Konu:Bdp Grubunun, Bdp Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken Tarafından Kolluk Kuvvetlerinin Toplumsal Olaylarda Ve Demokratik Gösterilerde Kullandığı Biber Gazlarının Araştırılması Amacıyla 31/8/2012 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 11 Haziran 2013 Salı Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Gö-rüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:118
Tarih:11/06/2013


BDP GRUBUNUN, BDP GRUP BAŞKAN VEKİLİ BİNGÖL MİLLETVEKİLİ İDRİS BALUKEN TARAFINDAN KOLLUK KUVVETLERİNİN TOPLUMSAL OLAYLARDA VE DEMOKRATİK GÖSTERİLERDE KULLANDIĞI BİBER GAZLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA 31/8/2012 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 11 HAZİRAN 2013 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖ-RÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi, 30 Mayıs Perşembe gününden beri çeşitli şekillerde polis şiddetine hepimiz şahitlik ediyoruz maalesef. Tarih, "Özgürlüğüme karışma; yediğime, içtiğime, giydiğime karışma; kaç çocuk doğuracağıma karar verme." diyen ve özgürlük ve demokrasi isyanı içerisinde olan insanların gazla, copla, plastik mermiyle polis saldırısına maruz kaldığı bir dönem yaşamaktadır maalesef ve bu süreçte hiç şüphesiz ki bu polis saldırısına yönelik olarak emri verenler de, her türlü hukuksuzluğa sebep olanlar da asla ve asla tarih tarafından unutulmayacaktır.

Değerli arkadaşlar, ben o günlerden bu yana meydanlardayım, sokaklardayım, gençlerimizin, kadınlarımızın, direniş gösteren arkadaşlarımızın yanındayım ve onlarla birlikte zaman geçirdikçe bir kez daha görüyorum, bir kez daha anlıyorum ki, aslında onlar sadece bizler için değil, sizler için de, sizlerin özgürlükleriniz için de mücadele ediyorlar. Ve biliyor musunuz, aslında sizler oraya polis şiddetini sokmadan önce o meydanlarda dostluk vardı, dayanışma vardı, mizah vardı. Birbirine yanlışlıkla çarpan insanlar "pardon" diyordu orada. Ama ne zaman ki siz oraya polis şiddetini soktunuz, ne zaman ki halkı halka kırdırmaya çalıştınız, işte o andan itibaren orada mücadele eden insanlar verdikleri mücadelenin ne kadar doğru, ne kadar haklı bir mücadele olduğuna bir kez daha karar verdiler. Bunu sizin sayenizde yaptılar, utanç verici bir tablo.

Değerli arkadaşlar, bakın, meydandaki arkadaşlar sizler tarafından, iktidar tarafından çeşitli sıfatlarla anılır oldu. Onlara çeşitli iftiralarda bulundunuz "çapulcu" dediniz, "ayyaş" dediniz, "marjinal" dediniz. Eğer öyleyse söylüyorum size buradan: Ben de çapulcuyum, ben de marjinalim değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hayırlı olsun!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hiç oturduğunuz yerden laf etmeyin, hiç oturduğunuz yerden laf etmeyin.

O arkadaşlar öylesine inanıyordu ki özgürlükleri için mücadeleye, vazgeçmediler. Arkadaşları yaralandı, kimi gözünü kaybetti. Bakın hastaneleri de gezdim. Orada bir sivile 30 santim mesafeden kafasına gaz kapsülü sıkan polise şahitlik ettim ben. Ve kafatası yarılmış olan, beyin kanaması geçiren birçok vatandaşımıza şahitlik ettim. Binlerce vatandaşımız yaralandı, 3 vatandaşımız da  yaşamını kaybetti. Değer miydi bunlara? Değer miydi bu yaptıklarınıza?

