Konu:CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:20/11/2007


CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan,değerli arkadaşlarım; ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü sayılarındakiartışın en önemli sebeplerinden bir tanesi infaz sistemi değişti. Eskiden beşte2 nispetinde bir yatım söz konusuydu, şimdi üçte 2'ye çıktı. Onun için, 1Haziran 2005'ten itibaren yürürlüğe giren yeni ceza hukuku alanıyla ilgiliyasalar çerçevesinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalma süreleriartmıştır. Onun için, sayının artmış olmasının temelinde yatan sebeplerden, belkide en önemli sebeplerden bir tanesi budur. Bunun bilinmesinde fayda var. Çünkümaalesef cezaların caydırıcılığı birkaç sebepten dolayı kalmamıştı geçmişte.Sıkça çıkarılan aflar, bu yetmiyormuş gibi bir de ceza infaz sistemindekikolaylıklar sebebiyle en ağır suçları işleyenler bile çok kısa süre içerisindeçıkmaktaydı. Bu da cezaların caydırıcılığını artırıyordu. Onun için, buradakiartışın önemli sebepleri İnfaz Yasası'ndan kaynaklanıyor ve bu doğrudur. Avrupastandartlarına uygun da bir düzenlemedir.

İkincisi,tabiatıyla ceza infaz kurumlarında da personel açığı vardır. Bu personel açığı,her yıl bütçeyle beraber belli sayıda, ilgili kurumlara, boş kadrolara atamayapabilmeleri için imkân verilmektedir. Ümit ediyorum ki 2008 bütçesi yürürlüğegirdiğinde de bu boş kadrolar için yine önemli ölçüde bir kadro tahsisiyapılacak ve bu açıklar büyük ölçüde ortadan kaldırılacaktır.

Özlük haklarıylailgili hususlar da doğrudur. Bu manada zaman zaman geçtiğimiz dönemde de biz debu taleplerle muhatap olduk. Bildiğiniz gibi, Türkiye'de maalesef personelsistemi büyük ölçüde dejenere olmuştur. Her kurumda aynı işi yapanlara aynıücretler verilemediği için de ücret sisteminde büyük bir haksızlığın olduğu dagörülmektedir. O nedenle, bu dönem, sizlerin de katkısıyla, ümit ediyorum kipersonel rejimini tepeden tırnağa düzeltecek, aynı sıkıntılara maruz kalanlarınaynı haklardan istifade edeceği, "eşit işe eşit ücret" esasından hareketle,özlük hakları konusuyla ilgili olarak, tabiatıyla infaz memurlarının durumu dadikkate alınarak bir düzenleme yapılması söz konusu olabilecektir.

Sayın Ersin'insöylediği Buca Cezaevi konusu, bizim geçtiğimiz dönemde de üzerinde çokçadurduğumuz bir konudur. Şehrin içerisinde kalmıştır. İşin geçtiğimiz dönemdenbugüne kalmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi, maalesef, cezaevlerinikimse kendi beldesinin, ilçesinin yakında istemiyor. Onun için yer bulmaktauzun süre zaman kaybetmişizdir. Şu ilçe mi olsun, burası mı olsun? İl genelmeclisi üyesi arkadaşlarımız bunu yakinen biliyor, o dönem valilik yapan ve şuan başsavcımız olan arkadaşlarımız da biliyor. Nihayet, Aliağa ilçesi Bahçedereköyünde 500 bin metrekarelik bir arsa bulunmuştur ve şu an proje çalışmasıdevam ediyor. 262.956 metrekarelik kapalı alan, İzmir'in ve bölgesinin ihtiyacınıuzun süre karşılayacak bir cezaevinin yapılması, oraya, planlanmıştır.Projeleri son safhaya geldi. İncelemeleri yapıldıktan sonra ihalesi yapılacak.Ben, eski Adalet Bakanı olarak biliyorum ki, öncelik verdiğimiz cezaevlerindenbir tanesidir. Hem İzmir'in geleceği açısından önemli hem de fiziki şartlarıniyileştirilmesi bakımından önemlidir diye düşünüyorum.

