Konu:MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU’NUN, MERKEZ BANKASININ İSTANBUL’A TAŞINMASINA (6/394), BALIKESİR MİLLETVEKİLİ AHMET DURAN BULUT’UN, GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDEKİ PETROL REZERVLERİNE VE BAZI İDDİALARA (6/399), KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU’NUN, TURİZMLE İLGİLİ BİR KONUŞMASINA (6/415), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ’ÜN, GİRİŞİMCİLERİN ENGELLENDİĞİNE YÖNELİK BİR BEYANINA (6/418), KATAR EMİRİNİN TÜRK HEYETİNE HEDİYE VERİP VERMEDİĞİNE (6/469) VE HALK EĞİTİM USTA ÖĞRETİCİLERİNİN ÖZLÜK HAKLARINA (6/487), KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ’IN, ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEM VERİLERİNİN BELEDİYE GELİRLERİNE ETKİSİNE (6/508), TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENǒİN, TASFİYE HALİNDEKİ BİR FİNANS KURUMUNA (6/515), ÖZELLEŞTİRİLEN KÜTAHYA ŞEKER FABRİKASINA AİT ARSAYLA İLGİLİ İDDİALARA (6/516) VE TPAO ESKİ GENEL MÜDÜRÜNÜN BİR ENERJİ ŞİRKETİNDE ÇALIŞMASINA (6/517), İLİŞKİN BAŞBAKANDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ MÜNASEBETİYLE
Yasama Yılı:3
Birleşim:50
Tarih:28/01/2009


MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU’NUN, MERKEZ BANKASININ İSTANBUL’A TAŞINMASINA (6/394), BALIKESİR MİLLETVEKİLİ AHMET DURAN BULUT’UN, GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDEKİ PETROL REZERVLERİNE VE BAZI İDDİALARA (6/399), KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU’NUN, TURİZMLE İLGİLİ BİR KONUŞMASINA (6/415), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ’ÜN, GİRİŞİMCİLERİN ENGELLENDİĞİNE YÖNELİK BİR BEYANINA (6/418), KATAR EMİRİNİN TÜRK HEYETİNE HEDİYE VERİP VERMEDİĞİNE (6/469) VE HALK EĞİTİM USTA ÖĞRETİCİLERİNİN ÖZLÜK HAKLARINA (6/487), KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ’IN, ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEM VERİLERİNİN BELEDİYE GELİRLERİNE ETKİSİNE (6/508), TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENǒİN, TASFİYE HALİNDEKİ BİR FİNANS KURUMUNA (6/515), ÖZELLEŞTİRİLEN KÜTAHYA ŞEKER FABRİKASINA AİT ARSAYLA İLGİLİ İDDİALARA (6/516) VE TPAO ESKİ GENEL MÜDÜRÜNÜN BİR ENERJİ ŞİRKETİNDE ÇALIŞMASINA (6/517), İLİŞKİN BAŞBAKANDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ MÜNASEBETİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel okuduğunuz, değerli arkadaşlarımıztarafından Sayın Başbakana yöneltilmiş olan sözlü sorularla ilgili sizleresırasıyla bilgi sunmaya çalışacağım. Ancak bir hususu ifade etmek istiyorum:Tabiatıyla değerli milletvekillerimizin her konuda soru sorma hakları var İçTüzük ve Anayasa çerçevesinde, ancak bu soruların bir kısmının -siz de takdiredersiniz ki- çok önemli bir bölümü ilgili bakanların görev ve sorumluluksahasına giriyor. Başbakan adına da bunları cevaplandıracağız ancak şöyle birkırtasiyeciliği de yaşadığımızı takdirlerinize sunmak istiyorum: Sizlerintakdiriyle Sayın Başbakandan bu sorular soruluyor -yazılı ya da sözlü- bizilgili bakanlığa yazıyoruz, oradan gelen yazı bize geliyor, biz Mecliseyazıyoruz, böylece bir dolaşım söz konusu, ama mademki sorulmuştur, aldığımızbilgiler çerçevesinde bunları cevaplamaya çalışacağız. Bazı sorular belkimuhtasar olabilir, ilgili bakan arkadaşlarımıza sorulmuş olsaydı bir başkavesileyle, bunlar daha teferruatlı cevaplanabilirdi.

