Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:103
Tarih:08/05/2012


SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, önünüze gelen kanun tasarısı konusunda 5 milletvekilinden oluşan alt komisyonda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görev almış bulunuyorum. Alt komisyonda hem Adalet ve Kalkınma Partisinden hem de Milliyetçi Hareket Partisinden gelen arkadaşlarımızla ciddi bir çalışma yaptık.

Kanun tasarısının tümüne ilişkin herhangi bir diyeceğimiz olmamakla beraber bazı kaygılarımızı alt komisyonda da dile getirdik, komisyonda da yapmış olduğumuz bu çalışmada bu kaygılarımızı dile getirdik.

Burada, bu kanun tasarısının üç ana amacı var, üç temel amacı var değerli arkadaşlarım. Bunlardan bir tanesi, bu kanun tasarısı yasalaştığı takdirde bunun temel amaçlarından bir tanesi siyasal katılımı sağlamaktır. Eğer kanun Meclisten geçtiğinde siyasal katılımın en üst düzeyde gerçekleşmesini sağlarsak bu konudaki asıl amaçlardan bir tanesine ulaşırız diye düşünüyoruz. Bunlardan bir diğeri ise, Türk Vatandaşlığı Kanunu'ndan kaynaklanan bazı sorunlar vardır, bu sorunları ortadan kaldırma amacını gütmekteyiz değerli arkadaşlarım. Bir diğer amacımız ise, yurt dışında bulunan vatandaşların ülkemizde yapılan seçimlerde oy kullanmalarının kolaylaştırılmasını sağlamaktır. Buradaki rakam 2,5-3 milyon olabilir. Burada yurt dışında bulunup ama daha önceden seçme hakkını kullanmayan vatandaşlarımızın bir anlamda siyasal katılım amacıyla mevcut Parlamento seçimlerine katılmalarını sağlamayı millî iradenin Parlamentoya yansımasının gerçekleştirilmesi açısından bir mihenk taşı olarak gördüğümüzü öncelikle ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Maddelerine ilişkin, biraz önce de ifade ettiğim gibi, tümüne ilişkin bazı kaygılarımız var. Bu kaygılarımızı alt komisyonda da dile getirdik, daha sonra komisyonda da bizim ve Milliyetçi Hareket Partisinden gelen arkadaşlarımızın da ortak olduğu bazı konulardaki çekincelerimiz var. Bu konuları da yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum.

Tasarının 5'inci maddesinde, değerli arkadaşlarım, şöyle bir hüküm var, bu 5'inci maddeyle getirilmek istenen düzenlemede "298 sayılı Kanun'un 94/a maddesinin birinci fıkrasında belirtilen değişikliğe ilişkin olarak yurt dışı seçmenlerinin oy kullanmasında sandık, gümrük kapılarında oy kullanma veya elektronik oyla oylama yöntemlerinin birlikte veya ayrı ayrı uygulanmasına, seçim türüne ve yabancı ülkenin durumuna göre Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir." ibaresi yer almaktadır. Biz buradaki ibarenin soyut bir durum olduğunu, hangi ülkede oy kullanma yönteminin uygulanacağına, hangi ülkede elektronik oylama yönteminin gündeme alınacağına ilişkin böyle sabit, ülkeleri ayıran bir yöntemin olmadığı kanısındayız. Bu nedenle buradaki getirilen düzenlemenin subjektif olduğunu, genel bir hüküm içerdiğini, o nedenle bu düzenlemenin daha ayrıntılı şekilde Komisyonda incelenmesi ve irdelenmesi gerektiğini ileriye sürmemize rağmen ne yazık ki bu itirazlarımız alt komisyonda yapmış olduğumuz çalışmalarda gündeme alınmamıştır. Bu konudaki çekincemizi, hangi ülkede oylamanın ne şekilde yapılacağı konusundaki kaygılarımızı burada öncelikle belirtmek istiyoruz.

Yine, tasarının değerli arkadaşlarım, 6'ncı maddesinde aynen şöyle bir hüküm var, 298 sayılı Kanun'un 94/c maddesini düzenleyen fıkrada "Ancak, yabancı ülkedeki seçmen sayısı gözetilerek oy kullanma süresi Dışişleri Bakanlığının da görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca kısaltılabilir." hükmü var. Bu fıkranın, oy kullanma hakkının kullanılması açısından bir oyun bile önemli ve kutsal olduğu ve asıl yasanın amacına bir aykırılık taşıdığı kanısındayız. Buradaki değerlendirmeyi de şöyle düşünmekteyiz: Burada, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak eğer o ülkede, o yabancı ülkede oy kullanacak olan seçmen sayısında bir azlık varsa, o seçmen sayısı -geleceği rakamlar- seçimi değiştirebilecek olan nitelikteki bir sayısal çoğunluğu ifade etmiyorsa, bu nedenle bir değişikliğin de gündeme gelebileceğini ileri sürmekteyiz. Bu da bize göre, yasanın amir hükmüne aykırıdır.

