Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:129
Tarih:03/07/2013


BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torbanın 5'inci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Şu anda camilerimiz yapılıyor. Cami ne anlama geliyor onu ifade etmek istiyorum: Birliğin, dirliğin, İslam'ın, imanın ve dinin sembol olarak güzelliklerinin ifadesidir. Müslüman'a huzur, inanmayana, kâfire bir zül meselesidir camiler. Ancak, burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Gerek dün gerekse bugün camilerimiz ebediyet arzusu içerisinde olan, Allah'ın rızasını kazanmayı dileyen, baki kalan bu kubbede hoş bir seda bırakmak isteyen, garip gurebanın, fakir fukaranın veya zengin olup da Allah rızası için infak imkânı bulabilenlerin yaptıkları eserlerdir. Gelin, bu kutsal mekânları amacına uygun bir şekilde hizmete devamlılığına fırsat verelim, onların yapanlarının da rızasının söz konusu olduğu hususunu göz ardı etmeyelim. Bundan kısa bir süre önce aynı mealde bir yasa teklifi geldi ama ne hikmetse AKP'li siyasi dostlarımız burada bu yasayı geri çektiler.

Değerli milletvekilleri, eğer yaptığınız iş camilerde bile Allah rızasını söz konusu etmez, siyasi hesap ve beklentilerin peşine düşerseniz, unutmayalım ki dünya fanidir, ahiret ebedî ve dünya hayatından da daha hayırlıdır. Öyleyse, öncelikle cami meselesini de hiç değilse bir siyasi istismara, camilerimizi de bu istismarın bir parçasına dönüştürmeye kimsenin hakkı olmadığını bilelim.

Şimdi, biz, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bütün devlet kurumları gibi "Sat, kurtul." mantığıyla her şeyi devredip "Devlet ticaret mi yapar?" mantığıyla hareket ederken Diyanet İşleri Başkanlığımızın toplumu din konusunda aydınlatma, insanları cehaletten kurtararak kardeşlik duygusunun güzelliklerine kavuşturma misyonu varken, bir de camilerin müştemilatlarıyla ilgili angaryayı onların başına yıkmanın ne anlamı var? Eğer bu gerçekten yararlı bir iş idiyse geçenki toplantıda Meclisin gündemine almaması için niye oy verdik veya geçen yanlış yaptıysak niye yanlış olduğunu kamudan gizledik?

Değerli milletvekilleri, bir yanlışı yaptığımızı idraklerinize arz etmek istiyorum: Vakıf vakfedenin iradesine, inancına ve vakıf senedine uygun olduğu zaman bir anlam ifade eder. Hiçbir güç ama hiçbir güç onu yapan ve vakfedenin iradesine kendi tasarruf hakkını bulamaz ama biz hangi hak ve salahiyetle böyle bir gasp söz konusu olduğunda yapabiliyor ve bunu da din adına, diyanet adına, hem de Diyanet İşleri Başkanlığı adına talepte bulunabiliyoruz?

Şu anda karşı karşıya kaldığımız manzarada camilerin müştemilatı, camileri muhannete muhtaç etmemek, devlete muhtaç etmemek, Diyanete muhtaç etmemek isteyen samimi insanların kurmuş olduğu mekânların ebediyete intikal noktasında devamlılığını sağlamak için böyle birtakım hayrî hizmetler oluyor. Ama biz hangi amaç, hangi gaye, hangi ideal uğruna gasbedersek edelim onlar üzerinde tasarruf hakkımız doğru değildir. Hele hele onların birikmiş mallarını gasbetmek, oradaki birikimi başka amaçlar uğruna harcamak bize hiç yakışmayan bir hadise olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımız bıraksın bu emanetleri ehline, kendisi toplumu din konusunda eğitmeyi ve onları aydınlatmayı sorumluluk alanına alsın. Bu manada başkalarına yetki devrinde bulunarak misyonunu icra eden hiçbir devlet adamı, hiçbir devlet kurumu yoktur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)