Şimdi, birinci soru olarak "Merkez Bankası özerk bir kurum mudur?"diyor Sayın Aslanoğlu. Merkez Bankasıyla ilgili 5 tane sorusu var.

1211 sayılı Kanun'la anonim şirket olarak kurulmuş ve örgütlenmişMerkez Bankası, merkezî idare veya hizmet, yerinden yönetim kuruluşu, KİTolmayan, bağımsız idari otorite olarak nitelendirilmeyen, bağlı, ilgili veilişkili kuruluş tanımlarının dışında kalan, idari hiyerarşi ve vesayete tabibulunmayan, bütçe kanunlarının kapsamında yer almayan, bağımsızlık, özerklikolarak ifade edilen, bütünüyle kendine özgü bir hukuki statüye sahiptir. Buçerçevede Merkez Bankasını değerlendirmek lazım. Hiç şüphesiz, bu 1211 sayılıMerkez Bankası Kanunu'nda kendine verilen görevler neyse o görevleri kendiusulleri içerisinde, kendi yetkili organları eliyle müstakil olarakalabilecektir, idari tasarruflarında bulunabilecektir. Ancak soruda şöyle birhusus var, ona dikkatlerinizi çekmek isterim: Tabiatıyla her kuruluş -isterözerk veya ister özerk olmasın- kendi mevzuatlarında bir değişiklik söz konusuolduğunda bu fikirlerini hükûmete bildirir, hükûmet bunları tasarı hâlinegetirir veya sizler kanalıyla teklif olarak gelebilir. Bu konularda, bumüesseselerin, bu kurumların yetki, sorumluluk vesair hususlarının belirlenmesihiç şüphesiz bir yasama tasarrufunu gerektiriyorsa bu yetki doğrudan doğruyaTürkiye Büyük Millet Meclisine aittir, değilse bu yetkinin ilgili kuruluşlartarafından tek yanlı olarak kullanılması da söz konusu değil. Merkez Bankasınınyerinin değiştirilmesi de dâhil, bu ve benzeri konular bir yasama tasarrufuolacağı için, bir kanunla değişeceği için, buna karar vermek doğrudan doğruyasizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisindedir.

"Merkez Bankası Ankara'da kaç kişi çalıştırıyor? Kaç çalışanın eşiAnkara'da diğer kurumlarda çalışıyor?"

Merkez Bankası idare merkezinde 2.559 kişi çalışmakta olup, eşibanka dışında Emekli Sandığına tabi olarak çalışan 292 kişi bulunmaktadır.

"Merkez Bankasının, Maliye Bakanlığı, Hazine ve kamunun diğerkurumlarıyla sürekli iş birliği yapması gerekmiyor mu?"

Hiç şüphesiz, gerekir, çünkü ekonomi bir bütün, bir kısımfaaliyetler özerk bir kuruluş olan -demin saydığım- Merkez Bankası tarafındanyürütülüyor, ama bir kısım kararlar, bir kısım işlemler de ekonomiyle ilgilidiğer birimler tarafından yürütülüyor. Dolayısıyla, aslında illa da yasayabakarak bunu değerlendirmeye gerek yok, hepsi Türkiye Cumhuriyeti devletininkurumlarıdır, birbirleriyle iş birliği içerisinde olmaları, karşılıklı danışmaiçerisinde olmaları, ama karar alırken de herkesin kuruluş kanunlarındaki usulve esaslara ve o çerçeveye göre karar alması gerekmektedir. Bu çerçevede, zatenMerkez Bankası Başkanlığı da bu türlü iş birliğini yapmaktadır.

Bir başka soru Sayın Ahmet Duran Bulut tarafından sorulmuş."Türkiye'nin en büyük ithalatı petroldür. Ülkemizde ihtiyacımız olan yeterlipetrolün olmadığı ifade edilmektedir." deniyor. Maden Tetkik Arama Enstitüsününpetrol araması yapıp yapmadığıyla ilgili ve bir şahsın bu manada birmüracaatının olup olmadığıyla ilgili bir sorusu var.