Diğer sorularayazılı cevap vereceğim.

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hükümlü vetutukluların ziyaret edilmeleri hakkında bir yönetmelik var, geçtiğimiz dönemdeçıkarılmış olan. Ziyaretlerde konuşulacak lisanla ilgili 41'inci madde:"Ziyaret esnasında görüşmelerin Türkçe yapılması esastır. Ancak, hükümlü veyatutuklunun Türkçe bilmemesi veya görüşeceğini bildirdiği yakınının Türkçebilmediğinin tespit edilmesi halinde, Türkçe'den başka bir dilde konuşmanınyapılmasına izin verilir ve konuşma kayda alınır. Kayıtların incelenmesi sonucukonuşmaların kurum güvenliğini veya kamu düzenini tehlikeye düşürecek niteliktebulunması hâlinde haklarında idari ve adli işlem yapılır." denilmektedir. Demekki bahsedilen konularla ilgili mevzuatımızda bir eksiklik yok. Bunun da gereğiyapılıyor. Münferit şikâyetler varsa, onu da idare zaten dikkate almakdurumundadır.

BAŞKAN - Sayınmilletvekilleri, lütfen hatibi dinlerseniz?

DEVLET BAKANI VEBAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerlimilletvekilleri; Türkiye'de ceza infaz kurumları değişik sınıflarda mütalaaedilmektedir. Bunlardan "F tipi" olarak bilinen cezaevleri yüksek güvenlikli cezaevleridir, terör suçları ileorganize suçlardan hüküm giymiş olanlar ya da tutuklu olanlar burada barındırılmaktadır.Esas itibarıyla, eğer kişi terör suçlusuysa zaten infaz sisteminde birfarklılık var. Adi suçlu hükmolunmuş cezanın 2/3'ünü şimdi çekecektir, terörsuçlusu ise dörtte 3'tür. Zaten infazda bir farklılık bu manada var. Yüksekgüvenlikli cezaevi olması hasebiyle de zaten burada bu cezaevinin gerektirdiğikurallar, Avrupa standartlarında da daha evvel belirlenmiş olan kurallara uygunolarak, zaten bir düzenleme yapılmıştır ve şunun da bilinmesi lazım: Bundanbeş, altı sene evvel, sekiz sene evvel belki cezaevleri sık sık Avrupa'nıngündemine gelmekteydi, ama hem 57'nci Hükûmet döneminde hem 58 ve 59'uncuHükûmet döneminde Türkiye'nin en çok reform yaptığı, en çok çaba gösterdiğialanların başında ceza infaz kurumları gelmektedir ve dikkat edilirse büyükölçüde de zaten gündemden düşmüş konudur. Eksiklikleri yok mudur? Vardır, amabunun dışındaki bir kısım konularda daha çok bu konuyu gündemde tutmak, bu konuüzerinden belli kişileri tekrar Türkiye'nin gündemine taşımak adına zaman zamanşikâyetler, tartışmalar yapılmaktadır.

Şunu açıkyüreklilikle söylemek gerekirse, ceza infaz kurumları, hakikaten Türkiye'de suçişlemiş kişilerin hem topluma kazandırılması hem de çağın gereklerine uygun birinfaz uygulaması yapabilmesi bakımından her gün kendisini yenileyen, yenilemeçabası içerisinde olan, devletin bugünkü kıt imkânları içerisinde çok büyükkaynakları bu alana ayırmış olan bir kurumdur. Sadece bir İstanbul için bilesöyleyeceğim rakam yeterlidir: Şu an 8 trilyonun üzerinde, İstanbul'dacezaevlerini Silivri'ye ve daha uygun yerlere taşımak adına çok önemli birkaynak aktarımı yapılmaktadır. Yani, çok da kolay değildir, devletin imkânlarıbellidir. Taleplerimizi bu çerçevede değerlendirmekte fayda var. Devletinimkânı içerisinde, burada yatanların da insan olduğu kabul edilerek, Türkiyeelinden geleni yapmaktadır. Bunun bilinmesinde fayda var.

Teşekkür ederimSayın Başkan.