Konu:Chp Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Ve 48 Milletvekilinin Artvin Kafkasör Cerattepe Maden Sahasının Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla 21/11/2012 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Vermiş Olduğu Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 28 Kasım 2013 Perşembe Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:23
Tarih:28/11/2013


CHP GRUBUNUN, ARTVİN MİLLETVEKİLİ UĞUR BAYRAKTUTAN VE 48 MİLLETVEKİLİNİN ARTVİN KAFKASÖR CERATTEPE MADEN SAHASININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA 21/11/2012 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERMİŞ OLDUĞU MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 28 KASIM 2013 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Artvin Cerattepe'de çıkartılmak istenen madene ilişkin Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine partim adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum

Türkiye'nin her tarafında, özellikle Artvin'de televizyonları başında bizi seyreden tüm Artvinlilere, tüm yurttaşlarıma saygılarımı iletiyorum.

Değerli arkadaşlar, bunu bu Meclis kürsüsünde birçok kereler konuştum ayrıntılarıyla. Bakın, şurası Artvin kent merkezi, Artvin kent merkezinin hemen üzerinde "Cerattepe" diye tabir edilen yerde bir maden faaliyeti, bir maden çalışması yürütülmek istenmekte. Buradaki maden çalışması herhangi bir maden çalışması değil, burası aslında çevreyi yok etmenin ötesinde, Artvin'i ortadan kaldırmaya yönelik bir cinayet, "tecavüz" kelimesini kullanmak istemiyorum ama çok ciddi anlamda bir tehdit.

Değerli arkadaşlarım, burada, ilgili şirket tarafından 4.406 hektar alanla ilgili olarak bir ruhsat talebi olmuş ama 31 hektarlık bir bölümle alakalı da ÇED raporu çalışması devam etmektedir. Bu 31 hektarlık alanda, sadece 27 hektarlık alanına ilişkin olarak maden şirketinin yani maden çıkartmak isteyen şirketin talebine göre burada 50 bin ağacı keseceğini ÇED raporunda belirtmiştir. Dikkat edin arkadaşlar, sayın milletvekilleri, 150 alanlık bir şey düşünün, sadece yüz ellide 1 bölümde 50 binden fazla ağacı keseceğini maden şirketi ÇED raporunda taahhüt etmiş bulunmaktadır. Yani durumun vahametini göstermesi açısından sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.

Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, su kaynaklarının 100 metre çapında alanda hiçbir şekilde faaliyetin yapılmayacağını söylemesine rağmen, Artvin'in bütün su kaynakları, içme suları buradan tedarik edilmesine rağmen, ne yazık ki, buradaki bütün alanlar yok edilmek istenmekte, sulama alanları bir anlamda ortadan kaldırılmak istenmektedir. Madenin çıkartıldığı alanın hemen yanında Türkiye'nin en önemli ekolojik parklarından bir tanesi olan Hatila Vadisi Millî Parkı yer almakta, hemen madenin altında Kafkasör Turizm Merkezi yer almaktadır değerli arkadaşlarım. Ve daha önemlisi olan -yargıya da intikal etmiştir, şu anda Rize İdare Mahkemesinde dava devam etmektedir- çevre düzeni planında madenin çıkartılacağına ilişkin herhangi bir şerh, herhangi bir beyan bulunmamaktadır.

