Konu:Bdp Grubunun, Bdp Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in 23/10/2011 Tarihinde Meydana Gelen Van Depreminin Ardından Vanlı Yurttaşların Yaşadığı Olumsuzlukların, Van'a Türkiye'nin Diğer Yerlerinden Yapılan Yardımların Akıbetinin Araştırılması Amacıyla 23/10/2012 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Vermiş Olduğu Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 24 Ekim 2013 Perşembe Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:9
Tarih:24/10/2013


BDP GRUBUNUN, BDP GRUP BAŞKAN VEKİLİ BİNGÖL MİLLETVEKİLİ İDRİS BALUKEN'İN 23/10/2011 TARİHİNDE MEYDANA GELEN VAN DEPREMİNİN ARDINDAN VANLI YURTTAŞLARIN YAŞADIĞI OLUMSUZLUKLARIN, VAN'A TÜRKİYE'NİN DİĞER YERLERİNDEN YAPILAN YARDIMLARIN AKIBETİNİN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA 23/10/2012 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERMİŞ OLDUĞU MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 24 EKİM 2013 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi lehine partim adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye deprem riski açısından dünyanın en önde gelen ülkelerindendir. Ülkemizin yüz ölçümünün yüzde 42'si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. Bazı büyükşehirlerimizin birinci derece deprem bölgeleri üzerinde kuruldukları, nüfusumuzun yarıdan fazlasının bu sahalarda yaşadığı ve istatistiki verilere göre her iki yılda bir yıkıcı deprem felaketine maruz kaldığı bir gerçektir ama nedense bu felaketlerden bir türlü ders çıkarılamamakta, her yeni depremde yüzlerce insanımız yaşamını yitirirken binlerce insanımız yaralanmakta, evsiz barksız kalmakta ve basiretsiz yönetimler yüzünden daha büyük yıkımlarla baş başa bırakılmaktadır. Bunun en son örneği de Van'dır. Bundan otuz yedi yıl önce, 1976 yılında Çaldıran fayının kırılmasıyla 7,3 büyüklüğünde deprem yaşayan Van'da bilim insanları tarafından enerji birikiminin tehlikeli boyutlara ulaştığı ve her an yeni bir kırılma yaşanabileceği şeklindeki uyarılar dikkate alınmamıştır. Bu nedenle Van ne 2001 yılında 19 pilot ilde uygulamaya başlanan yapı denetim sistemine dâhil edilmiş ne de kamu binaları yapı denetim sistemi kapsamına alınmıştır. Öte yandan yapı malzemelerinin 1998 Deprem Yönetmeliği'ndeki standartlara uygunluğunun kontrolü konusunda da bir adım atılmamıştır. Bütün bu ihmaller sonucunda ise 2011'de yaşanan felakete âdeta davetiye çıkarılmıştır. Bugüne geldiğimizde de bu ihmallerin ve duyarsızlıkların devam ettiği, depremzedelerin kendi tabirleriyle "AKP'zede"ye dönüştürüldüğü görülmektedir çünkü depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremzedeler depremden kaynaklı psikososyal sorunlarla boğuşmakta, iş, barınma, sağlık, eğitim konularında ciddi sorunlar yaşamaya devam etmektedir.

Sayın Sezgin Tanrıkulu başkanlığındaki heyetimizle, sonuncusu eylülde olmak üzere, Van'a sık giden bir milletvekili olarak gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Değerli milletvekilleri, Van'da depremle birlikte AKP'nin partizanca uygulamalarından kaynaklanan ve depremi fırsata dönüştüren politikalarının açtığı yaralar kanamaya devam ediyor. Yer altı kaynaklı sık sık afet yaşayan Van halkı, bu yetmezmiş gibi şimdi de yer üstü kaynaklı AKP afetiyle karşı karşıyadır. Resmî rakamlara göre Van depreminde 644 kişi hayatını kaybederken yaklaşık 3 bin kişi yaralanmış, 28 bin yapı kullanılamaz hâle gelmiştir. Ancak sonraki süreçte Hükûmetin skandal sayılabilecek uygulamalarından dolayı binlerce vatandaşımız çadırlarda çetin kış koşullarında yaşamaya çalışırken çıkan yangınlarda yaşamlar yitirilmiş, hamile kadınlar çocuklarını düşürmüş, çocuklar ağır, ağır travmalar yaşamıştır. Bugün de bunlar yaşanmaya devam edilmektedir.

Kurban Bayramı öncesine kadar TOKİ'lerde su yoktu. Yurt içinden, yurt dışından yapılan onca yardıma rağmen, her konuda ustalaştığını iddia eden Hükûmetin acemiliği, iş birliğinden uzak, şeffaf olmayan tavrıyla, depremzedeler bırakın insani yaşam standartlarını ilkel koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiştir. Daha sonra da kontrolsüz güç olan TOKİ'ye teslim edilmiştir.

Bölgede eğitim öncesi, eğitim-öğretim sistemi işlemez hâle gelmiştir. Bunun kanıtı da YGS sınavında Van'ın en başarısız illerden biri olmasıdır.