Neden aykırıdır değerli arkadaşlarım? O da şundan dolayı: Çünkü biz bir oyun bile, yurt dışında yaşayanların bir oyunun bile kutsal olduğuna inanan ve bu oyun da kullanılması gerektiğine inanan bir siyasal düşünceden geliyoruz. Madem yasayı yapmaktaki amacımız bu oyların kullanılmasıdır, bir tek oyu bile heba etmememiz gerçeğidir, bu gerçeğin varlığına rağmen yine de böyle bir ölçeği nazarıitibara almamızı doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Neden? Çünkü burada yürütme organı kapsamındaki Dışişleri Bakanlığının da görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulu herhangi bir ülkede oy sayımı bitmeden mevcut düzenlemeyi getirebilir ve oy sayımını kısaltabilir. Bunun da çok objektif olmadığı kanısındayız, idareye bir takdir yetkisinin verildiğini düşünüyoruz. Bu nedenle, bu hususu alt komisyonda ve üst komisyonlarda ileri sürmemize rağmen dikkate alınmamasını ve nazarıitibara alınmamasını paylaşmadığımızı burada ifade etmek istiyorum.

Yine aynı maddede "Yurt dışı ilçe seçim kurulu sandık kurulu bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri isimlerden oluşur." hükmü yer almaktadır değerli arkadaşlarım.

Bu fıkrada şöyle bir hüküm vardı... Bunu, hem alt komisyonda yapmış olduğumuz çalışmada hem de Anayasa Komisyonunda milletvekili arkadaşlarımız da dile getirdiler. Buradaki ısrarımız, gerekirse kamu görevlisi olan üyenin -1 tane kamu görevlisi üye var- sandık kurulundan çıkartılması ve 3 olan siyasi partilerin üye sayısının gerekirse 5 olarak değerlendirilmesinde bir yarar olduğunu görmekteyiz. Bu 5 olan milletvekili sayısının, en son seçimde en çok oyu alan beş siyasi partinin olması gerektiği kanısındayız. O da neden dolayı?

Buradaki sandık kurulundaki amaç, değerli arkadaşlarım, bir anlamda denetimi ve kontrolü sağlamaktır. Denetimi ve kontrolü eğer sağlıyorsanız, burada sandık kurulundaki kamu görevlisi olan üye sayısını bir kenara koyarak, gerekirse siyasi partilerin temsilcilerinin sandık kurullarında görev almasının hem bir objektif seçimin hem de genel seçimin en önemli kıstaslarından birisi olacağına inanıyoruz. Neden? Çünkü siyasi partiler en azından seçimin taraflarıdır, o nedenle, kamu görevlilerinin buradaki sayısını gerekirse azaltabiliriz, burada sandık görevlilerini siyasi partilerden alarak 3 olan sayıyı 5 olarak da çoğaltabiliriz. Önümüzdeki dakikalarda veya saatlerde yapacağımız görüşmelerde bunun yararlı olabileceğine inanıyoruz.

Bunun dışında da yurt içinde yapmış olduğumuz seçim kurullarında siyasi partilerin müşahit ve gözlemci olarak görevlendirme? İsimleri var biliyorsunuz. Müşahit görevlendirmesini de mutlaka yapabiliriz diye düşünüyoruz. Yani üyelerin dışında sandık kurullarında müşahitlerin de olabileceğine, burada gerekirse 5'inci maddeye veya 6'ncı maddeye bu konuda bir ek koyarak, sandık kurullarında, seçimle ilgili kurullarda müşahitlerin de bulunmasının bir zararı olmayacağına, aksine, seçim güvenliği açısından yarar sağlayacağına ve yasanın amacına ve ruhuna uygun bir düzenlemenin ön şartlarından bir tanesi olacağına inanmaktayız.

