Konu:Bdp Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane Ve Arkadaşları Tarafından Kadınların Ve Çocukların Cinsel Saldırılara Karşı Korunması Amacıyla 31/5/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunarak Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:124
Tarih:25/06/2013


BDP GRUBUNUN, KARS MİLLETVEKİLİ MÜLKİYE BİRTANE VE ARKADAŞLARI TARAFINDAN KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN CİNSEL SALDIRILARA KARŞI KORUNMASI AMACIYLA 31/5/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 25 HAZİRAN 2013 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNARAK GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi üzerine söz almış buluyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu Meclis çatısı altında bulunan tüm siyasi partilerin sağlık, eğitim, ulaşım, kalkınma, ekonomi gibi sayabileceğimiz birçok alanda farklı bakış açıları ve politikaları olabilir. Fakat konu aile ve aileyi koruma olunca, kadın ve kadını koruma olunca, çocuk ve çocuğu koruma olunca ne mutlu ki bu çatı altındaki tüm siyasi partilerimiz aynı hassasiyetle yaklaşmakta ve yeri geldiğinde olaya müdahil olmak için gayret sarf etmekte. Bu, hepimiz için çok büyük mutluluk verici bir hadise.

AK PARTİ iktidarlarından önce, bu ülkede toplumun temelini oluşturan anne ve aileyi temsil eden ekonomik, sosyal ve kültürel, eğitim gibi sayabileceğimiz birçok alanda çalışmalar bir bütünlük içinde yürütülmüyordu. Yaşanan bu aksaklıkların ve problemlerin sağlıklı bir şekilde çözülmesi için, AK PARTİ iktidarları döneminde biz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurduk. Bu da bizim aileye ne kadar önem verdiğimizin en önemli göstergesiydi. Aile Bakanlığımız, icracı bir bakanlık olarak kurulduktan sonra birçok alanda değişimi ve dönüşümü gerçekleştirerek geleceğe umutla bakmamıza vesile oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP'nin Meclis araştırması açılmasıyla ilgili önerisine istinaden, bir kez daha, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın şimdiye kadar cinsel istismar ve tecavüz konularıyla ilgili neler yaptığına bakmak isterim. Bakanlık olarak, biz 125 davaya müdahil olduk ve bu davaların 6'sında en üstten ceza verilmesini sağladık. Bununla birlikte, diğer devam eden tüm davaların da yakinen takipçisiyiz.

Biz, on yıllık AK PARTİ iktidarında çok önemli değişimleri ve dönüşümleri yaşadık ve milletimize yaşatmaya devam ediyoruz. Bunların en önemlisi sosyal devlet anlayışının oturtulmasıydı ve bunun en önemli göstergesi de bütçeden sosyal politikalara ayırdığımız bütçeydi. 2002 yılında bütçenin yüzde 44,8'ini biz faize ayırırken 2012 yılında bunun sadece yüzde 13'ü faize gidiyor, sosyal politikalara ise yüzde 30'unu ayırıyoruz. Sosyal politikalara ayrılan bu -bütçe yüzde 30- kadına, çocuğa gidiyor, engelliye ayırmış vaziyetteyiz. Bu sadece bütçeyle olacak bir şey değil ve bu sadece yasal düzenlemelerle de olacak iş değil.

Biz, hem ulusal hem de uluslararası alanda çok önemli değişiklikler yaptık. Uluslararası alanda Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ne imza attık ve buna taraf olduk. Çocuklarımızın korunması için, 1990 yılında Birleşmiş Milletler sözleşmesine yine taraf olduk ve Anayasa'nın 90'ıncı maddesini değiştirdik, uluslararası hukukun iç hukukun üzerinde olduğunu karara bağladık.

Şiddetin önlenmesi için de her türlü yasal düzenlemeyi yaptık. Şiddet deyince, şiddetin dili yok, dini yok, rengi yok, ırkı yok. Şiddet deyince hepimizin aklına fiziksel, psikolojik, ekonomik ve maalesef cinsel şiddet geliyor ve sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada şiddetin çok farklı kategorilerini maalesef görüyoruz.

Bu vesileyle, biz yapmış olduğumuz ulusal ve uluslararası sözleşmelerin de, yasal düzenlemelerin de bunların önüne geçmek için yeterli olmadığının farkına varıyoruz ve diyoruz ki biz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kurarak her türlü olayla ilgili olarak çalışmaları ve araştırmaları yapıyoruz.

2005 tarihinde kabul edilen 5395 sayılı Kanun ile korunmaya ihtiyacı olan çocukların haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasını hep beraber sağladık. 2011 yılında çok önemli bir yasal düzenlemeye imza attık; kadın ve aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair bir yasal düzenleme yaptık ve yine 2005 yılında kadın haklarına dair yapmış olduğumuz düzenlemelerle aile ve çocuklarımızı koruma altına aldık. Koruma altına aldığımız bu evlatlarımız, kadınlarımız bizim kendi canımız, ciğerimiz, yüreğimiz ve maalesef en korunaklı olan yerlerde bu mağduriyeti yaşıyorlar.

