Konu:Muharrem Ayına Ve Kerbela Olayı'na İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:12
Tarih:05/11/2013


MUHARREM AYINA VE KERBELA OLAYI'NA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yine geldi mâh-ı matem muharrem. Bu ay, adı üstünde, bir matem ayı. Neyin matemi? Kerbela şehitlerinin matemi, Peygamber evladının matemi.

"Muharrem" deyince Kerbela Vakası aklımıza gelir. Kerbela'da günlerce susuz bırakıldıktan sonra şehit edilen İmam Hüseyin ve 72 yârenine reva görülen o zulüm, o vahşet aklımıza gelir.

Aslında, Kerbela hep, böyle, susuz, kuru bir çölü hatırlatır insanlara ama gerçekte öyle değil. Kerbela, içinden koskoca Fırat'ın geçtiği bir çöldür. Kerbela'nın anlamı, o Fırat'ın suyunun Peygamber evladına çok görülmesidir. Yani, kurdun, kuşun, yılanın, çıyanın faydalandığı o sudan, bir yudum sudan, Fırat'ın suyundan bir yudumun dahi Peygamber evladına çok görülmesidir. Kerbela'nın anlamı aslında budur.

Onun kenarında, Fırat'ın kenarındaki Kerbela Çölü'nde sadece İmam Hüseyin ve onun yârenleri değil, İmam Hüseyin'in altı aylık, kundaktaki bebeği Ali Asgar da susuz öldü. Savaşın bir anında İmam Hüseyin, oğlu Ali Asgar'ı, kundaktaki bebeğini kucağına alarak cepheye gitti. Dedi ki Yezid'in ordusuna dönerek: "Ya, beni belki suçlu görebilirsiniz, belki ben bu zalim, diktatör Yezid'e biat etmediğim için canımı almak istersiniz ama bu bebekten ne istiyorsunuz? Bari buna bir yudum su verin." Altı aylık kundaktaki bebek... Yezid'in komutanı, Okçu Hermele'ye dedi ki: "Su gönder çocuğa." Hermele anladı. Okuyla yayı çekerek perli, üç perli okla İmam Hüseyin'in kucağındaki Ali Asgar'ı boğazından nişan alarak şehit etti. İmam'ın avcuna kan doldu, havaya serpti. "Şahit ol ya Allah'ım bu zulme." dedi. Onun için derler ki o gün bir kez daha melekler secde etti İmam Hüseyin'in şahsında insanoğluna çünkü insanlık onurunu korudu, eşrefimahluk olmayı, zulme boyun eğmemeyi İmam Hüseyin, bu davranışla sağladı. Mersiye okunur onun için. Derler ki:

"Akan suyun kenarında

Kim görmüş susuz öleni

Bir ayrı elem Kerbela

Her anı ayrı bir bela."

Evet, Kerbela böyle bir bela.

Bugün ülkemizde şükür ki Hanefi'si, Şafii'si, Alevi'si, Caferi'si, herkes İmam Hüseyin'i, ehlibeyti sever ve ona özen gösterir, bu acıyı gönlünde yaşar. Halkımızın bu duygusunu ülkemizin yöneticilerinin de hissederek öyle davranmasını bekliyorum yani ehlibeyti severiz, biz de Ali'yi severiz. Doğru, seversiniz ama Ali'yi sevenleri de, ehlibeyti sevenleri de sevin, onlara haklarını teslim edin. Bu, toplumsal barışa katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Bizim bugün çevremizde bazı ülkelerde "Allahuekber" diyerek insanların başını kesen ve sonra da namaz kılan -geçmişte Yezid'in askerleri de namaz kılıyordu, enteresandır- o zihniyetten şükür ki bizim milletimiz uzaktır. Bizim milletimiz İslam'ın doğru yorumunu anlayıp yaşamaya çalışıyor. Bu Kerbela olayından biz de bu dersi çıkarmalıyız. Toplumdaki değişik görüşleri, değişik inançları saygıyla karşılayarak "Herkesin inancı kendine." diyerek, ehlibeyt üzerinde birleşerek, bir arada huzur içinde yaşayalım diyorum ve bu vesileyle Bedir'den Kerbela'ya, Kerbela'dan Çanakkale'ye ve günümüze tüm şehitleri saygıyla anıyorum.

Selam olsun Hüseyin'e.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)