Yine, değerli arkadaşlarım, burada seçimlerle ilgili, oy kullanmayla ilgili bütün sonuçların ülkeye bildirilmesinde Dışişleri Bakanlığının bilişim ağından yararlanılmasıyla ilgili bir düzenleme var. Bu konuda da çekincelerimiz bulunmaktadır. Bu konunun da mutlaka düzenlenmesi gerektiğine inanmaktayız. Neden? Çünkü hatırlarsanız, mevcut seçim sistemimizde, seçimlere belli bir süre kala, hem Adalet Bakanlığı hem İçişleri Bakanlığı hem Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili bakanlıklar, seçimlerin genel ve objektif şekilde yürütülmesi için, hassas bir durumda oldukları için -ilgili bakanlıklar, seçimlere belli bir süre kala- istifa etmektedirler. Bundaki amaç nedir? İcrai bakanlıklar olarak en önemli mevkilerde bulunan bakanlıklardaki kişilerin tarafsız bakanlıklarla değiştirilmesi gerçeğidir. Bu nedenle, biz, bunun, yurt dışında yürütülecek olan bu seçim sistemiyle ilgili bilişim ağının mutlaka Yüksek Seçim Kurulunun kontrolünde olması gereken yani bir bağımsız kurulun kontrolünde olması gereken bir sistem tarafından yürütülmesi gerektiğine inanmaktayız. Neden? Çünkü Dışişleri Bakanlığı, ne derseniz deyin, hangi iktidar gelirse gelsin, yürütmenin gücünde olan, yürütmenin erkinde olan bir bakanlıktır. Yürütmenin emrinde olan bir bakanlığın objektif bir uygulama içerisinde olmasını beklemek de ancak iyi niyetlilik olur diye düşünüyoruz. O nedenle, biz, mevcut düzenlemenin mutlaka Yüksek Seçim Kurulu tarafından yürütülmesinde, Yüksek Seçim Kurulunun bilişim ağında gerekli teknik altyapının oluşturulmasının da seçim sistemi açısından ve mevcut kanunun ruhu açısından ve onun amaçladığı, kanun koyucunun amaçlamış olduğu asıl saik ve amaç açısından çok önemli olduğuna inandığımızı belirtmek istiyoruz. Bu nedenle, bu çok önemlidir. Bunu da yüce heyetinizin takdirlerine sunmak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Burada yine en önemli hususlardan bir tanesi tasarıyla getirilen 8'inci maddedeki değişikliktir. 8'inci maddedeki değişiklikle ilgili olarak, değerli arkadaşlarım, daha önceden Komisyonda bu şekilde kendimiz de belki bir sakınca olmaz diye düşündük ama ilerleyen dakikalarda ve saatlerde bu alt komisyona geldikten sonra 8'inci maddede bazı değişikliklerimiz var, endişelerimiz var. Bu konuda -Sayın Bakan da buradalar- kendisiyle de Komisyonda yaptığımız görüşmelerde Sayın Bakan da açık olarak ifade ettiler, 4 grup başkan vekilinin veya 3 grup başkan vekilinin anlaşamadığı 8'inci maddeyle ilgili "Eğer bir çekince varsa, gerekirse bunu çıkartabiliriz." dediler. Ahmet Bey de şimdi buradan onu ifade ediyor; herhâlde çıkartıyoruz. Ama ben yine de bu konudaki kaygımızın nedenini burada söylemek istiyorum. Bu konuda ortak konsensüs oluşacak herhâlde önümüzdeki dakikalarda.

Değerli arkadaşlarım, burada getirilen husus şuydu: Şimdi aldığım bilgiye sevindim. Eğer bunu geri çekersek bütün grupların ortak önerisiyle, yasanın amacına uygun olan ve yasadan getirmek istediğimiz, amaçladığımız bir hususta da bir kaygı duymadığımızı da ifade etmek isterim.

Mevcut yasada, dava süresiyle ilgili 180'inci maddede "Seçim suçlarından doğan kamu davası, seçimin bittiği tarihten itibaren iki yıl içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz." hükmü var. Biz alt komisyonda ve normal komisyon çalışmalarımızda buna ilişkin kaygılarımızı dile getiriyorken, Adalet Bakanlığından, yıllar itibarıyla seçim suçlarına ilişkin olarak, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri ile buna ilişkin kanuna muhalefetten dolayı açılan davalar ve sanık sayıları nelerdir diye resmî rakamlar istedik.

2006 yılında buna ilişkin açılan dava sayısı, değerli arkadaşlarım, 429, sanık sayısı toplam 1.515. Adalet Bakanlığından almış olduğumuz verileri, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün verilerini sizlerle paylaşıyorum. 2007 yılında 500 dava açılmış, 1.110 sanık var toplam. 2008 yılında 434 dava açılmış, 717 sanık var değerli arkadaşlarım. 2009 yılında 2.951 dava açılmış, toplam sanık sayısı 2.942. 2010 yılında 1.636 dava açılmış, toplam sanık sayısı 1.634.