Esnaf iflas bayrağını çekmiş, alım gücü düşmüştür. Hasarsız görünen konutlarda kiralar ve aidatlar 2 katına çıktığı için vatandaş ikinci defa sarsılmıştır. Binlerce insan başını sokacak sıcak bir yer ve iş bulamadığı için göç etmek zorunda kalmıştır. Aileler arası arazi kavgaları başlamıştır.

Van Valisi depremden sonraki ilk 23 Nisan kutlamaları sırasında "Bahar geldi de sıkıntılarımız azaldı." diyerek acılar içindeki Vanlılarla âdeta alay etmiştir. Başbakanın, 23 Ekim 2012 tarihinde âlâyı vâlâ ile Erciş'te gerçekleştirdiği konut teslim töreni sırasında attığı kahkahalar, depremde hayatını kaybeden Yunus'un fotoğrafını maharetmiş gibi hediye olarak alması depremzedelerin hafızasında birer yara olarak iz bırakmıştır.

Hükûmet, depremzedeleri siyasi hesaplarının kurbanı yapmıştır. "Kardeşlik ve tek yürek olma" adına açılan insani yardım kampanyaları dahi iş adamlarının PR'ı hâline dönüştürülmüştür. Sözler yerine getirilmemiştir. PR'a ve reklama yönelik, insanı taşınabilir, kullanılabilir kalabalıklar olarak gören devlet zihniyeti ve AKP anlayışı, manevi değerleri nüsük ve şekilden ibaret sayan ve kullanan anlayış, manevi değerlerin, ibadetin derinlik ve felsefesini yok etmiştir. Yani görgü, bilgi ve nosyon zafiyeti maddi değerleri ve rantı öne çıkarmış, insan değeri ölçüsü maddeye bağlanmıştır.

Halkımızın dayanışma ve yardımlaşma duyguları bu depremde yaşananlardan sonra erozyona uğramıştır. Hâlen konteynerlerde yaşam mücadelesi veren 200 ailenin barınaklarına bile göz dikildiği gibi yaşadıkları sağlıksız koşulların yaratacağı salgın hastalıklar da göz ardı edilmektedir. Hastalar, engelliler, yaşlılar, hamileler bakıma muhtaç durumdadır. Tenekede yemek pişirilmektedir. Çocuklarımız ikamet gösteremedikleri için okula gidememektedir. Mülki amirler, yerinde tespit yapmak yerine ayaklarına vatandaşı getirtmektedir. Vatandaş sağlık taramasından geçirilmemektedir. Hâlen yaşam mücadelesi verilen 4 konteynerdeki depremzedeleri boşaltmaya mecbur bırakmak için elektrik ve suları kesilmiştir. Boşaltılan konteynerleri nereye göndermek için bu acele boşaltmalar yapılmaktadır? Mescit, oyun parkı, etüt salonu gibi sosyal alanlar kaldırılmıştır. Kira yardımı yapılacağı vaadiyle konteynerlerden çıkarılan bazı aileler vadedilen yardımı alamamaktan şikâyetçidir. Sağlıksız koşulara rağmen konteynerlere bile razı olan bazı yurttaşların buradan çıkarılmamak için açlık grevine girmesi ise Hükûmet açısından yüz kızartıcıdır.

Başbakan Erçiş'teki konuşmasında Vanlıları kış soğuğuyla baş başa bırakmayacaklarını vadetmişti. Aradan bir yıl daha geçti, yeni bir kış eşikte ve Vanlılar hâlâ barınaksız. Az hasarlı binalarda hâlâ önlem alınamamış. Van'daki ikinci depremde 40 vatandaşımız Çevre ve Şehircilik Bakanının sorumsuz beyanıyla hayatını kaybetti. Bayram Oteli'nin enkazı kaldırılırken enkazın başına giden Beşir Atalay'a sesini duyurmak isteyen halka coplarla, gaz bombalarıyla müdahale edilmiştir. Van Ferit Melen Havalimanı'nın önünde çadır bekleyen halka o korkunç soğukta tazyikli su sıkılmıştır. AKP Hükûmeti asgari insani tepkilere bile tahammül edememiştir.

"Saray gibi yerlerde yaşıyorsunuz." gibi söylemler edilmiştir. Vanlıların taleplerini, tepkilerini aktaran gazeteciler şeytana benzetilmiştir. Böylece basına yönelik baskılarla sesler duyulmaz olmuştur.

Van'da belki binaların enkazları kaldırıldı, TOKİ'leşme hızla gerçekleşti ama Hükûmet o enkazın altında kaldı. Yaşam biçimi, ekonomik koşulları dikkate almayan TOKİ'leşme tüm illerde yaşattığı sorunu Van'da da yaşatıyor.

Bu vesileyle, tüm Van ve Erciş halkına tekrar geçmiş olsun dileğinde bulunurken, her zaman yanlarında olduğumuzu ifade eder, BDP Grubu önerisinin lehinde olduğumuzu belirterek saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)