Konu:Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi
Yasama Yılı:4
Birleşim:16
Tarih:13/11/2013


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR İÇTÜZÜK TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; belli bir anlayış içerisinde bu İç Tüzük'ü tüm siyasi partilerin desteğiyle çıkaracağımız anlaşılıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak İç Tüzük değişikliğine destek veriyoruz ancak ilginç bulduğum bir konu var: İktidar partisi adına buraya çıkan sözcüler, 31 Ekim 2013 tarihindeki Genel Kurul konuşmaları sırasında Cumhuriyet Halk Partisi sözcülerinin yapmış olduğu bazı konuşmaları gündemlerine alarak birtakım eleştiriler, değerlendirmeler yapıyorlar. Ben o sözcülere şunu tavsiye ederim: Keşke bu değerlendirmenizi o tarihte yapsaydınız, medeni cesaret gösterip, çıkıp Cumhuriyet Halk Partisi sözcülerinin görüşlerinden katılmadığınız bölümler varsa o zaman söyleseydiniz. Yani iki hafta geçti, ikide bir buraya çıkıp oralardan bir kelimeyi, bir cümleyi alıp, asıl bağlamından kopararak Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmeyi, doğrusu Meclisin bugünkü atmosferine uygun bulmuyorum.

Ben de birkaç şey söylemek istiyorum. Bizi eleştiren o arkadaşların bu eleştirileri nedeniyle ben birkaç konuyu dikkatinize sunmak istiyorum. Demokrasi dersi vermeye kalktı bu arkadaşlarımız.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda Kadıköy vapurundan inen kadınların kıyafetinden rahatsız olan hiç kimse yoktur. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda ya böyle bir rahatsızlık duyulmuyor ya da bu rahatsızlık duyulduğu hâlde ifade edilemiyor korkudan.

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) - İfade edilemiyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bu anlayıştan demokrasi çıkmaz. Kadıköy vapurundan inen kadınların kıyafetinden rahatsız olan insanlar demokrat olamazlar. Banklarda yan yana oturan genç kız ve genç erkeğin sohbetinden rahatsız olanlar demokrat olamazlar. Devlet-birey ilişkisini güç-itaat ilişkisi olarak algılayanlar özgürlükçü olamazlar, demokrat olamazlar. Bu anlayışa sahip hiçbir kimse Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda yoktur ama Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Yoktur.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hayır, "Yoktur." demeyin Sayın Canikli. Olmadığını ben görebilmiş değilim, öyle arzu ederim ama çıkan arkadaşlarınız, Kadıköy vapurundan...

Siz buraya çıkıp şunu söyleyin: "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu olarak Kadıköy vapurundan inen kadınların kıyafetinden şikâyetçi değiliz, şikâyetçi olanları da eleştiririz."

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Niye rahatsız olalım, böyle bir şey yok. Söylüyorum, böyle bir şey yok, hiç kimse rahatsız değil.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bizimkilerin yaptığı yanlışları siz yapmayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Mısır'da ölenlerin, Mısır'da hayatını kaybedenlerin ölümleri üzerine mersiyeler düzerken, Gezi'de hayatını kaybedenler için bir Allah'tan rahmet dilemeyi bile esirgeyenler, demokrat olamazlar. Böyle bir kişi bizim grubumuzda yoktur ama Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda olup olmadığını bilmiyorum. Olmadığını söyleyemiyorsunuz.

Mursi'yle kendini özdeşleştirip Mursi ve taraftarlarına karşı uygulanan devlet şiddetini eleştirirken, kendi güvenlik güçlerinin şiddetini "Kahramanlık destanı yazdılar." diye kutsayanlar demokrat olamazlar. Bunlar bizim grubumuzda yok ama Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda olmadığını söyleyemiyorsunuz, söyleyemeyeceksiniz.

Mursi'yi ve Sisi'yi kastederek "Mısır'da firavunun izinden gidenler var, bir de Musa'nın izinden gidenler var." diyor Sayın Başbakan.

Değerli milletvekilleri, Mısır'da firavunla Musa'nın mücadelesi, bir din mücadelesinin ötesinde bir mülk, kenz mücadelesidir. Türkiye'de "Musa'nın izinden gideceğim." diye yola çıkıp firavunlaşanlar, "Onun kardeşi Hârûn'u takip edeceğim." deyip Hârûn değil, Karûn olanlar var.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Doğru, aynen öyle, Karûnlar var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Firavunlar ve Karûnlar demokrat olamazlar. Bunlar bizim gurubumuzda yok ama sizin grubunuzda olmadığını siz söyleyemiyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Onu burada aramayın, bulamazsınız; başka yerlere bakın, burada yok.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Genel Başkan Yardımcınız söylüyordu bir sene evvel, bunu ben söylemedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Alevi vatandaşlarımızı ötekileştirip "Alevi açılımı" diye yola çıkıp hiçbir şey yapmayıp toplumu kutuplaştırıp ondan sonra "Torunuma 'Ali' ismini vereceğim." diyen insanlar demokrat olamazlar. Doğmamış torununa verilecek isimden medet umarak Alevi vatandaşlarımızı, onları onore edeceklerini düşünen insanlar demokrat olamazlar.

Değerli milletvekilleri, bütün sorun nereden çıktı biliyor musunuz? Bakın, 31 Ekim tarihinde burada önemli bir oturum gerçekleştirdik ama hemen ertesinde Sayın Başbakan klasik yöntemine başvurdu, klasik kutuplaştırma yöntemine. İki haftadır yapmış olduğu konuşmalar bu merkezde cereyan ediyor. Hâlâ "tek parti dönemi, Cumhuriyet Halk Partisi dönemi", hâlâ "türban", hâlâ "başörtüsü", hâlâ bunun üzerinden siyaset. Problem şuradan çıktı: 31 Ekimde beklemediğiniz bir Cumhuriyet Halk Partisi tavrı ortaya çıktı. Sayın Başbakanın var oluşunun iki nedeni bugün Türkiye'de ortadan kalktı.

İki konu Sayın Başbakanın temel istismar alanıdır, temel politika alanıdır. Birincisi: "Darbe mağduru, asker mağduru AKP." Bu kalktı. Uydurma davalarla, hukuksuz davalarla, hukukun ayaklar altına alındığı davalarla insanlar mahkûm edildi. O hukuksuz süreç devam ediyor ama artık "Darbe ve asker mağduru AKP." rolü, misyonu da sona erdi, kullanabileceğiniz bir şey yok.

İkincisi: "Başörtüsü mağduru AKP." Bu da elinizden çıktı. Şimdi, gerçekler çıplak kaldı. Temel hak ve özgürlükler sınavını vereceksiniz şimdi ama o sınavı verme yolunda bocalamaya başladınız. Çünkü öyle bir kültürünüz yok. Bu mücadeleyi verebilecek durumda değilsiniz.

Eski bir düşünür şunu demişti: "Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz." Sayın Başbakan, artık o nehirden çık!

Sözlerimi burada bitiriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)