Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:116
Tarih:05/06/2013


YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - "Senin `Ayyaş' dediğin insanlar at sırtında, üzerine oturduğun cumhuriyeti kurdular. Sen ayık kafayla otuz saniye duramadın bir atın üzerinde!" diyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Kim dedi?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Sen ayran iç! Bizim liderlerimiz "yalan" sözcüğünü devlete sokmadılar. Özleri, sözleri doğruydu. Bir tek dediklerinin tersini yapmamış, bir tek gün sözlerinden dönmemişlerdi. 

"Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir." sözünü sen söylemiş olsaydın, var ya, zikzak, strateji ortağı, danışma, beyzbol sopası derken bakmışsın ordu Polatlı'dan geri dönmüş! Söyledikleri her söz tarih kitaplarına geçti ayyaşların, birçok ülkenin duvarlarına yazdılar vecizelerini. Çinli çocuklar hâlâ onların sözlerini ders kitaplarında okur. Sen ayran iç, ayranla bu kadar söylenir!

Müslümanlar son asırlardaki tek şanlı zaferini kıyak kafayla kazandılar, her biri kurşun altında. Kantin subayı değildi ayyaşlar, oğulları askerden tüymedi, yaşamlarında kin yoktu ne nefret ne intikam. Onun için Çanakkale'de savaştıkları Anzak askerlerinin ailelerine "Müsterih olun, onlar artık bizim çocuklarımız." demişti. Avustralya'da o sözleri anıtlarına yazdılar. Kendi şehit çocuklarına saygın yok, dedin zaten "kelle" diye.

Bu topraklarda yaşayanlardan tek millet yarattılar onlar kıyak kafalarıyla. Türk'ten, Kürt'ten, Laz'dan, Tatar'dan, Abaza'dan, Boşnak'tan, Çeçen'den, Çerkez'den, Süryani'den, Zaza'dan tek millet yarattılar değerli arkadaşlarım.

Sözlerimin başında, Değerli Başkanım, bunları sizlerle paylaşmak istedim. Biraz önce Rize'den almış olduğum bir telefonu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Rize'de şu anda çok tehlikeli bir girişim var; iki ayrı grup Rize'nin meydanında? Sayın Bakanlar buradaysa, lütfen, buna müdahale etsinler. Biraz önce emniyet müdürüne ulaşmaya çalıştım, çok yoğun olduğu için telefona bakmadı. Lütfen, burada yetkili olan bakanlar varsa? Sayın Bakan, lütfen Rize'ye müdahale edin, telefon açın, çok üzücü sonuçlar olabilir almış olduğum bilgiye göre, çok vahim bir nokta var.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimin başında, demin bir Esad muhabbetine girdiniz, sizinle bununla ilgili bir şey paylaşmak istiyorum. Bakın, Sayın Başbakan, 28/05/2013 tarihli grup toplantısında aynen şu konuşmayı  yaptı -sizlerle paylaşıyorum- diyor ki: "Şu anda Suriye'nin başında olan diktatör Beşar Esad ne yazık ki babasının rekorunu, babasının ulaştığı noktayı aşmak için `Onu nitekim aşar mı?' diye sorulurken aştı ve babası Hama'da, Humus'ta 30 bin insanı öldürdü. Bu ise şu anda 90 bini aştı." diyor Sayın Başbakan.

Değerli arkadaşlarım, İnternet'e girdim, babası Hafız Esad'ın hangi tarihte öldüğünü merak ettim. Hafız Esad, 10 Haziran 2000 tarihinde vefat etmiş. Demek ki o ailece yapılan tatil görüntülerinin olduğu tarihte Hafız Esad yani Beşar Esad'ın babası katilmiş. Bir katilin oğluyla baş başa tatil yapmışsınız, önce onu ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bunun arkasından da bir şey daha paylaşacağım. Bu olaylar neden oluyor? Bu olayların temeli nedir, onu paylaşmak istiyorum. Bakın, geçen gün, burada, Meclis konuşmamda da sizlerle paylaştım. İstanbul İl Başkanınız? İstanbul İl Başkanınızın bütün açıklığıyla ortaya koyduğu bir Türkiye gerçeği var. İstanbul İl Başkanı Sayın Aziz Babuşçu anlatıyor, aynen şöyle diyor: "On yıllık iktidar dönemimizde şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar gelecek on yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü, bu geçtiğimiz on yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama, özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de, diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir." Değerli arkadaşlarım "İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak. Dolayısıyla o paydaşlar bizimle beraber olmayacaklar. Dün bizimle beraber şu veya bu şekilde yürüyenler, yarın bizim karşımızda olan güçlerle bu sefer paydaş olacaklar. Çünkü, inşa edilecek Türkiye ve ihya edilecek gelecek onların kabullenebileceği bir gelecek ve bir dönem olmayacaktır. Onun için, önümüzdeki dönemde işimiz çok zor." diye söylüyor. Bunu kim diyor? İstanbul İl Başkanı.