UYAP üzerinden Komisyonda almış olduğumuz rakamlara göre ise 2011 yılında 1.253 açılan dava olduğu -tabii bu, benim almış olduğum gayriresmî- bunların içerisinde 1.204 takipsizlik kararı verildiği ama belli sayıda da derdest dosyanın olduğuna ilişkin Adalet Bakanlığı bize bilgi verdi. Adalet Bakanlığının vermiş olduğu bilgide, değerli arkadaşlarım, ne yazık ki 2011 yılına ilişkin istatistikler yoktur. Sayın Bakanla bunu paylaştık, kendi duyarlılığına da teşekkür ediyorum. O konuda Sayın Bakan da "Eğer bu konuda bir konsensüs oluşmazsa bunu çekeriz." dedi.

Buradaki ortak amacımız da şudur: Biraz önce de okuduğum gibi, buradaki süre, mevcut yasada, değerli arkadaşlarım, şöyle: "Seçim suçlarından doğan kamu davası seçimin bittiği tarihten itibaren iki yıl içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz." Burada da hukukun en genel ilkelerinden, en doğru ilkelerinden bir tanesi, eşitlik ilkesine açık bir aykırılık teşkil ettiğine ilişkin kaygımız vardı. O kaygımız da şuydu: Çünkü yarın bir gün, burada, cumhuriyet savcıları, yasal süre içerisinde, yani yasanın amir görmüş olduğu süre içerisinde dava açmış olabilirler. Dava açılmış olan şahıslara karşı da soruşturma aşaması, kovuşturma aşamasına geçmiş olabilir; dosyalar belki Yargıtay aşamasına intikal etmiş olsa bile, derdest olmuş olsa bile, hürriyeti bağlayıcı cezalarla karşılaşmış olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımız olabilir. O nedenle, burada vatandaşları şu şekilde cezalandırmanın doğru olmadığına inanıyorum: Bir taraftan kamu davası açılmış olanlarla ilgili olarak "E, ne yapalım sizin hakkınızda dava açıldı.", bir taraftan da kamu davası açılmayanlarla ilgili olarak da böyle bir kısmi af yolunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmaması gerektiği?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Bunların lehine de yapabiliriz, "Yapmayız." demedim.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Tabii, yani ama en azından bunu komple geri çektiğimiz zaman? Çünkü buradaki temel hedef, en önemli davalardan bir tanesi olan 12 Haziran 2011 tarihiyle ilgili suçlarla ilgilidir. Çünkü bundan önce yapılmış olan 12 Eylül 2010 tarihindeki halk oylaması, 2009 seçimleri ve hemen arkasından 2007 seçimleriyle ilgili olarak cumhuriyet savcılıklarının elinde herhangi bir şekilde bir derdest dosyanın olma ihtimali çok azdır. Buradaki düzenlemenin temel amacı, 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimlere ilişkin düzenlemedir. Cumhuriyet savcılıklarının elinde o tarihten bu tarafa doğru gelen ve devam etmekte olan soruşturmalar olabilir. Bu soruşturmaları etkileyebilecek olan bir yasal düzenlemeyi burada yaparsak, biraz önce de dediğimiz gibi, hukukun en genel kurallarından bir tanesi olan aynı suçu işleyen kişiler arasında eşitlik ilkesine aykırı bir davranışımız söz konusu olabilir ki bu da bir anlamda, dediğim gibi, kısmi aftır.

Bu düzenlemenin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, grupların, bütün grupların önerileriyle önümüzdeki saatlerde geri çekilmesiyle bu garabetin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz. Çünkü bu, biraz önce de ifade ettiğim gibi, 4+4+4'teki Kamu İhale Kanunu'nun dışına çıkartılan bu ilgili alımlara ilişkin, yaklaşık 15-20 milyar doları bulan alımlar nasıl ki 4+4'ün içerisinde ayrıca duruyordu, bunun da bu kanun tasarısı içerisinde aynı şekilde sırıttığını düşünüyorum ve buradan çıkartılması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda da inanıyorum ki önümüzdeki saatlerde ortak bir konsensüs oluşabilir.

