Konu:Ak Parti Grubunun, Genel Kurulun Çalışma Saatleri İle Gündemdeki Sıralamanın Yeniden Düzenlenmesine, 480 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın İç Tüzük'ün 91'inci Maddesine Göre Temel Kanun Olarak Bölümler Hâlinde Görüşülmesine İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:15
Tarih:12/11/2013


AK PARTİ GRUBUNUN, GENEL KURULUN ÇALIŞMA SAATLERİ İLE GÜNDEMDEKİ SIRALAMANIN YENİDEN DÜZENLENMESİNE, 480 SIRA SAYILI KANUN TASARISI'NIN İÇ TÜZÜK'ÜN 91'İNCİ MADDESİNE GÖRE TEMEL KANUN OLARAK BÖLÜMLER HÂLİNDE GÖRÜŞÜLMESİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP'nin her gün değişen grup önerisinin aleyhine söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddi bir kurumdur. Bu kurumda ciddi gündem yapılması lazım. Her gün gündem değişiyor, her gün görüşülecek konular değişiyor. Burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesi milletvekilleri bugün Mecliste ne görüşüleceğini bilmiyor, yarını da bilmiyor.

Bir iktidar partisi var, her gün öneri getiriyor, gündemi değiştiriyor. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı en büyük saygısızlıktır. Bu, iktidar partisinin yetmezliğidir, yetersizliğidir. Yetersiz bir iktidar, gelmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına konmuş ve Türkiye Cumhuriyeti devletini her yönüyle yıpratıyor, kendi ekseninde döndürüyor, geriye çeviriyor ve her gün Türkiye'de gerçekten çok sıkıntılı günler oluyor. Türkiye zaten denetim kalktığı için talan edilmiş, kaynakları yok edilmiş.

Anadolu'ya bir çıkın arkadaşlar. Ben, geçen hafta Tunceli'deydim. Üniversite -eski bina vardı- yeni binaya taşınıyor, daha hiçbir şey yok. Bakın, 30 Eylülde üniversite açılması lazım, bugün 11 Kasım, hâlâ açılmamış. Niye? Her şey eksik. Gidiyoruz, diyoruz ki: "Ya kardeşim, bakın, eski bina vardı, o binayı niye... Orada öğretime devam etseydiniz, burayı bitirdikten sonra, ondan sonra gençler buraya gelsin." "Yok, olmaz." diyor. Niye yok? Çünkü arkadaşlar, bugün Türkiye'de öyle bir üniversite sistemi var ki, rektörler kral, sorumsuz ve hiçbir yere hesap vermiyor. Bakıyorsun, rektörün kardeşi çalışıyor, orada öğretim görevlisi, aslında bilimsel kariyeri de yok; yeğenleri çalışıyor. Bir rektör yardımcısı var; kendisi çalışıyor, karısı çalışıyor, kardeşinin kızı ve gelini çalışıyor orada. Yani böyle bir şey olur mu ya? Böyle bir üniversite olur mu? Ve rektörler istediği gibi harcama yapıyor, denetim yok. Ya, böyle bir devlet ayakta kalır mı arkadaşlar?

Yine, bir hastanemiz, eski bir hastane binası var, dün yine hastane binasına gittim. Şimdi, ameliyathane çalışmıyor, asansörler çalışmıyor, TOKİ yapmış, binanın yarısı hurda hâlde. Şimdi, arkadaşlar, bana inanmıyorsanız buyurun gidin. Hayır, siz iktidar partisisiniz, gidin görün yani. Bu memleketi bu kadar onursuzca ve aşağılıkça durumlara düşüren insanlar var. Ya, olur mu şimdi?

Gençler gitmiyor üniversiteye, ısınmıyor. Şimdi, bakın, bir buçuk ay geçti, bu çocuklar yarın KPSS imtihanına girecek, final imtihanlarına girecek. E, nasıl olacak bu? Nasıl olacak arkadaşlar? Bir buçuk ay çocuklar eğitime başlamamış, bir buçuk ay sonra başlayacaklar; finaller başlayacak, oradan mezun olan arkadaşlar KPSS imtihanlarına girecekler. Ne olacak bu çocukların hâli?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Vallahi, senin oğlun ne olduysa onlar da olur.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, senin hâlâ aklın gelişmemiş...

