Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:130
Tarih:04/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aynı zamanda, burada olmayan, cezaevinde tutuklu bulunan milletvekillerimizi de saygıyla selamlıyorum ve biliyorsunuz biraz önce Anayasa Mahkemesi bir karar verdi, Türk hukuk tarihi açısından önemli bir karar, onların da gözü aydın olsun diyorum.

Anayasa Mahkemesi? Biz baştan beri, biliyorsunuz, uzun tutukluluk süresinin adil yargılanma ilkesini ihlal ettiğini savunuyorduk. Hükûmet de sizler de iktidar partisi de diyordunuz ki: "Efendim, yargı karar veriyor, ne yapalım?"

Şimdi, değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi bu hükmü iptal ederek Hükûmete bir yıllık süre tanıdı. Hükûmete diyor ki: "Bir yılda yeni bir düzenleme yap." Dolayısıyla, bu saatten sonra top Hükûmettedir. Siz, umarım bu bir yıllık süreyi sonuna kadar kullanmayı düşünmezsiniz çünkü şu anda millî iradeyi temsil eden milletvekilleri içeride, beş yıldan fazla tutuklu olanlar var. Bir an önce, umarım -şu anda görüşülen kanundan çok daha önemlidir bana göre- bu uzun tutukluluk sorunu çözmek için Meclis tatile gitmeden Hükûmet hemen bir tasarı getirir, biz de destekleriz. Dolayısıyla, bu da sizin, hakikaten, millî iradeye, demokrasiye, insan haklarına ne kadar saygılı olduğunuzun güzel bir göstergesi olacaktır.

Evet, değerli arkadaşlar, şimdi gelelim görüşülmekte olan kanun tasarı üzerine görüşlerime. Öncelikle, kanunun 4 ve 5'inci maddesiyle ilgili ben görüşlerimi arz edeceğim. Dün, 5'inci maddeyle ilgili bazı tereddütler vardı. Özellikle, Türkiye'de bulunan yaklaşık 3 milyon civarında Azeri Caferi kesimin kendi imkânlarıyla yaptırdığı camilere ait işletmelerin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilip edilmeyeceği; daha doğrusu, kendi imkânlarıyla, kendi paralarıyla, devletten herhangi bir kuruş yardım almadan, aldıkları arsa üzerine yaptırıp ibadetlerini sürdüren bu kesimin mülkiyet hakkına tecavüz edilip edilmeyeceğiyle ilgili bir şüphe vardı. Bu konuda Sayın Bakanımızla görüştük, Sayın Faruk Çelik; yine, iktidar partisi, muhalefet partisindeki arkadaşlar katkı verdiler, o yanlış anlaşılma düzeltildi. Dolayısıyla, ben, huzurunuzda teşekkür ediyorum, bu düzenleme yapıldığı için, özellikle emeği geçen herkese.

Değerli arkadaşlar, bir başka konu: 4'üncü maddede "diyanet" kelimesinin tekeli sadece Diyanet İşleri Başkanlığına veriliyor. Burada başka bir sıkıntı çıkabilir. Şu anda, biliyorsunuz, Diyanet Sendikası var, Diyanet çalışanlarının kurduğu bir sendika var. Yarın, Diyanet İşleri Başkanlığı "Efendim, ben `Diyanet' isminin kullanılmasını istemiyorum." dediği zaman, bu bir sıkıntı yaratacak. Dolayısıyla, bu konuda, hiç olmazsa "Türkiye", "Türk", efendim "cumhuriyet" gibi kelimelerin kullanılması nasıl Bakanlar Kurulu'nun iznine tabii ise, buna dönük bir düzenleme yapılması daha makul olurdu; aksi takdirde, Diyanet İşleri Başkanlığı, işine geldiği zaman "Diyanet" kelimesini kullanan vakıf ve derneklere izin verecek, işine gelmediği zaman bu hakkı engelleyecektir. Onun için, buradan, bu uyarı görevimi yapmak istiyorum. Sayın Bakanım, bu konuda bir düzenleme yapılırsa daha uygun olur kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, yine, konu Diyanetken, biliyorsunuz, ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda da Diyanetin bütçesi görüşülürken gündeme getirdim. Bu sene yaklaşık 4,6 milyar TL bir bütçe ayrıldı Diyanet İşleri Başkanlığına. Fakat, bu bütçe, bütün kesimlerden, Türkiye'de yaşayan müslim, gayrimüslim; Müslümanların içinde, işte, Alevi, Caferi, Şafi kesimden alınan vergilerle Diyanete bu bütçe ayrılıyor ancak ne yazık ki Diyanet sadece tek bir mezhebe hizmet eder durumdadır. Bu vesileyle de yeniden Alevi açılımının kaldığı yerden başlayacağına ilişkin Hükûmetten gelen, kamuoyuna yapılan açıklamalar var. Umarım yeni bu açılımla birlikte bu haksızlıklarda giderilir. Diyanet İşleri Başkanlığının mutlaka revize edilmesi, bütün inanç gruplarının eşitçe temsil edilmesi ve kaynaklardan da herkesin nüfusu oranında -efendim- pay alması hem hakkaniyete hem hukuka hem İslam'a daha uygun olacaktır diye düşünüyorum.

Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)