Değerli arkadaşlarım, bunun dışında, Vatandaşlık Kanunu'yla ilgili olarak da Mavi Kart'la ilgili düzenlemeler var. Biliyorsunuz, bu tasarı ile Mavi Kart'la ilgili de bir düzenleme getirilmektedir. Mavi Kart, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28'inci maddesinde belirtilen alt soylarına verilen ve söz konusu maddede de belirtilen haklardan faydalanabileceğini gösteren resmî belgeyi ifade etmektedir. Bu durum yabancı ülkeler tarafından öğrenildiğinde, kendi ülkelerinde yaşayan soydaşlarımıza vatandaşlığı kaybettirme gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğimizi de buradan uyarmak isterim. Bu durum, muhatap ülkenin izleyeceği kendi ülke vatandaşlık iç mevzuatına göre bizim açımızdan bir olumsuzluk yaratabilir. En azından mütekabiliyet konusunda, karşılıklılık konusunda bizim açımızdan bir sorunla karşı karşıya kalabileceğimizi düşünüyorum. Vatandaşlarımızın bu konuda mağduriyetleri olabilir.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, bu konudaki çekincelerimizi kenara koyarak, kanunun Türk vatandaşlarının, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımızın genel seçimlerde, seçimlerde oy kullanması açısından bir anlamda millî iradeye yansımasıdır. Bunu, bir anlamda yasanın temel ruhunu doğru gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Meclisteki görüşmelerde önergelerle bu kaygılarımızın giderileceğine yürekten inanıyorum ve yasaya karşı diyeceklerim budur.

Bu vesileyle de sözlerimin sonunda, seçim bölgem Artvin'le ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Daha önce burada yapmış olduğumuz görüşmede? Artık, beni burada dinleyen arkadaşlarımız da bıktılar. Biliyorsunuz, Artvin'de -Artvin'in çatısında- Cerattepe diye bir maden işletmesi var. Burada bizi hemşehrilerimiz de Artvin'den dinliyorlar. Cerattepe'deki maden işletmesiyle ilgili olarak ihale süreci tamamlandı ve ihale sürecinin sonucunda bir firmaya ihale yapıldı. Bu ihalenin kimlere nasıl yapılacağına, hangi firmanın nasıl alacağına ilişkin ve bu ihalenin daha sonra noter tarafından tarafımca tespit edileceğine ilişkin uyarılarıma karşı, yazılı uyarılarıma karşı, Sayın Enerji Bakanı bana vermiş olduğu yazılı cevapta, haksız, bu uyarlarımın yersiz olduğunu ve ihalenin tarafsız ve objektif şekilde yapıldığını, benim adres verdiğim şirket tarafından alınmadığını yazılı şekilde bana söyledi. Ben de şimdi burada Meclis tutanaklarına bunları geçiriyorum. Önümüzdeki günlerde, bu ihalenin kimler tarafından alındığını, bu ihaleyi hangi firmanın aldığını hep beraber burada göreceğiz, ben de Sayın Bakana buradan sesleneceğim. Sayın Bakana -kendisi keşke burada olsaydı- şunu da ifade etmek isterdim: İhaleye aldığın firmanın uçaklarıyla gezene kadar, bundan sonra, ihalesini vermiş olduğun Artvinlilerin de kayığına bineceğini Sayın Bakana hatırlatmak isterim; Artvinlilerin kayığına nasıl binecek, Sayın Bakana buradan hatırlatmak isterim. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayrıntılarını söylemek istemiyorum, önümüzdeki günlerde bu ihalenin kokularının nasıl çıkacağını, bu ihalenin bir firmayı nasıl tarif ettiğini, bir firmaya paket olarak nasıl verildiğini Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleriyle hep beraber paylaşacağız ama bir kere daha burada ifade etmekten mutluluk duyuyorum: İhaleyi ne şekilde gerçekleştirirse gerçekleştirsin, hangi firma tarafından alınırsa alınsın -ki hangi firmanın aldığı da hiçbir şekilde bizi, Artvinlileri ilgilendirmemektedir. Ben, burada daha önce yapmış olduğu Meclis konuşmasında ihale şartnamesini yırtmıştım, büyük bir onur ve gururla bütün Artvinliler adına yırtmıştım- önümüzdeki günlerde de bu ihaleyi alan firmanın Artvin'de maden çıkarmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceğimizi, Artvin'e hiçbir şekilde el uzatmasına izin vermeyeceğimizi, bu maden çıkarılmasının Artvin'e yapılacak en büyük tecavüz olduğunu, Artvin'e yapılacak en büyük saldırı olduğunu bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Mustafa Kemal'in kürsüsünden ifade etmekten büyük onur ve mutluluk duyduğumu bir kere daha söylemek istiyorum.

Bu duygularla, sözlerimi fazla uzatmıyor, yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum; sağ olun, var olun diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bayraktutan.