Konu:SÖZLEŞMELİ ERBAŞ VE ER KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ YALOVA MİLLETVEKİLİ MUHARREM İNCE'NİN; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:138
Tarih:12/07/2013


SÖZLEŞMELİ ERBAŞ VE ER KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ YALOVA MİLLETVEKİLİ MUHARREM İNCE'NİN; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bugün görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı hakkında Millî Savunma Komisyonundaki arkadaşlarımız kapsamlı bir muhalefet şerhi koydular. Bu muhalefet şerhi elimizdeki metinde mevcut.

Ben burada iki noktaya işaret etmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi. 35'inci maddenin değiştirilmesini Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz 2011 seçimlerinin öncesinden itibaren kendi programımıza almıştık, bunun değiştirilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz. Bunun değiştirilmesinde fayda olduğunu, bunun darbelere bir hukuki gerekçe teşkil ettiği için değil ama artık darbelere hukuki gerekçe teşkil ediyor algılanmasıyla birlikte anıldığı için gerekli görüyoruz. Darbelere herhangi bir yasa maddesinin gerekçe teşkil etmesi söz konusu olmamak gerekir, Anayasa'da darbeleri engelleyecek yeterince madde var.

Bu maddede yalnız ciddi bir hata yapılıyor. Bu ciddi hata esas itibarıyla teknik bir hata ve bu ciddi hatanın sıkıntısı, öyle düşünüyorum ki, esas itibarıyla silahlı kuvvetlerin kendisine tedarik ile ilgili olarak gelecek.

Şimdi, bu maddede silahlı kuvvetlerin vazifesi, "Yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askerî gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmak." şeklinde öneriliyor.

Yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikeler geçmiş bir konsept. Yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikeler konsepti Doğu Bloku'nun çökmesiyle ortadan kalkmış bir konsept. Türkiye'nin de üye olduğu ve savunma konseptlerini birlikte düzenlediği NATO Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı bu konsepti 1991 yılında değiştirdi. Şimdi, "stratejik güvenlik konsepti" diye bir konsept var. Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel alımından teşkilatlanmasına, silah ve teçhizat tedarikine kadar bütün faaliyetlerini "konsepte dayalı ihtiyaçlar sistemi" diye adlandırılan bir sisteme göre yaptığını biliyoruz. Böyle bir eksik konseptle ortaya çıktığınız zaman bu, silahlı kuvvetlerin tedarik konumlarında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına sebep olacak. Biz düşündüğümüz zaman sadece dış tehdit değil, Türkiye'nin ciddi iç tehditlerle de karşı karşıya olduğunu görürüz. İç tehditlerin dışında artık şimdi, siber teknik, siber tehdit, siber saldırı şeklinde birtakım elektronik tehditler de var. Onlar bunun içerisine girmiyor. Onun için bunu sadece dış tehdide bağlamak ciddi bir hatadır. O hata bu yasa buradan yasalaşmadan düzeltilirse çok daha uygun olur diye düşünüyorum.

Daha vahim ve daha önemli bir madde: Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 2'nci maddesinde askerliğin tanımına getirilen değişiklik. Askerliğin tanımında askerin yükümlülüğü Türk vatanını, istiklal ve  cumhuriyetini korumak için harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyeti olarak tanımlanırken bunun başındaki savunma konsepti kaldırılıyor ve deniyor ki: "Askerlik: Harp sanatını öğrenmek ve yapmaktır." "Harp sanatı öğrenmek ve yapmaktır." demek ne demek? Paralı asker mi yetiştiriyoruz arkadaşlar, niye öğrenecek harp sanatını? Bunlar sözleşmeli asker değil, bunlar paralı asker değil, bunlar gönüllü asker değil, bunlar yükümlü. Askerlik vazifesini yapıyor, bunlar bizim çocuklarımız, askere gidiyorlar. Askerliği niçin öğrensin eğer yurt savunması için değilse? Bunu buraya koyduğunuz zaman askerin mahiyetini değiştiriyorsunuz, askeri paralı asker hâline getirmeyi düşünüyorsunuz. Askeri, yurt savunmasının dışındaki görevlerde de kullanmak imkânı bu yasayla ortaya çıkıyor. O zaman ne oluyor? Suriye'de, mesela, kimse herhangi bir askerî hareket yapmıyor, Birleşmiş Milletlerin kararı da yok, harp sanatını öğrenen askerimizi, genç çocuklarımızı, yükümlüleri Suriye'ye bu sanatı yapmak için gönderebileceksiniz bu yasaya göre. Bu doğru bir şey  mi? Bu çok korkunç bir şey. Bu, yükümlü olarak, görev olarak, vatani görev olarak askere giden çocukları, bu vatani görevin  dışında, yurt savunmasının, vatan savunmasının dışındaki hizmetlere kolaylıkla götürmeye imkân sağlayacak bir düzenleme. Bu düzenlemenin şiddetle karşısındayız, sizlerin de şiddetle karşısında olmanız lazım.

