genel müdüre hiçbir şey söylemiyorum, kendisi bankalar yeminli murakıbı kökenlidir. Ama bu şartlardaki bir genel müdür Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna üye yapıldı mı? Yapıldı. Peki, bu BDDK aynı zamanda Ziraat Bankasını denetlemek zorunda olan bir BDDK mı? Evet. Yani, eski genel müdür dönüp kendi hesaplarını inceleyecek mi? Evet, inceleyecek. Peki, siz bu durumda bir denetçinin, bir BDDK üyesinin bağımsız olacağını söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz Ali Bey.

İşte, bunlar sizin ekonomi yönetiminde, sizin temel konulardaki temel eksiklikleriniz. İşte bu yüzden cumhuriyet tarihinin en yüksek kredisi sizin döneminizde batıyor.

Ve siz en kolayını seçiyorsunuz. Siz, medya patronlarıyla suç ortaklığı niteliği taşıyacak işler yapıyorsunuz -anlatırım- maden üzerine, enerji üzerine, kamu ihaleleri üzerine, imar üzerine.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Kara yolları...

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Ve cumhuriyet tarihinin en yüksek kredisi Ziraat Bankasında batarken ve Ziraat Bankası köylünün boğazına çökmüşken ve Ziraat Bankası benim çiftçimi boğarken 670 trilyon kredi batıyor.

Ve Sayın Ali Babacan orada, ben Aykut Erdoğdu buradayım. Desin ki: "Aykut Bey'in tespitleri yanlıştır, Aykut Bey'in tespitleri doğru değildir." Ve nezaketen çıkıp buna açıklama yapsın. İki satır açıklama yaptırıyorsunuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ve diyorsunuz "Böyle bir şey yoktur." Ve ben belgeleri göstermeme rağmen, ne yazık ki, ülkemizde kurulan bu kalleş medya düzeninde bir kişi muhalefet milletvekilinin iddialarına cevap vermiyor. Ben o medya patronlarının, o medya baronlarının hangi ihaleleri aldığını biliyorum. Bu yüzden demokrasimiz oturmuyor, bu yüzden bizim halkımız çok fakir, bu yüzden yokluk var, yoksulluk var, ayrımcılık var, bu memleket bölünmek üzere.

Ve bu milletvekillerine söylüyorum, değerli milletvekilleri, sizden rica ediyorum, ben kürsüden indikten sonra Sayın Ali Babacan'a sorun, deyin ki: "Aykut Bey'in söylediği şeyler gerçek midir?" Çünkü ben elime gelen belgeler üzerinden konuşuyorum. Ben elime gelen belgeler üzerinden, Sayıştay raporu üzerinden burada size anlatıyorum Enerji Bakanlığında olanları. Enerji Bakanı çıkıp diyor ki: "Yalandır, iftiradır." O zaman git Sayıştaya söyle, Sayıştay sana iftira atmış çünkü ne okuyorsam buradan okuyorum. Ama bunu söyleyemezsiniz, bunu diyemezsiniz çünkü ben görevimi yapmaya çalışıyorum. Bütün ihale baronlarını karşımıza alıyoruz, bütün sermayeyi karşımıza alıyoruz; televizyonlarından, gazetelerinden bizlere saldırıyorlar ama görevimizi yapmaya çalışıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kolaycılık içine düşmeyin, hepimiz milletin vekiliyiz, hepimiz onların mallarının emanetçisiyiz.

Şimdi bir soru daha soracağım Ali Bey buradayken. Ziraat Bankasında 7'şer milyon liralık tarım kredileri veriliyor. Bu tarım kredileri teşvikli krediler, iki yıl geri ödemesiz, son derece düşük faizli krediler değerli arkadaşlar. Ve insanlar bu kredilere başvurduklarında analarının kızlık soyadından başlayın son beş yıllık mali tablolarına kadar her şeyi istiyorlar ve birçok firma kredi alamıyor ve birçok firma bize dert yanıyor "Finansman ihtiyacım var, Türk çiftçisiyim, Türk müteşebbisiyim, kredi almam lazım ve alamıyorum Ziraat Bankasından." diyor. Peki, aynı Ziraat Bankası aynı şahsın veya akrabalarının kurduğu şirkete 100-150 milyon liralık tarım kredisi veriyor mu? Sayın Bakan sorsun, veriyor mu, vermiyor mu? Bana gelen belgeler bu kredilerin verildiğini gösteriyor. Ve nasıl veriliyor biliyor musunuz arkadaşlar? Şirket daha kurulmadan kredi çıktığı var. Şirketin ticari sicilinden öncesinde istihbarat raporları yazılmış. Şirket kurulmadan kredi işlemleri halledilmiş. Bu şirketin bir tek ortak adamı var. Bu adam diyor ki: "Ben tarım konusunda danışmanlık yapıyorum." E be kardeşim, bu ülkede sen danışmanlık yapmadan ben gidip Ziraat Bankasından kredi alamaz mıyım? Bu Ziraat Bankası, memurun aldığı kredi kartlarında tefeci faiziyle memurun, işçinin, çalışanın, taşeronun boğazına biniyor da, iki yıl geri ödemesiz, son derece düşük faizli tarım kredilerine sadece bir kişinin mi aracılık etmesi gerekiyor? Bunun gibi onlarca sorun var değerli arkadaşlar.

Şimdi, biz Azerbaycan'la aramızda arşiv konusunda bir anlaşma yapalım mı yapmayalım mı? Ya, biz çocuk muyuz, Hükûmet bizi nasıl kandırır böyle! Hükûmet bunu bize nasıl yapar arkadaşlar, konuşmamız gereken konular bunlar.

Sizler milletvekilisiniz. Bütün erk siz varsınız diye var, siz olmazsanız hiç kimsenin önemi yok. Bizi önemsizleştirmelerine izin vermeyin, bizler milletvekiliyiz. Biz irademizi koyarsak millet adına, hiç kimse demokrasiye bu şekilde tecavüz etme yeteneğini, hakkını kendinde göremez. (CHP sıralarından alkışlar) Ne askeri görür ne cemaati görür ne başbakanı ne genel başkanı ne yargısı. Biz milletvekilleriyiz ve milletvekili olduğumuzu hatırlayın değerli arkadaşlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)