Konu:BALIKESİR MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN PAZARCI’NIN, KIBRIS SORUNUNA VE ÇÖZÜMÜ İÇİN YAPILMASI GEREKENLERE İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI DOLAYISIYLA
Yasama Yılı:2
Birleşim:49
Tarih:15/01/2008


BALIKESİR MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN PAZARCI’NIN, KIBRIS SORUNUNA VE ÇÖZÜMÜ İÇİN YAPILMASI GEREKENLERE İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI DOLAYISIYLA
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)- SayınBaşkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.Sayın Pazarcı'ya da bu önemli konuyu gündeme getirdiği için ayrıca teşekkürediyorum.

Değerli milletvekilleri, Kıbrıs meselesi inanıyorum ki hepimiziçin millî bir davadır. Hem bizim Hükûmetimizin hem de bizden önceki cumhuriyethükûmetlerinin en öncelikli dış politika meseleleri arasında yer almıştır,bugün de bu yerini ve önemini korumaktadır. Bundan dolayıdır ki bugüne kadaryaptığımız dış politika temaslarında Kıbrıs konusunun geçmediği, Kıbrıs'la ilgilidüşüncelerimizi muhataplarımıza söylemediğimiz hemen hemen hiçbir temas, hiçbirtoplantı da söz konusu değildir.

Esasen Türkiye olarak Kıbrıs meselesine ne denli önem verdiğimizinde birçok göstergesi vardır. Bugünkü Cumhurbaşkanımız seçildikten sonraki ilkyurt dışı seyahatini ve ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yapmıştır.Bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız yine aynı hassasiyetle, aynıduyarlılıkla ilk yurt dışı gezisini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yapmıştır.Dolayısıyla gündemde açık olarak yer alsa da almasa da Kıbrıs konusu bizim içinönemlidir ve hayatidir. Her fırsattan istifadeyle de adada adil ve kalıcı birçözümün, kapsamlı bir çözümün bulunabilmesi noktasında her seviyede temaslar,arayışlar ve gayretler de sürdürülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükûmetleri olarak bugüne kadarKıbrıs konusuna iki türlü yaklaşım olmuştur: Bunlardan bir tanesi, adadakigerçeklerden yola çıkarak kapsamlı ve adil bir çözümün, kalıcı bir çözümüngerçekleşmesi noktasında çaba sarf etmektir. Bizden evvel bu çabalarsürdürüldü, biz de duraksamadan bu çabaları sonuna kadar sürdürüyoruz vesürdürmeye de kararlıyız.

İkincisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve sosyalyönden kalkınması için Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri olarak bugüne kadarelimizden gelen desteği gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz.Bir rakam ve misal vermek gerekirse, 1974-1996 yılları arasında yıllık olarakKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yapılan yardımların tutarı yıllık 80 milyondolardır, ortalama. 1997'den 2002'ye kadar olan süre içerisinde yıllık ortalamayardım tutarı 210 milyon dolardır, 2002'den bu tarafa da en az 360 milyondolardır, bugünlerde ise 400 milyon dolar civarında. Biz, söylediğim maksadıntemini için, ekonomik ve sosyal yönden kalkınmış bir Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti'nin inşasına Türkiye Cumhuriyeti olarak bu türlü yardımlarıyapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel de ifade edildiği gibi, 17Şubat 2008 tarihinde güney Kıbrıs Rum kesiminde bir Cumhurbaşkanlığı seçimiyapılacaktır. Biz de, ifade edildiği gibi, bu seçimden sonra Kıbrıs konusundauluslararası bir hareketliliğin yaşanacağını biliyoruz ve buna göre dehazırlıklarımızı yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarakçok kapsamlı, her seviyede, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, konuylailgili taraflara ve kuruluşlara Türkiye'nin görüşleri anlatılmıştır,anlatılmaya da devam ediyor. Tabiatıyla, bir çözüm bulunacaksa adadakigerçeklerden yola çıkılarak bu çözümün bulunması gerekmektedir. Her ne pahasınaolursa olsun bir çözüm değil, adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözümüngerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bunun asgari şu üç konuda gerçeğin kabulünebağlı olarak bu çözüm bulunabilir: Adada iki ayrı toplum vardır, adada iki ayrıdevlet vardır, adada iki ayrı demokrasi vardır. Bunlardan vazgeçmek mümkündeğildir. Bulunacak çözüm bunların gerisine götürülemez. Dolayısıyla, bunu da,hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Başbakan hem de ben, son katıldığımKıbrıs'taki kutlama törenlerinde Hükûmetimiz adına bu gerçekleri bütün dünyayaifade etme imkânını bulduk.

Bir taraftan bu gerçeğin kabulü noktasında Hükûmet olarak çabasarf ederken, öbür taraftan da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yöneliktecridin ortadan kaldırılmasını teminen de önemli çabalar sarf ediyoruz. Bugünekadar da küçümsenmeyecek bazı başarılar elde edilmiştir. Bu çerçevede, KuzeyKıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilciliklerinin sayısı 15'e ulaşmıştır. Ankara,İstanbul, İzmir, Mersin'in dışında Londra, Brüksel, New York, Washington,İslamabad, Abu Dabi, Bakü, Bişkek, Doha, Strasbourg, Roma; önümüzdeki günlerde3 yeni temsilcilik için hazırlıklar son aşamaya gelmiştir. Bunlar: Kuveyt,İsrail, Oman. Ayrıca 4 temsilcilik konusunda da temaslar sürmektedir: Polonya,Bahreyn, Amman ve Malezya. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de şu an 7tane temsilcilik bulunmaktadır: Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği, ABD,Almanya, Avustralya, İngiltere Temsilcilikleri, Fransız Kültür Merkezi, AvrupaBirliği Destek Ofisi.

Yine, bu süre içerisinde yaptığımız çabaların, gayretlerin sonucuolarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti pasaportları 14 ülkede kabul görmektedir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Talat, sonolarak, Pakistan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanlarının davetlisi olarak bu ülkelereresmî ziyaretler gerçekleştirmiştir. ABD, Almanya, İngiltere, Hollanda,Belçika, Finlandiya ve İsveç Dışişleri Bakanlarının davetlisi olarak da buülkelere ziyaretler yapmıştır.

Yine, son zamanlarda bir önemli gelişme: Gazimagosa Limanı'ylaSuriye'nin Lazkiye Limanı arasında düzenli feribot seferleri başlamıştır.

Avrupa Birliği Komisyonu söz konusu seferler hakkında verdiğigörüşte, Kıbrıs'ın kuzeyinde bulunan deniz limanlarına giriş ve çıkışın geneluluslararası hukuka göre yasak olmadığını, ne Birleşmiş Milletler GüvenlikKonseyi ne de Avrupa Birliğinin hiçbir dönemde ilgili bölgelere ticaretambargosu getirmediğini, hatta komisyonun 2004 yılında KKTC'yle doğrudanticaretin sağlanmasını teminen doğrudan ticaret tüzüğü önerisinde bulunduğunuaçıkça belirtmiştir. Bu da çok önemli bir gelişmedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kıbrıs sorununun çözümüiçin, biraz evvel ifade etmeye çalıştığım gibi, en üst seviyede temaslarsürdürülmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Talat, 5Eylül 2007 tarihinde, Rum lideriyle yaptığı görüşmede, 2008 yılında kapsamlıçözüme ulaşılması yönünde bir öneride bulunmuştur. Fakat bu önerireddedilmiştir.

Sayın Talat, 16 Ekim 2007 tarihinde Birleşmiş Milletler GenelSekreteriyle yaptığı görüşmede, adadaki iki taraf arasında güven ortamınınyaratılması ve kapsamlı çözüm çalışmalarına elverişli bir ortamınoluşturulabilmesi için genişletilmiş güven artırıcı önlemler paketinisunmuştur. Bu olumlu karşılanmıştır.

Yine Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki BirleşmişMilletler Barış Gücü'nün faaliyetlerine ilişkin Haziran-Aralık 2007 döneminikapsayan son raporu, 3 Aralık 2007 tarihinde yayınlanmıştır. Bu raporun 47'nciparagrafında, Kıbrıs Türkleri üzerindeki tecridin kaldırılması gereğine atıfyapılmaktadır. Raporda ayrıca, adada varılacak çözümün, iki kesimli ve ikitoplumlu federasyon ile siyasi eşitlik ilkelerine dayanacağı vurgulanmakta veçözümün ana hatlarının bilindiği ve çözümün unsurlarının geçtiğimiz on yıllardaoluşmuş müktesebat ve anlaşmalara dayanacağı ifade edilmektedir. Buradazikredilen hususlar, esas itibarıyla Türkiye'nin görüşlerine de paralellik arzetmektedir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Talat, sonolarak 3-4 Ocak 2008 tarihlerinde ülkemize resmî olarak ziyaretgerçekleştirmiştir ve bu ziyaret çerçevesinde, 17 Şubat 2008 Güney Kıbrıs Rumbölümündeki seçimlerden evvel Kıbrıs konusunun ayrıntılı bir şekilde yenidenele alınması ve 2008'deki meydana gelebilecek hareketlilik de dikkate alınmaksuretiyle bundan sonra sürdürülecek çabalar bir defa daha ayrıntılı bir şekildegözden geçirilmiştir.

İçinde bulunduğumuz dönemdeki önemli bir konu da Avrupa İnsanHakları Mahkemesindeki davalardır. Bu davalar konusunda Türkiye ve Kuzey KıbrısTürk Cumhuriyeti önemli bir çaba sarf etmiş ve iyi bir noktaya da gelindiğikanaatini taşıyoruz. Daha evvel bu tip davalar, Loizidou'da olduğu gibi,doğrudan İnsan Hakları Mahkemesine gitmekte idi ve Türkiye aleyhine de oradanbir karar çıkmıştı. Yaptığımız çalışmaların sonucunda bir iç hukuk yolu olarak,Taşınmaz Mal Komisyonu kurulmuş ve bugüne kadar da buraya 300 kadar KıbrıslıRum başvuruda bulunmuştur. Bu başvurulardan 32'si de sonuçlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomisindeki gelişmeler ise,bu süre zarfında, gerçekten memnuniyet vericidir. Fazla vaktinizi almakistemem. Aradan geçen bu dört beş yıllık süre içerisinde ekonomisi devamlıbüyümüş, özellikle eğitim sektöründe önemli bir merhaleye gelinmiştir. Dörtsene kadar evvel 21 bin civarındaki öğrenci sayısı bugün 40 bini aşmıştır.Mevcut üniversitelere ilaveten Orta Doğu Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıskampüsü Güzelyurt'ta hizmete girmiştir. Cumartesi günü bir toplantı yapacağızİstanbul'da, İstanbul Teknik Üniversitesinin de Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti'nde bir kampüs kurması için çalışmalar son aşamaya gelmiştir.

Turizm sektöründe önemli bir sıçrama var. Yatak sayısında giderekbir artış var.

Millî gelir rakamları geçmişle kıyaslanmayacak derecede önemlidir,12 bin dolar civarındadır. Dolayısıyla hem Türkiye'nin desteği hem de oradayapılmasını arzu ettiğimiz bir kısım yapısal reformlar sebebiyle, Kuzey KıbrısTürk Cumhuriyeti her geçen gün biraz daha iyi bir noktaya gitmektedir. Buradahem Türkiye'nin katkısı önemlidir hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyöneticilerinin bu yöndeki çabaları işi daha iyi bir noktaya getirecekdemektir.

Bunlarla kısaca, değerli milletvekilleri, şunu ifade etmekistiyorum: 17 Şubat tarihinden sonra bir hareketliliğin meydana geleceğikesindir, uluslararası kamuoyunun bir beklentisi var. Biz çalışmalarımızı buhareketlilik başladıktan sonra değil, daha bugünlerden itibaren her iki yöndede çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son değerlendirmeyi bu yılın başında yaptık.Bundan sonra da bu çalışmalar ayrıntılı bir şekilde sürdürülecek. Zamanıgeldiğinde, ihtiyaç hasıl olduğunda da gerek Genel Kurulunuza gerekse başka birvesileyle kamuoyuna bu türlü bilgileri hiç şüphesiz vereceğiz.

Bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarındanalkışlar)