Konu:BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:135
Tarih:09/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddede okunan iktidar partisi önergesi beş yüz kelimeyi geçtiği için önergenin kendisi okunmadı daha doğrusu, ona ilişkin bir özet okundu. Toplam A4 kâğıdı ebadında iki sayfayı dolduran ve İmar Kanunu'nun 8'inci maddesinde değişiklik öngören bir önerge bu, son derece önemli. Asıl konuşulması gereken, teklif metninde yer alan düzenleme değil, iktidar partisinin biraz sonra işleme girip girmeyeceğini bilemediğim ama okunup Genel Kurulun bilgisine sunulmuş olan önergedir.

Bu önergenin özeti şudur: Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle bütün Türkiye'yi etkisi altına alan bu gelişmelerin faturasını, Hükûmet, Taksim Dayanışması içinde olan Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliğine, onu oluşturan odalara çıkarmaktadır. Başka hiçbir gerekçesi yoktur. Teknik olarak dayandığı hiçbir şey yoktur. Odaların mesleki denetim adına getirmiş oldukları projelerin vize edilmesi yönündeki uygulamayı ortadan kaldırmaya ve bu yolla odalara mali güç oluşturan o ödentilerin kaldırılmasına yönelik bir önergedir bu.

Her şeyden önce ifade edeyim ki, bu değişikliğin yeri İmar Kanunu değildir. İçeriğe katılmıyorum, siyasi bir önergedir ama aynı zamanda İç Tüzük'e aykırıdır. İç Tüzük'ün 87'nci maddesi gayet açıktır; görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu olmayan, başka kanunlarda değişiklik öngören önergeler işleme konulmaz. Sözü edilen önergenin (ı) bendi, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği Kanunu'nu, orada yer alan ilkeleri altüst eden bir anlayıştır, bir düzenlemedir, yapılması gereken yer 6235 sayılı Kanun'dur. Orada değişiklik yapılması gerekirken, buraya İç Tüzük'ün arkasından dolanarak bunun getirilmesi İç Tüzük'e aykırılıktır.

Yine, onun bir sonraki bendinde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamına giren bir değişiklik, yine İç Tüzük'ün 80'inci maddesindeki kuralı arkadan dolanmak adına, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8'inci maddesi içerisine dâhil edilmek suretiyle İç Tüzük'e uygun hâle getirilmek istenmektedir. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İç Tüzük tartışmasını ayrıca yaparız ama Taksim Gezi Parkı nedeniyle Türkiye'de ortaya çıkan tabloyu bir demokrasi gözlüğüyle okumak varken, otoriter bir adam, otoriter bir yönetim gözlüğüyle okuyanların, Türkiye demokrasisini kötüye götürmesinden, Türkiye'yi kötüye götürmesinden endişe ederim.

Hükûmet sürekli bu olaylar nedeniyle birilerine fatura çıkarmakla meşgul. Halkın yüzde 50'sini diğer yüzde 50'nin karşısına dikmekle, toplumu kutuplaştırmakla meşgul. Bu, o kutuplaştırma politikasının uzantısı, onun göstergesi olan bir düzenlemedir. Ben iktidar partisine, Sayın Başbakana, Hükûmete, burada bulunan sayın bakanlara şu tavsiyeyi yapmak istiyorum: Kutuplaştırmaktan vazgeçin. Kutuplaştırma bu ülkeyi bölmeye götürür.

Değerli milletvekilleri, bakın, Taksim'de palayla dolaşan bir vatandaş, polis tarafından gözaltına alınmadı, dükkânına gitti, dükkânından evine gitti, sonra evine telefon edildi, "Lütfen karakola gelir misiniz?" şeklinde bir davet alınca kendisi karakola gitti, ifadesi alındı, savcıya gitti, mahkemeye çıkarıldı, mahkeme serbest bıraktı. Şimdi, iktidar partisi, Hükûmet şununla meşgul: Bu şahıs hangi partiye mensup acaba? Yani "AK PARTİ'li değil bu vatandaş." demek için bir çaba sarf ediyor. Konu, o vatandaşın AK PARTİ'li olup olmaması değil, o palalı vatandaşa Hükûmetin, güvenlik güçlerinin, yargının kol kanat germesidir. Aynı anlayışı buraya getiriyorsunuz, ülkeyi, toplumu bölüyorsunuz, yazık ediyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)