Konu:BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:132
Tarih:06/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BDP GRUBU ADINA MÜLKİYE BİRTANE (Kars) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 478 sıra sayılı, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin üçüncü bölümü hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 38'inci maddesinde değişiklik yapılarak 20.6.2012 tarihinde yasalaşan ve 2014 yılına kadar altı ay, bir yıl ve iki yıl olarak farklı maddeleri kademeli olarak yürürlüğe girecek kanunun yürürlük maddesinde erteleme yapılması öngörülmektedir. Geçen yıl bizim de itirazlarımıza rağmen AKP Hükûmetinin geçirdiği yasada, kademeli olarak 2014'e kadar düzenleme yapılmasına ilişkin yürürlük maddesi değişmektedir. 50'den az çalışanı olan yani Türkiye'de şirketlerin yüzde 95'ini oluşturan KOBİ'lerin iş güvenliği uzmanı bulundurmalarına dair süre uzatılmaktadır. İş yerlerinde işçiler ölürken ve bu konuda acil önlemlerin alınması gerekirken bu düzenleme ile yine sermaye ve işverenler kollanmaktadır.

Biz İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu getirilirken çokça itirazlarımızı dile getirdik. Her ne kadar AKP "İlk defa böyle bir yasayı getiriyoruz." diye övünse de "iş sağlığı ve güvenliği" ibaresi kabul edilir değildir. Devletin görevi, işin sağlığı ve güvenliğini sağlamak değildir, işçinin sağlığını ve güvenliğini sağlamak olmalıdır. Oysaki yasanın isminde de olduğu gibi, amaç tamamen sermayenin korunmasına yöneliktir. Niyet farklı olduğu için yeterince uzman bulunamadığı bahanesiyle iş yerlerinin uzman bulundurmalarına dair sürenin uzatılması, emekçilerden yana bir tavrın olmadığını da açıkça göstermektedir.

İş cinayetlerinin, hemen geçtiğimiz haziran ayında en az 104 olduğu açıklanmıştır. Üstelik can veren işçilerden 5'i çocuk işçilerdir, 21'i inşaat, 20'si mevsimlik işçi ve 13'ü belediye işçileridir. Görüldüğü gibi tüm iş sağlığı ve güvenliği koşullarından yoksun olan inşaat sektöründe can kayıpları çok yüksek düzeydedir. İnşaat sektörünün neredeyse tümü taşeron eliyle yürütülmektedir ve TÜİK 2011 verilerine göre yüzde 99'u mevsimlik işçilerdir.

Yine, 2010 yılında çıkarılan torba yasa ile belediyelerde taşeronlaşmanın önü açılmıştır ve iş cinayetleri giderek artmıştır. Dolayısıyla, bizim taşeronlaşmanın önüne geçecek, mevsimlik işçilerin güvenli ve sağlıklı çalışabilmeleri için koşulları oluşturabilecek düzenlemeleri acilen yapmamız gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, yasa tasarısının 59'uncu maddesinde ise defterdarlık uzmanı, uzman yardımcılığı ve vergi müfettiş yardımcılığı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Defterdar uzmanlarının maliye uzmanı olarak atanabilmelerine dair bir değişikliği de içermektedir. Defterdarların görevden alınmalarıyla ilgili yargıya başvurarak itiraz hakları varken, bu düzenlemede bu hakları yok sayılmıştır. Görevden alınıp maliye uzmanı olarak atanırlarsa bu hakları söz konusu olmayacaktır. Buradaki amaç, AKP'nin istemediği defterdarları görevden alıp onların idari mahkemesine dava açmalarını da engelleyerek, istediği kişileri defterdar olarak atamaktır.

Bunun haricinde bu maddedeki bir diğer önemli düzenleme, vergi müfettiş yardımcılığı sınavlarının sonucuna göre sınavı kazanan işçilerin arasında yüzde 5'lik dilimde yer alanlar ile yer almayanlar arasında farklı birimlerde çalışmalarının öngörülmesidir. Burada, yüzde 5'lik dilime girenlerin merkez teşkilatında, girmeyenlerin taşrada çalıştırılması düşünülmekte ve aynı sınavda başarılı olanlar işe başlamadan kategorize edilerek, merkez-taşra ayrımı yapılarak farklı birimlerde çalıştırılmak istenmektedirler. Yapılan bu düzenlemeyle, sonuç olarak, hem defterdarların yargı yoluna başvurmaları engellenmeye dönük hem de vergi müfettiş yardımcılığı sınavında başarılı olan kişileri kategorize ederek eşitliğe aykırı bir düzenleme yapan ilgili kısımların madde metninden çıkarılması gerekmektedir. Ayrıca, siyasi iktidarın, bürokrasinin kendi taleplerini yasama faaliyetini yürüten bizlere dayatması yaklaşımına karşı koyması ve böylesi durumlara mahal vermemesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, kamuoyunun vicdanını yaralayan, Kürt halkının ve özgürlüklerden yana olan tüm muhalif kesimlerin tepkisine neden olan bir konuya da değinmek istiyorum. Hak ve özgürlüklerden ve demokrasiden bahsedenler, son günlerde bir ihlale daha imza attılar. Danimarka Kopenhag Eyalet Mahkemesinin Roj TV, Nuçe TV, MMC TV kanallarının lisansını hukuka aykırı bir şekilde iptal etme kararı alması, hem Türkiye'nin hem de Kürdistan üzerinde çıkar hesapları olan Avrupa'nın Kürtlere karşı politikalarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kürt halkının ve ezilen tüm halkların sesi olan özgür basına karşı intikam alırcasına alınan bu kararı kınıyor, "Özgür basın susturulamaz." diyoruz. Bu karar, ana dilde yayıncılık ilkesini ve halkların kültürlerini hiçe sayan bir karardır. İnsan hak ve özgürlüklerine, halkın doğru haber alma ve bilgilenme hakkına vurulan bir darbedir. Bu darbenin başarılı olmaması için, özgür basından yana mücadele etmeye devam edeceğimizi buradan bir kez daha belirtiyoruz.

Bilindiği üzere, defalarca yayınları engellenmeye çalışılan hem görsel hem de yazılı özgür basın, 90'lı yıllardan bugüne kadar defalarca saldırılara uğramış ve direnerek, çok ağır bedeller ödeyerek bugünlere gelmesini başarmıştır. Bundan sonra da halkıyla birlikte bu mücadele geleneğini sürdürecektir.

Bu şekilde hem halkın tepkisini alan hem de ülkeyi insan hak ve özgürlükleri konusunda zor durumda bırakan girişimlerden bir an önce vazgeçilmeli ve bu televizyon kanallarının Türkiye'de yayın yapmaları için yasal düzenlemeler yapılmalıdır diyor, yüce Meclisi selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)