Yürürlükteki mevzuatımız açısından petrol arama, üretimfaaliyetlerini düzenleme ve denetleme görevi 6326 sayılı Petrol Kanunu'ylaPetrol İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Dolayısıyla, Maden Tetkik ve AramaGenel Müdürlüğünün böyle bir yetkisi bulunmamaktadır. 6326 sayılı PetrolKanunu'nun 6'ncı maddesinin ikinci fıkrası "Sermaye şirketi niteliğinde bulunanözel hukuk tüzel kişilerine müsaade, arama ruhsatnamesi, işletme ruhsatnamesiverilebilir." hükmünü  de amirdir.Dolayısıyla, ruhsat alabilmek için öncelikle tüzel kişiliğe sahip olmakgerekmektedir. Bu açık hüküm karşısında, soru önergesinde ismi geçen kişininarama ruhsatı almak üzere bugüne kadar Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne herhangibir başvurusu söz konusu değildir.

Yine mektupta bahsi geçen sahada 1967-1987 yılları arasındayabancı petrol şirketleri tarafından iki kuyu açılmıştır. Kuyulardan petrolyerine su geldiği için her iki kuyu da "sulu kuyu" olarak terk edilmiştir.Hâlen aynı bölgede Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü ikiyabancı ortağıyla beraber detaylı çalışmaları yaparak petrol aramafaaliyetlerine devam etmektedir.

Bir başka soru Sayın Mehmet Serdaroğlu'nun. Sayın Başbakanın 20Ocak 2008 Pazar günü katıldığı Türkiye Otelciler Federasyonunun 2'nci OlağanGenel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "İstanbul tıkanma noktasında, şu andaturizmde yatırım itibarıyla arzu edilen durum yok. Olmadığından değil, önümüztıkanık?" tarzında başlayan konuşmasından yola çıkarak "beş buçuk yıllıkiktidar döneminde turizm yatırımlarının önünü açmak için yapılandeğişiklikler", "Geçmiş dönemden kastınız ne, ne kastediliyor?" onunla ilgilibir sorusu ve geçmişe yönelik bu türlü suçlamaların doğru olup olmadığını ifadeediyor.

Siyasette zaman zaman, bugün yapılanları değerlendirebilmekaçısından, bir evvelki dönemde yapılan çalışmaların mukayesesi hepimizceyapılmaktadır. Her mukayeseyi bir suçlama olarak değerlendirmek bence doğrudeğil, konuya açıklık getirmek adına yapılan değerlendirmeler olarak bunlarıanlamak bence doğru olur. Dolayısıyla, geriye dönük beş buçuk yıllık? Sorununsorulduğu tarih itibarıyla beş buçuk yıl, o günden bugüne zaman geçtiği için?Yani biz sorunun sorulduğu tarihteki bilgileri vererek bu sorularıcevaplandırıyoruz, onu takdirlerinize arz ediyorum. Bu süre içerisinde 2634sayılı Turizmi Teşvik Yasası'nda değişiklik yapılmıştır ve bu değişiklikleturizm mevzuatında "kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi" kavramıgetirilmiş, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleriyle turizm merkezleriiçinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, resen onaylamaya ve tadiletmeye yetkili kılınmıştır. Böyle bir düzenleme ihtiyaçtan kaynaklanıyor.Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 4957 sayılı Kanunyürürlüğe girmiştir 1/8/2003 tarihinde. 2634 sayılı Yasa'ya dayalı olarakçıkarılan Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik'terevizyon yapılmış, bu revizyonla yatırımların hızlandırılması, bürokratikişlemlerin azaltılması ve günün koşullarına uyum sağlanması amaçlanmıştır. KamuTaşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik 2634/4957sayılı Kanun'un 8'inci maddesine istinaden hazırlanmış olup 1/7/2006 tarihliResmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yine, geriye dönük olarak turizm sektörünü geliştirecek dinamikbir yapı ve işleyişi temin etmek için, 2634 sayılı Teşvik Kanunu'nda, 24/2/2003tarih ve 4957 sayılı Kanun'da, 5571 sayılı Kanun'da, 5728 sayılı Kanun'dadeğişiklik yapılmış. Ayrıca, 21/6/2005 tarihli Resmî Gazete'de yayımlananTurizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik ileturizm yatırım ve işletme belgesi alınması kolaylaştırılmıştır.

