Konu:BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:135
Tarih:09/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Öncelikle sözleşmeli personelin kadroya alınmasıyla ilgili sorulara kısa kısa cevap vermeye çalışacağım. 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesine göre çalışanlar, mahalli idarelerde görev yapan sözleşmeliler, 4924 sayılı Kanun'a tabi sözleşmeli sağlık personeli, teşkilat kanunlarına dayalı olarak görev yapan sözleşmeli personel kadroya geçirilmekte; kapsam bu.

İlgili mevzuata göre, yine kadroya alınmanın bir şartı, İhdas veya vize edinmiş bir pozisyona dayalı sözleşmeli çalışma olması gerekmekte. Öte yandan KİT'ler gibi, KOSGEB gibi, İller  Bankası gibi bütünüyle sözleşmeli personel istihdam eden kuruluşlar kapsamda değil. Yine kısmi süreli çalışanlar da bu  uygulamanın kapsamında olamayacak. Yani, kim kapsamda kim değil sorusunun cevabı kısaca bu.

Yine bir başka soru da: "İşte, avukatlar, polisler, üniversite genel sekreterleri gibi çalışan gruplara 3600 ek gösterge verilmesi düşünülüyor mu?" gibi bir soru vardı. Bu söz konusu personelin ek gösterge artışları, ek gösterge düzenlemelerine yönelik genel düzenlemelerle ancak biliyorsunuz ele alınabiliyor ve şimdiye kadarki bizim tecrübemiz de şu oldu: Geçen, özellikle kanun hükmünde kararnameyle yaptığımız eşit ücrete eşit iş ya da eşit işe eşit ücret uygulaması kamu genelinde önemli bir düzenlemeydi fakat kamuda çalışan yaklaşık 3 milyon kişinin tabi olduğu çok farklı mevzuat var, çok farklı statüler var. Yani yüzde 100 ideal bir sistemi bulmak pratikte gerçekten çok da kolay değil ama bu amaca yönelik çabalarımız şimdiye kadar oldu, bundan sonra da haklı talepler geldiğinde kuşkusuz ilgili birimlerimiz tarafından bu talepler değerlendirilecektir.

Gezi Parkı'yla alakalı sorular vardı. Hem Valiliğimiz hem ilgili bütün kamu birimlerimiz Gezi Parkı'yla ilgili ya da Türkiye'nin muhtelif bölgelerindeki, muhtelif şehirlerindeki farklı olaylarla ilgili bazı prensipler dâhilinde hareket etmekte. Nedir bu prensipler? Öncelikle temel haklar, temel özgürlükler ki bunlar kanunlarımızda çok çok açık ama öte yandan da hukuk devletinin gereği neyse bir hukuk devleti olarak yargı kararlarının alınması ve aynı zamanda tebliğiyle beraber, ilgili birimlere bu kararların yazımı ve tebliğiyle beraber ilgili birimler kuşkusuz yargı kararı neyse bu kararları uygulamaktalar. Ancak yargı kararları biliyorsunuz aşama aşama, birinci aşaması var, daha sonra yüksek mahkemeler var. Dolayısıyla nihayetinde bir hukuk devletinde yargının bağımsızlığı çerçevesinde ve güçler ayrımı ilkesi çerçevesinde ne gerekiyorsa mutlaka yapılmıştır, bundan sonraki dönemde de yapılacaktır. Ama öte yandan şiddete karşı da herhangi bir tolerans mümkün değildir. Şiddet söz konusu olduğu zaman, vatandaşlarımızın bu şiddetten zarar görmesi söz konusu olduğu zaman da kuşkusuz güvenlik güçlerimiz görevlerinin gereğini yerine getireceklerdir.

İcra İflas Kanunu'yla ilgili bu torbada artık düşünülen herhangi bir konu yok ama kuşkusuz ileride uygulamayla ilgili sorunlar her zaman ele alınabilir, problemler her zaman gözden geçirilebilir, gerekirse de adımlar atılabilir ama bugün için bu torba tasarıda bizim Hükûmet olarak bununla ilgili herhangi bir inisiyatifimiz bugün için söz konusu olmayacak.

Bunun yanında, bazı gözaltı ve tutuklama sayılarıyla ilgili sorular vardı, onlarla ilgili bilgiler şu anda yanımda yok ama ilgili arkadaşlarımızdan, İçişleri Bakanımız başta olmak üzere, bu bilgilerin temini her an için söz konusudur.

Yine Merkez Bankamızla ilgili bir soru vardı. Biliyorsunuz Merkez Bankamızın operasyonel bağımsızlığı çerçevesinde temel önceliği fiyat istikrarıdır, fiyat istikrarı hedefiyle çelişmemek şartıyla diğer öncelikler konusunda da Merkez Bankamız politikalarını sürdürür ama bunun yanında finansal istikrar da Merkez Bankamızın katkıda bulunduğu ve güçlendirmek için çaba gösterdiği bir husustur. Finansal istikrar konusunda Merkez Bankası tek kurumumuz değildir, diğer kurumlar da gerektiği zaman gerekli müdahaleleri yapmaktadır.

Daha önce de bu birkaç kere gündeme geldi, bizlere de dönem dönem soruldu. Özellikle 22 Mayıs tarihinden bu yana tüm gelişmekte olan ülkelerin piyasalarında ciddi bir şekilde hareketlilik söz konusudur. Bu, sadece Türkiye'ye özel bir hareketlilik değildir, Brezilya, Hindistan, Rusya, aklınıza gelecek pek çok gelişmekte olan ülkenin piyasalarında hareketlenme vardır. Özellikle Amerikan Merkez Bankasının, Avrupa Merkez Bankasının ve Japon Merkez Bankasının bugüne kadar aldığı kararlar ve bundan sonra alacağı kararlar pek çok ülkenin kendi para politikalarını ve diğer ekonomiyle ilgili politikalarını gözden geçirmeleri için önemlidir. Bu gelişmeler, pek çok gelişmekte olan ülkede yeni dengeler oluşmasını sağlayacaktır. Bu 22 Mayıs öncesi dengelerle 22 Mayıs sonrası oluşacak dengeler kuşkusuz farklı olacaktır, farklı piyasa göstergelerinde bu dengeler kendisini bulacaktır ama Türkiye'nin zaten bu konuyla ilgili hazırlıkları tüm kurumlarımız tarafından zamanında yapıldığı için bizim açımızdan endişe edecek ciddi bir sorun açıkçası görmüyoruz.

Teşekkür ediyorum.