Konu:Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, Cumhurbaşkanıyla İlgili Sözlerinden Dolayı, Üç Birleşim İçin Meclisten Geçici Çıkarma Cezası Verilmesi
Yasama Yılı:3
Birleşim:130
Tarih:04/07/2013


TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'E, CUMHURBAŞKANIYLA İLGİLİ SÖZLERİNDEN DOLAYI, ÜÇ BİRLEŞİM İÇİN MECLİSTEN GEÇİCİ ÇIKARMA CEZASI VERİLMESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bakın, sayın milletvekilleri, şimdi, aslında ben Abdullah Gül'ün AKP Grubu tarafından seçilen bir kişi olduğunu görüyorum. Onun için, kendime Cumhurbaşkanı kabul etmiyorum. Olabilir. (AK PARTİ sıralarından "Sayın Cumhurbaşkanı" sesleri, gürültüler)

Ya, bir susun, ondan sonra konuşayım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın neden kabul etmiyorum? Şimdi, evvela, bir defa, Anayasa'mızın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili maddesi var. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için evvela Mecliste 367 milletvekilinin oy kullanması lazım. Bunun bir anlamı var. 104'üncü maddede, Cumhurbaşkanı, tarafsız, devletin organlarının işleyişine nezaret eden, herkesin sevgisini, saygısını kazanan, devletin sıkıştığı anda devletin kurumlarını, demokrasiyi, tökezlediği zaman, tıkandığı zaman? İşte o kişinin, tarafsız, yaptığı icraatlar dolayısıyla halk tarafından, siyasi partiler tarafından kendisine müracaat edilen bir makam gibi görülen, tarafsız bir kişi olması lazım. Bu tarafsız kişi olması Anayasa'da öngörüldüğü için -ben, bu Anayasa'nın yapımcıları arasındayım- 367 tane oyun kullanılması lazım. Eğer Cumhurbaşkanı seçiminde 367 oy kullanılmamışsa, o zaman Meclis diyor ki: "Ben bu aday gösterilen kişiyi tasvip etmiyorum. Ey Meclis, sen bunu geri çek. Bunun yerine yeni bir Cumhurbaşkanı adayı bana getir." Bunun hukuki? Yani, bunu anlayan adamlar bilir, bunu hukuktan anlayan, anayasa felsefesini, hukukunu bilen insanlar bilir. Ha, bilmeyen cahillere bir şey söyleyecek durumum yok.

Şimdi, böyle olunca, evvela, Abdullah Gül bu usullere göre seçilmemiştir, AKP tarafından seçilmiş, tek taraflı işlem yapan, âdeta AKP'nin orada noterliğini yapan bir kişidir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ahmet Necdet Sezer ne yaptı?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ve bakın, Anayasaya üye seçer, Danıştaya üye seçer. Tayyip Erdoğan'ın teyzesinin oğlu Yüksek İslam Enstitüsü mezunuyken getirmiş, Danıştaya üye seçmişler, Danıştayla ilgisi yok ve getirmişler, bir yerlere vermişler kendisini. Dolayısıyla, yaptığı hiçbir tasarrufta, yaptığı hiçbir uygulamada tarafsızlığı yoktur, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarını sağlamakta hiç tarafsızlığı yoktur, laik Türkiye Cumhuriyeti devletine sahip çıkmamıştır. Bu kürsüde Türkiye Cumhuriyeti'ne hakaret ediliyor, devletin birlik ve bütünlüğüne hakaret ediliyor, bu cumhuriyetin coğrafyası bölünüyor, siz neredesiniz? Niye sahip çıkmıyorsunuz? Bir güne bir gün, bu devletin birlik ve bütünlüğüne, cumhuriyetine, burada coğrafyası parçalandığı zaman, içinizden biri çıkıp da "Ya, böyle bir coğrafya yok." dediniz mi? Bu cumhuriyete bu kadar hakaret edildiği zaman karşı çıktınız mı? Çıkmadınız. Çünkü, sizin de kafanızın arkasında Türkiye Cumhuriyeti'ne saygı yok, laik Türkiye Cumhuriyeti devletine saygı yok, Türk milletine saygı yok, bu devletin kurucularına saygı yok.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Yalan söyleme, yalancı!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, kişiliğiniz bu. Onun için, şimdi, ben burada?