Ayrıca, 1972 yılından beri uygulanmakta olan 1618 sayılı SeyahatAcenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu'nda 5771 sayılı Kanun'ladeğişiklik yapılmış ve yeni Yasa'da günün koşullarına ve seyahat acentelerininihtiyaçlarına cevap verecek düzenlemeler getirilmiştir.

Ayrıca, Yüksek Planlama Kurulunda kabul edilen ve onaylanan2/2/2007 tarihli ve Resmî Gazete'de de yayımlanan "Türkiye Turizm Stratejisi(2023)" çalışmasıyla, 2023 yılına kadar Türkiye'nin turizm faaliyetleriaçısından genel bir bakış, bir gelecek tasavvuru bu belgeyle ortayakonulmuştur.

Turizm sektörünün ne kadar dinamik bir sektör olduğunun ve Türkiyeiçin de ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkındayız. Dolayısıyla, bugünçıkardığımız yasalar, belki birkaç sene sonra günün ihtiyaçlarına cevapvermeyecek, ihtiyaca göre de bu değişiklikler yapılacaktır. Nitekim, birazsonra, bu sözlü sorulardan sonra gündeme gelecek kanun tasarısı da neticeitibarıyla turizmle bağlantılı yasadır. Geriye dönük -bu süre içerisinde- çoksayıda kanunda, yönetmelikte ve ikincil mevzuatta düzenlemeler yapılmaksuretiyle Türkiye'ye daha fazla turizm kazandırabilme noktasında ciddi birçabanın, gayretin içerisine girilmiştir. Turizm yatırımlarının arttığıortadadır ve Türkiye'nin bugün önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunuve sayılarının artık 25-26 milyonla telaffuz edebileceğimiz bir rakamaulaştığını da ifade etmek istiyorum.

Bir başka soru, Sayın Yaşar Ağyüz'ün: "Ticaret, sanayi ve turizmalanlarında yaşanan ekonomik sorunlar değişik platformlarda dile getirilmekte?"deniliyor ve "Ekonomik istem ve beklentilerin dile getirildiği Antalya'daTürkiye Otelciler Federasyonunun 20 Ocak 2008 günü yapılan Olağan GenelKurulu'na katılarak yaptığınız konuşma?" diye biraz evvelki konuşmadan bahislesorular sorulmuştur.

Bununla ilgili olarak bir kısım cevapları bir önceki sorudavermeye çalıştım ancak şunu ifade etmek istiyorum: Tabii, Türkiye'nin, turizmiöncelikli bir sektör olarak kabul etmek ve bütün hesabını kitabını buna göreyapmakta sayısız faydaları var. Türkiye'miz için bu önemli bir kaynaktır.Rekabet edebileceksek dünyayla, tabiatıyla bu türlü turizm yatırımlarına dagerekli teşvikleri vermek ve önemi vermek mecburiyetindeyiz. Ancak, turizmkonusunun önemi giderek daha iyi anlaşılmakta. Başlangıçta turizme bir şaşıbakışın olduğunu da -geçmişte ortaya konduğunu- ifade etmek isterim. Turizminlafı edilmiş ama gereği yapılma noktasında önemli çabalar ancak 80'li yıllardansonra başlamıştır. Üstelik turizmi teşvik etmek ve turizm yatırımlarınıartırabilmek maksadıyla yapılan bir kısım düzenlemelere karşı da hemen olumsuzbir bakışla, o tarihteki yazılanlara bakarsanız, talan, peşkeş, yağma gibiisnatlarda bulunarak, aslında bu alanda yatırım yapan insanların da belliölçüde şevki kırılmış, bir psikolojik engel de ortaya konulmuştur. Ancak, kabuletmek gerekir ki, 80'li yıllardan itibaren başlayan bu yatırımlar sayesindeTürkiye bugün bu kadar turizm potansiyeline sahip olmakta, sayıları -deminifade ettiğim- 25-26 milyonu bulan yabancı turisti veya yerli turistiTürkiye'de ağırlayabilme imkânına kavuşmuş olmaktadır. Yapılan konuşmaları buçerçevede değerlendirmek bence daha uygun olacaktır.