Değerli milletvekilleri, hepimizi derinden sarsan ve insanlık olarak bizleri yaralayan ve hiçbir zaman tekrarlanmamasını gönülden istediğimiz, Bingöl'de yaşanan E.A. vakası hepimizin derin üzüntüsüdür. O, bizim evladımız. Öncelikle bu olayda mağdur olan kızımız ve ailesini anlamak ve yaşadıkları travmayı başkalarının da yaşamaması için yüce Meclis olarak üzerimize düşen sorumlulukların bilinciyle çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, Bingöl'deki cinsel istismar iddiasıyla ilgili tutuksuz yargılanmanın kaldırılması talebinde bulunmuş ve bu davaya müdahil olmuştur. Şu anda, şüphelilerden 1'ine ceza mahkemesi tarafından tutuklama kararı verilmiştir; dosyadaki araştırmalar tamamlandığında diğer şüphelilerin de tutuklu yargılanması konusunda mahkeme yeniden inceleme yapacaktır.

Ayrıca, Bakanlığımız, hukuk müşavirlerini, çocuk psikiyatrisini, psikologları ve birlikte diğer uzmanları da göndererek çoğumuzu koruma altına almıştır. Kızımız ve ailesi devletin sıcak ve şefkatli yüzüyle buluşmuştur. Bakanlığımız ve bizler aileyle sürekli iletişim hâlindeyiz. Raporların tamamlanmasıyla birlikte bu davanın da sağlıklı sonuçlanacağını düşünüyorum çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, gereğini mutlaka yerine getirilecektir.

Bizler mağdurun, çocuğun, kadının, kim olursa olsun mazlumun yanındayız. Devlet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı üstüne düşen tüm vazifeleri yerine getirmektedir. Bu ülkede eğer bir ailede bir kadın mutsuzsa o toplum hastalık sinyalini vermiş demektir. Mutsuz annenin evladı da eşi de mutsuzdur. Devletçe, milletçe kadına söz hakkı vermek, onu korumak, kollamak ve beraber yol almak hepimizin en önemli görevidir.

Bugün, Bingöl'de bir üzücü olayı yaşayan kızımızın olayına nasıl müdahil oluyorsak aynı zamanda, geçmiş dönemde, hepinizin hatırlayacağı Diyarbakır'ın Lice ilçesinde evlatlarını korumak için canlı  bombanın üzerine atlayan Hatice annenin de, bindiği otobüse molotofkokteyli atılınca yanarak can veren Serap kızımızın da?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Ne alakası var? Ayıp ya!

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) -?Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki -hayvan otlatırken- 14 yaşındaki Ceylan'ımızın da, üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim göremeyen Leyla Şahin'in de, eşi tarafından katledilen Ayşe Paşalı'nın da biz hep yanında olduk ve bugün E.A.'nın yanında olduğumuz gibi, bütün mağdurların, mazlumların hep yanında olacağız. Yanında olmamız gereken kişilere, insanlara, kadınlara baktığımızda, Dolmabahçe'de yaşanan, kadınımızın çocuğuyla beraber maruz kaldığı şiddeti hepimizin görmesi ve onun da yanında olması gerekir. Mağdurun, mazlumun yanında olmak insanlık vazifesidir; bu hepimizin görevidir.

AK PARTİ Hükûmeti olarak her ne konuda olursa olsun, Türkiye'nin bir problemi varsa, dünyanın bir problemi varsa, biz kendimize bunu dert edindik. Suriye'de tecavüze maruz kalan kadınların -maalesef- sorunu bizim sorunumuz oldu. Londra'da G-8, G-20 zirvesi öncesi yaptığımız parlamenterler toplantısında, tecavüz suçunun savaş silahı olarak kullanılmaması için oraya, rapora ekleme yaptırdık. Maalesef, savaşlarda tecavüz, kadınlara karşı kullanılan en önemli suç aleti hâline getirilmiş vaziyette ve Türkiye, bu bağlamda, bu gibi olayların çok net üzerine gitmekte. Sadece, Türkiye olarak Suriye'yle değil, daha önce yaşanan, tüm dünyadaki mağdurların yanında olmaya devam edeceğiz. İnsanların tenleri, renkleri, dilleri ne kadar farklı olursa olsun, unutmayalım ki gözyaşları hep aynıdır. Gözyaşının dili yoktur, dini yoktur, rengi yoktur ve biz, gözyaşlarını ortak akıtıyoruz.

BDP'nin vermiş olduğu grup önerisine bu vesileyle katılamadığımızı belirtmek istiyorum çünkü bu konuda, icracı bakanlığımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, gerekli tedbirleri, gerekli müdahil olacak konuları çok net yerine getirmiş vaziyette.

Ben diyorum ki: Kadınlarımızın, çocuklarımızın ve mağdur olan bütün insanlarımızın hepimiz, hep birlikte yanında olmalıyız. Cinsel istismar bir insanlık suçudur, bunu da hep beraber şiddetle kınadığımızı bir kez daha ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)