Konu:Sözleşmeli Erbaş Ve Er Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:138
Tarih:12/07/2013


SÖZLEŞMELİ ERBAŞ VE ER KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ YALOVA MİLLETVEKİLİ MUHARREM İNCE'NİN; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 479 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 6'ncı maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, bu maddede yedek subaylar, er ve erbaşların askerlik sırasında ölmeleri hâlinde kendilerine, dullarına ve yetimlerine 400.000 gösterge üzerinden bir para ödeniyor. Fakat, getirilen istisnalar arasında, eğer, ölen kişi intihar etmişse bu haktan mahrum ediliyor. Arkadaşlar, bence, haksız bir şey. Yani, bir kişi, erbaş askere gitmiş ve orada intihar etmişse bence onun da dul ve yetimine -veyahut da subay da olsa, erbaş da olsa eğer, orada, askerde intihar etmişse- bu parayı vermek lazım. Neticede bir ölüm olmuş. Bu ölüm nerede olmuş? Askerde olmuş. Askerî şartların bu kişide yarattığı olağanüstü üzüntü, ızdırap, acı dolayısıyla bu insan hayatına kıymıştır. Bana göre, buna da, bu ölüm hâlinde de bunun verilmesi gerektiğine inanıyorum ve adalet bunu gerektiriyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, hep öneriyoruz. Bakın, bir memleketin ordusu, her yerde ordu, o milletin göz bebeğidir. Ordu içinde hata edenler olabilir, rejim için tehlikeli de olabilir ama önemli olan, o memlekette o hataları yapmayacak duruma getirmek lazım. Geçmişte ihtilaller yapıldı, bu ihtilallerin yapılmamasının koşullarını araştırmak lazım.

Bir memleket düşünün ki, yani, şimdi, siyasi iktidarı eline geçirenler, tabii ki siyasi iktidar eline geçince para bol, mal bol, zenginleştikçe küstahlaşıyor. Ondan sonra, yetkiyi eline geçirirken firavunlaşıyor, o devletin, o milletin millî değerlerine saldırıyor, hak ve hukuk tanımıyor, yargıyı ortadan kaldırıyor, tam bir diktatör. Şimdi, arkadaşlar, her memleketin de rejiminin yaşaması lazım. Rejimi yaşatmak için -yalnız biz dünyayı keşfetmiyoruz ki- o rejimi güvenceye alan birtakım emniyet sübaplarını koymamız lazım. İşte, 1960 ihtilaliyle, ihtilal olmasın diye Anayasa Mahkemesi getirildi ama bugün maalesef Türkiye'de Anayasa Mahkemesi diye bir kurum yok. Dolayısıyla, biz, bir memleketin temel dayanağı olan, göz bebeği olan orduyu kanunlarla zayıflatarak yok edeceğimize, onun yerine orduyu yine güçlü tutalım, yine onun gücünden kaybettirmeyelim ama memleketi de iyi yönetelim. Bütün mesele bu. Eğer memleketi iyi yönetemezseniz? Arkadaşlar, akan su bir yerde kendine yol bulur yani kanunlarla ihtilaller önlenmez. Eğer siyasi gücü elinde tutan insanlar, demokrasiyi korumazlarsa, insanların yaşama haklarını sıkıntıya sokarlarsa, insanların temel hak ve özgürlüklerini yaşanmaz hâle getirirlerse o memlekette birtakım şeyler olur.

Şimdi, mesela, bana bugün telefon ettiler. İzmir'de, bizim, Gaziemir Aktepe Tunceliler Derneğindeki iki arkadaşı, yedi-sekiz kişi almışlar da, biri Emre Akdoğan, birisi Vedat Biçici? İzmir Valisine telefon açıyoruz, telefonumuza çıkmıyor; Emniyet Müdürüne açıyoruz, çıkmıyor. Şimdi, arkadaşlar, benim gördüğüm kadarıyla -bu iktidar zamanında- o Gezi olaylarına katılanların evvela filmlerini çekiyorlar, o filmlerde onların kimliklerini tespit ediyorlar, hele Tunceliliyse "Gel, bakalım. Sen ebedî bir suçlusun." diyorlar ve içeri alıyorlar.

Sayın Bakan, öncelikle rica ediyorum. Bakın, bizim memleketimiz çok sıkıntılı bir memleket. Bu gençlerimizi bir defa içeri aldınız mı orada birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar ve ondan sonra o gençler maalesef işte dağa gitmeye çalışıyor. Biz öteden beri bunun mücadelesini yapıyoruz, diyoruz ki bakın, bu Tuncelili gençleri -her taraftaki gençlere böyle yapmayın ama- içeri aldığınız zaman? Özellikle birtakım insanların Tuncelili vatandaşlara karşı kin ve nefret duygusu da var. Ben biliyorum arkadaşlar. Zaten kamu hizmetine almıyorlar. İnanmanızı istiyorum. Kaç defa gelmiştir, yüksekokulludur, yazılılarda 90-100 almış, "Sen nerelisin? Git, Tunceliliysen bizden sana iş yok." deniliyor. Böyle bir anlayışla, böyle bir şeyle bu insanlara yaklaşmayın. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşıyız. Bu insanlara özellikle bir şefkat gösterilmesi lazım. Rica ediyorum, bu insanların hakikaten bir suçları varsa bir şey demiyorum ama orada Gezi Parkı'na katıldığı için bunlar içeri alınıp da işkence yapılmasın. Bu insanlar bu memlekette devlet güçlerinden gördükleri bu kötü muamele dolayısıyla maalesef devlete karşı sevgi beslemiyorlar. Onu belirtmek istedim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)