Değerli arkadaşlarım, bakın, olayların ne boyutta olduğunu anlayabilmeniz için olayların yakınında olmanız lazım, olayları görmeniz lazım. Sayın Başbakan ve temsilcileriniz, sözcüleriniz, olayları Cumhuriyet Halk Partisinin organize ettiğine ilişkin söylemlerde bulunuyorlar. Gidin, sokakta o eylemleri görün. Daha önce hiçbir şekilde bir araya gelmeyenler? Sayın Millî Eğitim Bakanı da bunu geçen gün basına söyledi. O olayları kimlerin çıkarttığını, nasıl bir tabloyla Türkiye'nin karşı karşıya olduğunun fotoğrafını görmenizi istiyorum değerli arkadaşlarım.

Bakın, özellikle Ankara'daki olaylardan sonra, oradaki? Bakın, bu nedir? Bu bir yerde bir patlama noktasıdır değerli arkadaşlarım, demin milletvekili arkadaşlarım da söylediler burada. Sayın Başbakan? Gelinen noktada, bu ikinci on yıla ilişkin yeni bir inşa düzeni yaratmanın ön koşullarından bir tanesi eğer özel yaşama müdahaleyse, yeni bir yaşam tarzı dizayn ediliyorsa kitleler bağımsızlık ve özgürlük iddiasıyla sokağa çıkarlar ve demokratik gösterilerini yaparlar değerli arkadaşlarım. Bunlardan hiç kimse rahatsız olmayacak. Kırmamak, dökmemek koşuluyla, kamu malına zarar vermemek koşuluyla her türlü gösteriyi yapabilirler. Bu konudan hiç kimse rahatsız olmayacak. Ama, gelinen noktada, şu fotoğraflara bakın değerli arkadaşlarım, şu fotoğraflara bakın. Bunlar ellerimize ulaştı. Bu şekilde bir polis şiddetinin olmuş olduğu bir Türkiye'de hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Koskocaman bir polis teşkilatını lekelemek istemem; bunun münferit olduğuna, bu olayların münferit olduğuna inanmak isterim.

Bakın, daha dün, değerli arkadaşlarım, 22 yaşında bir çocuk? Empati yapın. Her akşam, ailenizde çocuklarınızla beraber masaya oturuyorsunuz. O ailenin yerine kendinizi koyun. Bu akşam, yarın sabah da o masada bir tane tabak eksik. O ailenin yerine kendinizi koyun. O babaya, o anneye biz ne anlatacağız değerli arkadaşlar, ne söyleyeceğiz? Biz neler söyleyeceğiz, onu söylüyorum, bakın. 3 canımızı kaybettik. Diğerleri geri gelir, yaralanır gelir, şunlar iyileşir filan, zararlar gelebilir ama 3 cana ne söyleyeceğiz değerli arkadaşlarım? Türkiye'nin tablosu bu kadar vahim, bu kadar kötü bir tablodur.

O nedenle, biz, bu sürecin içerisindeki gidişatı hiç olumlu görmüyoruz. Hükûmetin bu sürece dâhil olmasını istiyoruz. Başbakanın özellikle gerginlik yaratan söylemlerden ısrarla vazgeçmesini istiyoruz değerli arkadaşlarım. Çünkü, bu şekilde ateşin üzerine benzinle gitmenin hiçbir şekilde kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyoruz.

Bu konuda bir şey daha söylemek istiyorum: Bu konuda medya da sınıfta kalmıştır, özgür basının dışındaki yandaş medya da sınıfta kalmıştır. Bu süreç içerisinde, bir kadın? Onu paylaşmak istiyorum. Bu ülkede özgürlük ve demokrasi mücadelesinin en önünde kadınlar yürümüştür. İkisinin de soy ismi Altaylı; biri Fatih Altaylı, biri Birsen Altaylı. Hangisinin daha cesur olduğunu, hangisinin daha özgürlük ve demokrasiden yana olduğunu bütün Türkiye gördü. Birsen Altaylı'nın önünde saygıyla eğiliyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) 

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Bravo!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Tablo, bu kadar vahim bir tablodur.