Bakın, bundan önceki yapmış olduğum Meclis konuşlarımda da ifade ettim, 27 Mart 2002 tarihinde, o dönemde AKP milletvekili olan Sayın Bakan, Artvinli hemşehrimiz Faruk Çelik, Meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmada, Artvin'de maden çıkartılması faaliyetinin hangi boyutlara gelebileceğini, Artvin'i nasıl yok edeceğini ifade ediyor; bunu kelimesi kelimesine buradan Türkiye'yle, tüm Artvin'le paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Sayın Bakan diyor ki o tarihte yapmış olduğu konuşmada: "Bu maden arama çalışmaları, asit karakterli kirleticilerden dolayı, öncelikle çevrenin en temiz suyu durumunda olan Hatila suyunun ve tatlı su ekosisteminin sonu olmasına neden olacaktır. Bunun haricinde, yüzde 60 eğimli, heyelanlı bir bölge olan Artvin ilimizde bu maden çalışmaları, heyelanları daha da artıracaktır. Artvin ilinin ortadan kalkmasına sebep olacak sonuçların ortaya çıkma ihtimali muhtemeldir. Yöredeki sivil toplum örgütlerinin mutlaka görüşlerinin alınması gerekmektedir." "Değerli milletvekilleri" diyor Sayın Bakan, "Hükümet, Artvin ilini ortadan kaldırmaya değil, Artvin ilini geliştirmeye dönük politikalar ortaya koymalıdır." diye konuşmasına devam ediyor ve sonucunda da aynen şöyle söylüyor, diyor ki: "Artvin´in geleceğiyle ilgili olarak tüm belediye başkanları, sivil toplum örgütleri ve ilgili bakanlık bir araya gelip, Artvin'in geleceğinin değerlendirmesini yapmalarını çağdaş yönetim anlayışının gereği olarak görmekteyiz. Aksi takdirde, 200 bin insanı 'Ben ne yaptıysam doğrudur.' mantığıyla yönetmenin ve çaresizliğe terk etmenin çağ dışı bir anlayış olduğunu ifade emek isterim."

Sayın Bakan burada oturuyorken sordum: "2002 yılında yapmış olduğunuz bu konuşmanın arkasında mısınız?" Kendisine buradan teşekkür ediyorum, "O yapmış olduğum konuşmanın arkasındayım." diye söyledi. Yani Sayın Bakan 2002 yılında yaptığı konuşmada, bu maden çıkartılması olayının bir cinayet olduğunu ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, bu madene ilişkin olarak 17/2/2012 tarihinde bir ihale yapıldı. Bu ihaleden önce Artvin'in bütün siyasi partilerinin il başkanları, bütün sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, demokratik kitle örgütlerinin başkanları hep beraber Ankara'ya geldiler - AKP il başkanı da var bunun içerisinde- Sayın Bakana çıktık, dedik ki: "Sayın Bakan, bakın Artvin'de bir cinayet işleniyor. Bu maden eğer Artvin'de çıkartılırsa Artvin'i yok edecektir." Sayın Bakan bize müthiş bir cevap verdi, dedi ki: "Yer altındakiler ile yer üstündekileri karşılaştıracağız, hangisinin değeri daha fazlaysa ondan yana tercih kullanacağız." Ben de buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Sayın Bakana, Türkiye kamuoyuna sesleniyorum: Artvinlilere kaç lira bedel biçti? Kaç lira bedel biçti Artvinlilere değerli arkadaşlarım ki tercihini yer altından yana kullandı? O nedenle, bugün gelinen noktada bu vahameti Türkiye'ye anlatmak istiyoruz.

Bakın, ihaleye ilişkin bir rezalet de var. Bu ihale kokuyor değerli arkadaşlarım. İki yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu ihaleyi anlatmaya çalışıyorum. Dedim ki: "Bu ihale paket ihaledir." Sayın Bakan yapmış olduğu konuşmalarda, bana vermiş olduğu cevaplarda ihalenin paket olmadığını, ihalenin bir firmayı tarif etmediğini söyledi. İhaleden önce "Bu ihale şartnamesinde yılda 10 bin ton metal bakır, 500 bin ton tuvenan malzemeyi çıkartacak hangi tesis vardır?" diye sordum, Sayın Bakan imzasıyla dedi ki: "Samsun'da Eti Bakıra ait bir tane tesis vardır." Arkasından, ihale olunca o firma almadı, bir başka firma alınca bana vermiş olduğu yazılı cevapta şöyle söyledi, dedi ki: "İhalenin belli bir firma üzerinde şekilleneceği ve bunun üzerine ihale tarihinden önce noter kanalıyla bunun tespitinin yapılacağını söyleyen milletvekili yanılmıştır." Bakın, cevaplar burada. Ama değerli arkadaşlarım, aradan belli bir zaman geçtikten sonra -bakın, size yerel gazeteleri gösteriyorum değerli arkadaşlarım- benim demiş olduğum firma, tahmin ettiğim firma ilanlar verdi ve o firmaya o ihale redevans sözleşmesiyle devredildi.