Bakın, geçtiğimiz günlerde Gezi hadiseleri yaşadık. Türkiye'nin her tarafında hadiseler oldu ve bu hadiselerde 1'i polis 6 gencimiz hayatını kaybetti. Bu 6 gencimizden 5 tanesi hakkında hiç kimseden ne bir başsağlığı duyduk, ne bir üzüntü duyduk ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz hepsi için üzüntü ifade ettik. Çankaya Belediyesi Çankaya'daki parklara bunların isimlerini veriyor, 6'sının da ismini veriyor, polis olan evladımızın da ismini veriyor. Ama şimdi bu yasayla, paralı asker hâline dönüştürülmüş veya dönüştürülecek olan gençlerimiz de dışarı gittiği zaman oralardan da bu gibi acı vakaların gelmesini beklemek lazım.

Atatürk'ün bir sözü var arkadaşlar, diyor ki: "Savaş yurt savunmasına yönelik, zaruri ve hayati değilse cinayettir." Askerlerimize harp sanatını niçin öğretiyoruz, niçin yaptırıyoruz? Yurt savunması için değilse, cinayet işlesinler diye mi veya kendimizin cinayet işlemeye mi niyetimiz var? Bu, olabilecek bir şey değil.

Bakın, içimizde pek çok insanın küçük çocukları var, askerliğe gitmeyi bekleyen çocukları var. Anneler, babalar; içimizde pek çok insanın çocukları, içimizde askere gitmeyi bekleyen torunları olanlar da vardır diye düşünüyorum. Bunlar gittikleri zaman, eğer yurt savunması için gidiyorlarsa, o zaman hakikaten askerlik görevini yapıyor, vazifesidir. Türkiye'de askerlik bir yükümlülüktür, oraya gider, ona kimse bir şey diyemez; şehit olur, gelir, bağrına taş basar ama savunma görevi olmadan, askerlik sanatını, askerlik de değil harp sanatını öğrenmek ve yapmaktır. "Harp sanatını yapmak" lafı üzerinde sizlerin düşünmenizi rica ediyorum arkadaşlar. Harp sanatını yapmak, eğer ülke savunmasına yönelik değilse niye yapılır, kime karşı yapılır, nasıl yapılır, neticesi ne olur?

Dolayısıyla, bu madde son derece vahim bir madde. Bu madde, doğrudan doğruya yükümlü askerlik konseptini ortadan kaldıran bir madde. Ha, böyle bir şey düşünüyorsanız, o zaman yükümlü askerliği tamamen kaldırırsınız. Bu, yapılmayacak bir şey değil. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gibi gönüllü askerlik sistemini kurarsınız, isteyen, sonucunu bilerek, para karşılığı, belli bir süre için gelir, askerlik yapar, dışarıda görevle kullanılır getirilir ama kendi yurdunu, kendi vatandaşlarını, kendisine ait olan değerleri korumak dışında askerlik görevine giden çocuklara harp sanatını öğretmek ve bunu yaptırmak demek çok başka bir şey, çok başka bir anlayış. Bunun üzerinde çok ciddi olarak düşünmek lazım.

Ben "Düşünmek lazım." diyorum. Belki içinizden birçok kimse de bunları kendi kendine düşünüyor ama Meclis çalışması doğru bir Meclis çalışması değil arkadaşlar. "Düşünmek lazım." dediğimiz şeylerin üzerinde düşünüp de bir değişiklik olmuyor, hepsi geliyor, geçiyor. Geliyor, geçiyor ama bunların sonuçları, sonra herkese, sadece ülkeye değil, kişilere de tek tek dönebilecek sonuçlar. Ne kadar iyi olurdu, burada aramızda konuştuğumuz şeyleri kendi içimizde tekrar düşünsek, desek ki: "Ya, bakın, burada bir yanlışlık var. Gelin, şunları tekrar komisyonda ele alalım, bir daha bir bakalım. Bugün çıkmasın, ne olur, iki ay sonra çıksın ama doğru çıksın, kimsenin canı yanmasın, memleket zora girmesin. "Ama bu noktalarda değiliz. Otomatik karar alan, hatta şöyle de söylemek lazım: Milletvekillerinin karar alma mekanizmasında çok ciddi bir şekilde pay almadıkları, alınan kararların esas itibarıyla bürokrasi tarafından şekillendirildiği bir sistemin içerisinde milletvekilliği yapıyoruz. Sizler bu şekilde milletvekilliği yapmaktan memnun musunuz? Olduğunuzu sanmıyorum, ben değilim.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Değiller, değiller.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne öneriyorsunuz, öneriniz ne?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Önerim şu: Ben bir şey teklif ettiğim zaman, ben değil sadece, siz de teklif ettiğiniz zaman illaki "Şu partinindir, bu partinindir." demeyelim. Bu memleketin seçilmiş insanlarıyız, bu memleketin halkını temsil ediyoruz. Söylediğimiz şeyler ülkenin çıkarları için. "Ya, bunu bugün geçirmeyelim ne olur, Millî Savunma Komisyonu tekrar bunu bir görüşsün."

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Tabii yapacağız, işimiz bu. Ne yapacağız?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Yapmıyoruz işte. Ben bunları söylüyorum, şimdi kabul edeceksiniz. Elinizi kaldıracaksınız, geçecek.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yanlış düşünüyorsunuz.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Onu yapmamak lazım. Toplanalım yapalım diyorum, yapmıyorsunuz. Onun için, bunları yapmak isterdim diyorum, sizlerin de istediğinizi tahmin ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)