Konu:ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN TASARISI (S. SAYISI: 473)
Yasama Yılı:3
Birleşim:123
Tarih:20/06/2013


ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN TASARISI (S. SAYISI: 473)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle kira sertifikalarıyla ilgili soruya cevap vereyim.

Biliyorsunuz, şu ana kadar yurt içinde 2, yurt dışında da 1 kira sertifikası ihracı Hazine Müsteşarlığımız tarafından yapıldı. Bunlar oldukça başarılı oldu, çok yüksek miktarda talep geldi ve bu yıl içinde de yılın ikinci yarısında tekrar bir ihraç için hazırlık var ama bunun yanında, piyasadan talep geldiği zaman, istek geldiği zaman da o gelecek talepler doğrultusunda da yeni ihraçlar her zaman için değerlendirilebilecek.

Bugün itibarıyla faizsiz finans sektörünün dünyada büyüklüğü 1 trilyon 300 milyar dolara ulaşmış durumda. Türkiye belki katılım bankacılığıyla bu sistem içerisinde yer almıştır ama kira sertifikası uygulamasında neredeyse on yıl gecikmeli bir başlangıcımız oldu. Belki geç başladık ama geçen sene, özellikle yurt dışına yapmış olduğumuz ihraç, yılın en iyi kira sertifikası ihracı ödülünü aldı, hem dizayn açısından hem ulaşabildiği müşteri kitlesi açısından hem de oluşan talep açısından.

Küresel piyasalarla ilgili gelişmelere gelince: Biliyorsunuz, aslında geçen ay, 22 Mayısta, Amerikan Merkez Bankası Başkanının yapmış olduğu bazı açıklamalarla beraber tüm gelişmekte olan ülkelerin piyasalarında hareketlilik başladı. Gerçi, bizim kendi içimizdeki bazı gelişmeler, kendi iç olaylarımız tam bu küresel hareketlilikle zaman olarak, takvim olarak neredeyse çakışmış oldu. Dolayısıyla, bizim piyasalardaki gelişmelerin bir kısmı yurt dışından, bir kısmı yurt içinden kaynaklandı. Fakat yurt dışındaki gelişmeler, içeriye fazla odaklandığımız için, belki biraz göz ardı edildi. Ancak, işte son birkaç gündür piyasalardaki gelişmelerin dışarıyla bağlantılı olduğu şimdi daha iyi anlaşılmakta.

Şu ana kadar baktığımızda, büyük ekonomi olan yani gelişmekte olan ülkeler içerisinde ekonomik büyüklüğe sahip olan Brezilya gibi, Rusya gibi, Hindistan gibi; biraz daha alt sıralara inecek olursak, Güney Afrika gibi, Meksika gibi pek çok gelişmekte olan ülkenin piyasasında çok ciddi hareketlilik var. Yani, 22 Mayıstan bugüne kadar bu devam ediyor. Dün akşam saatlerinde yine Amerikan Merkez Bankasından gelen ilave açıklamalar da bu hareketliliği dünya genelinde artırdı. Dolayısıyla, aslında piyasalardaki hareketlilik sadece Türkiye'ye özel değil, tüm gelişmekte olan ülkelere dair bir hareketlilik. Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri dolar karşısında değer kaybediyor; yine, gelişmekte olan ülkelerin borsa endekslerinde, hisse senedi fiyatlarında düşüş var; yine, gelişmekte olan ülkelerin faizlerinde artışlar var. Amerikan hazinesinin kendi borçlanma faizlerinde de artış var. Özellikle dün akşamki açıklamadan sonra, Amerika'nın on yıllık borçlanma faizlerinde, kendi borçlanma faizlerinde ciddi oranda yukarı doğru bir hareketlenme de olmuş durumda. Tabii, Amerika ne kadar da kriz yaşasa hâlâ dünyanın bir numaralı ekonomisi büyüklük açısından. O ekonomiyle ilgili alınacak kararlar, özellikle doların bir rezerv para oluşu ve doların dünya genelinde kullanılan bir para birimi oluşu, dolarla ilgili bir karar alındığında, Amerikan Merkez Bankası bir karar aldığında sadece o ülkeyi etkilemiyor, küresel etkileri kuşkusuz oluyor.

22 Mayıstan bu yanaki süreye baktığımızda, bahsetmiş olduğum ülkelerde hareketlilik çok yoğun ve sadece Brezilya'ya baktığımızda, son iki hafta içerisinde Brezilya Merkez Bankası 10 milyar doların üzerinde, rezervinden dolar satmak zorunda kaldı kendi kur piyasasını, döviz piyasasını biraz kontrol altına alabilmekle alakalı. Dolayısıyla, bu hareket beklenmeyen  bir hareket değildi. Bunu ben yaklaşık iki üç ay önce? Hatta epey basında da yazıldı, çizildi, o günkü kayıtlara da bakarsanız görürsünüz yani, bu Amerikan Merkez Bankasının, arkasından Avrupa Merkez Bankasının ve nihayetinde, belki hemen değil ama bir süre sonra da Japon Merkez Bankasının para politikalarında değişiklik olacağı, bu genişlemeci para politikalarını, önce genişleme hızını düşürecekleri, sonra durduracakları ve bir süre sonra da geri çekmeye başlayacakları bir sürpriz değil. Bunun sadece zamanlaması bilinmiyordu, zamanlamasının ne zaman olacağı hakkında kendilerinin de bir fikri yoktu. Buna dikkat edilmesi gerektiğini, bunun er ya da geç başlayacağını ve bu hareketlere herkesin hazır olması gerektiğini ben zaten zamanında, bundan iki üç ay önce söylemiştim, dile getirmiştim. Dolayısıyla, bu, er ya da geç olacak bir hareketti ama Türkiye ekonomisinin temellerine baktığımızda, gerçekten güçlü bir kamu maliye yapımız var. Öte yandan, bankacılık sistemimizin bilanço yapısı çok çok güçlü. Dolayısıyla, bir yandan piyasadaki otomatik dengeleyiciler, bir yandan da ilgili kuruluşlarımızın daha aktif bir şekilde alacağı tedbirlerle bu piyasa hareketleri de takip edilecektir, yönetilecektir.

