Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:137
Tarih:11/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Altında imzamız olan bu önergeyi de onayladığımızı özellikle vurgulamak istiyorum.

Şimdi, hazır, Sayın Bakan buradayken özellikle gündeme getirmek istediğim bazı konular var, onun için bunu da bir fırsata dönüştürmek istiyorum. Gerçekten, Sayın Bakanın bugün, bu Meclis çatısı altında yapılan ve Tokat Milletvekili tarafından sarf edilen sözlere yönelik olarak vermiş olduğu kınama son derece olumludur.

BAŞKAN - Sayın Nazlıaka, bu konu biraz önce konuşuldu, lütfen ama! Yeniden Meclisi germek mi istiyorsunuz?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Dolayısıyla, Sayın Bakanın da?

BAŞKAN - Yani, grup başkan vekili gerekli açıklamayı yaptı, lütfen Sayın Nazlıaka!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Müsaade ederseniz sözümü güzel bir yere bağlayacağım, zamanımdan çalıyorsunuz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hâlâ aynı şeyi zikrediyorsunuz bıkmadan, usanmadan.

BAŞKAN - Ama bu konu görüşüldü, grup başkan vekili konuştu. Meclisi germek için mi çıkıyorsunuz kürsüye? Lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hayır efendim, grup başkan vekili kınamadı, "Reddediyoruz." dedi. Ayrıca, mahrem hayattan da bahsetti. Burası mahrem alan değil ki, burası kamusal bir alan, hangi mahremiyetten bahsediyoruz?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Midemiz bulandı, yeter.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın Bakanın kınaması olumlu bir harekettir, ben bunu hakikaten takdir ediyorum, bu kendisinden de beklediğimiz bir hareketti. Ancak, gerçekten, Sayın Bakanın işi zor değerli milletvekilleri. "Neden zor?" diyecek olursanız, gerçekten de kınaması gereken o kadar çok konu var ki bunların hangi birini kınayacak, ben gerçekten merak ediyorum.

Mesela, bakın, geçenlerde Takvim gazetesi, erkek arkadaşı tarafından şiddet gören ve yere serilen bir kadınla ilgili olarak bir başlık attı, ne yazdı biliyor musunuz? "Nakavt" yazdı.

Gene geçenlerde AKP mitinginde, beş altı yaşlarında bir kız çocuğumuz elinde bir pankart tutuyordu, bu pankartta ne yazıyordu biliyor musunuz? "Ayyaş, çapulcu koca istemiyorum; dindar, Allah'tan korkan koca istiyorum." yazıyordu. Şimdi, bu pankart zaten başlı başına kınanmayı hak ediyor ancak aynı zamanda bir gazete bunu ilk sayfasına taşıyarak da haber yaptı, Sayın Bakanın tabii bunu da kınamasını bekliyoruz.

Gene, bundan birkaç gün önce, son derece iç yakıcı bir öykü yaşandı değerli milletvekilleri. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, müdahale ederseniz!

Bakın, bir hikâyeden bahsediyorum, bir insan hayatından bahsediyorum, dinleyin de öğrenin.

On altı yaşında bir kız çocuğu koyunları otlatmak için?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Senden öğrenecek hiçbir şeyimiz yok.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ...Ankara'nın Akyurt ilçesinde koyunları otlatmaya çıkıyor, fakat döndüğünde 8 koyunu kaybetmiş oluyor, dönüyor babasına "Babacığım, ben 8 koyunu kaybettim." diyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Milletin düzenini bozmakta birebirsiniz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Hüseyin Aygün'ü tanıyor musunuz?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Babası da onun üzerine "Peki, o zaman, eğer bu koyunları iki gün içinde getirmezsen sana iki tane kurşun sıkacağım." diyor. Bu kız çocuğu bunu şaka zannediyor önce, gülümsüyor, fakat baba, bunu ayrı bir sinirlenme konusuna dönüştürüyor ve kızı o anda elindeki tabancayla vuruyor ve öldürüyor. Şimdi, bu olay da kınanmayı hak ediyor Sayın Bakan. Sayın Bakan gene kaçmış gördüğüm kadarıyla. Tabii, olay bunlarla da bitmiyor.

