Konu:BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:136
Tarih:10/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, tartıştığımız öneri, demin çok karışık bir ortamda muhalefet partilerinin hepsinin grup başkan vekillerinin söylediği gibi hem İç Tüzük'ümüze hem Anayasa'mıza aykırı. Bunların dışında da yapmış olduğu düzenleme, Türkiye'nin dış politikada bir daha geri gelmeyecek bir noktaya gideceğini, gitmesini intaç edebilecek önemde.

Bakın, biraz önce, bizim Grup Başkan Vekilimiz Sayın Hamzaçebi "Dış politika meraklısı birisini Dışişleri Bakanı yaptınız, ne hâle geldik." dedi. Orada ne yazık ki haklı. Dışişleri Bakanı, dış politikadan çok anlaması gereken bir akademisyen -kitabından- belki anlıyor, teorisini biliyor fakat bakın, dört yıldır iktidarda Bakan, bu dört yıl içerisinde bizim kavgalı olmadığımız hiçbir ülke kalmadı. Bizim kavgalı olmamız çok önemli değil ama bizim artık sözümüz dinlenmiyor. Bakın, en son misali vereyim size: Mısır'da bir darbe oldu, bu darbeye hepimiz karşı çıktık. Darbe olmamış olsaydı, Mısır'da demokrasi için ayağa kalkan 30 milyon insanla Mısır'da demokrasiyi getirememiş olan Mursi bir noktada buluşabileceklerdi ama darbe bunu kesti.

Biz bunu nereden biliyoruz? Çünkü biz bunları yaşadık Türkiye olarak. Yaşadığımız için, darbelerin sorunları çözmediğini, bu sorunları biriktirdiğini ve ötelediğini biliyoruz. Ben isterdim ki Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye bu darbeye karşı göstermiş olduğu reaksiyonla, tepkiyle hem darbeye karşı olduğunu göstersin fakat o ülkenin şu andaki yönetimiyle de tamamen köprüleri atmasın, biz bu tecrübemizi onlarla paylaşabilelim.

Bakın, biz dört darbe görmüş bir ülkeyiz -müdahale ve darbe- ve o sayededir ki bugün darbeler konusunda hepimiz mutabıkız şu Mecliste. Darbe diye bir şey olmayacak, olmamalı. Biz bunu Mısırlılara anlatabilmeliydik, anlatamıyoruz. Bakın, bizim büyükelçimizi çağırdılar, ağır ifadelerle, "Bizim işimize karışıyorsunuz." diyorlar. Neden? Çünkü pozisyonumuz, tuttuğumuz diplomasiyle bağdaşmıyor.

Şimdi, bu getirmiş olduğumuz tasarıda, diplomasiyi böyle bilen insanları dışarıya büyükelçi gönderip kısa bir süre sonra merkeze alıp Dışişlerinin, dış politikanın yönetimini onların eline vermeyi öngörüyorsunuz. Türkiye buna layık mı, olması gerekir mi? Bu bir meslek, bütün meslekler gibi. Şimdi düşünün, tümen komutanlığına asker olmayan birisinin gelmesi olabilir mi? Alıp bunu yürütebilir mi? Bunun gibi bir şey yapmayı düşünüyorsunuz.

Onun için, bizim burada itirazlarımızı dikkate alın. Bu itirazlarımızı alt komisyon dikkate aldı, Plan ve Bütçe Komisyonu da dikkate aldı. Bunun daha da vahimi bazı maddeler geliyordu, o maddelerle beraber bu önergeyi de geriye çektiler.

Biz, yarın öbür gün, Türkiye'nin, dışarıya gönderilen, orada başarılı başarısız -bazıları başarılı da olabilir- büyükelçilik yapan ama dış politika tecrübesi sadece üç sene, dört sene büyükelçilik yapmakla kısıtlı kalan insanları Ortadoğu Genel Müdürü, NATO Genel Müdürü, Batı Avrupa'yla İlişkiler Genel Müdürü, Konsolosluk Genel Müdürü yaparsak, memleketin ne hâle gelebileceğini düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? İşte, çok uzağa gitmeye lüzum yok, önümüzde Sayın Bakan var. Bakan bir akademisyen ve dış ilişkiler uzmanı, kitabı var ama uygulamaya geldiği zaman, bu mesleğin içerisinden gelmediği için, mesleğin nasıl işlediğini yaşayarak bilmediği için, en genç yaşından bugünkü yaşına kadar bunların içerisinde yoğrulmadığı için, bizim memleketimizi getirdiği durum ortada. Bugün, bizim hakikaten lafımızı dinleyen bir tek ülke yok. Çok isterim, dış basının Türkiye'yi hangi noktada gördüğünü, nerede telakki ettiğini görün, okuyun. Böyle değildi bu, sizin gene bakanlarınızın zamanında böyle değildi çünkü o bakanlar bir meslek teşkilatıyla, güven ilişkisi içerisinde çalışıyorlardı. Dışişleri Bakanlığı devletin teşkilatıdır. Dışişleri Bakanlığı, her zaman, gelen hükûmetlere, o hükûmetler Anayasa'ya uygun olduğu müddetçe, yasalarla geldiği müddetçe daima hizmet verir ve o hizmetten yararlanan bakanlar da dışişleri teşkilatıyla Türkiye'nin dış politikasını çok doğru noktalara getirirler. Şimdi, bu dışişleri teşkilatını bunu yapamayacak bir hâle getireceksiniz.

