Konu: İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ATİLA KAYA’NIN, TÜRKİYE-AZERBAYCAN ARASINDAKİ SON GELİŞMELERE İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI DOLAYISIYLA
Yasama Yılı:3
Birleşim:80
Tarih:22/04/2009


İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ATİLA KAYA’NIN, TÜRKİYE-AZERBAYCAN ARASINDAKİ SON GELİŞMELERE İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI DOLAYISIYLA
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

DEVLETBAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerlimilletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evvela,yarın büyük bir coşkuyla kutlayacağımız Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın tümçocuklarımıza, milletimize, hepimize hayırlı olmasını temenni ediyor, bubayramı bize armağan edenleri saygıyla, rahmetle ve şükranla anıyorum.

İkinciolarak, güncel bir konu, Türk milleti olarak bizi yakından ilgilendirenTürkiye-Azerbaycan ilişkilerini gündeme getirdiği için Değerli Arkadaşımızahuzurunuzda çok teşekkür ediyorum.

Bu meselehepimizin yakından takip ettiği, ilgilendiği, ilgilenmesi gereken bir konu.

Evvelabir üzüntümü burada ifade etmek istiyorum: Bizim Azerbaycan'la ilişkilerimiz-sadece bugünkü Hükûmet bakımından değil, geçmişteki cumhuriyet hükûmetleribakımından da- özellikle Azerbaycan'ın bağımsızlığına kavuşmasından sonrakurulan ilişkilerimiz kardeşçe ilişkilerdir. Bizim Azerbaycan'la, Azerbaycan'ındaha ötesinde Türk cumhuriyetleriyle olan ilişkilerimiz, bu ülkelerin maddivarlıkları, zenginlikleri, oradan elde edilecek imkânların ötesinde doğrudandoğruya kardeşlik temeline dayanmaktadır. Biz karşılaştığımız her sorunu,geliştirdiğimiz her ilişkiyi bir kardeşlik ilişkisi çerçevesindedeğerlendiriyor, ona göre yapılması gerekenleri yapmaya çalışıyoruz.

Tabiatıylabu kardeşlik ilişkisinin ekonomik, ticari, siyasi, kültürel başka boyutlarıolabilir ama bugün bu konuşmanın yapıldığı zamana kadar olan ilişkilerimizinböyle bir samimiyetle, böyle bir anlayışla yürütüldüğünden evvela bizim,birbirimizin emin olması gerekir, Azeri kardeşlerimizin de olması gerekir. Onuniçin, yazılıp çizilen, söylenen bir kısım iddiaların çok da haklı nedenleredayanmadığını, asılsız, spekülatif bir kısım haberlerden yola çıkılarak birdeğerlendirme yapıldığını burada belirtmek istiyorum ve milletimizin takdirinede sunmak istiyorum.

Esasen,bu gelişmeler başladığı günden beri müteaddit açıklamalar yapıldı. SayınBaşbakanımızın açıklamaları var, G-20 zirvesi için gittiği Londra'dan yaptığıaçıklamalar var. Daha sonra yurt içinden yapılan açıklama var. DışişleriBakanımızın var. En son, geçtiğimiz Hükûmet toplantısından sonra, BakanlarKurulu toplantısından sonra benim yaptığım açıklamalar var; bu, Türkiye içinedönük olarak. Ayrıca, Azerbaycan'daki bir kısım medya kuruluşlarının bizeulaşarak -devletin kayıtlarında vardır- bu konuyla ilgili görüşlerimizsorulduğunda da, çok net ve açık olarak Türkiye-Azerbaycan ilişkileri veKafkasya'daki gelişmeler nedir, ne değildir ve Türkiye bu meseleye nasılbakmaktadır? Bunları Azerbaycan halkına da, oradaki kardeşlerimize de ifadeettik, benim de konuşmalarım var. Anlaşılıyor ki, bütün bu konuşmalara rağmen,hâlen ortada yine de tekrar konuşulması gereken hususlar var. Ben de bumülahazayla bir defa daha yüce Meclisin bilgisine ve takdirine, milletimize bukonudaki görüşlerimizi açıklamak üzere huzurunuza geldim.

Türkiye,30 Ağustos 1991'de Azerbaycan bağımsızlığını ilan ettiğinde, AzerbaycanCumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte 9 Kasım 1991'de tanıyan ilk devlettir.Türkiye-Azerbaycan ilişkileri bu tarihten bu yana gücünü iki halk arasındakitarihî, kültürel ve aynı millete mensup olmaktan doğan bir yakınlık temelindesürekli bir şekilde geliştirmiştir.