Yine, Sayın Yaşar Ağyüz'ün, Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili birsorusu var. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Katar Emiri Şeyh Hamad'ıziyareti sırasında aldığı, heyetteki hediyelerden bahsediliyor ve "Devlet şerefmadalyası vermeyi düşünüyor musunuz?" diye bir sorusu var.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, soru önergesi dâhil, İç Tüzük'ün96'ncı ve müteakip maddelerinin başlığı "Denetim Yolları"dır. Denetlenecek olanda hükûmettir, yani başbakandır, hükûmetin teker teker üyeleridir. Bunlarınbirlikte ya da ayrı ayrı yaptıkları faaliyetlerle ilgili olarak bilgi edinmekmaksadıyla değerli milletvekillerimiz soru sorabilecektir ve biz de bunlara,yazılıysa yazılı, sözlüyse sözlü usulde cevap vermeye çalışıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanlarının Anayasa'mızda özel bir konumu var.Cumhurbaşkanlarının sorumlu olduğu ya da sorumsuz olduğu alanlar 105'incimaddede belirlenmiştir. Dolayısıyla, şimdi, siyasi sorumluluğu olmayan birmakamla ilgili burada bir soru önergesine elbette kişisel olarak bir cevapverebiliriz, cevap verip bu işi burada bitirebiliriz; ancak bu bir usul olur,yanlış bir yola girmiş oluruz, Anayasa'ya uygun olmayan bir yol. Dolayısıyla,Anayasa'nın 105'inci maddesi böyle bir soruyu cevaplamamıza imkân vermediğiiçin bu soruya ancak bu şekliyle cevap verme imkânı var, onu takdirlerinize arzediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - İcranın başı, eylemlerinden dolayı Hükûmetcevap vermek zorunda. İcranın başı?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - SayınBaşkan, ben sözlerimi söylüyorum, değerli arkadaşlarımız tatmin olmazlarsakendi cevaplarını verirler.

BAŞKAN - Sayın Genç, bu soruyu siz sormadınız ama. Soruyu soranarkadaş müdahale etmiyor, siz niye müdahale ediyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Müdahale etmeniz lazım ama, Meclise bilgiverilmesi gerekir.

BAŞKAN - Soru soran var burada efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Bizyaptığımız tüm faaliyetleri hepimiz -isterse teker teker milletvekili veyabirlikte- Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yapıyoruz. Anayasa'daCumhurbaşkanı'nın yaptığı işlemlerden dolayı sorumsuzluğu söz konusu ise onunlailgili burada bir görüşme açmakla Anayasa'ya, İç Tüzük'e aykırı bir yol açmışoluruz. Bugüne kadar da bunun emsali yoktur. Bu Anayasa ilk defa uygulanmıyor,geçmiş 61 Anayasa'sında da var. Olmayan bir şeyi ihdas ederek Anayasa'ya aykırıbir yolun açılması bence doğru değildir ama kişisel olarak şu veya bu şekildebir cümle söyleyip buna cevap vermek de mümkün ama yanlış bir yola girmişoluruz diye konuyu Anayasa'nın 105'inci maddesinin cevapladığı kanaatindeyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine Sayın Yaşar Ağyüz'ün,Millî Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı halkeğitim merkezlerinde çalışan çeşitli branşlardaki? 11.638 halk eğitim ustaöğreticisi görev yaptığı metinde ifade edilmektedir. Bu konuyla ilgili olarakyapılmış birçok çalışma var. Evvela, tabii bunlarla bizler de görüşüyoruz,Millî Eğitim Bakanlığımız da konunun üzerinde hassasiyetle durmuş vetaleplerinin önemli bir kısmını da gerçekleştirmiştir. Söz konusu personel dersücreti karşılığı geçici olarak görevlendirilmekte olup bunlara ilişkin mevcutuygulamanın soruya konu kapsamında değiştirilmesine, kadroya geçirilmelerineyönelik herhangi bir çalışma bugün Millî Eğitim Bakanlığında yoktur.