Bu yeni yapılacak olan yasa, önerilen yasa diyor ki: "Devlette görevli olan yani Dışişleri Bakanlığının dışındaki başka kuruluşlarda da görevli olanlarla, dışarıdan atanan büyükelçiler merkeze döndükleri zaman merkez görevlerinde görev alabilirler." Arkadaşlar, bir büyükelçi merkeze döndüğü zaman genel müdürden aşağı görev alamaz. Dışişleri Bakanlığının 6004 sayılı Teşkilat Yasası bunu gösteriyor. Dolayısıyla, "dışarıdan atanan" sözünün üzerinde durun. Bir tüccarı, bir beyin cerrahını, bir makine mühendisini uygun gördüğünüz için bir ülkeye büyükelçi atayabilirsiniz, orada başarılı da olur ama bu döndüğü zaman bir genel müdürlüğü idare edebilir mi, bunu düşünebiliyor musunuz? Daha önce çalışmamış, görmemiş, ne yapıldığını bilmemiş!

Sadece Ortadoğu Genel Müdürlüğüne bakacak olursanız, şurada saymaya başlarsam eğer, Ortadoğu Genel Müdürlüğünün elinde İran, Irak, Lübnan, Suriye, İsrail, Tunus, Cezayir, Fas, Afrika, Afrika Birliği, Arap Birliği ve daha birçok ülke var; bunların hepsinden büyükelçilikler talimat soracaklar. Bu meslek dışı insan, bu talimatlara cevap vermek durumunda kalacak. Buna mahal vermeye içiniz elveriyor mu, böyle bir şey olabilir mi? Bu yasa bunu getiriyor. Yasa, bu noktadan da -demin Sayın Hamzaçebi'nin söylediği gibi- devlet memuru olabilmek için sınav gerekliliğini kısa yoldan kestiği için zaten Anayasa'ya aykırı.

Siz bu yasayı getirdiğiniz takdirde Anayasa Mahkemesine müracaat edeceğiz, ondan kuşkunuz olmasın ama içinde çok sayıda hukukçu olan değerli milletvekillerinin böyle bir yasaya onay verip, ondan sonra o yasanın Anayasa Mahkemesinden dönmesi uygun mu? Türkiye'de başarılı bir Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Sayın Cumhurbaşkanının bu yasadan mutlu olduğunu sanıyor musunuz, düşünüyor musunuz? Ben olmadığını biliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu gibi yasaları yaparken, sadece günün ihtiyaçlarını değil? Birisini bir göreve getireceksiniz, "Onun için yasa değiştireyim." bununla geçinmeyin. Bu Türkiye devam edecek, siz bugün varsınız yarın yoksunuz, başkası gelecek, belki biz geleceğiz, biz de geleceğiz geçeceğiz, başkası gelecek.

Hiç gülmeye gerek yok, göreceksiniz.

Memleketin gidişi daima böyle olmuştur, on sene bir iktidar için çoktur. Dünyanın başka hiçbir yerinde on seneden fazla kalan iktidar yok, siz de kalmayacaksınız, hiç şaşırmayın. Hiç şaşırmayın ama bu yapmış olduğunuz şeylerin hepsini biz kaldıracağız, onları da bilin. Bunların notları alınıyor, kayıtları tutuluyor, düzelteceğiz. Bizi zora sokuyorsunuz, bunları düzeltirken çok yorulacağız. Gelin, şimdiden yormayın bizi, bunlarla bizi uğraştırmayın. Ama, bunlarla bizi uğraştırmamanın dışında, memlekete zarar vermeyin arkadaşlar. Bu, hakikaten memlekete büyük zarar verecek, memleketin bundan sonraki dış ilişkilerini ciddi bir şekilde yakından etkileyecek bir konu. Bununla kim nereye getirilmek isteniyor, kim nereye gelecek, hangi akademisyen yahut hangi iş adamı hangi pozisyona gelecek bilmiyorum ama bunun arkasında mutlaka birilerinin düşünüldüğünü görüyorum. O birilerinin düşünülmesi için başka şeyler bulun. Bu gibi, devleti tahrip edecek şeylere girmeyin.

Bakın, Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Yasası Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çıkardığı yasalardan biri. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan hemen sonra, dört yıl sonra, 1927 yılında "Hariciye Vekâleti Memurin Kanunu" diye ilk çıkartılan yasalardan bir tanesi teşkilat kanunu ve o teşkilat kanunun doğru olması, çok titizlikle bakılması ve gözetilmesi sayesindedir ki Türkiye, bu son Dışişleri Bakanımız Sayın Davutoğlu göreve gelene kadar hep saygın, ileri bir konumdaydı.

Bu konumun ileri olarak devam etmesine yardımcı olmak için, Anayasa'yı ihlal etmemek için, İç Tüzük'ü çiğnememek için, bu önergeyi, Komisyonun yapmış olduğu yöntemi uygulayarak geri alın, geri çekin. Bence bu büyük hatayı yapmayın. Hepinizin sonra vicdanı sızlayacaktır, bundan da hiçbirinizin şüphesi olmasın arkadaşlar.

Bu düşüncelerle, gecenin bu geç saatinde sizi bir kere daha düşünmeye davet ediyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)