RECEP ÖZEL (Isparta) - Niye?

KAMER GENÇ (Devamla) - Zekâ itibarıyla gelişmemişsin.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Allah Allah!

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen. Kürsüden bir sayın milletvekiline hakaret etmeye hakkınız yok.

KAMER GENÇ (Devamla) - Arada sırada böyle laf atıyorsun. Ben sana buradan doğru bir şey söylüyorum. Bak, Recep Özel, sen burada çok özel kanunlar getiriyorsun, haksızlıklara karşı...

BAŞKAN - Sayın Özel, lütfen.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ne dedim Başkanım?

KAMER GENÇ (Devamla) - Recep'e özel kanun getirdin, işte MİT Kanunu'nu getiren sensin. Hayatın boyunca onun utancını taşıyacaksın sen.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Allah Allah!

KAMER GENÇ (Devamla) - E, tabii. Yani sen hayatın boyunca o utancı taşıyacaksın. Onun için, şimdi bizim dediğimiz... Ya, bu iktidar partisi, bu memleket bu durumda şey edilmez...

Bir Adana Valiniz var. Peki, o Adana Valisi eğer size "kavat" deseydi, bakın, herhangi birinize "kavat" deseydi siz bunu kabul edecek miydiniz? Peki, eğer kabul etmeyecekseniz o valiyi nasıl orada tutuyorsunuz? Bu vali ne yaptı? AKBİL olayında Recep Tayyip Erdoğan'ın suistimalleri vardı, bu suistimallerini, gitti, İçişleri Bakanı müfettişiyken inceledi; soygunları, suistimalleri örtbas eden bir rapor düzenledi; Tayyip Bey de kendisine kıyak olsun diye, getirdi, vali yaptı. Ama bu vali Türkiye'nin her tarafında sorun yaratıyor, her tarafında insanlara hakaret ediyor. Ayrıca da yaptığı harcamalara bir bakın bakalım. Şimdi, bu Valiyi orada tutan bir siyasi iktidar, bunun sorumluluğuna katlanmak zorundadır. O valinin vatandaşa sarf ettiği sözleri yarın size de söylerler.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O "kavat" dediği vatandaşın içine çıksın bakalım o Vali bundan sonra!

KAMER GENÇ (Devamla) - O zaman siz bu sözleri kabul ediyor musunuz etmiyor musunuz? Şimdi, eğer buna sahip çıkıyorsanız, o zaman demek ki bunun vatandaşa yaptığı hakaretleri siz de tasvip ediyorsunuz demektir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O Vali aynaya bakıp bakıp konuşuyor!

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer sizin buna karşı, bu Valiye karşı bir gebeliğiniz yoksa, bu Valiyi hemen görevden almanız lazım. Vatandaşa saygısı olmayan, devletin itibarını korumayan, devleti o kadar rencide eden makamda oturan bir kişi orada bir gün kalamaz arkadaşlar. Bir gün kalamaz! Niye peki tutuyorsunuz bunu? Vatandaşa bu kadar ağır hakaret eden bir valiyi orada tutan bir siyasi iktidarın ben aklına şaşarım! Yani demek ki sizin buna herhâlde gebeliğiniz var. Bir yerde gebeliğiniz var!

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ne gebeliği var ya?

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer siz bunu görevden aldığınız zaman, yarın da diyecek ki "Tayyip Bey, ben AKBİL olayında senin bu kadar pisliklerini temizledim de yani ne olacak ben bir vatandaşa 'kavat' demişim de ne olacak yani?"

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bu nasıl bir seviye ya! Nasıl bir seviye!

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Nasıl bir hayal gücü var sende!

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, bakın size bir şey veriyorum, diyorum ki eğer hakikaten bu Valinin bu vatandaşa yaptığı hakareti tasvip etmiyorsanız, o Valiyi hemen görevden almalısınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sen mi karar vereceksin ona!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, Eskişehir Valisi... Ali İsmail Korkmaz diye bir genci polisler sopayla öldürdüler. Yahu, sizde hiç vicdan denilen bir kavram yok mu? Soruyorum size.