Abdullah Gül çıkıyor, "Efendim, Yavuz Selim ismini vereceğim köprüye." diyor. Kendisi orada çıktı, böyle gülerek söyledi. Alevi vatandaşlar bu defa "Ya olmaz" deyince, "Tamam, oraya Yavuz Sultan'ın ismini verelim de ama başka bir yere de Hacı Bektaş ismini verelim, Pir Sultan Abdal ismini verelim." diyor.

Değerli arkadaşlarım, Yavuz Sultan büyük bir Osmanlı kumandanı olabilir, saygı duyarım, ben bir şey demiyorum ama kendisi, bir sefer yaparken Kürt İdris-i Bitlisi'yle birleşerek Kızılbaşları kesmiş, büyük bir katliam yapılmış. Bu, tarihten gelen bir gerçektir.

Şimdi, Alevi vatandaşlarımız "Arkadaş, bu, bizim inancımızdan gelen insanları kesmiştir, katletmiştir. Tamam, komutanlığına bir şeyimiz yok, saygı duyuyoruz yani Osmanlı Devleti'nin saygıdeğer bir komutanıdır ama bu şeyinden dolayı bu köprüye bu isim verilmesin. Dolayısıyla, bu bizi rencide ediyor." diyorlar. Şimdi Abdullah Gül bunu açıkladı, Abdullah Gül de, "Efendim, bu köprüye Yavuz Sultan Selim ismini verelim ama başka bir yere de Hacı Bektaş'la Pir Sultan Abdal'ın ismini verelim." diyor.

Arkadaşlar, Pir Sultan Abdal'la Hacı Bektaş, insanlığa büyük hizmetler yapmış, insanlara sevgiyi, saygıyı, birliği, bütünlüğü, insan sevgisinin en güzelini aşılamış, hayatlarında en ufak bir kötülük kimseye yapmamış, çok insancıl, pir insanlar.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Sana hiç etkisi olmamış!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bu insanları Yavuz Sultan Selim'le mukayese edecek kişide bir ifade eksikliği var, bir anlayış eksikliği var. Yani "Bal kabağı" lafıyla demek istediğim de bu. Yani, arkadaş, tamam da şimdi, bu Pir Sultan Abdal çıkıp bir mezhepteki insanları kesseydi veyahut Hacı Bektaş da bir mezhepten olan insanları kesseydi, katletseydi; yahu, tamam da işte ona o ismi verdik, buna da bu ismi verelim deseydi, bir mantığı olurdu, bir aklı olurdu.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Konuşma! Sabiha Gökçen'i söyle!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, bunu söylemek kadar basit, içi boş bir laf olamaz, ben bunu söyledim. Yani, şimdi, Abdullah Gül sizin bir partili mensubunuz olabilir.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sabiha Gökçen, Tunceli!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, ben Abdullah Gül'e bir saygı duymuyorum çünkü burada çıkan her antidemokratik kanunu, en ufak ülke menfaatini, millet menfaatini düşünmeden hepsini onayladı, Anayasa Mahkemesine atadığı üyelerin kalitesi ortada, Danıştaya atadığı üyelerin kalitesi ortada. E, şimdi, arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan bir kişi, o Cumhurbaşkanlığı makamının gerektirdiği tarafsızlık, yansızlık, demokrat, hukuk ilkeleri çerçevesinde eğer hareket etmiyorsa biz ona saygı duyamayız çünkü o, o makamı temsil ederken saygı duyulması gereken ortamı kendisinin yapacağı işlemlerle sağlayacak.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sabiha Gökçen'e niye saygı duyuyorsun? Celladına niye söylemiyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, şimdi, Sabiha Gökçen? Sen ismini değiştir işte.