Türkiyeve Azerbaycan arasında mevcut olan iş birliği ve dayanışma, uluslararasıilişkilerde iki bağımsız ülke arasında benzerine az rastlanabilecek birseviyeye de ulaşmıştır. Türkiye-Azerbaycan siyasi ilişkilerinin temelini, ikiülkenin ortak menfaatlerinin geliştirilmesi arayışı ve her iki ülke halkınınrefah ve istikrarına katkıda bulunacak şekilde iş birliğinde bulunması ilkesioluşturmaktadır. İki ülke yönetimi arasındaki diyalog ve temaslar, en üstseviyede sürdürülmekte ve ziyaretler vesilesiyle her iki ülkeyi de yakındanilgilendiren ikili ve bölgesel tüm konuların ele alınması mümkün olmaktadır.

Değerlimilletvekilleri, bakınız, 2008 yılı içinde iki ülke arasında Cumhurbaşkanı veBaşbakan düzeyinde on, çeşitli bakanlar düzeyinde ise otuz kadar karşılıklıziyaret yapılmış olması, temasların sıklığını ortaya koyması açısından sonderece önemlidir diye düşünüyoruz. Eğer, Azerbaycanlı kardeşlerimizin bu gelişmelerleilgili, bu görüşmelerle ilgili yeteri kadar bilgisi yoksa, kendilerine bilgivermesi gerekenlerin yeterli bilgiyi vermediğindendir. Bunun da altınıçiziyorum.

CumhurbaşkanıAliyev'in 15 Ekim 2008 seçimlerinde yeniden iş başına gelmesinin ardından yurtdışına yaptığı ilk resmî ziyaret kapsamında ülkemizi ziyaret etmiş olması,Azerbaycan yönetiminin ülkemize verdiği değerin açık bir göstergesidir veüstelik tekrar Cumhurbaşkanlığı görevine seçildiğinde orada temsil edilenbirkaç ülkenin başında da Türkiye gelmektedir.

Türkiye-Azerbaycanekonomik ilişkileri de özellikle son dört yıl içinde siyasi ilişkilere paralelbir gelişme göstermiş ve memnun edici düzeye erişmiştir. İkili ticaret hacmimizson dört yıldır ortalama yüzde 40 oranında artarak Eylül 2008 sonu itibarıyla 2milyar doları aşmıştır. Azerbaycan'ın petrol dışı sektörlerine yatırımlarımız 3milyar dolar seviyesine ulaşmış olup bu rakamla Türkiye, Azerbaycan'ın petroldışı sektörlerinde en büyük yatırımcı konumuna gelmiştir.

İki ülkearasında hayata geçirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis- Erzurum petrol,doğal gaz boru hatları ile çalışmaları devam eden Bakü-Tiflis-Kars Demir YoluProjesi gibi enerji ve ulaşım alanlarında bölgesel önemi haiz iş birliğialanları, Türkiye'yle Azerbaycan'ın parçası oldukları çok taraflı iş birliğinintüm Avrasya coğrafyası açısından taşıdığı stratejik önemi ortaya koymaktadır.Söz konusu projeler, her iki ülke halkının refahına katkıda bulunmanınötesinde, bölgenin istikrara kavuşmasına ve uluslararası planda stratejik önemkazanmasına da vesile olmuştur.

Tüm busaydığım unsurlar, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin stratejik niteliğini veönemini büyük bir açıklıkla ortaya koymaktadır. Hükûmetimiz, gerekAzerbaycan'la ikili ilişkilerimizin taşıdığı bu önemin gerek Azerbaycan'ın Türkhalkının kalbinde taşıdığı yerin farkındadır.

Bölgedekidiğer bir komşumuz olan ve aramızda da sorunlar bulunan Ermenistan'layürütülmekte olan ve son dönemde de bölgedeki gelişmeler sebebiyle hız kazanangörüşmeler süreci ise bu ülkeyle mevcut olan sorunların çözümü için gereklialtyapının sağlanmasını ve Güney Kafkasya'daki tüm ülkelerin iştirakiyle biristikrar ve güven ortamının oluşturulması için ilk adımların atılmasınıhedeflemektedir.

Ermenistan'laesasen bu ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından bu yana çeşitlidüzeylerde sürdürülen bir temas vardır ancak -         geçtiğimiz pazartesi günü yaptığımaçıklamada da ifade ettim- ikili ilişkilerde ve uluslararası diplomasidekonular belli bir olgunluğa kavuşmadan, yeterli açıklamalar yapılmamış olmasıbu ilişkilerin dün, evvelsi gün başladığı anlamına gelmiyor. Burada bir defadaha ifade ediyorum ki Ermenistan'la Türkiye ilişkileri, 1991'de bu ülkeninbağımsızlığını kazandığı günden bu tarafa değişik düzeylerde -bu temaslar- sürdürülmektedir.Son dönemde bölgede ortaya çıkan yeni dinamikler çerçevesinde bu ilişkilerdebir ivme var ve 1990'lı yıllara oranla bir ilerleme kaydedildiği de ortadadırancak altını çizmek istediğim husus şudur: Ancak tüm bu süreç boyuncaAzerbaycan ve Ermenistan arasında var olan Yukarı Karabağ ihtilafının yarattığısonuçlar Türkiye ile Ermenistan'ın arasındaki görüşmelerde hiçbir zaman gözardı edilmemiştir. Türkiye, bu Karabağ sorununun çözümünde en az Azerbaycankadar çaba sarf eden bir ülkedir, bundan emin olabilirsiniz.