Şimdi, birtakım vatandaşlar çıksa, sizin çocuklarınızı sopayla dövüp öldürse siz nasıl hareket edersiniz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Nasıl öldürdü ya?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya işte görüntü ortaya çıktı, filmler çıktı ortaya.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Nerede çıktı ya?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya şimdi, beyler, ben haysiyeti ve onuru olan insanlara karşı konuşuyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Allah, Allah!

KAMER GENÇ (Devamla) - Haysiyet ve onur kavramı kaybolmuş insana karşı ben konuşmuyorum.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen temiz bir dille konuşun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Siz bunun için sorunu duymuyorsunuz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, hepimize hakaret ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ali İsmail Korkmaz'ı sopayla öldürdüler. Öldüren kim? Polis. Öldüren kim? Birtakım insanlar. Ve orada Eskişehir Valisi çıkıyor diyor ki: "Kendi arkadaşları bunu öldürdü." Ondan sonra da ne diyor? "Bunu polisin üzerine atıyorlar." Ya arkadaşlar, insanlık denen bir duygu var. Bakın, Gezi olaylarında 6 tane genç öldürüldü. Bakın, 14 tane gencin bir gözü kör edildi. Yarın o gözü kör edilen insanlar karşınıza çıkacak, sizin de gözünüzü kör edecek yani, onu bilesiniz. Yahu şimdi, benim olsa yani benim gözümü kör eden insanın karşısında bunu yapanın elbette ki öcünü alırım ya. Eğer devlet benim öcümü almazsa, eğer devlet hukuk uygulamazsa, hukuk işlemezse...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Ramazan Can'ın da gözünü kör edecek, Ramazan Can'ın da.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...o zaman "ihkakı hak" kavramı diye bir kavram vardır. O kavram fiilen geçiyor. Sizin zamanınızda devlet kuvvetleri yok olmuştur, devlet tevessuh etmiştir.

Bakın, bugün, Deniz Kuvvetlerini niye yok ediyorsunuz? Deniz Kuvvetlerinde son zamanlarda teknolojik bakımdan yapılan keşifler Amerikalıları geçti diye Amerika talimat verdi, Deniz Kuvvetlerini yok ettiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya oğlunun kaç dairesi var?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerine gel.

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, yani siz böyle bir... Siz neyin hesabını... Bakın, bunun hesabını çok ağır vereceksiniz. Türk Silahlı Kuvvetlerini yok ettiler.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sen dairelere gel, dairelere.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Dairelerin tapusuna gel.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Bak oradan bir şey soruyorlar, onun cevabını ver.

KAMER GENÇ (Devamla) - Niye yok ettiniz? Çünkü, Türkiye'nin çökertilmesi için Türk Silahlı Kuvvetlerinin yok edilmesi lazım. Kimi tutuyorsunuz? El Nusra'yı tutuyorsunuz. Kimi tutuyorsunuz? El Kaide'yi tutuyorsunuz...

RECEP ÖZEL (Isparta) - Nereden nereye geldin ya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bırak, nereden nereye geldin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Kimi tutuyorsunuz? İşte, Suriye'de insanların boyunlarını bıçakla diri diri kesen zihniyeti destekliyorsunuz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Bir seni tutamıyoruz, ha bire konuşuyorsun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi oradan, hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu, dünyanın hangi ülkesinde var?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi oradan, hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) - Suriye'de kullanılan o zehirli gazın Türkiye'den gittiği konusunda ciddi uluslararası tespitler var.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Artık hayal kurmaya başladın, hayal.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi yerine, hadi yerine!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yarın sizi insanlık suçundan dolayı yargılayacaklar. Yazık olacak, Türkiye Cumhuriyeti devletine yazık olacak.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi be, hadi! Hadi!

KAMER GENÇ (Devamla) - Benim size samimi bir tavsiyem var: Lütfen bu iktidardan bir an önce ayrılın. Bakın, gençlerimizin hayatını kötü ettiniz. Yani, bugün Anadolu'da çocuğunu üniversiteye gönderen ana babalara Tayyip Erdoğan diyor ki: "Ya bu çocuklarınız geliyor, ahlaksızlık yapıyor." Böyle bir şey olur mu ya?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Öyle bir şey diyen yok ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, üniversite genci niye gidip de... Yani 2 genç yana yana gelip de sohbet edemez mi? Bu ille ahlaksızlık mı? Tayyip Bey herkesi kendisi gibi mi biliyor? Böyle bir şey olur mu ya? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)