Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:133
Tarih:07/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, bu madde ile 178 sayılı Maliye Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2011 yılının Eylül ayında çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile ihdas edilen ek 33'üncü maddesi buraya aynen taşınmaktadır. Yetki kanunu uyarınca çıkarılan kanun hükmünde kararname, Anayasa Mahkemesi tarafından "Yetki kanunu bu konuda Hükûmete yetki vermiyor." gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yani, Hükûmet, yetki kanununun sınırlarını aşarak bir kanun hükmünde kararname çıkarmıştır. Bu hukuki hatayı -hata değil, daha doğrusu kasıtlı bir tutum- Anayasa Mahkemesi fark ederek Cumhuriyet Halk Partisinin açtığı iptal davası sonucunda iptal etmiştir.

İlk bakışta getirilen düzenleme oldukça masum olarak değerlendirilebilir çünkü iptal edilen kanun hükmünde kararname maddesinin aynısı buraya getirilmektedir ama gerçekte bu maddenin neden getirildiği konusunda bir değerlendirme yapabilmek için biraz eskiye gitmek gerekir. Yani, 2011 yılının Eylül ayında 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle düzenleme yapılırken gerçekte niyet çok daha farklıydı, niyet şudur: Hükûmet, tüm kamu kurumlarında, Adalet Bakanlığında, İçişleri Bakanlığında, Sayıştayda benzeri bir düzenlemeyi yapmıştır. Şimdi, bu yapılan düzenleme Maliye Bakanlığının Teşkilat Kanunu'na aynen taşınmaktadır. Bu düzenlemelerin gerisinde yatan, birtakım uzmanlıklara, müfettiş yardımcılıklarına veya idari görevlere, Millî Emlak Daire Başkanlığı, defterdar yardımcılığı gibi idari görevlere atanacak olan kişilerin Hükûmetin takdir ve değerlendirmelerine göre seçilecek olmasıdır. Daha önce benzer düzenleme Sayıştayda yapıldı, kaymakamlık sınavları için İçişleri Bakanlığında yapıldı, hâkim ve savcılık sınavları için de yine Adalet Bakanlığı Teşkilat Kanunu'nda ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nda yapıldı. Bu düzenlemelerin hepsinin ortak noktası sözlü sınav mülakata dönüştürüldü ve bu mülakatta yapılan değerlendirmeler sonucunda da düzenlenen tutanak dışında herhangi bir başka kayıt veya kamera kaydı tutulmayacağı yönünde bir düzenleme getirildi çünkü daha önce Sayıştay denetçiliğinin yeterlik sınavı sınav komisyonun subjektif, partizanca bazı değerlendirmeleri, tutumu sonucunda Danıştay tarafından iptal edildi. Danıştay, "Eğer o kişinin, sınava giren adayın iddialarını çürütecek bir kayıt tutmamış iseniz sınavda, bu sınav geçerli değildir." dedi. Onun üzerine, alelacele Sayıştay Kanunu'nda değişiklik yapıldı ve sınav komisyonunun düzenleyeceği tutanak dışında hiçbir kaydın tutulmayacağı hükme bağlandı ki hiç kimse yargıya gidip de herhangi bir dava açamasın, açsa da bu davayı kaybetsin.

Şimdi, bu tutanağa geçecek olan hususlar şunlardır: Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği, muhakeme gücü, adayın öz güveni, ikna kabiliyeti, inandırıcılığı, genel yetenek ve genel kültürü, liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe ve göreve uygunluğu. Oysa maddeye baktığımızda, madde sözlü sınavdan söz ediyor. Sözlü sınav bir bilgiyi ölçme sınavıdır. Yazılı sınavın eksik kaldığı, kavrayamadığı konuları sözlü sınav ölçmek ister ama bu maddeyle diğer kurumlarda olduğu gibi sözlü sınav mülakata dönüştürülmüştür, bilgiyi ölçmeye yönelik hiçbir husus yoktur burada. Elbette sözlü sınavda da kişilerin temsil kabiliyeti, ifade yeteneği gibi konulara bakılırdı ancak o, bilgiyi ölçen sözlü sınavın sadece bir parçasıydı. Şimdi, sözlü sınav kalktı, mülakat getirildi ve subjektif değerlendirmelere açık bir sistem oluşturuldu. Böylesi kötü, adaletsiz bir sistemin Maliye Bakanlığına taşınmış olmasını Maliye Bakanlığı gibi köklü bir kurum açısından üzüntü verici buluyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)