Ayrıca,Türkiye'nin birçok uluslararası toplantıda ve üst düzey ziyaretlerde, isterTürkiye'ye yapılan ister Türkiye'nin yaptığı ziyaretlerde gündeme getirdiği ikiönemli konu vardır. Bunlardan bir tanesi Kıbrıs konusudur, diğeri de bizimtarafımızdan gündeme getirilen Karabağ konusudur. Dolayısıyla Ermenistan ilemüzakere sürecimizde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dost ve kardeşAzerbaycan halkının çıkarları ve iyiliği hiçbir şekilde göz ardı edilmemiştirve edilmeyecektir. Azerbaycan topraklarının işgali sona ermeden bölgede arzuedilen normal ilişkilerin tesisinin mümkün olmadığı tüm bölge ülkeleritarafından da bilinmektedir.

Hükûmetimiz, Azerbaycan'ınkonuya ilişkin hassasiyetinin bilincinde olarak, sürecin başından bu yanaErmenistan ile yürütülen müzakereler hakkında Azerbaycan yönetimine gereklibilgilendirmeyi her zaman yapmıştır. Bunun da tekrar altını çiziyorum. Yanibiz, 2002'den bu tarafa, Ermenistan'la eğer bir görüşme yaptıysak, bir müzakerevarsa, bu konuyla ilgili Azerbaycan'dan herhangi bir bilgi saklamaksızın negörüşüldüyse, ne konuşulduysa Azerbaycan yetkililerine her kademede bubilgilendirme yapılmıştır ve bundan sonra da bu bilgi akışı sürdürülmeye devamedecektir. Amacımız, bir yandan Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerinnormalleşmesi yönünde ilerleme kaydedilirken, bir yandan da Yukarı Karabağsorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümü için uygunşartların yaratılmasıdır. Zira Yukarı Karabağ sorunu çözülmeden bölgede kalıcıhuzur, istikrar ve iyi komşuluk ilişkilerinin tesis edilmesi mümkün değildir vemümkün olmayacaktır. Bu konu müteaddit defalar hem Sayın Başbakanımız ve hem deHükûmetimiz tarafından kamuoyunun bilgilerine sunulmuştur.

Değerli milletvekilleri,netice itibarıyla aramızda çok yönlü ilişkiler var, bunlara bu çerçevede devametmek istemiyorum ancak biz, bu ilişkileri sürdürürken dikkat ettiğimiz vebundan sonra da daha fazla dikkat göstereceğimiz hususları madde başlıklarıitibarıyla bilgilerinize sunmak isterim:

1) Evvela, Türkiye ileErmenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecine ilişkin gelişmelerhakkında Azerbaycan'a, tekrar ifade ediyorum ki, düzenli bilgi verilmiştir,bundan sonra da verilmeye devam edilecektir.

2) Son dönemde ortaya atılanbazı iddialar ise tamamıyla spekülatif niteliktedir. Ermenistan ileyürüttüğümüz normalleşme sürecinin Azerbaycan'ın aleyhine cereyan ettiği gibihaberler gerçeği yansıtmamaktadır.

3) Ermenistan ile müzakeresürecimizde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, dost ve kardeş Azerbaycanhalkının çıkarları ve iyiliği hiçbir şekilde göz ardı edilmemiştir veedilmeyecektir.

4) Türkiye'nin Azerbaycan'ınmenfaatleri aleyhine adımlar atması kesinlikle söz konusu değildir.

5) Türkiye, Yukarı Karabağsorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde, barışçı ve kalıcı birçözüme kavuşmasını arzu etmektedir. Bu politikamızda hiçbir şekilde sapmayoktur.

Diğer bir madde: YukarıKarabağ sorunu çözülmeden bölgede kalıcı huzur, istikrar ve iyi komşulukilişkilerini tesis etmek mümkün değildir, mümkün olmayacaktır. Bu, SayınBaşbakanımız ve Hükûmetimizce defaatle vurgulanmıştır ve Azerbaycan yetkilileride bunu bilmektedir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) -Yani kapı açılmayacak değil mi Sayın Bakanım?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKANYARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Azerbaycan topraklarının işgali sona ermedenbölgede arzu edilen normal ilişkilerin tesisi imkânsızdır.

Bilgilerinize saygı ile arzediyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)