Konu:25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü'ne İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:23
Tarih:28/11/2013


25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ'NE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddet konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bir kadın olarak, 21'inci yüzyılda hâlâ kadına karşı uygulanan şiddetle ilgili bir konuşmayı burada yapıyor olmaktan dolayı duyduğum huzursuzluğu ve üzgünlüğü belirtmek istiyorum.

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki bizim literatürümüzde kadına şiddet bir Cahiliye âdetidir; bırakın şiddeti, kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık cehalettir, ilkelliktir, vicdansızlıktır. Bizim tarihimizde, medeniyetimizde, bizim köklü aile yapımızda çocuklar arasında, kadın ile erkek arasında ayrımcılık asla yoktur. Kim ki kadına yönelik ayrımcılığı, kadına yönelik şiddeti bir âdet, bir gelenek olarak lanse ediyorsa, kim ki kızlara ve kadına yönelik insanlık dışı muameleyi yapıyorsa, o, Cahiliye Döneminin temsilcisidir, insanlıktan nasibini almamıştır.

Kadına yönelik şiddet, genel anlamıyla tüm dünyayı ilgilendiren, evrensel nitelikte bir konudur; daha doğrusu, bir hak ihlalidir, insan hakkı ihlalidir. Cinsiyet ayrımcılığının temelini oluşturduğu kadına yönelik uygulanan şiddet konusu, içerisinde yaşadığımız toplumda da ne yazık ki sosyolojik, psikolojik ve toplumsal problemlerin bir bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiddet, tanım olarak insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. İnsanların hemcins ve karşı cinsler olarak yaşadıkları toplumlarda şiddetin tanımlarını çok farklı şekillerde görmek mümkündür. Her ne kadar birçok farklı şekillerde tanımı yapılmış soyut bir konu gibi görünse de, kadına yönelik şiddet konusu ahlaki ve vicdani bir meseledir. Kadına yönelik şiddet sadece fiziki olarak değerlendirilmemeli tabii ki; en büyük şiddet, kadın iradesine, kadın onuruna vurulan prangadır. Bu prangaları bizler tek tek kaldırmaya devam ediyoruz. 31 Ekim günü, kadınlarımıza uygulanan şiddetin en büyüklerinden biri olan başörtüsü yasağına demokratikleşme paketimizle son noktayı koyduk. Böylelikle, bu şiddeti özel ve kamu alanlarında kaldırmış olduk.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu arada, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nün hemen ertesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli milletvekilinin Japonya Millî Günü resepsiyonunda Sayın Başbakanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'ye karşı kullandığı seciyesiz ve seviyesiz üslubu lanetliyorum. Ülkemizin prestij ve onuruna böylesi bir zarar ancak şahsı tarafından verilebilirdi, yazıklar olsun diyorum. Seviyesizliğini milletin Meclisine taşıyan bu vekil, bence, milletin vekili olma vasfını kaybetmiştir, milletin vekili sıfatını kaybetmiştir. Milletin vekili milletin aynasıdır. Daha da vahim olan, her zeminde cumhuriyeti kurmakla iftihar eden Cumhuriyet Halk Partisinin diplomatik misyonunun Kamer Genç tarafından temsil edilmesidir. Buradan Cumhuriyet Halk Partisini konuyla ilgili gerekeni yapmaları için göreve davet ediyorum ve şiddetle mücadele için çok önemli bir şekilde zihinsel dönüşüme ihtiyacımız olduğunu bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Şiddetin panzehri sadece tek bir yasa ya da kanun değildir. Ülkemizde kadına şiddet konusu öncelikli olarak aile içi mahrem bir konu sayılmış ve bırakın yasal düzenlemeyi, şiddete maruz kalan kadının bunu paylaşması bile âdeta ahlaki ve toplumsal bir ayıp, hatta toplum arasında suç sayılmıştır. Bu sebeple, ülkemizde kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla önleyici, koruyucu ve kapsamlı tedbirlerin alınmasının gerektiği zaruriyeti ortaya çıkmıştır.

Biz çok önemli yasal düzenlemeler yaptık, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'u düzenledik ve 6284 sayılı -ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili- çok önemli bir yasal düzenlemeyi Meclisimizden 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe soktuk. Uluslararası anlamda, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi'ni 2011 tarihinde imzaladık. Yine, 2005 tarihinde Türk Ceza Kanunu'nda cinsiyet eşitliği ve şiddet konusunda yeni düzenlemeler yaptık, "töre saikiyle" ifadesi eklenerek Ceza Kanunu'nda yapmış olduğumuz düzenlemeyle en yüksek cezayla cezalandırılmalarını kabul ettik ve çok önemli bu yasal düzenlemelerle birlikte kadına konukevlerini yaptık, sığınmaevlerini açtık. Fakat, çok önemli olarak gördüğüm; hiçbir kanunun, hiçbir yasanın kişinin vicdanından daha önemli ve belirleyici olmadığını bir kez daha hatırlatıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.(AK PARTİ ve BDP sıralarından alkışlar)