Konu:AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
Yasama Yılı:2
Birleşim:107
Tarih:16/05/2012


AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SENA KALELİ (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 180 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın geçici 1'inci maddesi üzerinde verilmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, La Fontaine'nin dediği gibi güçlünün aklı her zaman daha muteber tabii adaleti de. Güçlü olan güçsüzü manipüle ediyor, marjinal ve uzlaşmaz olmakla suçluyor, açık ve şeffaf topluma engel oluyor.

Geçici 1'inci madde de, plansızlığın ve programsızlığın yasal altyapısı oluşturmaktadır. Bu düzenlemeyle, değerli yerlere ve arazilere "dönüşüm" adı altında el konularak hak gaspı yapılacaktır. Yani bu madde, Hükûmetin  samimiyeti  konusundaki soru işaretlerini arttırmaktadır.

Değerli arkadaşlar, şehirler de insanlar gibidir havası, suyu ve toprağıyla, tüm renkleriyle, geçmişiyle kendine özgü bir ruh taşır, bir kimlik kazanır. O ruh ve kimlik korunur, geliştirilirse dünya kültür mirası olur.

 AKP, yeniliği ve dönüşümü "yıkmak, tahrip etmek ve yeniden yapmak, değerli yerleri ranta dönüştürmek" olarak algılıyor. O kadar ki, riski bahane edip camiyi bile yıkıyor yerine AVM yapıyoruz. Yer mi daha değerli, yoksa bizim yapmakta olduğumuz binalar mı daha değerli?

Fikirsel anlamda korumak yeniliğin önünü tıkar ama çevresel, biçimsel korumak kalitenin, estetik anlayışın, zevkin ve saygının göstergesidir. Bu noktada, kentler kadar zihinsel dönüşüm de önem kazanmaktadır. Kentleri TOKİ vasıtasıyla avamlaştırarak modern kent yarattığımızı mı sanıyoruz? Mahalle kültürü yerine kendi içine kapalı, dışlayıcı site hayatları mıdır kentsel dönüşümden anlaşılan?

Bursa'da Kamberler boşaltıldıktan sonra, ev verilen vatandaşımızın hiçbirinin o evlerde oturmadığına, yine alıştığı yaşam biçimine uygun evler inşa ettiğine, hepsinin dağıldığına, ne onların ne de komşularının birbirlerine alışamadığına tanık olduk. Zaten yerleşik olmaya alışmamış bu insanları, tarımla uğraşan insanları alıştıkları yerlerinden etmek de bir çeşit tehcir değil midir? Gülsuyu-Gülensu Projesi gerçek dönüşüm anlayışı olabilirken, Kamberler ve Sulukule, farklı yaşam biçiminin rahatsızlığını ortadan kaldırma ve rant projesi değil de nedir? Suni şehirler, Dubailer yaratınca daha mı mutlu nu olacağız?

Değerli milletvekilleri, Bursa Osmangazi ilçesinde, 2007 yılında "Yüzyılın Projesi" adı altında, TOKİ ve Osmangazi Belediyesi iş birliği ile gerçekleştirilen Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi, hak sahibi 4 bin kişi ve Bursa açısından, yüzyılın projesi olarak sunulmuş ancak ne yazık ki yüzyılın fiyaskosuna dönüşmüş bir sorunlar yumağı olmuştur. Görüldüğü gibi, şehrin en merkezî yerinde yaratılan bu görüntü bozukluğu gören herkesin aklını oynatmasına neden olmaktadır.

Akçağlayan'da heyelan bölgesine TOKİ konutları yapılmıştır. Benzer bir sorun da Gürsu Dışkaya'da yaşanmaktadır. Gürsu'nun da dâhil olduğu kentin doğu bölgesi sit alanı, verimli tarım arazileri, su kaynakları ve doğal yapısıyla korunarak kentsel kullanımların dışında tutulmuşken, devasa TOKİ projesi için plan değişikliğine gidilmiş ve yeni bir hayalet kent oluşturulmuş, hak sahipleri mağdur edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, son on yılda yaşananlar ve getirilen bu düzenleme göstermiştir ki AKP=TOKİ, TOKİ= ranttır. AKP, HES'ler ile doğayı katletmiş, 2/B ile arsa-arazi spekülasyonunu yasallaştırmış, yabancılara topraklarımızı satmış, kentsel dönüşüm adına antik, turistik, insani alanları yok etmiş, tarım arazilerini, su kaynaklarını, yeşil alanları rant uğruna feda etmiştir. Deprem kuşağında yer alan ve sık sık doğal afetlere esir düşen Türkiye'de kentsel dönüşüm acil bir gereksinimdir ancak rant ve yağmaya, plansızlığa, şekilsiz ve kimliksiz standart şehirleşmeye izin vermeyeceğimizi bildirmek isteriz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaleli.