Konu:2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI, BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ) BEŞİNCİ TUR
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:07/12/2007


2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI, BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ) BEŞİNCİ TUR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerlimilletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında Türkiye veOrta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve Yüksek Denetleme Kuruluyla ilgili görüşserdeden arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

TODAİE, 1955'tenbu tarafa, yarım asrı aşan bir süreden beri önemli bir görevi ifa etmektedir.Fakat, arkadaşlarımızın da bir ölçüde dile getirdiği gibi, yaptığı görevinifasıyla mütenasip bir tanınmışlığı da söz konusu değildir.

Şunu hepimizbiliyoruz ki, etkin, verimli, süratli ve kaliteli bir kamu hizmeti, aslındakaliteli bir kamu yönetiminden geçmektedir. En modern yasaları da çıkarsanız,en modern sistemleri de getirip uygulamaya koysanız, yasal olarak, bunlarıuygulayacak kamu yöneticilerini bu maksada matuf iyi yetiştiremediyseniz, bureformlardan, bu yasal düzenlemelerden gerekli fayda sağlanamıyor. Ancak, şunugörmek gerekir ki, 1955'ten bu tarafa, başta belediyelerimiz olmak üzere, pekçok kamu kuruluşundan insanlarımız o kurumda görev yaptılar, hizmet aldılar.Kuruluşundan bugüne emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Bu dönemdeinanıyorum ki bütün bu tenkitler de dikkate alınmak suretiyle daha ileri birnoktaya gelebilecek, etkin ve verimli bir eğitim ve akademik hizmetisunabilecektir. Bizim de kendilerinden beklentimiz budur. Şahsen bu görev banaverildikten sonra kendileriyle yaptığım iki görüşmede bu talebimizi ilettik.Neyi nasıl yapacakları siyasetçinin işi değildir. Biz, ancak siyasikararlılığımızı, desteğimizi veririz. Bunu yüce Meclisin huzurunda bir defadaha ifade ediyorum.

Neden bunuyaptınızdan ziyade, neden bunları yapmadınız noktasında olsa olsa taleplerimizolabilir. Özellikle reform açısından önemli adımların atıldığı ve atılacağı birdönemden geçiyoruz. Bu dönemde, inanıyorum ki, bu kurumumuza daha fazla işdüşecektir, biz de kendilerine yardımcı olacağız. Bunu kısaca ifade etmekistiyorum.

İkinci olarak,Yüksek Denetleme Kuruluyla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. YüksekDenetleme Kurulu, Atatürk'ün direktifiyle kurulmuş olan ve o günden bugüne deimkânlar ölçüsünde başarıyla hizmet vermiş olan bir denetleme kurulumuzdur. Ogünden bugüne hizmet verenlere de yine huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Bu kuruluş birtaraftan KİT'lerin yasalara uygun faaliyette bulunup bulunmadığını, öbürtaraftan da verimlilik açısından olmak üzere birçok yönden bu kurumlarındenetimini yapmaktadır. Bu, aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin,yani sizlerin bu KİT'lerle ilgili yapılan faaliyetler ne ölçüde yasalarauygundur ya da değildir, ne ölçüde verimlidir ya da değildir, büyük ölçüdemüzakerelere esas teşkil eden raporları hazırlıyorlar. Ancak, bir süreden beribir tereddüt var. Bu burada da dile getirildi. Bunun kısa süre içerisindeortadan kaldırılması gerektiğini ben de şahsen düşünüyorum. Şimdi, maalesef,ayrı ayrı zamanlarda çıkan kanunlar sebebiyle devlet hayatımız içerisinde aynıgörevi yapan birden çok kuruluş vardır. Bildiğim kadarıyla, mesela devlettehalıcılık işiyle uğraşan sekiz tane kuruluş var, üç tane ayrı emeklilikkuruluşu var. Denetim alanında pek çok mekanizmalar var. Bir taraftan kaynakisrafı, bir taraftan insan israfı, öbür tarafta, özlük hakları bakımından daaynı görevi yaptıkları hâlde farklı statüde olmaktadırlar. Bu da beraberindebir kısım adaletsizlikleri getirmektedir. Dolayısıyla, Yüksek DenetlemeKurulunun da bu dönemde hiç olmazsa bu tereddüdü ortadan kaldıracak bir yapıyakavuşması gerekir. Bir arkadaşımız tarafından "Bunu tartışmaya açalım, katılım"denildi. Ben de bu vesileyle tartışmaya açıyorum. Komisyonda da ifade etmeyeçalıştım. Şimdi bir görüş, Yüksek Denetleme Kurulu üyelerinin Sayıştay mensubuolarak kabul edilmesi, buranın kaldırılarak Sayıştay bünyesi içerisindefaaliyetlerini sürdürmesidir. Sayıştay da denetim yapıyor Meclisimiz adına,onlar da rapor hazırlıyor, buralarda görüşüyoruz. Bir görüş budur. Bir görüşise, özerk bir yapıya kavuşmasıdır. Başbakanlığa bağlı olabilir veya ayrı, özerkbir yapıya  kavuşabilir. Bu da birtartışma konusu olan fikirdir. Bunun ortalaması başka bir fikir de olabilir.Yüksek Denetleme Kurulu kalsın, ama Meclise bağlı olsun denilmektedir. Demek kiortada üç tane görüş var, ama arzu edilen şey şudur burada: Siyasi etkiolacaktı olmayacaktı tartışmasından ziyade, bugün bulunduğundan çok daha iyihizmeti hangi yapıda, hangi statüde verecektir, ona bakmak lazım. Biz butartışmaya açığız. Ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde, yani 2008'le beraber,demin söylediğim, aynı alanda görev yapan birden fazla kuruluşun tek çatıaltında birleştirilmesiyle ilgili çalışmalara hız vereceğiz. Bunun ilk ayağısosyal güvenlik kuruluşlarıdır. Arkasından, bir afet olduğunda ki geçmiş olsundiyorum buradan Antalyalı vatandaşlarımıza, hayatını kaybedenlere de rahmetdiliyorum. Bir afet söz konusu olduğunda, Afet İşleri Genel Müdürlüğü müdahaleediyor; Acil Durum Yönetimi, o başka bir taraftan müdahale ediyor: BayındırlıkBakanlığının kuruluşu da var, Sosyal Yardımlaşma var, Bakıyorsunuz bir çokbaşlılık, dağınıklılık oluyor. Bunların hepsini tek çatı altında birleştirmeyeyönelik çalışmalara devam edeceğiz. Bu meyanda da denetleme görevi yapan YüksekDenetleme Kuruluyla ilgili de bir karara varmış olmamız gerekir diyedüşünüyorum.

Değerlimilletvekilleri, denetim deyince, bir iki hususa da bu bütçe vesilesiyle temasedildiği için ben de temas etmek lüzumunu, hatta mecburiyetini duyuyorum.Şimdi, Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, sadece bir slogan değil,sadece Anayasa'da yazılı olduğu için değil, gerçekten önemli bir sıfattırTürkiye Cumhuriyeti devletinin. Bu ne demektir? Başta idare olmak üzere,devleti yönetenler olmak üzere, kişilerin ve kurumların yaptığı her işi hukukkuralları içerisinde, kanuni usuller içerisinde, hukuki usuller içerisindeyapmasıdır. Bunlara aykırı bir durum söz konusu olduğunda da bunun yine hukuktave yasalarda belirtilen usullerle soruşturulması esastır. Dolayısıyla, birkonuyu gündeme getirdiğimizde eğer bir hukuk ihlali varsa, bir yasa ihlali varsa,bunu Türkiye'de soruşturacak yeteri kadar makam vardır, hatta çoktur. Deminsöyledim, birden fazla makam vardır. Dolayısıyla, burada öyle iddialar gündemegetirildi ki, bunlara cevap vermediğiniz takdirde? Biz burada birbirimizitanıyoruz, birbirimizin ne demek istediğini anlarız, ama siyaset, biraz,konuşulandan ziyade dışarıda algılama meselesidir. Konuştuğumuzdan ziyade,buradaki konuşmalarımız dışarıda nasıl algılanıyor, ona bakmak lazım.

