Konu:Chp Grubunun, Bursa Milletvekili İlhan Demiröz Ve 20 Milletvekili Tarafından Zeytin Ve Zeytinyağı Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla 2/5/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 6 Kasım 2013 Çarşamba Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:13
Tarih:06/11/2013


CHP GRUBUNUN, BURSA MİLLETVEKİLİ İLHAN DEMİRÖZ VE 20 MİLLETVEKİLİ TARAFINDAN ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA 2/5/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 6 KASIM 2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok önemli bir konu olan zeytin, zeytinyağı üreticilerinin sorunları hakkındaki araştırma önergesini Genel Kurula getiren Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi sunmak üzere huzurlarınızdayım. Şahsım ve grubum adına yüce Türk milletini, muhterem heyetinizi ve Balıkesir'den bizi izlemeye gelen kıymetli misafirleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bahsedilen zeytin ve zeytinyağı, sizin sabahleyin sofralarda yediğiniz zeytin tanesi bir besin olmaktan öte, bir Ege milletvekili olarak, bizim için, yüreğimizde aşk, midemizde aş, bizim geleceğimiz, geleceğimizin güvencesidir. "500 bin aile" olarak ifade edilen 3 milyon insanın geçimini sağladığı, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak 3 milyar dolar sıvı yağ ithalatına para harcadığımız, bunca zengin toprakların çalışkan insanlarının emeklerini, alın terlerini değerlendiremeyip başka ülkelerin çiftçilerine para kazandırdığımız sıvı yağın, bunun en önemlisi zeytinyağının kadrini, kıymetini, sorunlarını, önemini burada belirtmek üzere değerli milletvekillerinin, farklı partilerden milletvekillerinin görüşlerini dinlemektesiniz.

Evet, on bir yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin bugüne kadar zeytin, zeytin üreticisi, zeytinyağı konusunda yaptığı, elbette, önemli, güzel çalışmalar da var. Ancak, şunu ifade etmek isterim ki zeytin, bu geçen yıllar itibarıyla, 2002 yılından 2011 yılına geldiğinizde artan maliyetleri ve düşen üretim rekoltesi itibarıyla çiftçimizin fakirleşmesine, bankaların borçlanmasına, zeytin ağaçlarının el değiştirmesine sebep olmuştur.

Zeytin ağaçta yetişir. Biz her yıl o zeytinin -yüzünü gözünü yırtarak- üzerinden meyvelerini alırız. Ertesi yıl kendini toparlayamaz zeytin ağacı bilinçsiz toplamaktan dolayı. Bir yıl verir, diğer yıl kendini toparlama gayretinden dolayı veremez. Zeytin tanınmaz zaten, zeytin yağı da tanınmaz. Anadolu'da çiçek yağından pişirilen balığı zeytinyağından pişirdiğini iddia eder evin hanımı.

Bu anlamda, gerek Bakanlığın gerek zeytinle ilgili birliklerin, kuruluşların tanıtım ve reklam çalışmaları konusunda büyük bir eksikliği ifade etmek istiyorum. Zeytin ağaçlarının 90 milyon olan sayısının Hükûmetin bir projesi çerçevesinde, yeni ağaçların dikimi noktasında gösterilen büyük gayretle 160 milyona çıkması öyle beklendiği gibi rekoltenin de 2 katına çıkmasını doğurmadı, meydana getirmedi. Geçen yıl 200 bin ton zeytinyağı aldığımız hâlde, bu sene UZZK'nin, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin bahsettiği tahminleriyle bu yıl beklenen rekolte 130 bin tondur. Bu, Türkiye için çok düşük bir rakamdır.

Değerli milletvekili, coğrafi belgeden menşei belgesi alınmasından bahsetti. Balıkesir'in Ayvalık zeytinyağının coğrafi menşei belgesi var ama kardeşim, siz çevremizi yangına çevirdiniz. Suriye'den tankerlerle Ege'ye zeytinyağı geliyor.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) - 60 bin ton.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Hükûmete soruyorum: Bu yağı kim sokuyor Türkiye'ye? Yolda "Allah Allah" nidalarıyla bu yağ nasıl geliyor ta Ege'ye kadar? Hangi firma, hangi şirket bunu getiriyor? Ege'nin yağıyla karıştırıp bizim yağımızın kalitesini bozuyor, sırf para kazanayım diye. O menşei bozan bu arkasındaki çok uluslu güçlerin, Türkiye'deki tröstlerin Hükûmet tarafından açıklanmasını istiyorum. Üreticimizin organik yağ elde etmek adına, fedakârlık yaparak, ilaçlamayıp, doğal yollarla gübreleyip, insanımıza daha iyi ürünler sunmak ve dünyada bu rekolteyi daha iyi hâle getirmek, ülkemize daha çok para kazandırmak adına, markalaşmak için göstermiş olduğu çabayı birileri bozuyor değerli milletvekilleri ve buna seyirci kalınıyor. Bu anlamda, bu zeytinin kalitesinin bozulmasının yolunu açan Suriye'den kaçak yağ girişinin önlenmesi ve bunun takip edilmesi gerekmektedir. Yapanlar hakkında da mutlak suretle bir yaptırım uygulanması gerekmektedir.

Zeytin ve zeytinyağının tabii ki ülkemizde rekoltesi artarken insanımızın olağanüstü gayretleriyle bu sonuçlar elde edilmektedir. Zeytin toplandıktan sonra tımar edilir, sonra altı sürülür. Bunu bilinçli üretici yapar. Ülkemizin birçok yerinde sürülmez, kendi kendine zeytin yetişir. Taneleri küçüktür, Muğla bölgesinde bilhassa böyledir ama Marmara Bölgesi'nde, Bursa'da, Çanakkale, Balıkesir bölgelerinde insanımız gözü gibi bakar o zeytinlere, her şeyidir insanımızın o, onu korur, yemeğinden, ekmeğinden kısar, çocuğunun harçlığından kısar o ağaçları gübrelemeye çalışır. Ama zeytinle hiç alakası olmayan bakan, zeytinle ilgili hiç bilgisi olmayan bakanlık yetkilileri, Ankara'dan ahkâm keser, zeytin ve zeytinyağı üzerine politikalar geliştirir. 2004 yılında işte "Zeytinyağımızın rekoltesi şu kadar olacak, şu kadar ağaç dikeceğiz, şundan olacak." diye vaat ettikleri, tespit ettikleri hedefi şimdi 2013'ten atlattılar, 2023 yılı hedefine koydular çünkü hedefler saptı. O günkü belirledikleri hedeflere bir türlü ulaşamadılar.

Zeytinin gerek bakımı gerek yemesi, yetiştirilmesi, üretilmesi konusunda büyük bir hassasiyet gerekmektedir. Zeytinyağı öyle Hükûmetin desteklediği gibi kazanlar vermekle, kontinü fabrikalar açmakla iyi yağ elde edilmiyor. O kadar hassas bir ürün ki, biz, litresini 6 liraya satmaya çalışırken, litresini 40, 50 liraya satan firmalar var. Çünkü neden? Zeytinyağı fabrikasında işçilerin içtiği sigara kokusu dahi zeytine siner. Böylesine hassas bir gıdanın, dünyada kanseri yok eden, kanseri alt eden özelliği itibarıyla, tanesiyle birlikte yendiğinde mide kanserini tedavi eden özelliğiyle Cenabı Allah'ın kitabında bahsettiği, insanlığa sunduğu bu güzel nimetin maalesef kıymetini bilememekteyiz. Ağaçlar kurumakta, sulamadan bahsetti milletvekilim. Ama sulama ne Çanakkale'de var ne Balıkesir'de var, hiç böyle bir gayret, çaba yok. Ağaçlar ilaçlama yapılır... Zannediyorum Bursa'da da amaçladıkları hedefe ulaştıklarını sanmıyorum, yüzde 30 veya 40'lar seviyesindedir. Benim gördüğüm yerlerin çoğunda sulama yok ama mutlaka doğrudur, yapılmıştır bir kısmı. Bunun Türkiye'nin tamamına...

Zeytinyağına, zeytine önem verilmesi gerekmektedir. Zeytinyağı konusunda millî bir politika Meclisin yürütmesi gerekmektedir, yoksa her gelen hükûmete göre değişen, her hükûmetin her döneminde her yıl değişen desteklemelerle değerli milletvekilleri, böyle bir politika dünyada yoktur. Ama, maalesef, biz desteği 70 kuruş litrede veririz zeytinyağına, Avrupa Birliği 2,4 avro verir. Bu rakamla üretici nasıl ayakta durabilir, nasıl bankaya borçlarını ödeyebilir? 2002 yılında maliyetin yüzde 16'sını karşılarken, bugün yüzde 11'ini karşılar durumdadır desteklemeler.

Hükûmeti, zeytin üreticisine sırtını dönmemeye, zeytin üreticisinin yanında olmaya, elinden tutmaya, bu mübarek bitkinin hakkını korumaya sizleri, hepinizi davet ediyorum.

Önergenin lehinde oy kullanacağımızı ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)