Konu:Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, Görüşülen Kanun Teklifinin 16'ncı Maddesiyle İlgili Önerge Üzerinde Yaptığı Konuşma Sırasında Cumhurbaşkanıyla İlgili Sözlerinden Dolayı Üç Birleşim İçin Meclisten Geçici Olarak Çıkarma Cezası Verilip Verilmemesi Hakkında
Yasama Yılı:3
Birleşim:130
Tarih:04/07/2013


TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'E, GÖRÜŞÜLEN KANUN TEKLİFİNİN 16'NCI MADDESİYLE İLGİLİ ÖNERGE ÜZERİNDE YAPTIĞI KONUŞMA SIRASINDA CUMHURBAŞKANIYLA İLGİLİ SÖZLERİNDEN DOLAYI ÜÇ BİRLEŞİM İÇİN MECLİSTEN GEÇİCİ OLARAK ÇIKARMA CEZASI VERİLİP VERİLMEMESİ HAKKINDA
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bir saniye efendim, sözlerim tamamlansın, söz vereceğim, hayhay.

?Meclisten geçici olarak üç birleşim çıkarma cezası verilmesini teklif edeceğim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Ancak, 163'üncü madde gereğince Sayın Genç kendisini savunabilir veya bir başkasına?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Savunma yapacağım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bir saniye efendim?

Usulle ilgili bir söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Genç, kürsüye çıktı, bir değerlendirme yaptı. Ben tutanağı istedim, tutanak da nedense siz kürsüye çıkınca bana geldi. Siz herhâlde daha önce bu tutanağı edinme imkânı buldunuz. Siz kürsüye çıktığınızda tutanak bana geldi. Bir kere, bana tutanağın geç gelme nedeninin açıklanmasını istiyorum.

İkincisi: Siz arkaya geçtiniz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Ben takip ettim, Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkan vekili ve 3-4 milletvekili sizin yanınızdan çıktı.

BAŞKAN - Doğrudur, evet.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Siz bu konuyu Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekiliyle, milletvekilleriyle değerlendiriyorsunuz, buradaki muhalefet partilerini, özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi Grubunu, onun grup başkan vekilini, değerlendirmek için yanınıza, arkaya davet etmiyorsunuz. Bu doğru mudur Sayın Başkan?

BAŞKAN - Tamam mı sözleriniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Siz, iktidar partisinin Meclis Başkan Vekili misiniz, yoksa Türkiye Büyük Millet Meclisinin Meclis Başkan Vekili misiniz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Bir saniye, sayın milletvekilleri, lütfen?

Sayın Hamzaçebi, tamam mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Hayır, efendim, bir saniye, bitmedi sözüm.

Buna hakkınız yok. Bir değerlendirme yapacaksanız, bütün Meclis başkan vekillerini, siyasi parti gruplarının grup başkan vekillerini davet eder, değerlendirme yapar, bu görüşünüz sizin görüşünüzdür, orada bunu paylaşırsınız, bizlerin görüşüne katılır veya katılmazsınız ama medeni bir şekilde konuyu siz tartışırsınız. Siz burada, bakın, tek yanlı bir yönetim sergiliyorsunuz. Buna eğer devam ederseniz usul tartışması isteyeceğim Sayın Başkan, hakkınız yok.

BAŞKAN - Tamam, bitti mi Sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Evet.

BAŞKAN - Tamam mı sözleriniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Evet, bitti.

BAŞKAN - Sözleriniz tamam mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bitti ama buna bir açıklama bekliyorum tabii ki.

BAŞKAN - Açıklama yapacağım işte sözleriniz tamamsa.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Tabii, buyurun.

BAŞKAN - İktidar partisinin grup başkan vekilini veya başka milletvekillerini ben içeri davet etmedim bu konuyu görüşmek için. Biz içeri girdikten buraya gelene kadar Kâtip Üye Sayın Rıza Yalçınkaya Bey'le başından sonuna kadar birlikteydik. Tutanağı Kanunlar Dairesinin görevlileri getirdikten sonra fotokopi çektirmek için Sayın Yalçınkaya fotokopiciye gönderdi ve aldıktan sonra size gönderildi. Aynı anda aldık. Ben henüz tutanağı okumadan fotokopi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Hayır.

BAŞKAN - Bir saniye efendim, yani?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Aynı anda almadık. Siz aldınız, ondan sonra bana geldi.

BAŞKAN - Tamam, işte, onu söylüyorum ben.

Burada, içeride otururken aldım, hemen, alır almaz Sayın Yalçınkaya aldı ve fotokopiye gönderdik.

İçeride de grup başkan vekiliyle ve milletvekiliyle bir değerlendirme yapmadım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Ne yaptınız acaba yani?