Bakın, Samsun'la alakalı...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Rezalet, rezalet, rezalet!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bakın, görüyorsunuz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, gelinen noktada, hiçbir şeyden çekinmeden ne yazık ki her tarafa ilanlar verdiler. Yani, bu ihaleyle ilgili boyutun ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından ben Artvin milletvekili olarak haklı çıktım ve geçen hafta komisyonda yapılan toplantıda Sayın Bakana dedim ki: "İstediğin televizyon kanalına lütfen beni çağır, sizinle Artvin'i tartışalım. Bu cinayeti durdurmak için, bu yanlıştan dönmek için gereğini yapalım." Artvin'e Sayın Cumhurbaşkanı geldiğinde kendisine de arz ettim, "Bakın Sayın Cumhurbaşkanım, bu çok önemli bir olay. Artvin'i yok edecek olan bu girişime 'dur' demek zorundayız." dedim.

Sizler ne diyordunuz? "Biz, doğanın yeşilini seviyoruz." Ben de buradan soruyorum: Doğanın mı yeşilini seviyorsunuz, doların mı yeşilini seviyorsunuz değerli arkadaşlarım? (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi, gelinen noktada, Turizm Bakanlığının vermiş olduğu cevaplar var. Diyor ki: "Bu yörede böyle bir maden çalışmasının yapılması çok tehlikeli sonuçlara yol açacaktır." O nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığı burada yapılacak maden çalışmasının çok tehlikeli bir çalışma olacağına, turizm bölgelerini yok edeceğine ilişkin resmî bir yazı verdi. Bu resmî yazıyı da bütün Artvin'le, bütün Türkiye'yle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bakın, sözlerimi bitirirken şunu söylemek istiyorum: Sayın Başbakan Fenerbahçe Kulübü Başkanıyla yaşamış olduğu polemikte aynen şöyle söyledi: "Sanki bütün izinler alınmış, elindeymiş gibi 'Şuraya marina, şuraya AVM yapacağım.' diye sözler vermek doğru değil. Bunların projelerini çizdirdin mi? Çevre Bakanlığının gerekli iznini, onayını aldın mı? Bunun için izin verecek kurumlar belli. Sanki Çevre Bakanı elindeymiş, her izin elindeymiş gibi söz veriyor size."

Değerli arkadaşlarım, şimdi, buradan bütün Artvin, bütün Türkiye şunu merak ediyor; benim konuşmamın bir önemi yok, biz zaten burada duruyoruz: AKP'li Artvin milletvekilimizden de aynı Sayın Bakanın durmuş olduğu noktayla alakalı olarak, bu madenin Artvin'e zarar vereceğini, bu maden çıkartma işleminin yanlış olacağını Türkiye Büyük Millet Meclisinden ifade etmesini hasseden rica ediyorum değerli arkadaşlarım. Neden? Bakın, Artvin'de bundan üç dört ay evvel çok büyük bir miting yaptık. O gün Artvin'in bütün sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri Artvin Valiliğinin önüne geldiler, orada binlerce kişi, bu maden çalışmasının Artvin'i yok edeceğine ilişkin ayrıntılı basın açıklaması yaptılar. O nedenle, ben buradan yöre milletvekili olarak Türkiye'ye sesleniyorum, diyorum ki: Bu maden çalışması, ihale aşamasından bugüne kadar geldiği bütün süreç ve orada yapılacak olan bir cinayet Artvin'i insanlarıyla beraber yok edecektir değerli arkadaşlarım. Bunu Türkiye'ye anlatmaya çalışıyorum, iki yıldır bu feryadı, bu figanı Türkiye'ye duyurmaya çalışıyorum. O nedenle, burada kurulacak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir Meclis araştırması komisyonu, oraya gidecek milletvekilleri, Artvin'in içinde bulunduğu durumun ne kadar vahim olduğunu, yüzde 80 eğimli bir arazide yapılmak istenen bu maden faaliyetinin Artvin'i ve Artvinliyi yok edeceğini bizzat görecektir. Bilimsel raporlarla desteklenecek bu çalışma, inanıyorum ki önümüzdeki günlerde, alınmış olan bu kararın yeniden gözden geçirilmesine neden olacaktır. Bu konuda milletvekili arkadaşlarımın duyarlı davranacağına inanıyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)