Bakın, bütün bunlara rağmen o arkadaşlar sokakları terk etmediler ve bir miting yapıldı. Bu miting de son derece kalabalık bir mitingdi. Ama siz şaşırıyorsunuz değil mi "O miting nasıl öyle kalabalık oldu?" diye. Çünkü siz ona alışkın değilsiniz. Sizler ancak taşıma insan toplulukları getirerek mitingleri kalabalık yapmayı biliyorsunuz. Ancak ve ancak belediye başkanlığı rozetini çıkartmayıp personelini zorla oraya getiren belediye başkanları tarafından mitinglerin kalabalık hâle getirilmesini biliyorsunuz; ancak ve ancak Şoförler Odasına talimat vererek, şoförlere bir ücret ödemeyi taahhüt ederek o şoförleri, taksi şoförlerini oraya getirerek miting alanlarını kalabalık yapmayı biliyorsunuz. Başka bir şeyi o yüzden sizin aklınız almıyor. "Nasıl oluyor da meydanlar o kadar doldu?" diyorsunuz. Oysaki faşizme karşı koyanların meydanları doldurmasının tek sebebi var değerli arkadaşlar: Yürekleridir o, yürekleri. Hiçbir güç, hiçbir para, hiçbir şey onları oraya getiremez; sadece ve sadece uğrunda mücadele ettikleri özgürlükler için orada onlar, demokrasi için orada onlar.

Bakın, şimdi size çok iyi bildiğiniz, gayet iyi bildiğiniz bir görüntüyü hatırlatacağım.

(Hatip üzerinde fotoğraflar bulunan kartonu kaldırarak gösterdi.)

Direnişçi olan ve tarihe direniş aşamasında bu fotoğraflarla geçmiş olan öncelikle 2 kadın arkadaşımızı paylaşmak istiyorum. Bunları görüyorsunuz değil mi? Her 2 kadın arkadaşımızın da ortak bir özelliği var; her ikisi de son derece savunmasız, son derece teslimiyetçi ve burada görüyorsunuz değil mi kolluk kuvvetinin ne yaptığını? Bu savunmasız arkadaşlara, savunmasız olduklarını bile bile, son derece yakın mesafeden, çok rahatlıkla nişan alabiliyor.

Gene şu gördüğünüz fotoğrafı ben çektim değerli arkadaşlar. Bu fotoğraf geçen hafta cumartesi gecesi Sakarya Caddesi'nde gözünü kaybetmiş olan bir arkadaşımıza ait. Zorla genç doktorlarla onu revire yetiştirmeye çalıştık. Gözünü kaybetmemesi için o doktorlar elinden geleni yaptı ama maalesef nafile.

Gene burada, İzmir'de bir kadın arkadaşımızın kolluk güçleri tarafından nasıl hırpalandığına şahitlik ediyorsunuz.

Ama bunlarla da bitmiyor işkenceler. Biraz daha örnek vereceğim size. Belki görmek istemeyeceksiniz, duymak istemeyeceksiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Şehit olan polisle de ilgili bir şeyler söyle.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Göstereceğim.

Bakın, şu görmüş olduğunuz kelepçeler var ya değerli arkadaşlar, bu kelepçeleri gözaltına aldığınız binlerce insanın koluna taktınız. Bu kelepçelerin özelliği şu: Elini kıpırdattığı takdirde kişi, bileklerini daha da sıkıyor ve kanamaya neden oluyor. Ben kanama geçiren birçok arkadaşa şahitlik ettim ve bir süre sonra ellerinde uyuşma meydana gelebiliyor bu kişilerin ve bu uyuşma kalıcı olabiliyor aynı zamanda. İşte, siz bunlarla o kişileri gözaltına götürdünüz. Bakın, arkadaşlarımız da karakolları gezdi. Haydar Akar, Özgür Özel, Veli Ağbaba onlar da benim gibi bu gözaltına alınan arkadaşlarla, diğer milletvekili arkadaşlarımız da her biri gözaltına alınan arkadaşlarımızla ilgilendi. Ve o aşamada neler gördük biliyor musunuz? Örneğin, kokoreç satan kişiyi de alıp gözaltına almışsınız. Örneğin, orada bayrak satan kişiyi de alıp gözaltına almışsınız. Yani önünüze geleni, "Bugüne kadar ben bir böceği bile incitmedim." diyen insanları gözaltına almışsınız. Annesiyle alışverişe çıkmış olan 14 yaşındaki kızı gözaltına almışsınız. 14-17 yaş grubunda olan insanlar o gece, o spor salonunda Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde ağladılar değerli arkadaşlar çünkü hayatlarında ilk kez böyle bir deneyim yaşıyorlardı ve bunun tek sorumlusu var, o da sizlersiniz.