Bakın, Pendik Belediye Başkanınız çıkıyor, bir konuşma yapıyor, diyor ki: "1+1 evler aile yaşamına uygun değildir." Bakın, hiç anlayamamışsınız, hiç olayı kavrayamamışsınız.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Gezi Parkı'ndakileri  de anlatır mısın!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Tam da sizin işte bu dayatmacı yaklaşımınız nedeniyle insanlar sokağa çıktılar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Sayın Başbakana ve ailesine söylenenleri de anlat!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Her ne kadar bulunduğunuz yerden sözlerimi kesmeye çalışsanız da, konsantrasyonumu kaybettirmeye çalışsanız da verdiğiniz bilgiler daha güzel benim beslenmemi sağlıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Adil olun biraz, tek taraflı anlatmayın.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Gezi Parkı'nı hatırlatmışken onu da söyleyeyim.

Sayın Başkan, yalnız ek süre istemek durumunda kalacağım hem siz hem de müdahaleler nedeniyle. Sözlerimi tamamlamama izin vermenizi isteyeceğim.

BAŞKAN - Lütfen? Cevap vermeyin, siz Genel Kurula hitap edin.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Senin söylediğin kelimeyi unutmadık. Senin bu ülkenin Başbakanı için söylediğin kelimeyi unutmadık. Çok mu güzeldi o kelime?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın milletvekilleri, bakın, tam da işte bu dayatılan yaşam biçimleri için insanlar sokağa döküldüler. Yani yediğime içtiğime karışma, giydiğime karışma, nasıl evlerde oturacağıma karışma, kaç çocuk doğuracağıma, o çocukları nasıl dünyaya getireceğime karışma diyerek sokaklara çıktılar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kimse karışmıyor.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Ama sizler işte bunu anlamıyorsunuz.

Kadınların isyan çığlığı tam da bununla ilgilidir değerli arkadaşlar. Bakın, bu ülkede, kadınlar, sırf beyaz pantolon giydi diye, kırmızı ruj sürdü diye, kırmızı telefon aldı diye öldürülüyor biliyor musunuz? Ama nereden buluyorlar bu cesareti? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - 13 yaşındaki bir kız çocuğunun 26 kişiyle -kişiyle demeye utanıyorum- kendi rızasıyla beraber olabileceğini ifade eden yargı kararlarından alıyorlar. Nereden alıyorlar bu cesareti? Gene kadın katillerini, çocuk tecavüzcülerini, tacizcilerini, gözaltı işkencelerini cezalandırmayan yargıdan alıyorlar. Nereden alıyorlar bu cesareti? İşte, kadın erkek eşitliğine inanmayan zihniyetlerden alıyorlar, kadını bir mal gibi gören zihniyetlerden alıyorlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hadi oradan, kim inanıyor be, kim inanıyor? Sen inanıyorsun!