Usta öğreticiler, yaptıkları işin tabiatı gereği kısmi zamanlıolarak çalışan kimselerdir. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı her derece vetürdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgilimevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalışanların 19/8/2008tarihli ve 26972 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5797 sayılı Kanun ile 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80'incimaddesinin birinci fıkrasına eklenen bir hükümle prim ödeme gün sayıları ayda otuzgüne çıkarılmış olup bu düzenlemeyle emeklilik için gerekli iş gününütamamlamalarına imkân sağlanmıştır. Aynı kanunla, ayrıca, geçmişe yönelikborçlanma yoluyla da emekli olmalarının önü açılmıştır. Daha önce sağlıkhizmetlerinden yararlanamayan usta öğreticiler Hükûmetimizin yapmış olduğudüzenlemeyle sağlık güvencesine kavuşturulmuş bulunmaktadır. Dolayısıyla, bukonumdaki usta öğreticiler bakımından geriye dönük yapılmış olan hizmetlerbunlardır.

Sayın Hasan Çalış tarafından Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemisayımı sonuçlarına göre belediyelerimizin tüm hesaplarının altüst olduğu,nüfusun azalması sebebiyle bir kısım belediyelerimizin gelir kaybına uğradığıve çalışanlarıyla ilgili bir kısım kaynak sıkıntısı çektiği ifade edildi.Nüfusu azalan belediyelerin nüfus azalmasından doğacak genel bütçe vergi payıkayıpları 2008 yılı Mart ayından itibaren telafi edilmiştir. Ayrıca,belediyelerin borçlarına mahsuben genel bütçe vergi payından yapılan kesintiler2008/13535 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı sonrasında nüfusu azalan belediyeleriçin yüzde 36 oranında azaltılmış, 2008 yılı Temmuz-Ekim döneminde ise kesintioranı yüzde sıfır düzeyine indirilmiştir.

Diğer taraftan, 2008 yılında yürürlüğe giren 5779 sayılı İl Özelİdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay VerilmesiHakkında Kanun'la yerel yönetimlere aktarılan genel bütçe vergi payının tutarıartırılmış ve bölüşüm esasları yeniden düzenlenmiştir. Yeni kanun sonrasında enaz gelişmiş yöre belediyelerine aktarılan kişi başına genel bütçe vergi payıreel olarak yüzde 85,5 düzeyinde artarken, o artış, sırasıyla, en gelişmişgruba doğru yüzde 71,3, yüzde 60,1, yüzde 38 ve yüzde 16'lık olarakgerçekleşmiştir. Ayrıca, 2009 yılından itibaren nüfusu 10 binin altında olanbelediyelere denkleştirme ödeneği verilecektir.

Özetle, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonrasında bazıbelediyeler için genel bütçe vergi gelirlerinde oluşan kayıp, yapılandüzenlemeler sonrasında telafi edilmiş olmaktadır.

Bir başka soru, Enver Ören'in kurduğu İhlas Finans, yurttaşlardantopladığı paraları ödemeyerek iflasını istemişti. İhlas Finans mağdurları kaçkişidir? İhlas Finans tarafından çeşitli vaatlerle alınan para miktarı toplamıkaç liradır? Bugüne kadar bu kurum mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesiiçin hükûmetiniz ne gibi işlemler yapmış ve mağdurlardan parasını alan varmıdır, kaç liradır? Bu kuruluş neden TMSF'ye devredilmemiştir diye dört ayrısoru var.

Şimdi, birinci soru, "İhlas Finans mağdurları kaç kişidir?" Şirketkayıtlarına göre tasfiye başlangıcı olan 10/2/2001 tarih itibarıyla toplam222.298 hesap sahibi bulunmaktadır.