Bu arada bir şey daha paylaşmak istiyorum, yandaş basın açısından bir şey daha paylaşmak istiyorum: Özellikle Habertürk, NTV ve CNN Türk televizyonu programlarında değerli arkadaşlarım, penguen programları yayınlıyorlar, yemek programları yayınlıyorlar. Özellikle Habertürk'e ve NTV'ye, CNN Türk'e sesleniyorum: Bundan sonra eğer yemek programı yayınlayacaksanız önümüzdeki günlerde bana göre "imam bayıldı" tarifi yapsınlar. İmam nasıl bayılmış, onun tarifini yapsınlar değerli arkadaşlarım. Onu sizlerle paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bunun haricinde, bakın, bir şey daha paylaşmak istiyorum. Bakın, değerli arkadaşlarım, bize söylemiştiniz ki? Hep bu kürsülere çıkıyordunuz, diyordunuz ki: "Siz Hakkâri'ye gidemiyorsunuz!" Öyle mi?

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Ulusal TV ne söyledi? Açık mikrofonu anlat sen!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Öyle demiyor muydunuz? Değerli arkadaşlarım, Hakkâri'ye gitmeye gerek yok, bin kilometreye. Bakın, şimdi sizi kapıda bekliyorum, beraber Kızılay'a gidelim. 5 tanesi benim yanıma gelsin, yürüyerek Kızılay'a gidelim, yürüyerek Kızılay'a gidelim; niye gidemiyoruz değerli arkadaşlarım? Böyle bir Türkiye tablosunu ben mi yarattım? (CHP sıralarından alkışlar)

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - "Ölümler gelsin." dedi spiker değil mi? Onu söylesene!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Şimdi, başka bir şey daha söyleyeceğim. Diyorsunuz ki: "Mustafa Kemal Atatürk üzerinden herhangi bir şekilde istismar yapmayın." Doğrudur, katılıyorum ama bir şey daha söylemek istiyorum. Hem Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşuyorum hem de kendi partim adına, niye bizim gençlik kollarımızdan herhangi birisi çıkıp da "Anıtkabir'i yıkalım." demiyor değerli arkadaşlarım? Niye bizim gençlik kollarımızdan bir tanesi çıkıp da demiyor?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - İstifa ettirdik ya!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Niye demiyor? Bizimkiler niye demiyor da hep sizinkiler söylüyorlar?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - İstifa ettirdik, daha ne istiyorsun?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Niye demiyorlar? Hep niye sizinkiler söylüyorlar değerli arkadaşlarım?

Sorunun, tablonun ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bakın, Sayın Başbakanın bir söylemi var, diyor ki: "Değerlerine saygı isteyen bir anne ve baba kızının birinin kucağında oturmasını ister mi?" Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlar? Değeri meğeri olur mu öyle bir olayın?

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) - Nesi var onun?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Değerlerine saygılı olan bir ülke de Başbakanın Amerikan'ın kucağında oturmasını istemez değerli arkadaşlarım. Böyle bir şey olabilir mi? (CHP sıralarından alkışlar)

FATİH ŞAHİN (Ankara) - Yuh be! Yuh!

İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale) - Ayıp, ayıp!

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Ayıp, ayıp!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bakın, hakaret filan etmiyorum, bir tabloyu ortaya koymaya çalışıyorum. Gidişat, tablo vahim bir tablodur. Sokağı iyi okumanız gerekiyor. Sokaktaki tablonun ne olduğunu iyi okumanız gerekiyor. Bu, bir siyasi partinin ötesinde, ideolojinin ötesinde, bir özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Bu mücadeleyi iyi okumanız gerekiyor. Tabloyu iyi görmezseniz yarın geç kalabilirsiniz. Bakın, bunu açıkça söylüyorum. Tablo, gerçekten, hepimiz açısından vahimdir; sadece sizin açınızdan değil, demokrasimiz açısından vahimdir. O nedenle önümüzdeki günlerde çok dikkatli olun. Hükûmet de dikkatli olmak zorundadır, bu tabloyu iyi okumalıdır, Başbakan da iyi okumalıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Daha önce dinledik bunları.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Sözlerimi bitirirken diyorum ki asla şunu unutmayın: Bu topraklarda Atatürk ölmez, Mustafa Kemal yenilmez değerli arkadaşlarım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)