BAŞKAN - Bu kendi kararım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, bizi de davet etseydiniz.

BAŞKAN - E, tutanak beklemek zorundayım ben arka tarafta efendim, başka yerde bekleyemem ki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - Tutanakları istedim, tutanak bekledim. Hepsi bu.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Tutanağı bana da getirin, tutanağı ben de alayım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bakın, Sayın Başkan, siz iktidar partisinin grup başkan vekilini davet etmemiş olabilirsiniz. Onlar bu konuyu görüşmek üzere sizin yanınıza geldiler. Sizin "Rıza Yalçınkaya yanımızdaydı." demeniz, doğrusu, benim için üzüntü verici bir açıklamadır. Yani Cumhuriyet?

BAŞKAN - Hayır, üzüntü verirse verir, onu bilemem de yani Sayın Yalçınkaya'nın orada olduğunu belirtmek istiyorum. Ne söylemem gerekir Sayın Hamzaçebi? Anlamış değilim yani sözlerinizden bir şey.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, bir şey rica edeceğim: Lütfen, bakın, sizde şöyle bir üslup var -doğrusu üzüntü duyuyorum, bu sadece sizde var- ben konuşmamı bitirmeden siz araya girip kesiyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, usul tartışması açın. Böyle ayakta?

BAŞKAN - Ama hiç mi cevap vermeyeceğim Sayın Hamzaçebi yani?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bu da bizim anlaşmamızı zorlaştırıyor efendim. İzin verirseniz, konuşmamı bitireyim.

Arkaya, siz davet etmediğiniz hâlde iktidar partisinin mensupları geldi, grup başkan vekili geldi. Muhtemelen bir konuşma, bir değerlendirme, bir şey yapıldı veya onlar görüşlerini size ifade ettiler. Mademki böyle bir ortam doğmuştur, size düşen, size yakışan, o makama yakışan, bizi de oraya davet etmektir. Bu olmamıştır Sayın Başkan. Tek yanlı bir kararı iktidar partisiyle olgunlaştırıyorsunuz, burada Genel Kurula tebliğ ediyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, benim 161'inci maddeyi uygulamam için, Sayın Genç veya bir başkasına eğer ceza verilmesi iddia ediliyorsa ve gerekiyorsa bunu hiçbir siyasi parti grup başkan vekiliyle değerlendirmem gerekmez. Böyle bir şey de yapılmamıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Net bir şekilde ifade edeyim. Tamamen kendi düşüncem, kendi fikrim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bunun haricinde, efendim, biraz önce usul tartışmasından bahsettiniz. Onu da açarım, önemli değil, konuşursunuz, herkes de konuşur?

TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, Kamer Genç'in anasına sövülürken neredeydin sen?

BAŞKAN - ?ama asıl önemli olan, bir Sayın Milletvekilinin buraya her çıktığında İç Tüzük'ün 161'inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki hadiseyi meydana getirecek, Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Başbakana, Meclis Başkanına, Başkanlık Divanına hakaret edilmesi tartışılması gerekirken?

TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Milletvekilinin anasına sövülürken neredeydin sen Başkan?

BAŞKAN - ?milletvekiline bir daha bunun yapılmamasının anlatılması gerekirken "Bu nasıl tartışıldı, kimlerle?" Kimseyle tartışmadım efendim, kendim karar verdim, ben de uygulayacağım.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, bakın, lütfen konuyu başka bir tarafa çekmeyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Hiç başka tarafa çekmiyorum efendim.

Buyurun.

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) - Başka tarafa çeken sizsiniz.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - Ne tarafa çeksin ya!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Arkadaşlar, medeni bir şekilde bir konuşma yapıyorum yani eğer buna tahammülünüz yoksa pes doğrusu!  (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, şu anda sizin tutumunuz tartışılıyor, usul tartışmasını açın, yapalım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, izin verir misiniz, ben konuşuyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Usul tartışması açalım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, ben konuşmamı bitirmedim.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, usul tartışması açıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, bir saniye?

BAŞKAN - Lehte, aleyhte?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Aleyhte.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, burada böyle bir usul yok.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lehinde, lehinde? Sayın Başkan, lehinde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan?

BAŞKAN - Usul tartışması açıyorum efendim. Lehte mi istiyorsunuz, aleyhte mi, söyleyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Aleyhte.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, lehinde.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Lehinde.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

İki dakika süre veriyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, yani neden iki dakika efendim?

BAŞKAN - Kaç dakika vereyim efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Beş dakika istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Vermedim şimdiye kadar.

Üç dakika süre veriyorum efendim; her zaman yaptığımı yapıyorum.

Buyurun, üç dakika süre verdim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Tamam, demek ki üç dakika olabiliyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Her zaman üç dakika veriyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Ama "iki dakika" dediniz baştan.