Ya, şimdi, bakın yani o kadar ilkel düşünüyorsunuz ki! Ya, şimdi, siz bu cumhuriyeti kuranlara düşmansınız. Siz bu cumhuriyeti yok etmek için özel görevle gelmiş insanlarsınız.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Celladına âşık mısın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, şimdi, bunları söylerken bakın, sizin Genel Başkanınız ağzına gelen her hakareti yapıyor. Bu hakaretleri yapan bir kişiye bir şey demiyorsunuz. Ben demişim ki: "Yani, bu kadar bal kabağı bir laf söylenmez." Bunda hakaret yok arkadaşlar. Ha, hakaret kabul ederseniz edin. Siz zaten, sizin elinizde fırsat olsa var ya, beni diri diri yakarsınız, ben bunu biliyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Çünkü niye? Ben sizin yaptığınız hırsızlıkları dile getiriyorum, yolsuzlukları dile getiriyorum. Bu memleketin bütün en mukaddes değerlerini yok ettiniz, bu memleketin birlik ve bütünlüğünü yok ettiniz. Şimdi, doğu, güneydoğuyu PKK'ya teslim ettiniz. Bugün, orada artık ordu karakola çekilmiş, Türkiye Cumhuriyeti devleti orada yok. Bunun sebebi sizsiniz, bunun sebebi Tayyip Erdoğan'dır, bunun sebebi Abdullah Gül'dür.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Yazıklar olsun sana!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun bedelini çok ağır ödeyeceksiniz (CHP sıralarından alkışlar) Siz bakmayın şimdi? Yarın öbür gün, oralarda siz de çıkamazsınız dışarıya ama siz? Abdullah Gül diyor ki: "Efendim, Tayyip Erdoğan'ı on bir senedir iktidarda tutan benim" diyor. Doğru diyor ve 21 Martta Diyarbakır meydanında diyor ki:"Ey vatandaşlar?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Sen Diyarbakır'a gidebiliyor musun?

KAMER GENÇ (Devamla) - ?bu ülkede artık yeni bir güneş doğacaktır. Bu güneş, yeni bir devlet doğacaktır. Artık, Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı yok edilecektir ve şeriat bayrağı altında bir devlet kurulacaktır."

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Ne alakası var? Yalan söyleme be terbiyesiz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ve senin Abdullah Gül de diyor ki: "Biz bunu tasvip ediyoruz." Tayyip Erdoğan diyor ki: "Biz bunu tasvip ediyoruz."

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Yazıklar olsun!

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Diyarbakır'a gidecek yüreğin var mı?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun anlamı şu yani diyorlar ki: "Biz Türkiye Cumhuriyeti devletini yok edeceğiz, bunun yerine bir şeriat devleti altında Türk Bayrağı'nı da kaldıracağız." (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yahu, işte Tayyip Erdoğan ne diyor? "Artık Türk Bayrağı'nı kaldırın, bunun yerine üç hilal bayrağını getirin." diyor. Bunun anlamı nedir? Türk Bayrağı'nı kaldırıyorsunuz.

Türk milletinin millî duygularının yok edilmesi için her türlü tertibin içindesiniz. Bunun başında Abdullah Gül var, Tayyip Erdoğan var.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını kaldırıyorsunuz, 30 Ağustos Zaferi'nin kutlamalarını kaldırıyorsunuz, 19 Mayıs kutlamalarını kaldırıyorsunuz, bu memleketin millî heyecanlarını yok ediyorsunuz.

Siz kimin Hükûmetisiniz, hangi devletin Hükûmetisiniz? Kimin peşinde koşuyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bu devlet bu kadar tahrip edilir mi arkadaşlar? Yani, siz bana ne ceza verirseniz verin, bana vız gelir tırıs gider ama ben? (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, benim sözüm daha bitmedi.

BAŞKAN - Evet, Sayın Genç, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) - Lütfen, savunma hakkımı kullanayım.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Vah zavallı!

BAŞKAN - Süre tamamlandı Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Savunma hakkımı kullanayım, müsaade edin.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Genç. Usul?

KAMER GENÇ (Devamla) - Savunma hakkı kısıtlanamaz.

BAŞKAN - Vermiyoruz efendim, bunu biliyorsunuz yani.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ara verin, Meclis Başkanlık Divanında konuşun. Savunma hakkı kısıtlanamaz arkadaşlar.

BAŞKAN - Şimdiye kadar yapılan uygulamalar bu şekilde Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, dokunulmazlığı kaldırılan insanlar burada savunma yaptılar.

BAŞKAN - Teamül oluşmuş?

KAMER GENÇ (Devamla) - Savunma hakkı kısıtlanamaz ama siz savunmanın ne olduğunu bilmiyorsunuz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu bakımdan yani burada, Abdullah Gül benim Cumhurbaşkanım değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Allah'a şükür senin değil!

BAŞKAN - Evet, sayın milletvekilleri, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç'e İç Tüzük'ün 163'üncü maddesi uyarınca, Meclisten geçici olarak üç birleşim çıkarma cezası verilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmiştir.

Sayın Genç, lütfen Genel Kuruldan ayrılınız.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Ben çıkmıyorum. Birleşime ara ver, ondan sonra çıkacağım.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Çıkmayacağım.