Şimdi, böylebakıldığında hepimizi de bir ölçüde zan altında, töhmet altında bırakan birkısım ifadeler oldu, evvela Silahlı Kuvvetleri, yargıyı ve denetimmekanizmalarını ve milleti zan altında bırakan.

Şimdi,bazılarımızın çocuklarının Türkiye'nin sıkıntılı bölgelerinde görev yapmadığıtarzında ifadeler var. Bu, farkında olmadan bir kısım bu meyandaki düşünceleride tetikleyebilir, tahrik edebilir. Şunu görmek lazım: Silah altına alınmasıgereken gençlerimizin nerede, hangi sınıfta, ne kadar süreyle görevyapacaklarını Türk Silahlı Kuvvetleri kendisi tayin ediyor. Herhangi bir siyasimüdahale burada söz konusu değildir. Şırnak'a mı gidecek, Kars'a mı gidecek,Edirne'de mi görev yapacak, ne kadar süreyle görev yapacak, buna karar verenTürk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimidir, Askeralma Dairesi, onunla irtibatlıbirimlerdir. Dolayısıyla, objektif bir sisteme göre, burada bu tertipler, budüzenlemeler yapılıyor. Kaldı ki Türkiye'de siyasetçileri, hep kötü yapar, herişi kendinden yana yontar tarzındaki oluşmuş bir kanaate de, maalesef, yenideliller eklemiş oluyoruz.

Ben çok açıkolarak söylüyorum, cevabını ben verdiğim için ben söylüyorum. Benim bir oğlumvar. Çekti kurayı, gitti, Siverek'te sekiz ay görevini yaptı, geldi. Bir lütufdeğildir, bir vatan görevidir. Kız yeğenim, kardeşimin kızı. Çekti kurayı -öğretmen- iki buçuk sene Şırnak Cizre'de, iki buçuk sene de Batman'da görevyaptı. Bunlar sorulabilir. Amcası bakandır, amcası milletvekilidir ama buhiçbir şey ifade etmedi. Ben gine Kabine arkadaşlarımdan biliyorum. JandarmaGenel Komutanlığı kendisine bağlıydı. Kardeşinin çocuğu, öz çocuğu gitti,Çukurca'da, hudut taburunda, tam sınır çizgisi üzerinde görevini yaptı, geldi.

Şimdi bunlarortadayken, hepimiz âdeta çocuklarımızı belli bölgelerden kaçırıyoruz, garibingurebanın çocuğu oralara gidiyor, siyasetçinin çocuğu? Geri kalanının cevabınıburada ben vermeyeceğim.

ALİ UZUNIRMAK(Aydın) - Sayın Bakan, bunlar bireysel, sizin? Oluyor mu, olmuyor mu?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Çünkü, neticede bu cevabı verecekolan Türk Silahlı Kuvvetleridir. Gidecek, görevini yaptı, yapıyor. Dolayısıyla,ortada somut bir delil olmadan bu türlü şeyleri söylemek, bence, en azındandışarıda yanlış anlamalara sebebiyet verir, bu doğru değildir.

İkincisi, birkısım insanlarla ilgili burada iddialarda bulunuldu. Şimdi, bir taraftan "Yargıbağımsızdır." diyoruz, "Her işi yargıya bırakalım" diyoruz. Şimdi, eğer buradaiddia edilen hususlar doğru idiyse, hangi savcı görev yapmak istedi de bunaengel olunmuştur? Bakın, biz buradayız. Ben, dört buçuk sene Adalet Bakanlığıgörevini yaptım, şimdi de bir başka arkadaşımız yapıyor. Birisi bana desin ki"Burada zikredilen kişilerle ilgili savcı soruşturma açacaktı, soruşturmayaAdalet Bakanı engel oldu; filanca yerde bir işlem yapacaktı, devletin ilgilikişisi şuna mani oldu." tarzında, gelip burada bir beyanda bulunsun. Eğer buyoksa, o bir siyasi söylem meselesidir. Ama, bunun kimseye faydası yok. Buvatandaş söyleyenleri de bilir, söylenenleri de bilir, hakkında konuşulanlarıda bilir.

Bakınız, birhukuk devletinde, dedik ki, evvela bu iddiaları yargılayacak olan,değerlendirecek olan, sonuçlandıracak olan yargıdır. Ben, şimdi, buradan birdefa daha ifade etmek istiyorum: Bu bahsedilen kişilerin önemli bir kısmınındokunulmazlıkları yoktur. Dokunulmazlık olmadığına göre, kim, ne yapmak istiyorda hangi anayasal hüküm ya da yasal mevzuat buna engel teşkil etti? Şimdi,burada yargıyı töhmet altında bırakıyoruz, savcılarımızı zan altındabırakıyoruz. Bu savcılar, eğer ortada bir delil var idiyse, iddia var idiysetakipsizlik kararı mı verdi, bunların üstünü mü örtbas etti ki bunlarıkonuşuyoruz?

İkincisi:Bakınız, burada dile getirilen hususların hiçbirisi seçimden sonra dilegetirilen hususlar değil. Seçim öncesi bunların hepsini millete götürdük biz,herkes götürdü. Kimin eteğinde, heybesinde ne taş varsa, meydan meydan dolaştı,televizyon televizyon konuştu, bunların hepsini dile getirdi. Şimdi, en büyükhakem millet olduğuna göre, milletin vicdani bir kanaate sahip olabilmesi içinne usul hükümlerine ihtiyacı var ne dokunulmazlık engelleri var ne İç Tüzükmâniası var. Bunların hiçbirisi yok. Bunların hepsini götürdük millete. Milletdedi ki "Biz bunlara inanmıyoruz."

O hâlde, aslında,bugün, burada yapılması gereken bunlar değil de şu 22 Temmuz seçim sonuçlarınıbir değerlendirsek. Değerlendirsek acaba,siyasetin neresinde bulunuyoruz biz?Parlamento olarak neresindeyiz? Parti olarak neresindeyiz? (AK Partisıralarından alkışlar) Yani, herkes birilerine ders vermeye çalışıyor damilletin verdiği dersten kimse nasibini almak istemiyor, hâlen, 22 Temmuzöncesinin bayatlamış konularını buraya getirmeye devam ediyoruz. Bundan birfayda olmaz, bu, siyasete kalite de katmaz, siyaseti bir yere de getirmez.Getirmedi, elli senedir getirmedi, ama bir şeyi getirdi, siyaseti itibarsızhâle getirdi bakınız. Karşılıklı birbirimizi çürüteceğiz diye, siyasetçidediğin, vurguncu, soyguncu, hırsız, yakınlarına menfaat sağlayan insanlardanmüteşekkil bir faaliyet alanı hâline geldi. Bu doğru değil, ama bu kadarkesimin içerisinde yanlış yapanlar varsa bunun da hukuk düzeni içerisindegereğinin yapılması lazım gelir. Gereğinin yapılmasına engel teşkil eden,mevzuatımızda da herhangi bir husus yok.

KAMER GENÇ(Tunceli) - Soyguncunun?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Burada, ikide bir, bir konu gündemegetiriliyor bakınız. Şimdi, bir kısım, zaman zaman, burada, dokunulmazlıklarkonuşuldu. Ben dedim ki: "En çok, dokunulmazlıklarla ilgili münakaşalarınyapıldığı dönem 1999-2002 dönemidir." 2002 seçimleriyle birlikte, bu iddialarınhepsi, artık, dokunulmazlık engeline de takılmadı, çünkü 2002'de o dönemParlamentoda görev yapan arkadaşlarımızın hiçbirisi Meclis içinde değildi, dokunulmazlığıyoktu. Ee ne oldu? Hani bu kadar iddia vardı yoktu filan dedik de yerli yersiz,var olanlar yargıya gitti. Ne karar verildiyse başımız üstüne.

KAMER GENÇ(Tunceli) - Hangi bakanlara soruşturma açtınız?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Olmayanların ise tümünü suçlamayadevam ettik. Dolayısıyla şimdi, bunlardan? Şimdi, böyle bir?

KAMER GENÇ(Tunceli) - Bakanlar hakkında, hangisine soruşturma açtınız?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Şimdi, bakınız, Sayın Genç, benimne söyleyeceğime sen karar verecek değilsin. Evvela, sen karar verecekdeğilsin.

KAMER GENÇ(Tunceli) - Hangi bakanlar hakkında soruşturma önergesi verdiniz?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Dolayısıyla, sözümü kesme. Eğer birsıkıntın varsa bunu usulü dairesinde her yerde konuşuruz, tartışırız. Evvelausule riayet et.

KAMER GENÇ(Tunceli) - Sayın Bakan?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Zaten, belki de en büyük yanlışlık,işte bu türlü usulsüzlüklerdir. Konuşma tarzını bilmeyen, konuşma usulünübilmeyen?

BAŞKAN - Sayınmilletvekilleri?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - ?neyi, nerede, nasıl konuşacağını(AK Parti sıralarından alkışlar) bilmediğimiz takdirde, bu sisteme dedemokrasiye de zarar veriyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş)- Siz, çok mu biliyorsunuz?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum.

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Biriki hususu ben de cevaben açıklamak istiyorum.

Biraz evvel KamerGenç'in açıklamalarından sonra, kendisine konuşmamda "sayın" demiştim, "sayın"kelimesi fazladan olmuş, onu geri alıyorum. Evvela onu bir belirtmek istiyorum.(AK Parti sıralarından alkışlar)

İkincisi,kaçakçılık konusu Türkiye'de Hükûmetin yakinen takip ettiği bir konudur. Çünkübirçok yasa dışı örgütün de kaçakçılık yoluyla örgüte finansman temin ettiğibilinmektedir. Aynı  zamanda kaçakçılıksınır aşan suçlar niteliğindedir. Bu nedenle, geçtiğimiz yasama dönemindeMASAK, yani Mali Suçları Araştırma Kuruluyla ilgili olarak bir önemli yasaçıkardık. En başta petrol kaçakçılığı olmak üzere her türlü kaçakçılık bu birimyoluyla zaten takip edilmektedir. Aynı zamanda, emniyetin, jandarmanın vedevletin diğer birimlerinin koordinesi çerçevesinde biz bu faaliyetleri yakinentakip ediyoruz. Aynı zamanda, belli aralıklarla toplanan hem Millî GüvenlikKurulunda hem de Terörle Mücadele Yüksek Kurulunda da kaçakçılık konusu bizimöncelikle üzerinde durduğumuz bir konudur. Sadece sigara, alkol kaçakçılığıylailgili değil, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti de dâhil hepsi Türkiye'ninve emniyet birimlerimizin, güvenlik birimlerimizin, zaten kamoyuna yansıyanfaaliyetlerinden de görülmektedir ki, çok ciddi ölçüde bunların üzerindeduruluyor, durulmaktadır. Hatta bu yönden Türkiye takdir de almaktadır,uluslararası kuruluşlar nezdinde. Bu konuyla ilgili eğer yasal bir eksiklikvarsa, önümüzdeki dönemde bunları da tamamlamaya çalışırız, ama şu an etkin biriş birliği ve koordinasyon içerisinde bu faaliyetleri sürdürüyor, sürdürmeye dedevam edeceğiz. Sair konularla ilgili hususlar varsa onu da zaman içindeaçıklarız.

Teşekkür ederimSayın Başkan.