BAŞKAN - Sayın Tunç, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bakın, bugün ben bir davayı izledim?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Hayal kuruyorsun.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ?KESK üyelerinin davasıydı ve bu davada yargılanan kişiler tam dört aydır tutuklu, çok büyük bir suç işlemişler. Ne yapmışlar? Adam mı öldürmüşler? Hayır. Hırsızlık mı yapmışlar? Hayır. Ellerinde palalarla, sopalarla sokağa mı çıkmışlar? Hayır.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Dükkânları yağmalayanlardan bahset.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Ne yapmışlar biliyor musunuz? Grup Yorum'un konserine gitmişler, Alevi mitingine gitmişler; üstelik de çok daha ayıp bir şey yapmışlar, o mitingde eğlenip halaylar çekmişler. Bunun için dört aydır tutuklu.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Otobüsleri kim yaktı, otobüsleri?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın Bakan umarım dinleyecektir bunu. Özelikle, kadın tutuklu olan arkadaşlarımızla konuştum. 62 çocuk da mağdur edilmiş durumda bu dava sürecinde ve biliyor musunuz, çocuklarıyla görüşmek için telefon konuşması yapmaya giderlerken bile ince aramadan geçiriliyorlar. İnce aramanın ne olduğundan az önce Sezgin Bey bahsetti zaten. İç çamaşırlarına kadar soyuluyor bu kadınlar ve gittiklerinde tekmil vermeleri gerekiyor, telefonu açtıklarında isimlerini söylemeleri gerekiyor. Karşıdaki çocuk "Anne, seni biliyorum, niye her seferinde ismini söylüyorsun?" deyince bu sefer bir sonraki telefon açmaya gittiklerinde çocuklarına karşı da mahcup olmamak için kendi isimlerini söylemiyorlar, tekmil vermiyorlar. Böyle olunca "Çat!" diye telefon kapatılıyor, çocuklarıyla konuşma hakları ellerinden alınıyor sayın milletvekilleri. Siz bunun ne olduğunu anlayamıyorsunuz. O davalara gitmediğiniz için o kişilerle empati kuramıyorsunuz. Ama, öyle görünüyor ki hem tutukluluk süreçleri hem de gözaltı süreçleri âdeta bir onur kırma ve kişileri psikolojik şiddete maruz etme girişimine dönüşmüştür.

Bunu tabii Gezi olaylarında da sık sık yaşadık. Bakın, şu anda sonuçlanmasını beklediğimiz davada, gene Mücella Yapıcı'nın neler yaşadığını hepimiz biliyoruz, az önce bahsedildi.

Gene, Ankara'da Dikmen'de Akrep'e alınan Eylem kızımızın üç saat o Akrep'in içerisinde keyfî olarak tutulduğunu ve o esnada da tacize uğradığını hepimiz biliyoruz. Sizler de mutlaka bunları gazetelerden okudunuz.

Biliyor musunuz, D.E. kod adlı bir kız arkadaşımız tutukluluk esnasında şöyle diyor: "Kadına ve erkeğe farklı şiddet uygulandığını şimdi anladım." Hemen hemen gözaltına alınan kadın arkadaşlarımızın her biri sözlü tecavüz tehdidiyle korkutulmaya çalışılıyor. Ama, değerli arkadaşlar, bunlar bizi yıldırmayacak.

Bir de şunu söyleyeyim: Mücella Yapıcı'nın evinde bulunan Feminist Politika dergisi de delil olarak kayıt altına alınmış. Yani, eğer bu bir suç unsuruysa söyleyeyim, ben de bu dergiyi okuyorum, ben de bu suçu işliyorum, o zaman bu suçu işlemekten de onur duyuyorum, bunu da biliniz.

Sonra, bir başka şeyi daha söyleyeyim size değerli arkadaşlar. Bakın, hak savunuculuğu gerçekten samimiyet ister -özellikle kadın milletvekillerine seslenmek istiyorum- tutarlılık ister. Bizler doğru taraftayız; gelin, sizler de doğru tarafta olun artık.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Siz yanlış yerde olmayın da.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Kadın haklarını samimiyetle, içtenlikle savunun. Kadınları ikiye bölmeyin. Kadınlar üzerinden siyaset yapmayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Eğer Z.D. kod adlı kızımızın hakkını savunuyorsanız, aynı zamanda polisin tokat attığı o başörtülü kadın arkadaşımızın da hakkını savunun. Yani, başörtülü arkadaşlarımızı ikiye bölüyorsunuz. Kadınları "başı açık", "başı örtülü" diye ikiye bölüyorsunuz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Başörtülü arkadaşlarımızı bu Meclisten çıkaran sizin zihniyetiniz!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Kadınları her daim siyasi malzemeye dönüştürüyorsunuz. Bu, doğru değil arkadaşlar.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Genel Kurulu tahrik ediyorsunuz!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hep birlikte hareket edersek inanın, direne direne kazanabiliriz. Onun için ben size diyorum ki cesur olun ya, cesur olun! Korkmayın ya! Kırın zincirlerinizi, kaybedeceğiniz hiçbir şeyiniz yok.

Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok arkadaşlar zincirlerinizden başka diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, CHP sıralarından alkışlar)