Konu:3/7/2013 Tarihli 129'uncu Birleşimde Yapmış Olduğu Konuşmasındaki Bazı İfadelerine İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:130
Tarih:04/07/2013


3/7/2013 TARİHLİ 129'UNCU BİRLEŞİMDE YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMASINDAKİ BAZI İFADELERİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, ben burada konuşma yaparken, AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş bana dedi ki:  "Darbe çağrışımı yaptırıp, darbe yolunu göstermeye çalışan bir milletvekili." diye yorum yaptı burada.

Benim konuşmam şu arkadaşlar: Bakın, biz bu memlekette barış sağlamak zorundayız, bu memlekette huzur sağlamak zorundayız, bu memlekette kardeşlik duygularını güçlendirmemiz lazım. Bunu sağlayabilmemiz için de evvela iktidar partisine büyük bir sorumluluk düşüyor. Şimdi, iktidar partisi eğer hep kavgaya giderse, eğer tahrik ederse, bu olmaz.

Bakın, Tayyip Bey'in geçen grupta yaptığı konuşma şu: "Bugün CHP'nin başında, celladına yaranmak ve zencilikten beyaza geçmek için her çirkinliği meşru gören bir kişi var." diyor. Sayın Genel Başkanımıza diyor. "Bu Genel Başkan Cumhuriyet Halk Partisinde siyasetin de yüz karasıdır." diyor.

Bakın, bunu sizlere söylüyorum, eğer birisi sizin Genel Başkanınıza böyle bir laf söylese, bu lafın arkasında barış söylemi var mıdır?

Yine, Afrika'dan gelirken havaalanında verdiği bir beyanatı var, çok dikkatle dinledim.

BAŞKAN - Sayın Genç, darbelerle ilgili sözünüzü düzeltmek için geldiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, oraya geleceğim. Tamam, düzeltmek için. Diyorum ama, ben bunları? Yani, konuşmamda var. Yani onu düzeltmek için söylüyorum Sayın Başkan.

"Cumhuriyet Halk Partisi zihniyeti pisliktir." diyor.

Arkadaşlar, bir partinin zihniyeti, onun ilkeleri ve programıdır. Cumhuriyet Halk Partisinin ilkeleri laikliktir, cumhuriyettir. Yani, laiklik ve cumhuriyet pislik mi oluyor? Onun için diyoruz ki, arkadaşlar, bakın, biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, artık, gelişmiş, ilerlemiş, Avrupa seviyesine gelmiş bir devlet seviyesindeyiz demokrasimizle, insan haklarımızla, yönetimimizle. Onun için, bu seviyeye göre hareket edelim. Dolayısıyla, ortalığı kardeş kavgasına götürmeyelim.

Bugün Gezi olaylarında, eğer hakikaten Hükûmet orada, o gençlere karşı o sert müdahaleyi yapmasaydı? İşte, mesela, ben 2 tane genci gittim gördüm, 2'sinin de gözüne isabetli ateş etmişler, yüzünü parçalamışlar, iki gözü kör. 12 tane çocuk var böyle, 5 tane insanımız öldü, binlerce insanımız var. İktidar partisini ikaz etmek de bizim görevimiz. Diyoruz ki: "Bakın, bu memlekette sertlik yapmayalım. İnsanların birtakım karşı düşünceleri olabilir, bu karşı düşüncelerini anlayışla karşılayalım." İktidarın özelliği de bu; insanları kucaklayacak. İnsanlara karşı copla, biber gazıyla, tazyikli su ile su sıkmaya kalktığınız zaman, bu olmuyor.

Geçen gün Dikmen'deki 2 tane hanım -Angora'da oturuyorum- sabahleyin kapımı çaldı. "Efendim, polis geliyor, gece çocuklarımızı evden alıyor, döve döve götürüyor." diyor. Şimdi, bunlar acı olaylar, "Bunları önleyin." diyorum. Bizim istediğimiz, Türkiye'de barış olsun.

Bakın, arkadaşlar, darbenin en büyük zararı? Ben Danışma Meclisi üyeliğini yaptım, tamam, kabul ediyorum ama sonra istifa ettim. 1982 Anayasası'nı yaparken, orada gelen kanunlara müzakere eden? Açın bakın bakalım benim orada söylediğim sözlere. Şimdi, ben orada, 12 Eylül Anayasası'na da tek başıma ret verdim, çıktım. Orada 160 tane Danışma Meclisi üyesi vardı, yaptığım konuşmalardan dolayı yüzüne bakacağım kimse yoktu. Niye? Çünkü hep konuşmalarımda gerçekleri vurguluyordum, millet de "Acaba bu Kamer Genç'e askerler bir şey yapar mı?" diye bana kin ve nefret duyuyorlardı.

Öyle bir ilin milletvekiliyim ki ilimde çok büyük, zulümane olaylar uygulandı. Kardeşi kardeşin yanında ağaca bağlayarak yaktılar. Öyle bir durumdaydı ki, arkadaşlar, maalesef, o zaman işkence yapılıyordu, işkence yapan kişiye doktor işkence raporunu vermiyordu. Savcı, korkusundan o kişi hakkında soruşturma açmıyordu. Hâkim, korkusundan o işkence yapan kimseyi yargılamıyordu. İşte, askerî ihtilallerin en büyük ızdırabını çeken bir ilin milletvekiliyim. Onun için, benim bunu istemem söz konusu değildir. Askerî ihtilallere karşıyım ama sivillerin de akıllarını başına toplaması lazım, rejimi tıkanmaya götürmemesi lazım. Rejimi tıkanmaya götürdüğünüz zaman, rejim bir yerde patlar. Rejime garantiyi sağlayacak, dengeyi sağlayacak birtakım otomatik kanalları işlettirmeniz lazım. Benim demek istediğim budur. Dolayısıyla, bize "Efendim, bu, ihtilal çağrışımı yapan?" diyen arkadaşlar haksızlık yapıyorlar. Ama, bugün 12 Eylülden daha beter bir adalet sistemi var, yargı sistemi var, onu da herkesin bilmesi lazım.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)