İkinci soru, "İhlas Finans tarafından çeşitli vaatlerle alınanpara miktarı toplamı kaç liradır?" Hesap sahiplerinin İhlas Finans Kurumununfaaliyet izninin kaldırıldığı ve tasfiyeye başlangıç olan 10/2/2001 tarihitibarıyla 675 milyon 679 bin 38 Amerikan doları. Hesap dolar üzerindenaçıldığı için öyle ifade ediyoruz. Bu sabah itibarıyla 28/1/2009 dolar kuru,alış kuru itibarıyla 1.615 üzerinden çarpıldığında 1 katrilyon 91 trilyon 221bin 646,37 TL'dir ve 244.353 yaklaşık da euro borç söz konusudur. Bunun datutarı bugünkü alış kuru üzerinden 529 trilyon 915 bin 798,78 TL tutarındaalacağı bulunmaktadır.

"Bugüne kadar bu Kurum ve mağdurlarının mağduriyetleriningiderilmesi için yapılan işlemler ve parasını alan ne var, ne kadar paraödenmiş?" İlgili bakanlığın görev ve sorumluluk alanı çerçevesinde tasfiyesürecinin başladığı 10/2/2000 tarihinden bugüne kadar Türk Ticaret Kanunu veOrtaklıkların Denetimine Dair Tüzük hükümleri uyarınca şirket nezdinde ilgilibakanlık müfettişleri ve denetim elemanlarınca şirketin genel hesap veişlemlerinin incelenmesi amacıyla 6 defa denetim yapılmış ve denetim sonuçlarıilgili şirkete tebliğ edilmiştir, devletin kayıtlarında da var.

Şirket tarafından ilgili bakanlığa gönderilen Aralık 2008 tarihlitasfiye işlemlerine ilişkin faaliyet raporuna göre, bu ay yapılan ödemeler dedâhil olmak üzere, 152.118 hesap sahibine 242 milyon 243 bin 917 Amerikandoları -bunu bugünkü kurla çarparsanız Türk parası karşılığı çıkacaktır- ayrıca59 milyon 125 bin 66 da euro ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

"Bu Kurum neden TMSF'ye devredilmemiştir?" Tasfiye hâlinde İhlasFinans Kurumu Anonim Şirketinin faaliyet izni Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumunun 10/2/2001 tarih ve 071 sayılı Kararı ile kaldırılmıştır. Bütünişlemler 2001'de alınan kararlar çerçevesinde sürdürülüyor. Demek ki 10/2/2001tarihinde artık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından şirketinfaaliyet izni kaldırılmış. Adı geçen Kurum tarafından tasfiye hâlinde İhlasFinans Kurumu Anonim Şirketinin mevduat toplama izninin kaldırılması sonucundaşirket genel kurulunda alınan karar gereğince 3/8/2001 tarihinde tasfiye hâlinegirmiştir. Şirketin tasfiye işlemleri genel kurulda seçilen tasfiye memurlarıtarafından Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Anılanşirketin kanunen tasfiyeye girdiği tarih itibarıyla şirketin tabi olduğu hukuktamamen değişerek şirket bir finans kurumu olmaktan çıkmış, Türk Ticaret Kanunuhükümleri çerçevesinde bir anonim şirketin tabi olduğu tasfiye hükümlerine göretasfiye sürecine girmiş olduğu için TMSF'ye devredilmemiştir.

Kütahya Şeker Fabrikasının 23 milyon 820 bin dolara satışıylailgili olarak satış işlemlerinden kaynaklanan üç tane soru var. "112 dönümarazinin Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne iadesini düşünüyormusunuz? Bu işlemi usulsüz yapan tapu müdür/memurları hakkında herhangi bircezai soruşturma yapılmış mıdır? Bu memur usulsüz devredilen lojmanda bedavaoturmakta mıdır? 241 dönümlük arazide imar uygulaması yapılmış mıdır?" tarzındaüç tane soru var. Aslında 22 Ocak 2008 tarihli Türkiye Büyük Millet MeclisiGenel Kurulunda ben bu soruyu cevapladım. Dolayısıyla tutanaklarda da busorunun cevabı var. Bahsedilen arsanın doğrudan doğruya bir defa Türkiye ŞekerFabrikaları Genel Müdürlüğünün kayıtlarında olmadığı, bu gayrimenkulün KütahyaŞeker Fabrikasına ait olduğu tapu kayıtlarından bellidir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, belge var belge.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) -Bununla ilgili bugüne kadar yapılan işlemlerde de herhangi bir usulsüzlük,kanunsuzluk olmadığı ortadadır. Dolayısıyla bu soruyu 22 Ocak 2008 günlüoturumda cevaplamış oldum. O cevabı da burada aynen tekrar ettiğimi ifade etmekistiyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bizim sorularımıza anında cevap vermişolsaydı? Bakın burada yanlış bilgi veriliyor.

BAŞKAN - Dinler misiniz. Lütfen dinleyin.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Birbaşka soru Sayın Başkan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının anasözleşmesinde görev alanına girmeyen doğal gaz santrali kurma hususunda GenelMüdürün Çalık Holdingle bir sözleşme yaptığı ve Çalık Grubuna transfer olduğu,özelleştirmeden devlete 1,1 milyar dolar borcu olan bu kuruma devletin malidestek verip vermediği ve bu transfer 2531 sayılı Kanun'a aykırı olduğuna görene gibi işlem yapıldığı ifade edilmektedir. Bir defa bu tip kuruluşların bütünişlemleri KİT Komisyonu tarafından zaten denetleniyor veya Yüksek DenetlemeKurulu tarafından Meclis adına denetlemeleri yapılıyor. Yapılan işlemlerde birsakatlık varsa, bir hukuki eksiklik varsa zaten bu Meclisin önüne geliyor,gündemde de bunları hep beraber değerlendiriyoruz, konuşuyoruz.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı hem Türkiye içerisinde hem deTürkiye'nin enerji ihtiyacını karşılayabilmek için dünyanın muhtelif yerlerindebu tip çalışmaları yapmaktadır. Bunu yasalar çerçevesinde, uluslararası hukukçerçevesinde yapmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Petrollerinin bu tip aramalarıyaptığı birçok ülke var, hâlen de bu yönde bir tercihi ülke olarak yapıyoruz.

Bununla ilgili soru önergesinde cevabı istenen konularla ilgilizaten 2006 yılı Yüksek Denetleme Kurulunun Raporu'nda yer almış, 14 Şubat 2008tarihinde yapılan KİT alt komisyonunun toplantısında görüşülerek gündemdençıkarılmış. Sözü edilen Genel Müdür 30/3/2007 tarihinde emekli olmuştur.

Bugün kamuda birçok insan devletten ayrıldıktan sonra çeşitlisebeplerle bilgi ve tecrübesini özel sektörde de değerlendiriyor. Bu kişiayrıldıktan sonra nerede çalışır, neden çalışır; bu, tamamıyla kendisine aitbir husustur. Çalışmasını engelleyecek bir yasal hüküm varsa? Bazı meslekmensupları bakımından bu türlü engeller vardır, yoksa istediği yerdeçalışabilir. Mühim olan, bu çalışmanın, bu çabanın, bu faaliyetin yasal olupolmadığıdır. Yasal olduğu sürece de hiçbir mahzur yoktur. Çünkü hepimiz, birhukuk devletinde yaptığımız işleri kanun, nizam çerçevesinde, yasalarçerçevesinde sürdürmek mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla, yasal olmayan bir durumsöz konusu olmayınca da yapılacak herhangi bir durum da söz konusu değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakanım, süreniz doldu, cevaplandırmadığınız soruvar mı?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Epeysoru daha var.

BAŞKAN - Kaç tane?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - En azbir on kadar soru var. İsterseniz bugün veya daha sonraki bir oturumdacevaplandırırım onları.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Başka zaman?

BAŞKAN - Efendim, bir saatimiz doldu. Bugünlük bu kadar şeyyapalım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Peki.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)