Az önce 3 kişinin yaşamını kaybettiğinden bahsettim. Elbette bu 3 kişiyi de anmadan edemeyeceğim. Bir tanesi Abdullah Cömert, diğeri de Mehmet Ayvalıtaş. Her ikisi de gencecik çocuklardı ve tek yaptıkları şey aslında özgürlük ve demokrasi mücadelesi vermekti. Geleceğe umutla bakıyorlardı, umut doluydular ve özgürlük mücadelesi için direniş içerisindeyken yaşamlarını kaybettiler.

Bir başka isim ise Mustafa Sarı. Mustafa Sarı da bir polis memuruydu. O da yüksek makamlardan aldığı emir nedeniyle o gece çalışırken kaza geçirerek yaşamını kaybetti. Ben her 3 vatandaşımız için de başsağlığı diliyor, onların yakınlarına, tüm dostlarına, ailelerine sabır ve dayanma gücü diliyorum.

Şimdi, tabii, ölüm üzerine hukuksuzlukla sınır tanımayanlar çeşitli duygu sömürüleri yapıyorlar. O hukuksuzlukla ilgili sınır tanımayanlar öyle insanlar ki ailenin "Kazaydı." feryatlarına bile kulak asmıyorlar hatta zaten Sayın Başbakan da biliyorsunuz önce bunun kaza olmadığını beyan etmeye çalıştı ancak ailenin gerçekleri açıklaması sonrasında gerçekle yüzleşilmiş oldu.

Bir başka isim de arkadaşlar, Ethem kardeşimiz, Ethem Sarısülük. Ben gene kendisini hastanede ziyaret ettim ve kederli ailesiyle konuştum. Ethem'i de biliyorsunuz, o da gene beynine saplanan plastik mermi nedeniyle beyin ölümü gerçekleşmiş olan bir gencecik arkadaşımız. Ben, gene, ona ve ailesine de dayanma gücü diliyorum.

Bakın, elimizde Ethem'e ateş açan polis memurunun görüntüleri var. Bu videolar çok dolaştı İnternet'te, eminim sizler de gördünüz, sizler de izlediniz. Fakat, ben merak ediyorum: Acaba, bunun hesabını soracak olan İçişleri Bakanı var mı? Acaba, bunun hesabını soracak olan vali var mı? Acaba, bunun hesabını soracak olan Emniyet Müdürü var mı?

Bakın, görüntülere baktığınızda, çok enteresan, polislerin kasklarındaki sicil numaralarının kapatılmış olduğuna şahitlik ediyoruz. Acaba, ne gerekçeyle, ne gerekçeyle kapatılıyor? Acaba, sizler de, Hükûmetiniz de, bu şiddetin sorumluları olarak istifa etmeyi düşünüyor musunuz?

Bir de, tabii, şunu merak ediyorum: Polis, TOMA'ları insanların üzerine sürerken, acaba, nasıl bir ruh hâli içinde? Biber gazını insanların kafasına hedefleyerek atarken nasıl bir emir almış olabilir? Özgürlük ve toplumsal barış isteyenleri coplarken ne hissediyor?

İHSAN ŞENER (Ordu) - Barış nasıl isteniyor Allah aşkına?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bunları bilmek istiyorum değerli arkadaşlar. İşte, o nedenle, bu önergenin sizler tarafından kabul edilmesini umut ediyoruz hep birlikte.

Ve son söz olarak da diyorum ki, buradan bu ülkenin polislerine sesleniyorum öncelikle: Artık şiddete son verin. Halkınla seni karşı karşıya getirenin emir kulu olma. Vicdanına sor, aklınla cevap ver. Bu ülkenin gençlerine yapılan bu eziyetin parçası olmaktan vazgeç. Saygı duy sokaktakine, onlar hepimizin özgürlüğü için orada.

Son sözüm de Sayın Başbakana: Maalesef, Sayın Başbakanın eline artık kan bulaşmıştır. Sayın Başbakan, "Macbeth" gibi ellerini ne kadar yıkarsa yıkasın, artık o kan oradan çıkmayacaktır diyor? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Nazlıaka, lütfen?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hepinize?

BAŞKAN - Sayın Nazlıaka?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ?ve oradaki direnişçi genç arkadaşlarıma buradan selam gönderiyorum. Selam olsun tüm direnişçilere! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)