Öte yandan, Türk Hava Yollarıyla ilgili soruya gelince, biliyorsunuz, Türk Hava Yolları yüzde 51'i halka açık, yüzde 49'u da hazineye ait bir şirkettir ve şu anda dünyada 99 ülkeye uçuş yapan bir hava yoludur. Bu açıdan da dünyada birinci sıradadır. Gerçekten de çok başarılı bir performans ortaya koymaktadır, hem hizmet kalitesi açısından hem de hızla genişleyen hizmet ağı ve hızla genişleyen transit yolcu açısından baktığımızda.

Ve yine, Türk Hava Yolları aynı zamanda özel hava yollarımızla da beraber gelişmektedir. Bugün özel hava yolları da artık Türkiye'de çok çok etkili olmaya başlamıştır, pazar payı hızlı yükselmiştir özel hava yollarının ve onların da uçak siparişlerine baktığınızda, network'üne baktığınızda gerçekten havacılık sektörümüz ekonomik büyümemize paralel bir şekilde çok güzel bir gelişme sergilemektedir.

Havacılık sektörü, sivil hava taşımacılığı, hele hele Türkiye gibi gelişen bir ülkede ekonominin tüm aktörlerini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, Türk Hava Yolları gibi bir şirketin, değil birkaç gün, birkaç saat dahi çalışmaması, uçuşların aksamasının ekonomimiz üzerinde ve diğer sektörler üzerinde çok ciddi olumsuz etkileri olur, bunun da farkında olmamız lazım, çok ciddi mağduriyetlere sebep olabilir. Dolayısıyla, bizim arzumuz, tabii ki, Türk Hava Yollarında yani grev gibi yanlış bir yöntem değil, yönetimle çalışanların bir şekilde konuşarak, uzlaşarak kendi aralarında bu meseleyi çözmeleridir. Yoksa biz Hükûmet olarak sadece Türk Hava Yollarının kendisi açısından değil tüm ekonomik yapımız ve ilgili tüm sektörler açısından grevi oldukça sakıncalı görmekteyiz. Her ne kadar genel anlamda grev yasal bir hak da olsa Türk Hava Yolları özelinde baktığımızda bunun uzlaşılarak, konuşularak çözülmesinde biz büyük fayda görüyoruz.

Esnafımızın borçlarını ödeyememesi durumunda ne yapılacağıyla alakalı, biliyorsunuz Halk Bankamızın, borçlarını ödemekte zorluk çeken esnaflarımızla ilgili zaten genel anlamda bir kolaylık göstermesi söz konusu. Herhangi bir kanuna gerek olmadan, herhangi bir düzenlemeye gerek olmadan, Yönetim Kurulu kararıyla, borcunu ödemekte zorluk çeken esnafımıza zaten münferiden kolaylıklar sağlanıyor. Aynı zamanda, Türkiye'nin herhangi bir yerinde sel gibi ya da kuraklık gibi farklı zorluklar, beklenmeyen şartlar oluştuğunda da biz bir yandan sosyal güvenlik primlerinin ödenmesinin ertelenmesi gibi, vergi borçlarının ödenmesinin ertelenmesi gibi yine münferiden bölge bazında uygulamaları yapıyoruz ama Türkiye geneline yaygın bir uygulama o konularda bugün için gündemimizde yok. Problem yaşayan bölgelere, şehirlere, ilçelere özel uygulamaları zaten fiilen yapmaktayız.

Perakende yasasıyla alakalı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın elinde bir hazırlık var. Bu hazırlık üzerinde gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra, rafine edildikten sonra -tabii, bu dönem artık Meclis kapanmak üzere, artık yavaş yavaş çalışma haftalarının sonuna doğru geliyoruz- bu dönem içerisinde her ne kadar zor görünse de bundan sonraki dönemde eğer takvim müsait olursa, gündem müsait olursa bu yasal düzenlemenin ele alınabileceğini düşünüyorum.

Yine Sayın Günal'ın sorusuna gelince? Bu, aslında daha önce Plan ve Bütçe Komisyonunda sorulmuştu, ben de cevabını vermiştim, Sayın Günal da Plan ve Bütçe Komisyonu üyemiz ama burada tekrar etmekte fayda var. "Faiz lobisi kimdir?" dendiğinde? Tabii, çok farklı çevrelerden, çok farklı sektörlerden, farklı kesimlerden olabilir ama nedir bunun özelliği? "Faizlerin yüksek olmasından, faizlerin yüksekliğinden istifade edenler" gibi bir tanım rahatlıkla yapabiliriz.

Teşekkür ediyorum.